Kar Kaybı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4521 E. 2021/7202 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ürün alım taahhütnamesi↗ tbk 179/2↗ tcmb efektif satış kuru↗ alım taahhüdü↗ ihtirazi kayıt↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ fesih↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ temerrüt faizi↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, uyuşmazlığın 24.04.2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde, sözleşmenin süresinin istasyonun fiilen satışa başlamasından itibaren 5 yıl olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 15. maddesinde ise sözleşmenin feshinin sonuçlarının düzenlendiği, buna göre kâr kaybının sözleşmenin fesih edilmesi halinde talep edileceği hususunun açıkça belirtildiği, dava tarihi itibari ile sözleşmenin süresinin henüz dolmadığı ve fesih edilmediği, tarafların bu yönde de bir iddiasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 24.04.2014 tarihli olduğu, ancak ilk faturanın 28.05.2014 tarihli olduğu, dava konusu sözleşmenin ilk alımdan itibaren 5 yıl süreli olarak imzalandığı, bu tarihten dava tarihine kadar üç dönem geçtiği, ilk dönem için davacının ihtirazi kayıt koymadan davalıya ifada bulunmaya devam ettiği, davanın ise üçüncü dönem sona ermeden açıldığı, bu nedenle davacıya yalnızca ikinci döneme ilişkin kâr mahrumiyetinin hesaplanarak verilmesi gerekeceği, buna göre, taahhüt edilen yıllık 1.044 kg ile alınan toplam 117.637 kg arasındaki farkın 926.363 kg olduğu, bu farkın 20 USD ile çarpımı sonucunda 18.527,26 USD cezai şart alacağının hesaplandığı, ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000 USD alacağa hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine ek olarak akdedilen ürün alım taahhütnamesinin g bendinde, davacının eksik alıma dayalı cezai şart alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlenmiştir. Bu durumda TBK'nın 179/2 maddesine göre, bu cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi kayda gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının ilk akaryakıtı alım tarihi olarak kabul edilen 28.05.2014 tarihinden, dava tarihine kadar tamamlanmış birer yıllık süreler göz önünde bulundurularak hesaplanacak cezai şart alacağına hükmedilmesi gerekmekteyken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3482 E. 2023/2662 K.
Ortak:ürün alım taahhütnamesi · alım taahhüdü · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 24.04.2014 tarihli olduğu, ancak ilk faturanın 28.05.2014 tarihli olduğu, dava konusu sözleşmenin ilk alımdan itibaren 5 yıl süreli olarak imzalandığı, bu tarihten dava tarihine kadar üç dönem geçtiği, ilk dönem için davacının «ihtirazi kayıt» koymadan davalıya ifada bulunmaya devam ettiği, davanın ise üçüncü dönem sona ermeden açıldığı, bu nedenle davacıya yalnızca ikinci döneme ilişkin kâr «mahrumiyetinin» hesaplanarak verilmesi gerekeceği, buna göre, «taahhüt» edilen yıllık 1.044 kg ile alınan toplam 117.637 kg arasındaki farkın 926.363 kg olduğu, bu farkın 20 USD ile çarpımı sonucunda 18.527,26 USD «cezai şart» alacağının hesaplandığı, ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000 USD alacağa hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte, tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen «bayilik sözleşmesine» ek olarak akdedilen «ürün alım taahhütnamesinin» g bendinde, davacının eksik alıma dayalı «cezai şart» alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlenmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, uyuşmazlığın 24.04.2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan kâr «mahrumiyeti» alacağına ilişkin olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde, sözleşmenin süresinin istasyonun fiilen satışa başlamasından itibaren 5 yıl olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 15. maddesinde ise «sözleşmenin feshinin» sonuçlarının düzenlendiği, buna göre kâr «kaybının» sözleşmenin «fesih» edilmesi halinde talep edileceği hususunun açıkça belirtildiği, dava tarihi itibari ile sözleşmenin süresinin henüz dolmadığı ve fesih edilmediği, tarafların bu yö …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı bayii arasında 24.04.2014 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşmeye ek olarak düzenlenen «ürün alım taahhütnamesi» ile anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere davalı bayinin 4.176 ton otogaz almayı, eksik kalan miktar için ton başına 20,00 USD tutarında kâr «mahrumiyeti» ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının toplam 728 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 3.448 ton ürün için 68.955,00 USD kâr «kaybının» doğduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının, «temerrüt» tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2018/1516 E. ve 2020/95 K. sayılı kararıyla; alınan bilirkişi raporu sonucunda, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 24.04.2014 tarihli olduğu, ancak ilk faturanın 28.05.2014 tarihli olduğu, dava konusu sözleşmenin ilk alımdan itibaren 5 yıl süreli olarak imzalandığı, bu tarihten dava tarihine kadar üç dönem geçtiği, ilk dönem için davacının «ihtirazi kayıt» koymadan davalıya ifada bulunmaya devam ettiği, davanın ise üçüncü dönem sona ermeden açıldığı, bu nedenle davacıya yalnızca ikinci döneme ilişkin kâr «mahrumiyetinin» hesaplanarak verilmesi gerekeceği, buna göre, «taahhüt» edilen yıllık 1.044 kg ile alınan toplam 117.637 kg arasındaki farkın 926.363 kg olduğu, bu farkın 20,00 USD ile çarpımı sonucunda 18.527,26 USD «cezai şart» alacağının hesaplandığı, ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000,00 USD alacağa hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak «temerrüt faizi» ile birlikte davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… li, 2020/4521 E. ve 2021/7202 K. sayılı kararıyla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazları ise taraflar arasında akdedilen «bayilik sözleşmesine» ek olarak akdedilen «ürün alım taahhütnamesinin» (g) bendinde, davacının eksik alıma dayalı «cezai şart» alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre bu cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi «kayda» gerek bulunmadığı, davalının ilk akaryakıtı alım tarihi olarak kabul edilen 28.05.2014 tarihinden dava tarihine kadar tamamlanmış birer yıllık süreler göz önünde b …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · ceza koşulu · kar mahrumiyeti · emredici hüküm · muacceliyet · istinaf incelemesi · kazanılmış hak · ihtar
Benzer bu kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında işaret edildiği gibi taraflara arasında devam eden bayilik ilişkisi içinde yıllık «asgari alım taahhütlerinin» bayi tarafından yerine getirilmemesine rağmen, bayilik veren herhangi bir çekince koymadan ticari ilişkiye devam etmişse, yani «ceza koşulu» alacağını saklı tutmadan yeni dönemde ifaya devam etmişse, artık önceki döneme ilişkin ceza koşulunu isteyemeyeceği, tarafların bunun aksini kararlaştırmalarına engel «emredici» bir düzenleme olmadığı, sözleşmede birinci ve ikinci bir yılık dönemin tamamlanmış olduğundan, bu dönem için davacının ceza koşulu alacağının bulunduğu, üçüncü bir yıllık dönem için davacının «cezai şart» alacağının henüz doğmadığı, buna göre davacının ilk bir yıllık dönem için 8.677,70 USD, ikinci bir yıllık dönem için 18.527,26 USD olmak üzere, toplam 27.204,96 US …
… ; Dairemizin 21.09.2021 tarihli, 2020/3229 E. ve 2021/5630 K. sayılı ve ilamında ifaya başlanmadan bir çekince ileri sürüldüğü belirlenmediğinden eksik alıma dayalı «cezai şart» talep edilemeyeceğine işaret ediliğini, sözleşme kapsamındaki birinci ve ikinci dönemin tamamlanmadığını, bu dönemlere ilişkin hesabın hatalı olduğunu, dava tarihinde çekince konulmuş bir «kar mahrumiyeti» «ihtarı» olmadığından «muaccel» olmuş bir alacağı da bulunmadığını, davanın reddi kararının doğru olduğundan kararın bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4521 E. , 2021/7202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.04.2018 tarih ve 2016/1251 E- 2018/405 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.02.2020 tarih ve 2018/1516 E- 2020/95 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ve davalının arasında 24.04.2014 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinin ve ürün alım taahhüdünün imzalandığını, buna göre davalının anlaşmanın yürürlüğü süresince 4.176 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20 USD tutarında kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak 728 ton ürün alımında bulunduğunu, eksik alınan 3.448 ton ürün için 68.955 USD kâr kaybı borcunun doğduğunu iddia ederek, kâr mahrumiyeti alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 1.000 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin bir delilin bulunmadığını, kâr mahrumiyetinin yıllık alım miktarlarındaki farka göre hesaplanmasının gerektiğini, davacının davalıya ihtar ve bildirimde bulunmadan mal tedarikine devam ettiğini, bu nedenle kâr mahrumiyetinin istenemeyeceğini, sözleşmenin sona ermemiş olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, uyuşmazlığın 24.04.2014 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde, sözleşmenin süresinin istasyonun fiilen satışa başlamasından itibaren 5 yıl olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 15. maddesinde ise sözleşmenin feshinin sonuçlarının düzenlendiği, buna göre kâr kaybının sözleşmenin fesih edilmesi halinde talep edileceği hususunun açıkça belirtildiği, dava tarihi itibari ile sözleşmenin süresinin henüz dolmadığı ve fesih edilmediği, tarafların bu yönde de bir iddiasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 24.04.2014 tarihli olduğu, ancak ilk faturanın 28.05.2014 tarihli olduğu, dava konusu sözleşmenin ilk alımdan itibaren 5 yıl süreli olarak imzalandığı, bu tarihten dava tarihine kadar üç dönem geçtiği, ilk dönem için davacının ihtirazi kayıt koymadan davalıya ifada bulunmaya devam ettiği, davanın ise üçüncü dönem sona ermeden açıldığı, bu nedenle davacıya yalnızca ikinci döneme ilişkin kâr mahrumiyetinin hesaplanarak verilmesi gerekeceği, buna göre, taahhüt edilen yıllık 1.044 kg ile alınan toplam 117.637 kg arasındaki farkın 926.363 kg olduğu, bu farkın 20 USD ile çarpımı sonucunda 18.527,26 USD cezai şart alacağının hesaplandığı, ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000 USD alacağa hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine ek olarak akdedilen ürün alım taahhütnamesinin g bendinde, davacının eksik alıma dayalı cezai şart alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlenmiştir. Bu durumda TBK'nın 179/2 maddesine göre, bu cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi kayda gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının ilk akaryakıtı alım tarihi olarak kabul edilen 28.05.2014 tarihinden, dava tarihine kadar tamamlanmış birer yıllık süreler göz önünde bulundurularak hesaplanacak cezai şart alacağına hükmedilmesi gerekmekteyken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 187,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723315500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz