Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4476 E. 2021/6481 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesinin şekli↗ haklı fesih↗ cari hesap alacağı↗ tavzih↗ aaüt↗ kefalet sözleşmesi↗ nispi vekalet ücreti↗ cari hesap↗ maktu vekalet ücreti↗ cezai şart↗ kefalet↗ fesih↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK. mad.583/1 gözetildiğinde aktedilen kefalet sözleşmesinin şekli unsurlarının bulunmadığı, bu durumda bu davalılar ... ve ...’nin kefil sıfatıyla sorumlu olmadıkları, davacının davalının dosyada yer alan General Motors yanıtı ile sözleşme koşulu olan yetkili servis sıfatını kaybettiğinin anlaşılması karşısında Mayıs 2014 itibariyle bu özelliği bulunmadığı anlaşılan davalı şirket yönünden haklı fesih sebebinin doğduğu gerekçesiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.ne yönelik cezai şart alacağının taleple bağlı kalınarak 92.461,43 Dolar üzerinden fiili ödeme tarihindeki kurdan ve cari hesap alacağının kısmen kabulü ile 35.864,54 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle bu davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece gerekçeli kararda haklarında açılan dava reddedilen davalılar ... ve ... yönünden vekalet ücretine hükmedilmediği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen vekalet ücreti yönünden tavzih kararı ile hüküm kurulamayacağı, bu davalılar yönünden açılan dava esastan reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmesine rağmen mahkemece bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 tarih ve 2017/245 Esas - 2018/234 Karar sayılı kararının ve 28/03/2018 tarihli tavzih kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairece yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik cezai şart alacağının taleple bağlı kalınarak 92.461,43 Dolar üzerinden fiili ödeme tarihindeki kurdan ve cari hesap alacağının kısmen kabulü ile 35.864,54 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle bu davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, cezai şart ile alacağın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın, davalı şirket yönünden kısmen kabulü ile davalı şahıslar yönünden reddine karar verilmiştir. Kararda davalı şahıslar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeni ile davalılar tarafından tavzih isteminde bulunulmuş ve tavzih kararı ile davalılar ... ... ve ... yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli asıl kararı taraflara tebliğ edilmesine rağmen taraflar istinaf kanun yoluna başvurmamışlardır. Davalı tavzih kararını nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bu talep üzerine İlk Derece Mahkemesinin taraflarca istinaf edilmeyen asıl kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur. Ancak İlk Derece Mahkemesinin kararı istinaf edilmemesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesinin verdiği 28/03/2018 tarihli tavzih kararını da kaldırmış ise de bu tavzih kararı davacıya tebliğ edilmemiş ve davalının istinafı ile kaldırma kararı verilmiş olup tavzih kararının davacıya tebliği ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bu yönden verilen kaldırma kararı da doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1847 E. 2019/6680 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, mahkemece gerekçeli kararda haklarında açılan dava reddedilen davalılar ... ve ... yönünden «vekalet ücretine» hükmedilmediği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen vekalet ücreti yönünden «tavzih» kararı ile hüküm kurulamayacağı, bu davalılar yönünden açılan dava esastan reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre dava değeri üzerinden «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekmesine rağmen mahkemece bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 tarih ve 2017/245 Esas - 2018/234 Karar sayılı kararının ve 28/03/2018 tarihli «tavzih» kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairece yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ...
Kararda davalı şahıslar yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi nedeni ile davalılar tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş ve tavzih kararı ile davalılar ... ... ve ... yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaTarafların hükmün «tavzihi» talepleri mahkemece ek kararla reddedilmiştir.
Asıl kararı taraflar, «tavzih» talebinin reddine ilişkin ek kararı ise davalı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davalı Şirketin 21/06/2013 tarihli genel kurulunun 3, 4 ve 15 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların tamamının, aynı genel kurulun 14. gündem maddesinde alınan «yönetim kurulu» üyelerinin ücretlerinin 3.000,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin bölümünün iptaline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8204 E. 2014/13020 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, mahkemece gerekçeli kararda haklarında açılan dava reddedilen davalılar ... ve ... yönünden «vekalet ücretine» hükmedilmediği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen vekalet ücreti yönünden «tavzih» kararı ile hüküm kurulamayacağı, bu davalılar yönünden açılan dava esastan reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre dava değeri üzerinden «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekmesine rağmen mahkemece bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 tarih ve 2017/245 Esas - 2018/234 Karar sayılı kararının ve 28/03/2018 tarihli «tavzih» kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairece yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ...
Kararda davalı şahıslar yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi nedeni ile davalılar tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş ve tavzih kararı ile davalılar ... ... ve ... yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yabancı mahkeme kararının ve 24.07.2012 tarihli «tavzih» kararıyla da «masraf» tespit kararının «tenfizine» dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce tavzih kararına ilişkin olarak bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, yabancı mahkeme kararının ve 24.07.2012 tarihli «tavzih» kararıyla da «masraf» tespit kararının «tenfizine» dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce tavzih kararına ilişkin olarak bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5987 E. 2014/10203 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, mahkemece gerekçeli kararda haklarında açılan dava reddedilen davalılar ... ve ... yönünden «vekalet ücretine» hükmedilmediği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen vekalet ücreti yönünden «tavzih» kararı ile hüküm kurulamayacağı, bu davalılar yönünden açılan dava esastan reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre dava değeri üzerinden «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekmesine rağmen mahkemece bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 tarih ve 2017/245 Esas - 2018/234 Karar sayılı kararının ve 28/03/2018 tarihli «tavzih» kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairece yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ...
Kararda davalı şahıslar yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi nedeni ile davalılar tarafından «tavzih» isteminde bulunulmuş ve tavzih kararı ile davalılar ... ... ve ... yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne ve «tavzih» kararıyla «masraf» tespit kararının «tenfizine» karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce asıl kararın tenfizi yönünden verilen karar onanmış, tavzih kararı bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne ve «tavzih» kararıyla «masraf» tespit kararının «tenfizine» karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce asıl kararın tenfizi yönünden verilen karar onanmış, tavzih kararı bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4476 E. , 2021/6481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.03.2018 tarih ve 2017/245 E- 2018/234 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.05.2019 tarih ve 2018/822 E- 2019/747 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalılardan ... Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 01.01.2013 tarihli bayilik sözleşmesi ile buna ek Pazarlama Destek Sözleşmesi (MAP sözleşmesi) ve Satış Genel Hüküm ve Koşulları (GHK) imzalandığını, davalı şirketin sözleşme kapsamında Opel yetkili servisi statüsünde olduğunu ve statüyü koruyacağını taahhüt ettiğini, ancak davalının Opel yetkili servis statüsünü kaybettiğini, MAP sözleşmesinin 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu durumda davacının sözleşmeyi fesih hakkının doğduğunu, ayrıca davalı şirketin o tarih itibarıyla 58.533,80 TL muaccel hale gelmiş ürün bedeli borcu olduğunu, GHK'nın 12.1 maddesinin bu durumda davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı verdiğini, bunun üzerine davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, diğer davalıların asıl borçlu şirketin sözleşmeden doğan borçlarına karşılık müteselsil kefil olduklarını, davalıların, davacı ile aralarındaki sözleşmeden kaynaklı yükümlülükleri yerine getirmediklerini, davalı şirket ile diğer davalı ...
tarafından cevabi ihtarname ile davacıya böyle bir borcun bulunmadığını belirttiklerini, bunun üzerine davacının 235.505,00 TL bedelli teminat mektubunu nakde çevirerek, 111.480,45 TL bakiye yatırım tutarı, ödenmemiş tutar için kesilen kur farkı alacağı 102.458,36 TL ve cari hesap alacağından da 21.566,19 TL'sini tahsil ettiğini, cari hesap alacak bakiyesinin 36.967,61 TL kaldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshine bağlı olarak, muaccel hale gelen bakiye 36.967,61 TL ile 92.463,61 USD cezai şart alacağının 16.06.2014 tarihinden itibaren başlatılacak ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan BK. mad.583/1 gözetildiğinde aktedilen kefalet sözleşmesinin şekli unsurlarının bulunmadığı, bu durumda bu davalılar ... ve ...’nin kefil sıfatıyla sorumlu olmadıkları, davacının davalının dosyada yer alan General Motors yanıtı ile sözleşme koşulu olan yetkili servis sıfatını kaybettiğinin anlaşılması karşısında Mayıs 2014 itibariyle bu özelliği bulunmadığı anlaşılan davalı şirket yönünden haklı fesih sebebinin doğduğu gerekçesiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.ne yönelik cezai şart alacağının taleple bağlı kalınarak 92.461,43 Dolar üzerinden fiili ödeme tarihindeki kurdan ve cari hesap alacağının kısmen kabulü ile 35.864,54 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle bu davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece gerekçeli kararda haklarında açılan dava reddedilen davalılar ... ve ... yönünden vekalet ücretine hükmedilmediği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen vekalet ücreti yönünden tavzih kararı ile hüküm kurulamayacağı, bu davalılar yönünden açılan dava esastan reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmesine rağmen mahkemece bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 tarih ve 2017/245 Esas - 2018/234 Karar sayılı kararının ve 28/03/2018 tarihli tavzih kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairece yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, davacının davalılardan ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik cezai şart alacağının taleple bağlı kalınarak 92.461,43 Dolar üzerinden fiili ödeme tarihindeki kurdan ve cari hesap alacağının kısmen kabulü ile 35.864,54 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle bu davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, cezai şart ile alacağın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın, davalı şirket yönünden kısmen kabulü ile davalı şahıslar yönünden reddine karar verilmiştir. Kararda davalı şahıslar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeni ile davalılar tarafından tavzih isteminde bulunulmuş ve tavzih kararı ile davalılar ... ... ve ... yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli asıl kararı taraflara tebliğ edilmesine rağmen taraflar istinaf kanun yoluna başvurmamışlardır. Davalı tavzih kararını nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bu talep üzerine İlk Derece Mahkemesinin taraflarca istinaf edilmeyen asıl kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur.
Ancak İlk Derece Mahkemesinin kararı istinaf edilmemesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesinin verdiği 28/03/2018 tarihli tavzih kararını da kaldırmış ise de bu tavzih kararı davacıya tebliğ edilmemiş ve davalının istinafı ile kaldırma kararı verilmiş olup tavzih kararının davacıya tebliği ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bu yönden verilen kaldırma kararı da doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesince, 15.03.2018 tarihli kararla davalılar ... ve ... aleyhindeki davanın reddine rağmen adı geçen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle karar henüz tebliğe çıkarılmadan davalılar vekilince 23.03.2018 tarihli dilekçe ile tavzih talebinde bulunulmuş,
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2018 tarihli tavzih kararı ile davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş,
15.03.2018 tarihli gerekçeli karar ile 28.03.2018 tarihli tavzih kararı 07.05.2018 tarihinde tüm taraf vekillerine usulüne uygun tebliğ edilmiş,
Davalılar vekilince, 25.04.2018 tarihinde, süreç özetlenerek nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuş,
Davacı vekilince, istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde tavzih kararının usul ve yasaya uygun olduğu bildirilmiş,
Bölge Adliye Mahkemesi'nin 15.05.2019 tarihli kararı ile tavzih yolu ile hüküm fıkrasının genişletilemeyeceği gerekçesiyle tavzih kararı ile 15.03.2018 tarihli kararın kaldırılarak, davalılar ... ve ... lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilerek yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
Bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararı aleyhine, davacı vekilince davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz kanun yoluna başvurulmuş,
Bölge Adliye Mahkemesi kararı sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Uyuşmazlık, davalılar vekilinin 25.04.2018 tarihli istinaf başvuru dilekçesinin, sadece 28.03.2018 tarihli tavzih kararına mı, yoksa 15.03.2018 tarihli gerekçeli karara mı ilişkin olduğu noktasındadır.
Çoğunluk görüşü 25.04.2018 tarihli dilekçenin sadece tavzih kararına yönelik olduğu, 15.03.2018 tarihli gerekçeli kararı içermediği yönünde olup, bu yöne ilişkin bozma kararı tesis edilmiştir.
Oysa, davalılar vekili 15.03.2018 tarihli gerekçeli karar ile 28.03.2018 tarihli tavzih kararı tebliği üzerine, istinaf süresi içerisinde lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince 15.03.2018 tarihli karar kaldırılmak suretiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
25.04.2018 tarihli istinaf dilekçesi aynı zamanda 15.03.2018 tarihli kararın istinafı talebini de içermektedir.
Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken, kararın yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723236000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz