Islahla artırılan alacak talebine, dava dilekçesindeki daha düşük tutarın ikrarı nedeniyle itibar edilmemesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7860 E. 2021/7309 K. · · İlk derece: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
İmzanın soruşturma beyanı ve bilirkişi ile ispatlandığı hallerde satış ve teslim kanıtlanmış sayılır; ancak dava dilekçesinde daha düşük bir tutarın ikrar edilmiş olması, ıslahla artırılan talebe itibar edilmesine engeldir ve alacak, ikrar/sözleşme bedeli üzerinden belirlenir.
Ele alınan sorunlar
Sözleşme ve teslimin ispatı; imza inkarının karşılanması → kabul
İddia: Davalı, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, davacıya borcunun bulunmadığını, aksine kendisinin alacaklı olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Davalı savcılıkta alınan beyanında fotokopi sözleşme üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olmakla taraflar arasında halı alım satımı sözleşmesinin kurulduğu sabittir; teslim fişi altındaki imza da bilirkişi incelemesiyle davalıya ait bulunduğundan davacı, davalıya halı satıp teslim ettiğini ispatlamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Islahla artırılan tutara dava dilekçesindeki ikrar nedeniyle itibar edilmemesi ve talep edilebilecek bedel → kısmi kabul
İddia: Davacı, alacağın esasen 90.000 USD olduğunu, sözleşmede daha düşük tutar yazılmasının sehven olduğunu ileri sürerek ıslahla talebini artırmıştır.
Gerekçe: Davacı ıslahla dava değerini 90.000 USD'ye artırmışsa da, dava dilekçesinde davalının 59.000 USD borcunun kaldığının ikrar edilmiş olması nedeniyle ıslah edilen tutara itibar edilemez; talep, sözleşmede yazılı bedel esas alınarak kısmen kabul edilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Dava dilekçesindeki ikrarın, ıslahla artırılan alacak talebine itibar edilmesini engellemesi yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ikrar↗ ıslah↗ imza incelemesi↗ ispat yükü↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7860 E. , 2021/7309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2017 tarih ve 2014/1169 E. - 2017/1105 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.01.2019 tarih ve 2018/511 E. - 2019/81 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.
Ezgi Gizem Karadağ dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya 90.000.- USD değerinde halı-kilim satışı yaptığını ve halı-kilimlerin davalıya teslim edildiğini, buna ilişkin sözleşme düzenlendiğini, taraflar arasındaki başka bir ilişkiden dolayı müvekkilinin davalıya bonoya dayalı borcu olduğunu, bu borç mahsup edildikten sonra bakiye 59.000.- USD alacağı olduğunu, sözleşmede 58.000.- USD ifadesinin sehven yazıldığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 15/06/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile, itirazın iptali davasını alacak davası olarak ıslah ettiklerini, müvekkilinin davalıdan olan alacağının esasen 90.000.- USD olduğunu, ancak sözleşmede alacağın 59.000.- USD olarak belirtilmesi nedeniyle takibin bu tutar üzerinden başlatıldığını, davalı ve kardeşinin müvekkilini altın ithali vaadiyle 31.000.- USD masraf adı altında dolandırdıklarını, davalıya teslim edilen halı bedeli olan 90.000.- USD’nin tümünün ödenmediğini ileri sürerek 90.000.- USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, sözleşmedeki imza müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacağının olduğunu ve buna ilişkin icra takibi başlatılmış olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı tarafın alacak talebinin dayanağının 20/04/2012 tarihli sözleşme olduğu, davalının savcılıkta alınan beyanında fotokopi sözleşme üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, dolayısıyla taraflar arasında halı alım satımına ilişkin sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiği, yine davalı, davacı tarafça halı teslimine ilişkin olarak sunulan ''teslim fişi'' başlıklı belgenin altındaki imzayı inkar etmiş ise de bilirkişi incelemesi sonucu bu belge altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacının davalıya 90.000.- USD değerinde halı satıp teslim ettiğini ispat etmiş olduğu, ıslah dilekçesi ile dava değeri 90.000.- USD olarak artırılmış ise de dava dilekçesi ile davalı tarafın 59.000.- USD borcu kaldığının ikrar edilmiş olması nedeniyle ıslah edilen tutara itibar edilmediği, ayrıca yargılama giderleri tespit edilirken ıslah dilekçesinin ibraz edildiği tarihteki kur oranı dikkate alınarak vekalet ücreti ve harç miktarının belirlendiği gerekçesiyle davanın ıslah edilen hali ile kısmen kabulüne, 59.000.- USD'nin 04/10/2016 tarihinden fiili ödeme gününe kadar 3095 sayılı Kanunun 4.
md/a bendi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bulunan bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2017 tarih 2014/1169 Esas 2017/1105 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 58.000.- USD'nin 04/10/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.305,49 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723209300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz