Sponsorluk sözleşmesinde peşin ödenen bedelin avans niteliği ve alım taahhüdü yerine gelmeyen kısmın iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/531 E. 2021/7113 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sponsorluk sözleşmesinde imzayı hemen izleyen dönemde ödenen bedel avans niteliğindedir; edimlerden birinin sonradan hukuken imkansız hale gelmesi (reklam yasağı) diğer edimi (ürün alım taahhüdü) ortadan kaldırmaz ve yerine getirilmeyen taahhüde isabet eden bedel, karşılıklı kanıtlanan harcamalar düşülerek sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iade edilir. Tacir, basiret yükümü nedeniyle imzaladığı sözleşmenin içeriğine sonradan itiraz edemez.
Ele alınan sorunlar
Peşin ödenen bedelin avans sayılıp alım taahhüdü yerine gelmeyen kısmın sebepsiz zenginleşme ile iadesi → kısmi kabul
İddia: Davalı, tanıtım ve promosyonları gerçekleştirdiğini, işletme ruhsatının belediyece iptali ile taahhüt edilen ürün alımının mücbir sebep nedeniyle yapılamadığını, ödemenin bayi tarafından yapılması nedeniyle davacının aktif husumetinin bulunmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Sözleşmenin imzasından hemen sonra (imza 19.04.2013, ödeme 20.05.2013) yapılan ödeme avans niteliğindedir. Ödemeyi izleyen günlerde alkollü içkilerin tanıtım ve reklamının yasaklanmasıyla davalının tanıtım ediminin ifası imkansız hale gelse de, tanıtım yükümlülüğünün sona ermesi alım taahhüdünü ortadan kaldırmaz; davalı taahhüt ettiği miktarda ürün almadığından, alımı yapılmayan kısma isabet eden bedel sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iade edilmelidir. İade edilecek bedel belirlenirken davalının sunduğu ve davacı tarafça itiraz edilmeyen 5.000 TL komisyon dekontu ile basılı afişler için ödendiği beyan edilen 8.000 TL'nin hakkaniyet gereği yarısı (4.000 TL) talep edilen bedelden düşülür; kalan 76.300 TL sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Tacirin basiret yükümü nedeniyle sözleşme içeriğine itiraz edememesi → ret
İddia: Davalı, dava konusu sözleşmenin okutulmadan aceleyle tek nüsha imzalatıldığını ve iradesi dışında eklemeler yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı tacir olup basiretli davranmakla yükümlü olduğundan, sözleşme kendisine imzalatıldıktan sonra bir yanlışlığın düzeltileceğinden bahisle sözleşmenin geri alındığı ve iradesi dışında eklemeler yapıldığı yönündeki iddiasına itibar edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sponsorluk/tedarik ilişkisinde peşin ödenen bedelin avans sayılması ve edimin sonradan imkansızlaşmasına rağmen alım taahhüdü yerine gelmeyen kısmın sebepsiz zenginleşme ile iadesi yönünden emsal niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sebepsiz zenginleşme↗ avans↗ ifa imkansızlığı↗ basiretli tacir↗ sponsorluk sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/531 E. , 2021/7113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.03.2018 tarih ve 2016/819 E- 2018/233 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.06.2020 tarih ve 2018/1087 E- 2020/570 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile müvekkili şirketin bayisi dava dışı Doğa Gıda .. Ltd. Şti. ve davalı arasında akdedilen 19.04.2013 tarihli sponsorluk sözleşmesi ile, davalı tarafından işletilen restoranda müvekkilince ithal edilen ürünlerin davalı tarafından bayiden satın alınarak satış ve pazarlamasının yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalının 1 yıllık sözleşme süresi içerisinde toplam 11.551 şişe ürün satın almayı ve işletmesinde satmayı ve sözleşmedeki diğer yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüdü karşısında davalı tarafa bayisi aracılığıyla 100.000.- TL ödemeyi taahhüt edip ödemeyi yaptığını, çalışma sistemine göre ödemenin müvekkilince bayiye yapıldığını ve bayinin de fatura karşılığında davalıya ödeme yaptığını, ödemenin davalının ürün alım taahhüdüne ve ürün tanıtımı taahhüdüne uyacağı inancıyla yapıldığını ancak davalının taahhüt ettiği miktarda ürün alımı yapmadığını, sözleşme uyarınca alım yapmadığı tutara tekabül eden ödemenin müvekkiline iadesi gerektiğini, davalı tarafından sözleşme uyarınca herhangi bir reklam ve promosyon çalışması yapılmadığını, davalı işletmenin sözleşmeden 4 ay sonra belediye tarafından kapatılmasının mücbir sebep olarak kabul edilse dahi sözleşmenin 7.3 m.
ve TBK’nın 136.m. uyarınca davalının fazla ödenen bedeli iade etmekle yükümlü olduğunu, bu hususta davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen olumlu cevap alınamadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafla davaya konu sözleşmeden önce başka bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin davacı tarafça maddi hata var denilerek alınıp dava konusu sözleşmenin okutulmadan acele ile tek nüsha imzalatıldığını, işbu dava konusu sözleşme incelendiğinde dava dilekçesindeki beyanların aksine mükellefiyetlerin 2 bölümden oluştuğunun görüldüğünü, buna göre önce tanıtım için olduğu açıkça belli olan şekilde fatura karşılığında ödeme, sonra da iki ayrı kotada belirlenen satış yapıldığında ödeme yapılacağının belirtildiğini, müvekkilinin tanıtım ve promosyonları gerçekleştirdiğini ve hizmet karşılığı faturasının kesilerek bedelinin ödendiğini, öte yandan davalı tekne işletme ruhsatının Bodrum Belediyesi tarafından 11.09.2013 tarihinde iptal edildiğini, bununla ilgili yaşanan hukuki süreçler nedeniyle taahhüt edilen tutarda ürün alımı yapılamadığını, davacının sözleşmenin 3.9.m.uyarınca denetim edimini ve 8.m.
uyarınca ihtarat edimini de yerine getirmediğini, ayrıca tarafların sözleşme bittikten sonra sürenin uzatılması konusunda anlaştıklarını, 2014 yılında sezon açılırken 6. ayda ruhsatın iptal edildiğini, mücbir sebep nedeniyle kotanın tamamlanamadığını, ödemenin bayi tarafından yapılması nedeniyle davacının aktif husumetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 19/04/2013 tarihli sözleşme ve sözleşmenin 4-8 maddeleri incelendiğinde davacıya verilen 100.000,00 TL'nin sözleşmedeki kotanın tutturulması kaydıyla verildiği, davalının sadece 839 adet ürün sattığı, halbuki asgari 11.551 adet satması gerektiğinden, satılan miktar düşüldüğünde davalının davacıya 85.300,00 TL borçlu olduğunun ticari defter, belge ve sözleşmeler üzerinde yapılan incelemeden de anlaşıldığı, davalıya gönderilen ihtarnamenin 10/12/2015 tarihinde tebliğ olduğu ve tebliğden itibaren 5 günlük ödeme süresi tayin edildiği, davalının bu tarihte temerrüde düştüğü ve bu tarihten itibaren sözleşme uyarınca hesaplanan faiz miktarının 14.218,22 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve davalı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının tacir olup basiretli davranması gerektiğinden, sözleşmenin kendisine imzalatılmasından sonra davacı tarafça bir yanlışlığın düzeltileceğinden bahisle sözleşmenin alındığı ve iradesi dışında eklemeler yapıldığı yönündeki iddiasına itibar edilmediği, sözleşmenin imza tarihi 19/04/2013 olup 1 yıllık süreli olduğu, davacıya 20/05/2013 tarihinde 100.000.- TL ödendiği, ödemenin henüz sözleşmenin imzasından hemen sonra yapılması nedeniyle avans olduğunun kabulünde isabetsizlik olmadığı, sözleşmenin reklam hükümlerine bakıldığında tanıtıma ilişkin yükümlülüklerin büyük bölümünün davacı ürünlerinin işyerinde etkin olarak kullanılması olup işletmenin yüzer tekne olduğu, henüz sezon başlangıcında, ürün alımı yapılmadan bu yükümlülüğün de yerine gelmeyeceğinin açık olduğu, davalının sözleşme ile davacı ürünlerini satın almak ve satın aldığı ürünlerinin tanıtım ve reklamını yapacağını taahhüt etmiş ise de paranın ödenmesini (20.05.2013) takip eden günlerde (24.5.2013) alkollü içkilerin tanıtım ve reklamının yasaklandığı, davalının bu ediminin ifasının imkansız hale geldiği, davalının tanıtım yükümlülüğü sona erse de alım taahhüdünü yerine getirmediği kısım kadar sebebsiz zenginleşme kuralları gereği iadesi gerektiği, iade edilecek bedel tesbit edilirken davalının sunduğu harcama belgelerinin de hesaplanması gerektiği, davalının davacıya 5.000,00 TL komisyon iadesi yaptığını ileri sürerek 5.000,00 TL bedelli dekont makbuzu sunduğu, bu dekontun davacı tarafça itiraza uğramadığından bu bedelin iade edilecek bedelden düşülmesi gerektiği, yine davalının basılı afişler için ödendiği beyan edilen 8.000,00 TL'nin hakkaniyet gereği 1/2'si düşülerek 4.000,00 TL iadesi gerektiği, buna göre talep edilen 85.300,00 TL bedelden düşülmek suretiyle kalan 76.300,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, itirazın kısmen iptaline, 76.300,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %36 oranında temerrüt faizi işletilerek takibin devamına, %20 oranında hesaplanan (15.260,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.907,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 13/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723206500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz