6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinde teminat mektubu ve cezai şart alacağının mahsubu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1278 E. 2025/951 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Teminat Mektubunun İptali mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 3 (sebepsiz zenginleşme) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubundan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep edildiğinde, teminat mektubu sözleşmeden doğan tüm alacak ve cezai şartların teminatı olarak verilmişse, davalının sözleşmenin haksız feshinden, eksik ürün alımından ve erken fesih nedeniyle iadesi gereken yatırım katılım bedelinden kaynaklanan toplam alacağı teminat mektubu bedelini aşıyorsa borçlu olunmadığının tespiti talebi reddedilir. Eksik alımdan kaynaklanan ifaya ekli cezai şart, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemler için talep edilebilir; sözleşmenin sona erdiği dönemler için talep edilemez. Yatırım katılım bedelinin kullanılmayan kısmının iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır ve davalının elinde kalmayan KDV tutarı iade hesabına dahil edilmez.

Ele alınan sorunlar

Ürün alım taahhütnamesindeki cezai şart hükmünün geçerliliği → ret

İddia: Davacı vekili, ürün alım taahhüdünün Rekabet Kurulu kararlarına aykırı ve usulsüz olduğunu, TBK 27 ve 28. maddeleri gereğince kamu düzenine aykırılık ve aşırı yararlanma nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının aşırı yararlanma iddiasına dayanak herhangi bir delil ileri sürülmediği gibi kesin hükümsüzlük nedeni de bulunmamaktadır. Sözleşmenin imza tarihinde davacının tacir olduğu gözetildiğinde taahhütname hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart hükmü dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından cezai şart hükmü geçerlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Eksik alımdan kaynaklanan cezai şartın zaman kapsamı ve hesabı → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, davacının eksik ürün alımı nedeniyle bilirkişi raporunda tespit edilen cezai şart tutarının tamamının talep edilebileceğini savunmuştur.

Gerekçe: Sözleşmede cezai şartın her bir yıllık sözleşme döneminin hitamında veya belirlenecek dönemlerde, anlaşmanın ifasıyla birlikte veya sözleşmenin sona ermesine müteakip de talep edilebileceği kabul edilmiş olmakla, davalının her bir yıllık dönem sonunda ayrıca ihtar çekmeksizin mal vermeye devam etmesi halinde de cezai şart talep edilebilecektir. Ancak bu cezai şart ifaya ekli niteliktedir; sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olarak talep edilemez. Alım taahhüdü yıllık kararlaştırılmış, sözleşme üçüncü yılı dolmadan feshedilmiştir; bu nedenle ilk iki yıllık dönem için cezai şart talep edilebilir. Bu tutar ilk yıl için 5.107,26-TL, ikinci yıl için 3.817-TL olmak üzere toplam 8.924,26-TL'dir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şart talebi → kabul

İddia: Davalı vekili, davacının sözleşmeyi süresinden önce haksız olarak feshettiğini, bu nedenle çerçeve protokolün 13. maddesi gereğince cezai şart alacağının bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Çerçeve protokolün 13. maddesinde anlaşmanın bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi halinde diğer cezai şartları talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 325.000-TL cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Sözleşme davacı bayi tarafından haklı bir neden olmaksızın süresinden önce haksız olarak feshedilmiş olduğundan, davalı tarafından cezai şart talep koşulları oluşmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yatırım katılım bedelinin iadesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, çerçeve protokolün 8. maddesi uyarınca ödenen yatırım katılım bedelinin, sözleşmenin erken feshi nedeniyle kalan süreye isabet eden kısmının faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Çerçeve protokolün 8. maddesinde, sözleşmenin bayi tarafından haksız olarak süresinden önce feshi halinde yatırım katılım bedelinin işlememiş anlaşma dönemine tekabül eden tutarının iade edileceği taahhüt edilmiştir. Yatırım katılım bedelinin kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır. TBK'nın 79. maddesi gereğince davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur; bu nedenle davalı tarafından ödenen ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesi dikkate alınmaz. Bu kapsamda 5 yıllık sözleşmenin 1.018 gün olarak belirlenen kalan süreye isabet eden 30.188,77-TL iade tutarı olarak belirlenmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat mektubu üzerinden mahsup ve borçlu olunmadığının tespiti talebi → ret

İddia: Davacı vekili, davalıya borcu bulunmadığının tespiti ile teminat mektubunun iptalini talep etmiş; davalı vekili ise alacaklarının teminat mektubu bedelini aştığını savunmuştur.

Gerekçe: Çerçeve protokolün ve bayilik sözleşmesinin 10. maddeleri gereğince davacı bayi tarafından davalıya verilmiş olan teminat mektubu, sözleşmelerden doğmuş veya doğacak tüm alacak ve cezai şartların teminatı olarak verilmiş olup davalının belirlenen alacaklarını teminat mektubunu paraya çevirerek tahsil etme hakkı bulunmaktadır. Davalının davacıdan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 325.000-TL cezai şart, eksik alımdan kaynaklanan 8.924,26-TL cezai şart ve kalan süreye isabet eden 30.188,77-TL yatırım katılım bedeli olmak üzere toplam 364.113,03-TL alacağı bulunmaktadır. Dava konusu teminat mektubu tutarı 150.000-TL olduğundan, davalının mektup bedelinden yüksek tutarda alacağı bulunmakla davanın reddi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bayilik sözleşmelerinde asgari alım taahhüdüne bağlı cezai şartın ifaya ekli ceza niteliğinde olduğu ve sözleşmenin sona erdiği dönemler için talep edilemeyeceği; yatırım katılım bedelinin iadesinde sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağı ve davalının elinde kalmayan KDV'nin iade hesabına dahil edilmeyeceği yönündeki değerlendirmeler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit teminat mektubu cezai şart ifaya ekli ceza yatırım katılım bedeli sebepsiz zenginleşme bayilik sözleşmesi ürün alım taahhüdü haksız fesih

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 27TBK 28TBK 79 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1278

KARAR NO 2025/951

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/04/2022

NUMARASI 2021/295 Esas - 2022/238 Karar

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 26/04/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/06/2025

Davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin Ocak 2012 tarihinde davalı ile bayilik sözleşmesi ve protokol, taahhütname, ticari koşullar sözleşmesi imzalandığını, ticari ilişkinin Nisan 2021 tarihine kadar devam ettiğini, müvekkilinin davalı tarafça dayatılan yıllık 850 ton ürün alım taahhüdünü imzaladığını, bayilik sözleşmelerinin 2014, 2015, 2019 ve 2020 yıllarında yenilendiğini, Rekabet Kurulu kararlarına göre bu taahhüdün usulsüz olduğunu, davalının bu taahhüdü kullanarak müvekkilini teminat mektubunu tazmin etmekle tehdit ettiğini, müvekkilinin 2019 ve 2020 yılları akaryakıt alımının 2018 yılına göre düşük kaldığını, yine de 832 tonu bulduğunu, davalının 15/03/2021 tarihli ihtarname ile taahhüdün tamamlanmasını, sözleşme sonunda da olsa cezai şart talep edeceğini bildirdiğini, müvekkilinin sektör şartlarına aykırı kar paylaşımı nedeniyle sadece 2019 yılında 548.448-TL zarar ettiğini, davalının suni borç yaratarak teminat mektubunun tazminini istediğini, müvekkilinin bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin cari hesapta davalıya borcu bulunmadığını, dava konusu teminat mektubu 150.000-TL bedelli olup müvekkilinin 4,5 yıllık karına eşit olduğunu, Rekabet Kurulu kararına aykırı ürün alım taahhüdünün hükümsüz olduğunu belirterek, ürün alım taahhüdünün geçersizliği nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının sözleşme tarihinde tacir olmadığına yönelik iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının 2010 yılından beri akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının ürün alım taahhüdünün tecrübesizliğinden yararlanarak imzalatıldığını iddiasının asılsız olduğunu, taraflar arasındaki dava konusu teminat mektubunun güvencesini teşkil ettiği sözleşme ilişkisinin 01.02.2019 tarihli sözleşmelerle kurulduğunu, davacı ile müvekkili arasında 01.02.2019 tarihli çerçeve protokol ve 01.02.2019 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini ve aynı tarihli ürün alım taahhütnamesinin imzalandığını, taahhüt ile davacının yıllık asgari 850 ton beyaz ürünü almayı, eksik kalan ton üzerinden 50-TL tutarında kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, çerçeve protokolün 13.

maddesi ile anlaşma ve eklerinin ... tarafından feshedilmesi veya bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde bayi tarafından 325.000-TL tutarında cezai şart ödeneceği düzenlendiğini, sözleşmenin yatırım katılım bedeli başlıklı 8. maddesi uyarınca; müvekkili tarafından bayiye anlaşmalara konu akaryakıt ve satış istasyonunun ve esasen istasyona özgü yatırım maliyetinin karşılanması amacıyla, bayi tarafından fiilen satışa başlanılması, sözleşmesel yükümlülüklerin ihlal edilmemesi ve yerine getirilmesi şartıyla 54.150-TL yatırım katılım bedeli ödenmesi ve bu ödemenin bayinin muaccel borçlarının mahsubu ile yapılabileceğinin, sözleşmenin bayi tarafından 5 yıllık süresinden önce feshi halinde bu ödemenin işlememiş anlaşma dönemine tekabül eden tutarının Libor+3 oranında faiziyle birlikte müvekkiline iade edileceğinin kararlaştırıldığını, çerçeve protokolün teminat başlıklı 10.

maddesi ile karşı taraf müvekkil nezdinde ki doğmuş ve doğacak borçlarının borçlarının teminatını oluşturmak üzere bayinin 150.000-TL bedelli teminat mektubu vermeyi kabul ettiğini, sözleşme ve eklerinin davacı tarafça 19.04.2021 tarihli ihtarname ile süresinden önce feshedildiğini, feshin haksız olduğunu, davacının ürün alım taahhütnamesinin geçersizliğine ilişkin iddiasının dinlenilebilir olmadığını, ürün alım taahhüdünün geçersizliğine dair Rekabet Kurumu kararı bulunmadığını, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshi nedeniyle müvekkilinin davacıdan 325.000-TL cezai şart, ürün alım taahhüdünden kaynaklanan 104.856,16-TL ve 29.981,19-TL yatırım katılım bedeli alacağı bulunduğunu, müvekkilinin alacaklarının teminat mektubu bedelinin çok üzerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi ve buna ek olarak protokol ve taahhütnameler akdedildiği, sözleşmenin davacı tarafça 19/04/2021 tarihli ihtarname ile tek taraflı olarak feshedildiği, davacının sözleşmenin teminatı olarak verilen 18/04/2019 tarihli 150.000-TL tutarlı teminat mektubundan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde, bayinin, ...'in talebi üzerine cezai şartlar dahil ...'e doğmuş ve/veya doğacak borçlarının teminatı olarak kabul edilecek teminat mektuplarını derhal ...'e vereceğinin, 37. maddesinde, bayinin sözleşmenin veya mevzuat hükümlerinin birini kısmen veya tamamen yerine getirmemesi, ihlal etmesi halinde, ...'in ürün ikmalini durdurma, fesih hakkı saklı kalmak kaydı ile zarar, ziyan satış kaybından dolayı maruz kaldığı kar kaybını talep etme ve sözleşme ve eklerini derhal haklı nedenle feshederek maruz kaldığı kar kaybı ve cezai şartı talep etme yaptırımlarından biri veya hepsini bayiye uygulamak hakkına veya hem bunları uygulayıp hem de bayiden akdin ifasına devam edilmesini talep etmeye yetkili olduğunun düzenlendiği, çerçeve protokolün 10.

maddesinde, bayinin, bu protokol, standart bayilik anlaşmaları ve sair taahhütleri çerçevesinde ürün alımlarına, iade yatırım bedellerine ilişkin her türlü borç ile cezai şart, kar mahrumiyeti ve sair her türlü borç ve taahhüdünün garantisini teşkil etmek üzere, ...'in kabul edeceği tutarda kesin ve süresiz 150.000-TL tutarında teminat mektubu vermeyi kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde,tarafların ticari defterlerinde borç bulunmadığının tespit edildiği, sözleşmesel ilişki kapsamında tarafların birbirlerine borçlarının ve birbirlerinden alacaklarının bulunmadığı tespit edilmekle, sözleşmenin feshinden önce ve sonra, dava tarihi itibariyle davalının davacıdan cezai şart alacağı, kar kaybı alacağı ve sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacaklarına ilişkin bir ihtar ve talebi bulunmadığından davanın kabulüne150.000-TL tutarlı teminat mektubundan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davada müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespiti ile teminat mektubunun iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, mahkemece teminat mektubu nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine rağmen, teminat mektubunun iptaline karar verilmediğini belirterek, kararın kaldırılarak dava konusu teminat mektubunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen, mahkemece sadece cari hesaplara ilişkin veriler üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında 01.02.2019 tarihli çerçeve protokol ve 01.02.2019 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davacının 01.02.2019 tarihli ürün alım taahhüdünde, yıllık asgari 850 ton beyaz ürünü almayı, eksik kalan ton üzerinden 50-TL tutarında kar mahrumiyeti ödemeyi, söz konusu kar mahrumiyeti tutarının ...

tarafından her bir anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde her ne sebeple olursa olsun sona ermesine müteakip ... tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini kabul ve taahhüt ettiğini, çerçeve protokolün 13. maddesi ile, davalının bayilik anlaşmasının, taahhütlerinin, mevzuatın herhangi bir hükmünü kısmen ya da tamamen ihlal etmesi, ...’ten satın aldığı ürün bedellerini ve hizmet bedellerini vadesinde ödememesi halinde ...’in anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkını haiz olduğunun, anlaşmanın ... tarafından feshedilmesi, anlaşma ve eklerinin bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi halinde 325.000-TL tutarındaki cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin "Yatırım Katılım Bedeli" başlıklı 8.

maddesi uyarınca; müvekkili tarafından bayiye 54.150-TL yatırım katılım bedeli ödenmesi ve bu ödemenin bayinin muaccel borçlarının mahsubu ile yapılabileceğinin, sözleşmenin bayi tarafından süresinden önce feshi halinde bu ödemenin işlemeyen döneme tekabül eden tutarının faiziyle birlikte müvekkiline iade edileceğinin kararlaştırıldığını, çerçeve protokolün "Teminat" başlıklı 10. maddesi ile, karşı tarafın, müvekkili nezdinde ki doğmuş ve doğacak borçlarının borçlarının teminatını oluşturmak üzere 150.000-TL bedelli teminat mektubu vermeyi kabul ettiğini, bayilik sözleşmesi ve eklerinin davacı tarafından süresinden önce 19.04.2021 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, davacının haksız feshi sonucunda müvekkilinin davacından haksız fesih nedeniyle doğan 325.000-TL cezai şart alacağı, ürün alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklı 104.856,16-TL kar kaybı alacağı ve erken fesih nedeniyle 29.981,19-TL yatırım katılım bedeli alacağı bulunduğunu, müvekkilinin alacaklarının teminat mektubu bedelinden fazla olduğunu, 14.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının bayilik sözleşmesini feshetmesinin sektörel uygulamalar ve teamüller kapsamında geçerli bir neden dayanmadığı,sözleşme ilişkisi kapsamında borçları mevcut iken teminatın iadesini talep edemeyeceğinin, davacının eksik ürün alımından kaynaklı 104.847,02-TL kar mahrumiyeti, haksız fesihten kaynaklı 325.000-TL cezai şart ve 30.188,77-TL yatırım bedeli iadesi borcunun bulunduğunun belirlendiğini,mahkemece cari hesaplar üzerinden değerlendirme yapıldığını, oysa nitelikleri gereği kar mahrumiyeti, cezai şart ve yatırım katılım bedeli alacaklarının bir mal ve hizmet teslimine ilişkin olmadıklarından faturalandırılmak ve cari hesaba işlenmek zorunda olmadığını,cari hesapta bakiye olmamasının alacakların bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında davacı bayi tarafından davalıya verilmiş olan teminat mektubu nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile teminat mektubunun iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında 01.02.2019 tarihli çerçeve protokol ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, ayrıca davacı bayinin 01.02.2019 tarihli ürün alım taahhütnamesi imzaladığı, davacı bayi tarafından sözleşme kapsamında davalıya verilmiş olan teminat mektubunun paraya çevrilmesinin önlenmesi bakımından 12.04.2021 tarihinde ihtiyati tedbir talep edildiği ve mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, bu karardan sonra sözleşmelerin, davacı tarafça keşide edilen 19.04.2021 tarihli ihtarname ile;

davanın erken açıldığı itirazına engel olunması, bayilik ilişkisinde zarar edildiği ve sözleşmeyi ifa gücünün kalmadığı gerekçeleriyle feshedildiği ve sonrasında işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Taraflarca imzalanmış olan çerçeve protokolün 10. maddesinde, bayinin ...'e cezai şartlar dahil doğmuş veya doğacak borçlarının teminatı olmak üzere teminat mektubu vereceği belirtilmiştir. Bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde de aynı hüküm yer almakta olup, teminat mektubunun 150.000-TL bedelli olacağı kararlaştırılmıştır. Bu hükümler doğrultusunda davacı tarafça davalıya dava konusu 150.000-TL bedelli teminat mektubu verilmiştir.Davacı vekilince; müvekkilinin davalıya bayilik sözleşmesinden kaynaklanan borcunun bulunmadığı ileri sürülerek borçlu olunmadığının tespiti ile sözleşme kapsamında verilmiş olan teminat mektubunun iptali talep edilmiş;

davalı vekilince ise; müvekkilinin davacıdan asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan cezai şart ve yatırım katılım bedeli alacaklarının bulunduğu savunulmuş olmakla, sözleşme kapsamında davalının davacı bayiden alacaklı olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkemece alınan 16.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının sözleşmeyi feshinin geçerli bir nedene dayanmadığı, sözleşmenin erken feshinden kaynaklanan cezai şart bedelinin 325.000-TL olduğu, davacının taahhüt ettiği yıllık 850 ton alım miktarına göre 01.02.2019-31.01.2020 döneminde 127,68 ton, 01.02.2020-31.01.2021 döneminde 95,43 ton eksim alım yaptığı, buna göre eksik alımdan kaynaklanan cezai şart bedelinin ilk yıl için 5.107,26-TL, ikinci yıl için 3.817-TL olduğu, davacıya ödenen 54.150-TL+KDV yatırım katılım bedelinin 5 yıllık sözleşmenin 1.018 gün olarak belirlenen kalan süreye isabet eden kısmının ise 30.188,77-TL olduğu tespit edilmiştir.

Taraflarca imzalanan çerçeve protokolün 13. maddesinde; anlaşma ve eklerinin ... tarafından haklı nedenle feshedilmesi veya bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde, diğer cezai şartları talep hakkı saklı kalmak kaydıyla bayinin 325.000-TL tutarında cezai şart ödemeyi kabul ettiği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin davacı bayi tarafından haklı bir neden olmaksızın süresinden önce haksız olarak feshedilmiş olması nedeniyle, davalı tarafından cezai şart talep koşulları oluşmuştur.

01. 02.2019 tarihli ürün alım taahhütnamesinde; davacı bayinin yıllık asgari 850 ton beyaz ürünü almayı, her bir sözleşme dönemine ilişkin eksik kalan miktar üzerinden ton başına 40-TL tutarında kar mahrumiyetini ödemeyi, söz konusu kar mahrumiyeti tutarının ... tarafından her bir yıllık sözleşme döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde, anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini veya sözleşmenin hitamında veya her ne sebeple olursa olsun sona ermesine müteakip ... tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini, kar mahrumiyeti tutarının sözleşmelerde öngörülen cezai şart miktarına mahsup edilmeyeceğini, haklı fesih halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceğini kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiştir.

Davacı tarafça taahhütnamenin kamu düzenine aykırılık ve aşırı yararlanma nedeniyle TBK'nın 27 ve 28. maddeleri gereğince geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak davacının aşırı yararlanma iddiasına dayanak herhangi bir delil ileri sürülmediği gibi, kesin hükümsüzlük nedeni de bulunmamaktadır. Sözleşmenin imza tarihinde davacının tacir olduğu da gözetildiğinde, taahhütname hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart hükmü dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme de sayılamayacağından, cezai şart hükmü geçerlidir. Sözleşmede cezai şartın her bir yıllık sözleşme döneminin hitamında veya ...'in bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte veya sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesine müteakip de talep edilebileceği kabul edilmiş olmakla, davalının her bir yıllık sözleşme dönemi sonunda ayrıca bir ihtar çekmeksizin davacı bayiye mal vermeye devam etmesi halinde de cezai şart talep edilebilecektir.

Davalının eksik alımı nedeniyle talep edilen söz konusu cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olarak talep edilemeyecektir. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırılmış olup, sözleşme ise üçüncü yılı dolmadan davacı tarafça haksız olarak feshedilmiştir. Bu nedenle davacı tarafça ilk iki yıllık dönem için cezai şart talep edilebilecektir. Bu tutar da ilk yıl için 5.107,26-TL, ikinci yıl için 3.817-TL olarak belirlenmiş olup, davalının davacıdan eksik alım nedeniyle talep edebileceği toplam cezai şart miktarı 8.924,26-TL'dir. Çerçeve protokolün yatırım katılım bedeli başlıklı 8.

maddesinde; davacı bayiye ... tarafından, anlaşmalara konu akaryakıt ve satış istasyonunun ve istasyona özgü yatırım maliyetinin karşılanması amacıyla 54.150-TL+KDV yatırım katılım bedeli ödeneceği, sözleşmenin ... tarafından haklı nedenle veya bayi tarafından 5 yıllık süresinden önce haksız olarak feshi halinde bu ödemenin işlememiş anlaşma dönemine tekabül eden tutarının faiziyle birlikte ...'e iade edileceği taahhüt edilmiştir. Bu kapsamda davacıya ödenen 54.150-TL+KDV yatırım katılım bedelinin 5 yıllık sözleşmenin 1.018 gün olarak belirlenen kalan süreye isabet eden kısmı 30.188,77-TL olarak hesaplanmıştır. Yatırım katılım bedelinin kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır.

Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK’nın 79. maddesi hükmü gereğince ise davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur. Bu sebeple davalı tarafından ödenen ve ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesi dikkate alınmayacağından, davacının iade ile sorumlu olduğu yatırım katılım bedeli 30.188,77-TL'dir. Çerçeve protokolün 10. maddesi ile bayilik sözleşmesinin 10. maddesi gereğince davacı bayi tarafından davalıya verilmiş olan dava konusu teminat mektubu, sözleşmelerden doğmuş veya doğacak tüm alacak ve cezai şartların teminatı olarak olarak verilmiş olup, davalının yukarıda belirlenen alacaklarını teminat mektubunu paraya çevirerek tahsil etme hakkı bulunmaktadır. Sonuç olarak davalının davacıdan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 325.000-TL cezai şart, eksik alımdan kaynaklanan 8.924,26-TL cezai şart ve kalan süreye isabet eden 30.188,77-TL yatırım katılım bedeli olmak üzere toplam 364.113,03-TL alacağı bulunmaktadır.

Dava konusu teminat mektubu tutarı ise 150.000-TL olduğundan, davacının mektup bedelinden yüksek tutarda alacağının bulunduğu belirlenmiş olmakla, davanın reddi gerekirken mahkemece yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine; davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılıp yeniden karar verilerek "davanın reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2022 Tarih 2021/295 Esas - 2022/238 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine,

İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 2.561,63-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.946,23‬-TL'nin karar kesinleştiğinde isteği halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 16,25-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan ‬534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Yatırılan 2.561,62-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 54-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72270 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.