6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefilin kefalet limitiyle sınırlı sorumluluğu ve temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliği gerekliliği

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5347 E. 2021/6932 K. · · İlk derece: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Müteselsil kefil, ancak kefalet limitiyle sınırlı ve en fazla asıl borçlunun borcu kadar sorumludur; sözleşmede kefillerin müeyyide borcu için nakit teminat verecekleri düzenlenmemişse kefil müeyyide borcundan ve limiti aşan masraflardan sorumlu olmaz. Kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliği gerekir; İİK 68/b'nin ihtar tebliğine ilişkin hükmü kredi borçlusu için uygulanabilirse de kefil bakımından uygulanmaz, tebligat yapılamamışsa kefil ancak takip tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Ödeme emrine itiraz yedi günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılmışsa o borçlu yönünden itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Süresinden sonra yapılan itiraza karşı itirazın iptali davasında hukuki yarar yokluğu → ret

Gerekçe: Davalılardan biri yönünden takibe itiraz, yedi günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığından bu borçlu yönünden davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Kefilin müeyyide borcundan sorumsuzluğu ve kefalet limitiyle sınırlı sorumluluğu → kısmi kabul

İddia: Davalı kefiller, alacağın zamanaşımına uğradığını, teminatların satışıyla borcun kapandığını, ihtarnamenin kendilerine tebliğ edilmediğini ve faiz talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinde kefillerin müeyyide borcu için nakit teminat verecekleri yönünde bir hüküm bulunmadığından, yasal olarak müeyyide borcunu ödeme yükümlülüğü altında bulunmayan bankanın bu borcu ödediğini de ispatlayamadığı gözetildiğinde, kefiller blokesi istenen müeyyide tutarlarından sorumlu değildir. Kefiller kefalet limitiyle sınırlı olarak, en fazla asıl borçlunun borcu kadar sorumludur; kredi ve faizlerle kefalet limiti aşıldığından takipte istenen ihtarname masraflarından da limit yetersizliği nedeniyle sorumlu olmayıp, tahsilat olsa dahi limit üzerinde borç bulunması nedeniyle bunun sorumluluklarına etkisi yoktur. İbra iddiası ise kanıtlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Müteselsil kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliği gerekliliği → kısmi kabul

Gerekçe: Davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesi "gösterilen adreste tanınmadığı" gerekçesiyle tebliğ edilemediğinden kefiller takipten önce temerrüde düşürülmemiştir. Kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliği gerekli olup, İİK'nın 4949 sayılı Kanun'la değişik 68/b maddesinin son cümlesi hükmü kredi borçlusu yönünden uygulanabilirse de kefil bakımından uygulama yeri bulunmadığından, kefiller ancak icra takip tarihi esas alınarak kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur (takip öncesi akdi faiz, takipten sonra temerrüt faizi). (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Müteselsil kefilin kefalet limitiyle sınırlı sorumluluğu, sözleşmede öngörülmeyen müeyyide borcundan sorumsuzluğu, temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliği gerekliliği (İİK 68/b'nin kefil için uygulanamaması) ve süresinden sonra yapılan itiraza karşı hukuki yarar yokluğu bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Ödeme emrine itiraz yedi günlük hak düşürücü süre içinde yapılmalıdır; bu süre geçtikten sonra yapılan itiraz geçersiz olup, o borçlu yönünden alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmaz.
Dava şartı
hukuki yarar (süresinden sonra yapılan itiraza karşı itirazın iptali davasında)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet kefalet limiti müeyyide (ihracat taahhüdü) borcu hesap kat ihtarı kefilin temerrüdü itirazın iptali icra inkar tazminatı hukuki yarar

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 68/b

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5347 E.  ,  2021/6932 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.11.2016 tarih ve 2013/67 E. - 2016/662 K. sayılı kararın davacı vekili, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.04.2017 tarih ve 2013/67 E. - 2016/662 K. sayılı ek kararın ise davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.02.2020 tarih ve 2018/888 E. - 2020/147 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili banka bünyesinde birleştirilen Toprakbank A.Ş. ile dava dışı Vemaş Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildilip, icra takibi başlattıklarını, takibe haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar Hüseyin ve Rıdvan vekili; davanın 15 yıl öncesine dayanan bir kredi ilişkisinden kaynaklandığını, müvekkillerinin krediye 1998 yılında kefil olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, teminat altına alınan borcun icra yoluyla satışa çıkarılan menkuller ödenerek borçlarının kapandığını, faiz talebinin fahiş ve dayanaktan yoksun olduğunu, ihtarnamenin müvekkillerine tebliğ edilmediğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı ... vekili tarafından 31.07.2012 havale tarihli dilekçe ile takibe itiraz edilmiş ise de itiraz dilekçesinin 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığından bu borçlu yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinde kefillerin müeyyide borcu için nakit teminat vereceklerine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle davacının bu yönden talep hakkının olmadığı, davacı banka tarafından davalılara gönderilen ihtarname

ile hesabın 17.06.2008 tarihinde kat edildiği, 329.609 USD bedelli kredinin 12.08.1998 tarihindeki TL karşılığının 64.225.-TL olduğu, söz konusu ihtarnamenin her iki davalıya da tebliğ edilemeden iade edildiği, kefillere ihtar tebliğ edilmediğinden takip tarihi 01.08.2008’de temerrüde düşmüş sayılacakları takip öncesi için davalı kefillerden sadece akdi faiz, takipten sonra temerrüt faizi istenebileceği, davalı kefillerin, 01.08.2008 (takip) temerrüt tarihi itibarıyla 64.224.- TL asıl alacak, 533.495.67 TL akdi faiz ve 26.674,78 TL BSMV olmak üzere toplam 624.394.45 TL borçlu bulundukları, ancak kefillerin temerrüt tarihi itibarıyla kefalet limitiyle sınırlı olarak sorumlu oldukları, kefillerin kefalet limitlerinin 383.460.- TL olduğu bu nedenle kefillerden 01.08.2008 temerrüt tarihi itibarıyla en çok 64.224.-TL asıl alacak, 304.034.29 TL akdi faiz ve 15.201.71 TL de gider vergisi olmak üzere 383.460.-TL'lık bir talepte bulunulabileceği, blokesi istenen müeyyide tutarı takipte istenen bir kısım masraflardan davalı kefillerin sorumlu olmadıkları, davalılar vekilince tapuların bankaya devri kaydıyla kredinin kapatıldığı ve borçlu şirketin ibra edildiği, borcun kapandığı savunulmuş ise de böyle bir ibranın varlığının kanıtlanamadığı, tahsilat var ise de bu tahsilatın kefalet limiti üzerinde borç bulunması nedeniyle davalıların sorumluluklarına etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalılar H.Uğur Yurtseveroğlu ve ...

yönünden kısmen kabulüyle; takibe yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin bu davalılar yönünden 64.224,00 TL asıl alacak, 304.034,29 TL akti faiz, 15.201,71 TL gider vergisi olmak üzere toplam 383.460,00 TL yönünden takibin devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağa yıllık %105 oranında temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmasına, 76.692,00 TL icra inkar tazminatının davalılar H.Uğur Yurtseveroğlu ve ...'den alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemece 05/04/2017 tarihli ek karar ile; davalılar ... ve ... vekilince 6.548,54 TL istinaf karar harcı, 85,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 100.-TL gider avansı yatırılmadığından istinaf başvurusunun HMK 344/1 maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Karara karşı davacı ve ek karara karşı davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, asıl borçlu şirketin ihraacat taahhüdünün yerine getirilememesi nedeniyle ödenmesi gereken müeyyideler yönünden yasal olarak ödeme yükümlülüğü altında bulunmayan davacı bankanın müeyyide borcunu ödediği hususunu ispata elverişli bir belge sunmadığı ve ödemesini ispatlayamadığı gibi; davaya konu kredi sözleşmesinde kefillerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerde de kefillerin müeyyide borcu için nakit teminat verecekleri yönünde düzenleme bulunmadığı, kredi ve faizler ile kefalet limiti aşıldığından kefillerin blokesi istenen müeyyide tutarlarından ve takipte istenen ihtarname masraflarından limit yetersizliği nedeniyle sorumlu olmayacakları, davalılar dava konusu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olup davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinin "gösterilen adreste tanınmadığı" gerekçesi ile tebliğ edilemediği, İ.İ.K'nun 4949 sayılı Yasa ile değişik 68/b maddesinin son cümlesi hükmü kredi borçlusu yönünden uygulanabilir ise de kefil bakımından uygulama yeri bulunmadığı, davalı kefillerin takipten önce temerrüde düşürülmediği, müteselsil kefillerin 27.06.2008 tarihi esas alınarak kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup, kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliğ edilmesi gerektiği, kefalet limitini aşmamak kaydıyla en fazla asıl borçlunun borcu kadar sorumlu olacakları, davalıların temerrüt tarihi olan icra takip tarihindeki kur esas alınarak yapılan hesaplama ile kefalet limitinin tespit edildiği gerekçeleriyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, kefillerin usulüne uygun belirlenen kefalet limitine göre sorumlu olacakları miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz etmişlerdir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına, 07/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721366000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/888 E. 2020/147 K.

Kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır

Gerekçe özeti

İstinaf başvurusu sırasında harç ve gider avansı kesin süre içinde tamamlanmazsa HMK 344 uyarınca başvuru yapılmamış sayılır. Müteselsil kefilin temerrüde düşmesi için hesap kat ihtarının bizzat kefile tebliğ edilmesi şarttır; asıl borçluya yapılan tebliğ veya İİK 68/b'nin son cümlesi kefil yönünden uygulanmaz. Kefil, kefalet limitini aşmamak kaydıyla asıl borçlunun temerrüdünün sonuçlarından ve en fazla asıl borç kadar sorumludur; kefalet limitinin hesabında kefilin temerrüde düştüğü (takip) tarihindeki kur esas alınır. Kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunmadıkça kefil, asıl borçlunun kamusal nitelikteki (KKDF) müeyyide borcundan sorumlu tutulamaz; ayrıca alacaklının bu borcu ödediğini ispatlaması gerekir. Süresinden sonra icra takibine itiraz eden ve bu itiraz üzerine takip fiilen durdurulmamış olan davalı, itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet vermiş sayılmaz ve usulden ret ile lehine maktu vekalet ücreti takdir edilir.

Emsal değeri

Müteselsil kefilin temerrüdünün, asıl borçluya yapılan tebligattan bağımsız olarak kefile bizzat hesap kat ihtarının tebliğ edilmesine bağlı olduğu ve İİK 68/b'nin son cümlesinin kefil yönünden uygulanamayacağı yönündeki tespit, benzer kefalet ilişkilerinde emsal niteliktedir. Ayrıca kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunmadıkça kefilin KKDF müeyyide borcundan sorumlu tutulamayacağı yönündeki değerlendirme de emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: müteselsil kefalet hesap kat ihtarı temerrüt kefalet limiti KKDF müeyyidesi vekaletsiz iş görme itirazın iptali istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması (HMK 344) icra inkar tazminatı maktu/nispi vekalet ücreti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/888

KARAR NO 2020/147

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/11/2016 - 05/04/2017 (Ek Karar)

NUMARASI 2013/67 Esas 2016/662 Karar

DAVA

Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/02/2020

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince, istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka bünyesinde birleştirilen ... A.Ş. ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden adı geçenlere kredi kullandırıldığını, davalıların da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borçlarının ödenmediğini, hesabın ihtarname ile kat edildiğini, ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takibe haksız yere itiraz edildiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın 15 yıl öncesine dayanan bir kredi ilişkisinden kaynaklandığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, Borçlar Kanunu gereği zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, Bankacılık Kanunu 2005 yılında çıkarılmış ve bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin 20 yıla çıkarıldığını, müvekkillerinin krediye 1998 yılında kefil olduğunu, davacının takip başlangıcının 2012 yılı olduğunu belirterek zamanaşımı itirazının kabulü ve esas yönünden ise borcun teminat altına alındığı, 2 adet gayrimenkul ile teminat altına alınan borcun, icra yoluyla satışa çıkarılan menkuller ile ödendiğini, faiz talebinin fahiş ve dayanaktan yoksun olduğunu, ihtarnamenin müvekkillerine tebliğ edilmediğini, içeriğinin de doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ... davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Davalı ... vekili tarafından da her ne kadar da 31.07.2012 havale tarihli dilekçe ile takibe itiraz edilmiş ise de itiraz dilekçesinin 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra sunulduğundan bu borçlu yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, Genel Kredi Sözleşmesinde kefillerin müeyyide borcu için nakit teminat vereceklerine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle davacının bu yönden talep hakkının olmadığı, davacı banka tarafından davalılara gönderilen ihtarname hesabın 17.06.2008 tarihi itibarıyla kat edildiği, 329.609 USD kredinin 12.08.1998 tarihindeki TL karşılığının 64.225.-TL. olduğu, söz konusu ihtarnamenin her iki davalıya da tebliğ edilemeden iade edildiği, kefillere ihtar tebliğ edilmediğinden takip ile temerrüde düşmüş sayılacakları(takip tarihi 01.08.2008), takip öncesi için davalı kefillerden sadece akdi faiz, takipten sonra temerrüt faizi istenebileceği, buna göre davalı kefillerin, 01.08.2008 (takip)temerrüt tarihi itibarıyla 64.224.- TL asıl alacak, 533.495.67 TL.

akdi faiz ve 26.674,78.-TL BSMV olmak üzere toplam 624.394.45 TL borçlu bulundukları, ancak kefillerin temerrüt tarihi itibarıyla kefalet limitiyle sınırlı olarak sorumlu oldukları, kefillerin kefalet limitlerinin 383.460.- TL olduğu bu nedenle kefillerden 01.08.2008 temerrüt tarihi itibarıyla en çok 64.224.-TL asıl alacak, 304.034.29 TL akdi faiz ve 15.201.71 TL. da gider vergisi olmak üzere 383.460.-TL'lık bir talepte bulunulabileceği, blokesi istenen müeyyide tutarı takipte istenen bir kısım masraflardan davalı kefillerin sorumlu olmadıkları sonucuna ulaşıldığı, davalılar vekilince tapuların bankaya devri kaydıyla kredinin kapatıldığı ve borçlu şirketin ibra edildiği, borcun bu şekilde kapandığı savunulmuş ise de böyle bir ibranın varlığının kanıtlanamadığı, tahsil edilmiş ise de bu tahsilatın kefalet limiti üzerinde borç bulunması nedeniyle davalıların sorumluluklarına etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalılar ...

ve ... yönünden kısmen kabulü ile, İstanbul ....İcra Müdürlüğü!nün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin bu davalılar yönünden 64.224,00 TL asıl alacak, 304.034,29 TL akti faiz ,15.201,71 TL gider vergisi olmak üzere toplam 383.460,00 TL yönünden takibin devamına, fazla talebin reddine, asıl alacaga yıllık %105 oranında temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmasına, 76.692,00 TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve ... alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

EK KARAR

Mahkemece 05/04/2017 tarihli ek karar ile; davalılar ... vekilince 6.548,54 TL istinaf karar harcı, 85,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 100,-TL gider avansının yatırılmadığından istinaf başvurusunun HMK 344/1 maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili bankanın harçtan muaf olduğunu, davalı kefillerin müvekkili bankaya 01/08/2008 tarihi itibariyle 459.180,58 TL nakit borcu ve hesap kat tarihi itibariyle 64.643,86 TL depo edilmesi gereken müeyyide borcu bulunduğunu, kefillerin kefalet limiti tespit edilirken maddi hata yapıldığını, müvekkili banka tarafından davalıların bankaya bildirdikleri adreslere ihtarname tebliğ edildiğini, tebligatların geçerli olduğunu, temerrüt başlangıç tarihi olarak 27/06/2008 tarihinin alınması gerektiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamaya dava mahkeme masrafı ve BSMV’nin eklenmemesinin de hatalı olduğunu, itirazlar doğrultusunda yeni bir heyetten rapor alınmadan karar verilmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu, dosyada mübrez GKS hükümlerinin tamamından anlaşılacağı üzere, davalıların müeyyide borcu deposundan sorumluluğu bulunduğunu, kefaletin gerek GKS hükümleri ve gerekse niteliği itibariyle müeyyide borcu deposundan sorumluluğu da kapsadığını, davalı ...

dava açılmasına sebebiyet verdiğinden müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davalı ... vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olarak fazla hesaplandığını, deposu talep edilen gayrinakdi alacak yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle müvekkili banka aleyhine verilen hususlar, davanın reddi açısından kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalılar .... vekili istinaf dilekçesinde; bir borç varsa bile buna uygulanacak faizin başlangıcında hata yapıldığını, tahsil edilen 50.443,-TL’nin borç miktarından 2001 yılı tarihine göre düşülmesi sonucu kalan alacak üzerinden faiz hesabı yapılması gerektiğini, BK 598.maddeye göre, asıl borcun herhangi bir nedenle sona ermesiyle kefilin borcunun da sona erdiğini, ...’ın başlattığı icra takibi sürecinde takibin satış yoluyla sonuçlanmasını beklemeden doğrudan tapuda müvekkili ...

adına olan taşınmazı borca mahsuben ...’ın üzerine aldıklarını, bu hususun tapu kayıtları ve icra dosyasındaki evraklardan anlaşıldığını, işbu gayrimenkulün bedelinin borçtan düşülmediğini, bu iddianın yargılamada yeterince araştırılmadığını, müvekkillerinin kefil sıfatıyla imzaladığı 325.000 USD’lik müşteri senedini muhatap bankanın zamanında işleme koymayarak kıymetli evrak vasfını kaybettirmesinin kusurunun faturasının da kefil olan müvekkillerine yüklendiğini, sözleşmeye konan %50 ilave faiz puanı eklenmesi şeklindeki maddenin cezai şart niteliğinde olduğunu, geçersiz sayılması gerektiğini, bu hususun davalıların mahvına sebep olup olmayacağının değerlendirilmediğini, %105’lik faiz oranının çok fahiş olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, harç ve veklaet ücretlerinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili 18/05/2017 tarihli ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; Anayasa Mahkemesinin son yıllarda vermiş olduğu bir iptal kararında hak arama özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle temyiz nispi harç giderlerinin alınmasına ilişkin yasa hükmünün iptal edildiğini, kararın kesinleşmesi ile birlikte haksız taraftan her zaman tahsili mümkün olan giderlerin karar kesinleşmeden hak arama telaşı içerisindeki taraftan alınmaya çalışılmasının doğru olmadığını, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/10-550 Esas ve 2010/561 Karar sayılı 03/11/2010 tarihli kararında “...Harçlar Kanunun 13/J maddesi gereğince davalı harçtan muaf ise davacı da sadece maktu harç ile sorumlu olup başkaca harçtan muaftır..” şeklindeki bağlayıcı kararı dikkate alındığından istinaf başvurusunun süresinde ve yerinde olduğunu, maktu harcın yatırıldığını, bu nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ... ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca borcun ödenememesi üzerine kefil olan davalılar hakkında yapılan icra takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece 05/04/2017 tarihli ek karar ile; istinaf yoluna başvuru harcı, karar harcı ve gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin, istinaf başvurusunun HMK 344 maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.6100 sayılı HMK.'nun 344. maddesine göre, istinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği ya da eksik ödendiği sonradan anlaşılırsa, karar veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu, başvurana yazılı olarak bildirilir.

Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurması halinde HMK. 346. maddenin 2. fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.Davalı ... yargı harçlarından muaf olduğuna dair herhangi bir belge sunmadığı gibi Anayasa mahkemesinin de HMK 344. maddesinin iptaline ilişkin herhangi bir kararı da bulunmamaktadır. Buna göre istinaf yoluna başvuran davalı istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödemek zorunda olup kendisine verilen kesin süre içerisinde eksik harç ve gider avansını ödemediğinden mahkemece HMK 344 maddesi uyarınca istinaf başvurusunu yapılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı vekili davalı ... süresinden sonra icra takibine itiraz ederek hakkında dava açılmasına sebebiyet verdiği ve bu nedenle vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı ... ödeme emri 18.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve 31.07.2012 tarihinde yasal 7 günlük süreden sonra icra takibine itiraz etmiş olup İcra Müdürlüğü tarafından davanın bu itiraz üzerine takibin durdurulmasına ilişkin bir kararı da bulunmamaktadır. Kaldı ki İcra Müdürlüğü tarafından davalının itirazı üzerine icra takibi durdurulmuş olsa bile alacaklının icra mahkemesine itirazın süresinde olmadığı ileri sürülerek memur muamelesini şikayet yoluyla durdurma kararını kaldırabileme imkanı da mevcut olup davacı dava açarken gerekli özen ve dikkati göstermemiş olup, itirazın iptali davası açılmasına davalı ...

sebebiyet vermemiştir. Bu durumda mahkemece itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilerek lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Asıl borçlu şirketin ihraacat taahhüdünün yerine getirilememesi nedeniyle ödenmesi gereken KKDF müeyyideleri yönünden yasal olarak ödeme yükümlülüğü altında bulunmayan davacı ödeme yapması halinde yapılan ödeme borçlunun vergi borcunun BK'nın 67. maddesi anlamında üçüncü şahıs tarafından ifası niteliğinde olup, davacının ödediği bu miktar için sözleşmeye ve vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak borçludan rücu edebilecektir. Somut olayda davacı banka müeyyide borcunu ödediği hususunu ispata elverişli bir belge sunmamıştır ve ödemesini ispatlayamadığı gibi davaya konu kredi sözleşmesinde kefillerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerde de kefillerin müeyyide borcu için nakit teminat verecekleri yönünde düzenleme bulunmadığı kaldı ki kredi ve faizler ile kefalet limiti aşıldığından kefillerin blokesi istenen müeyyide tutarlarından ve takipte istenen ihtarname masraflarından limit yetersizliği nedeniyle sorumlu olmayacaklarınadan;

davacı vekilinin kefillerin müeyyide borcundan sorumlu olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili davalılarının temmerrüt tarihinin 27.06.2008 tarihi esas alınarak temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini ileri sürmektedir. Davalılar dava konusu genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamıştır. Davalılara gönderilen hesap kat ihtarnamesinin "gösterilen adreste tanınmadığı" gerekçesi ile tebliğ edilemediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. İ.İ.K'nun 4949 sayılı Yasa ile değişik 68/b maddesinin son cümlesi hükmü kredi borçlusu yönünden uygulanabilir ise de kefil bakımından uygulama yeri bulunmamaktadır. Davalılar takipten önce temerrüde düşürülmemiştir.

Müteselsil kefil kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup, kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliğ edilmesi gereklidir. Kefiller kendi temerrüdünün sonuçlarından ;kefalet limiti ile sınırlı olarak asıl borçlunun temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Başka bir anlatımla kefiller kefalet limitini aşmamak kaydıyla en fazla asıl borçlunun borcu kadar sorumlu olacaklardır. Buna göre davalıların temerrüt tarihi olan icra takip tarihindeki kur esas alınarak hesaplama yapılarak kefalet limitinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Gayrinakit alacaklar için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de davacının davasında reddedilen kısmın nakit alacağa ilişkin bulunduğu kefalet limiti yeterli olmadığından gayrinakit alacağın değerlendirilmediği ,nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı,Bu durumda mahkemece kefillerin usulüne uygun belirlenen kefalet limitine göre sorumlu olduğu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2- Davalı ... vekilinin 05/04/2017 Tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davalı .... alınması gereken 54,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 23,-TL harcın davalı ... alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

06/02/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.