İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3959 E. 2021/6905 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat kanunu 35. madde↗ usulsüz tebligat↗ gerekçeli karar tebliği↗ adil yargılanma hakkı↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ yerleşim yeri↗ tebligat kanunu m.35↗ savunma hakkı↗ kısıtlılık↗ cy/cy şerhi↗ icra takibine itiraz↗ tebligat↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe itirazına ilişkin somut bir kanıt sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
T.C. Anayasasının "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü içermektedir.
7201 sayılı Tebligat Yasa'nın 10/1. maddesinde, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, 10/2. maddesinde de bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiş, Yönetmeliğin 16/2. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
TK'nın 10. maddesinde ifade edilen bilinen en son adres, İçişleri Bakanlığı nezdinde tutulan adrese dayalı merkezi nüfus kayıt sistemindeki (MERNİS) adres olabileceği gibi başka bir adreste olabilir. Her iki durumda da muhatabın bilinen en son adresine normal tebligat (TK m.10) çıkarılması gerekir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, Yönetmeliğin 79/2. maddesine uygun bir meşruhatda bulunularak TK'nın maddesine göre tebliğ işlemlerini tamamlandıktan sonra muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilmekte ve TK'nın 21/2. maddesine göre tebligatın buraya yapılması gerekmektedir.
Dosya içinde yer alan tebligat parçalarında davalının bildirilen ''... Şahinbey/GAZİANTEP'' adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın “D1 muhatabı tanımadığı, isim ve imzadan imtina edildiğinden evrak mercine iade” şerhi ile döndüğü, mahkemece davaya devam edip karar verdiği ve çıkarılan gerekçeli karar tebligat parçasının da bila döndüğü, ancak; aynı adrese TK 21/2. maddesine aykırı olarak gerekçeli kararı tebliğ ettiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu 10. madde hükümü gereğince, davalıya tebligat çıkartılması, ulaşılamaması halinde aynı Kanunun 21/2. madde uyarınca mernis adresine tebligat yapılması gerekmektedir. Mahkemece davalıya dava dilekçeside dahil olmak üzere yapılan tebligatların, tüm bu silsile tamamlanmadan ve ayrıca tebligatında yapılmaması nedeniyle gerekçeli kararı yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine göre açıkça aykırı olmuştur. Bu durumda, usulsüz tebligat nedeniyle yargılama, davalının Anayasa ile güvence altına alınmış olan savunma hakkı (AY.md. 36) kısıtlanmış olduğundan bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Finansal kiralama konusu malın iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1250 E. 2023/5069 K.
Ortak:savunma hakkının kısıtlanması · yerleşim yeri · savunma hakkı · kısıtlılık · cy/cy şerhi · tebligat · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Yasa'nın 10/1. maddesinde, «tebligatın» tebliğ yapılacak şahsa bilinen en «son» adresinde yapılacağı, 10/2. maddesinde de bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan «yerleşim yeri» adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiş, Yönetmeliğin 16/2. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilm …
Bilinen en «son» adresin «tebligata» elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, Yönetmeliğin 79/2. maddesine uygun bir meşruhatda bulunularak TK'nın maddesine göre tebliğ işlemlerini tamamlandıktan sonra muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan «yerleşim yeri» adresi bilinen en son adres olarak kabul edilmekte ve TK'nın 21/2. maddesine göre tebligatın buraya yapılması gerekmektedir.
Her iki durumda da muhatabın bilinen en «son» adresine normal «tebligat» (TK m.10) çıkarılması gerekir.
Benzer bu kararda… irtilen kararıyla her ne kadar davacı istinafında davalının adres değişikliğini bildirmemesi sebebiyle Mahkemenin red gerekçesinin doğru olmadığı iddiasında ise de, «tebligat» incelendiğinde; tebliğ memurunun davalı/kiracının sürekli olarak adresten ayrıldığı gerekçesi ile tebligatı merciie iade ettiği, oysa; 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsendiği, bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılmasının mümkün olmadığını, muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en «son» adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin «şerh» verilmeksizin Kanun'un 10 uncu maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerektiği, muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanun'un 20 nci maddesi ve 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerektiği, muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerektiği, ancak bu aşamadan sonra, Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresi olduğu belirtilerek, Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin mümkün olabileceği, 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının farklı şekilde yorumlanarak başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat çıkartılmasının muhatabın «savunma hakkını kısıtlayacağından», Anayasanın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36 ncı maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı …
Taraflar arasında imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesinin 34 üncü maddesi "Kiracı ve «kefiller», işbu sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi ve kiralayan tarafından kendilerine gerekli «tebligatın» yapılabilmesi için bu sözleşmede isim ve unvanlarının yanında belirtilmiş adresleri kanuni «yerleşim yeri» ittihaz ettiklerini, belirtilen yerde adres yazmaması halinde «ticaret sicil» dosyalarındaki «son» adreslerinin veya kiralayan tarafından son olarak herhangi bir bildirim gönderilen adreslerinin muhtarlıkta kayıtları bulunmasa bile yasal yerleşim yerleri olduğunu, ileride diğer bir mahalli kanuni yerleşim yeri ittihaz edecek olurlarsa, bu yeni adresi derhal noter aracılığı ile kiralayana bildirmeyi, bildirmedikleri takdirde bu sözleşmede yazılı ya da yukarıda yer alan adreslerine ya da kayıtlı elektronik posta adreslerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7a, 10 ve devamı hükümlerinde yer alan usule göre gönderilecek her türlü kendilerine gönderilmiş sayılacağını kabul ve «taahhüt» ederler" hükmünü içermektedir.
Noterliğinde düzenlenen «ihtarnamenin» davalıya tebliğini noterden talep ettiği, bu ihtarnamenin tebliği için gönderilen «tebligat» evrakının ise, davalının belirtilen adresten taşındığının bildirilmesi nedeniyle tebliğ edilemeden iade edilmiş olduğunun ilgili noter tarafından verilen şerhten anlaşıldığı, 60'ar gün süreyi içeren ihtarnamelerin usulüne uygun gönderilmeden işbu davanın açıldığı, öngörülen sürelerin «kamu düzenine» ilişkin olup kısaltılamayacağı gibi ihtarnamelerde de kanuna uygun olarak belirlenen bu süreler davalıya tebliğ edilmeden «sözleşmenin feshi» söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulü · mernis adresi · sözleşme serbestisi · finansal kiralama sözleşmesi · finansal kiralama · sözleşmenin feshi · fesih · kamu düzeni
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; noterler tarafından gönderilen «tebligatlara» ilişkin işlemlerde şahıslar için mernis, şirketler için «ticaret sicil» adreslerine tebligat gönderilmesine olanak sağlayan bir uygulamanın olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen tebligat uygulamasının mahkemelerce ve icra dairelerince uygulanabileceğini, zira tebligat çıkarılacak kişinin mernis adresini göremeyen noterlerin mernis adresine tebligat çıkarmalarının da mümkün olmadığını, noterlerin yalnızca tebligat isteyen kişilerin bildirdiği adreslere tebligat çıkarabildiklerinden mavi zarf ve tebligat zarfına mernis adresidir eklemesi yapabilmelerinin mümkün olmadığını, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen ilgili kanun maddelerinin de somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığını, dava konusu olayda davalının sözleşmedeki adresinden sürekli olarak ayrıldığını, tebligat gönderilecek başka adresi de bulunmadığını, davacı şirketin yada noterlerin adres araştırmalarının kanunen mümkün olmadığını, «sözleşme serbestisi» ilkesi gereğince tarafların sözleşme içeriğini kanuni sınırlar içerisinde serbestçe belirleyebildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 34 üncü maddesinde tarafların açık adres değişikliği yapması halinde diğer tarafa noter kanalı ile bildirme zorunluluğu getirdiğini, yine taraf adreslerinin ikametgah adresi olarak kabul edildiğini ve adres değişikliği zamanında ve noter kanalıyla bildirilmezse sözleşmedeki adrese yapılacak tebligatın geçerli olacağının düzenlendiğini, davalının sözleşmedeki adresinin aynı zamanda «mernis adresi» olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 33 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kiracının bu Kanunda belirtilen borcunu kanuni sürede ödememesinden dolayı kiralayan tarafından noter aracılığıyla kiracıya gönderilen «fesih» «ihtarnameleri» hakkında 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68/b maddesi hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, bu madde uyarınca da sözleşmedeki adrese çıkarılan «tebligatın usule» uygun olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki «finansal kiralama sözleşmesine» konu malın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 24.10.2016 tarihli «finansal kiralama sözleşmesi» gereğince finansmanını sağladığı makinaların davalıya «teslim» edildiğini, davalının kira bedellerini süresinde ödemediğini, ihtarlara rağmen edimini yerine getirmediğini, yine sözleşmenin ilgili maddesi gereğince Beyoğlu 3.
Noterliğinde düzenlenen «ihtarnamenin» davalıya tebliğini noterden talep ettiği, bu ihtarnamenin tebliği için gönderilen «tebligat» evrakının ise, davalının belirtilen adresten taşındığının bildirilmesi nedeniyle tebliğ edilemeden iade edilmiş olduğunun ilgili noter tarafından verilen şerhten anlaşıldığı, 60'ar gün süreyi içeren ihtarnamelerin usulüne uygun gönderilmeden işbu davanın açıldığı, öngörülen sürelerin «kamu düzenine» ilişkin olup kısaltılamayacağı gibi ihtarnamelerde de kanuna uygun olarak belirlenen bu süreler davalıya tebliğ edilmeden «sözleşmenin feshi» söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3959 E. , 2021/6905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.04.2013 tarih ve 2012/884 E. - 2013/290 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın Şirehanı şubesinden kullanmış olduğu kredi nedeni ile 13,426,60.TL kredi vs. borcunun bulunduğunu, borcun süresinde ödenmemesi nedeni ile davalı aleyhine takip başlattıklarını, davalının itirazı nedeni ile takibin durdurulduğunu, itirazın yerinde olmadığını ileri sürerek itirazının iptaline, takibin devamına ve meblağa % 40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe itirazına ilişkin somut bir kanıt sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
T.C. Anayasasının "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü içermektedir.
7201 sayılı Tebligat Yasa'nın 10/1. maddesinde, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, 10/2. maddesinde de bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiş, Yönetmeliğin 16/2. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
TK'nın 10. maddesinde ifade edilen bilinen en son adres, İçişleri Bakanlığı nezdinde tutulan adrese dayalı merkezi nüfus kayıt sistemindeki (MERNİS) adres olabileceği gibi başka bir adreste olabilir. Her iki durumda da muhatabın bilinen en son adresine normal tebligat (TK m.10) çıkarılması gerekir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, Yönetmeliğin 79/2. maddesine uygun bir meşruhatda bulunularak TK'nın maddesine göre tebliğ işlemlerini tamamlandıktan sonra muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilmekte ve TK'nın 21/2. maddesine göre tebligatın buraya yapılması gerekmektedir.
Dosya içinde yer alan tebligat parçalarında davalının bildirilen ''... Şahinbey/GAZİANTEP'' adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın “D1 muhatabı tanımadığı, isim ve imzadan imtina edildiğinden evrak mercine iade” şerhi ile döndüğü, mahkemece davaya devam edip karar verdiği ve çıkarılan gerekçeli karar tebligat parçasının da bila döndüğü, ancak; aynı adrese TK 21/2. maddesine aykırı olarak gerekçeli kararı tebliğ ettiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu 10. madde hükümü gereğince, davalıya tebligat çıkartılması, ulaşılamaması halinde aynı Kanunun 21/2. madde uyarınca mernis adresine tebligat yapılması gerekmektedir. Mahkemece davalıya dava dilekçeside dahil olmak üzere yapılan tebligatların, tüm bu silsile tamamlanmadan ve ayrıca tebligatında yapılmaması nedeniyle gerekçeli kararı yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine göre açıkça aykırı olmuştur.
Bu durumda, usulsüz tebligat nedeniyle yargılama, davalının Anayasa ile güvence altına alınmış olan savunma hakkı (AY.md.
36) kısıtlanmış olduğundan bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721314900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz