Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6382 E. 2021/6784 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi tazminat↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan delillere göre, 5.000.-TL manevi tazminatın ve 4.984.755.-TL maddi tazminatın 22.11.2005 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 4054 sayılı Yasa'nın 58. maddesine dayalı istemin yasal koşulları oluşmadığından reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4875 E. 2020/2454 K.
Ortak:maddi tazminat · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan delillere göre, 5.000.-TL manevi tazminatın ve 4.984.755.-TL «maddi tazminatın» 22.11.2005 tarihinden itibaren yürütülecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 4054 sayılı Yasa'nın 58. maddesine dayalı istemin yasal koşulları oluşmadığından reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Benzer bu kararda… a ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının Türkiye cam pazarında hakim konumda olduğu, davacıya mal vermeyi reddettiği, bu eylemin kapasite «kısıtlanmasından» kaynaklandığı savunmasına itibar edilmediği, bu hususların Rekabet Kurumu kararı ile sabit görüldüğü, davacının 2002-2005 yılları arasında 9.397.120.- TL faaliyet kârı «kaybına» uğradığı, bu faaliyet kârlarındaki düşmenin tamamının davalının mal vermeyi kesmesinden meydana geldiğinin söylenemeyeceği, davacının bu aşamada diğer ürünlerin alım satımını da durdurduğu, talep edilen 4.984.755.- TL tutarındaki tazminatın kabul edilebilir bulunduğu, davalının eylemi ağır bir ihlal olarak değerlendirilmişse de tazminat tutarının zararı karşılamaya yettiği, miktar itibariyle caydırıcılık niteliğinin de bulunduğu, 3 kat tazminata gerek görülmediği, manevi tazminat isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000.- TL manevi tazminatın ve 4.984.755.- TL «maddi tazminatın» 22.11.2005 tarihinden itibaren yürütülecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 4054 sayılı Yasanın 58. maddesine dayalı istemin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
… davalının 4054 sayılı Kanunun 6. maddesini ihlal ettiğinin sabit görüldüğü, 2002-2005 yılları arasında davacının faaliyet karlarındaki düşüş nedeniyle uğradığı kâr «kaybının» 9.397.127.- TL olarak belirlendiği, davacının dosyaya yansıyan ticari işlem hacmi ve davalı ile olan ticari ilişkisinin kapsamı dikkate alınıp talep edilen 4.984.755.- TL tutarındaki «maddi tazminatın» kabul edilebilir olduğu belirtildiğinden hükmedilen tutara 2002-2005 yılları arasındaki faaliyet kârı kaybı gözetilip değerlendirilmek suretiyle ulaşıldığı anlaşıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · kâr mahrumiyeti · kısıtlılık · denetime elverişlilik · kâr kaybı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… a ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının Türkiye cam pazarında hakim konumda olduğu, davacıya mal vermeyi reddettiği, bu eylemin kapasite «kısıtlanmasından» kaynaklandığı savunmasına itibar edilmediği, bu hususların Rekabet Kurumu kararı ile sabit görüldüğü, davacının 2002-2005 yılları arasında 9.397.120.- TL faaliyet kârı «kaybına» uğradığı, bu faaliyet kârlarındaki düşmenin tamamının davalının mal vermeyi kesmesinden meydana geldiğinin söylenemeyeceği, davacının bu aşamada diğer ürünlerin alım satımını da durdurduğu, talep edilen 4.984.755.- TL tutarındaki tazminatın kabul edilebilir bulunduğu, davalının eylemi ağır bir ihlal olarak değerlendirilmişse de tazminat tutarının zararı karşılamaya yettiği, miktar itibariyle caydırıcılık niteliğinin de bulunduğu, 3 kat tazminata gerek görülmediği, manevi tazminat isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000.- TL manevi tazminatın ve 4.984.755.- TL «maddi tazminatın» 22.11.2005 tarihinden itibaren yürütülecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 4054 sayılı Yasanın 58. maddesine dayalı istemin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunun 7. sayfasındaki tabloda ve raporun eki cetvelde, mahkemenin 2002-2005 yılları arasında davacının faaliyet kârı «kaybı» olarak kabul ettiği miktarın, 5.564.410,25 TL tutarındaki 2006 yılı faaliyet kârı «mahrumiyetini» de içerdiği görülmektedir.
Bu haliyle karar «gerekçesi çelişkili» olup «denetime elverişli» bulunmadığından kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… akkındaki Kanunun 58. maddesinde öngörülen üç kat oranındaki tazminata hükmedilmesinin mahkeminin takdirinde bulunmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin «zamanaşımına» ve 4054 sayılı Kanun uyarınca ihlalin gerçekleşmediğine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6382 E. , 2021/6784 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2018 gün ve 2017/642 - 2018/250 sayılı kararı bozan Daire'nin 09.03.2020 gün ve 2018/4875 - 2020/2454 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin cam üreticilerinden aldığı hammadde niteliğindeki şişe ve kavanozlara kendi tasarladığı aksesuar ve ambalajları ekleyip sofra ve mutfak eşyası gibi züccaciye ürünleri haline getirmek suretiyle piyasaya arz ettiğini, bu cam ve kavanozları 2000'li yılların başına kadar davalıdan ve grup firması Paşabahçe'den temin ettiğini, Paşabahçe'nin 1997 yılında şişe ve kavanoz üretimine girdiğini, müvekkilinin ürettiği ürünlerin muadillerini piyasaya sunduğunu, davalının da 1998 yılı sonrası plastik aksesuarlı sofra mutfak eşyası imal ve ticaretine başladığını, böylece davalının hem müvekkiline hammadde sağlayan şirket hem de rekabet eden şirket konumuna geldiğini, Şişecam grubunun iç piyasada tekel olması sebebiyle müvekkilinin Bulgaristan'da mukim Drujba firmasından kavanoz ithal etmeye başladığını, ancak davalının bu halin devam etmesi durumunda mal sevkiyatını durduracaklarını ifade etmesi üzerine müvekkilinin ithalata son verdiğini, bu süreçte davalının müvekkilini zarara uğratacak biçimde ürün kısıtlaması yoluna gittiğini, müteaddit taleplere rağmen davalının hammadde talebini karşılamadığını, bu durum karşısında müvekkilinin bu kez İran'dan ithalat yoluyla hammadde ihtiyacını karşıladığını, ancak grup firması Paşabahçe'nin Dış Ticaret Müsteşarlığına müracaatla İran'dan gelen ürünlere kota uygulanmasını sağladığını, Marmara Cam'ın müvekkilinin ihtiyaç duyduğu ürünleri üretmeye başlaması üzerine davacının bu firmadan mal tedarik etmek istediğini, ancak Şişecam grubunun piyasadaki hakim durumunu...
aleyhine de kullanması sonucu çözüme kavuşturulmadığını, davacının tekrar Drujba şirketinden mal siparişinin sebepsiz reddedildiğini, bunun altında da Şişecam grubunun Drujba ile Türkiye'ye yapılacak satışların tamamının alınması konusunda bir anlaşmanın yattığının anlaşıldığını, davalının müvekkiline hammadde tedarik etmezken grup firması Paşabahçe'ye doğrudan ya da dolaylı yollarla sattığını, müvekkilinin hammadde yokluğu sebebiyle piyasaya arz edemediği malların çok benzerinin Paşabahçe yoluyla piyasaya arzının sağlandığını, davalının kampanyalardan müvekkilini yararlandırmadığını, davacıya ihracat kaydıyla satış yaptığını, müvekkilinin bu yolla rekabet edemez hale gelip tasfiye sürecine girdiğini, Rekabet Kurumunun davalı hakkındaki kararının Danıştay'ca iptal edilip mahkeme kararının kesinleştiğini, Danıştay kararı ile davalının eylemlerinin, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'a ve hukuka aykırılık taşıdığının sabit hale geldiğini, aynı Kanunun 57.
maddesi ile zarar görene tazminat hakkının düzenlendiğini, 58. maddede zararın nasıl belirleneceğinin ve üç kat tazminatın öngörüldüğünü, davacının zararını 4.984.755.- TL olarak belirlediğini ileri sürerek şimdilik müvekkilinin uğradığı zarardan 3.000.000.-TL'lik kısmının 4054 sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca 3 katının ve 5.000.-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden aksi halde dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 18.09.2013 harç tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 4.984.755.- TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan delillere göre, 5.000.-TL manevi tazminatın ve 4.984.755.-TL maddi tazminatın 22.11.2005 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 4054 sayılı Yasa'nın 58. maddesine dayalı istemin yasal koşulları oluşmadığından reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 10,30 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721285400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz