6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte faks talimatıyla usulsüz havalede banka ve müşteri müterafik kusuru

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1046 E. 2025/1091 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımı

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Banka müşterisinden gelen faks talimatına dayanarak işlem yapılmasına ilişkin sözleşmede düzenleme ve teamül yoksa, bankanın talimatın doğruluğunu teyit etmeden ve ıslak imzalı aslını istemeden işlem yapması, artan sayıda benzer işlemi durdurmaması özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturur; ancak zarara sebebiyet veren kişinin davacı şirketin kendi çalışanı olması ve davacının uzun süre hesabını denetlememesi, davacının adam çalıştıran sıfatıyla seçim ve gözetim yükümlülüğüne aykırılığını gösterir; bu durumda banka ile müşteri arasındaki kusur oranı, olayın somut özellikleri gözetilerek eşit (%50-%50) olarak belirlenir. Bankacılık hizmet sözleşmesine dayalı tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi haksız fiil hükümlerine göre değil, TBK 146 gereği 10 yıl olarak uygulanır. Zarar gören tarafın zararı nedeniyle üçüncü kişiden (sigorta şirketinden) tahsil ettiği tutar, mükerrer ödemeyi önlemek amacıyla toplam zarar miktarından mahsup edilir.

Ele alınan sorunlar

Zamanaşımı süresi (haksız fiil mi, sözleşme mi) → ret

İddia: Davalı, dava haksız fiile dayandığından 2 yıllık zamanaşımı süresinin ıslahla artırılan kısım için dolduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK 506/2 gereği banka, müşterinin haklı menfaatlerini sadakat ve özenle gözetmekle yükümlüdür; bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur ve özen borcunu ihlal etmediğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişki haksız fiil değil, bankacılık hizmet sözleşmesine dayalı olduğundan TBK 146 gereği uygulanacak zamanaşımı süresi 10 yıldır. Davaya konu işlemler 16/01/2013-18/12/2014 tarihleri arasında yapıldığından ve ıslah tarihi (20/10/2017) itibariyle 10 yıllık süre dolmadığından zamanaşımı def'i yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faks talimatıyla işlem yapılmasının teamül haline geldiği iddiası → ret

İddia: Davalı, hesabın açıldığı tarihten itibaren tüm işlemlerin faks talimatıyla yapıldığını, bu şekilde taraflar arasında teamül oluştuğunu ve her işlemde kimlik kontrolü/teyit alınmasının beklenemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmesinde faks talimatıyla işlem yapılmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bankacılık teamüllerine göre banka, faks talimatına istinaden işlem yapacaksa yetkili kişilerle teyit yapmalı ve talimatın ıslak imzalı aslının en kısa sürede iletilmesini istemelidir; davaya konu talimatlar için bu işlemler yapılmamıştır. Davalı bankanın, sözleşmede düzenleme bulunmamasına rağmen ıslak imzalı talimat olmadan fotokopi faks talimatlara istinaden teyit almaması, talimat aslını istememesi ve talimat aslı gönderilmediğinde benzer işlemleri tekrar tekrar yapması nedeniyle kusurlu olduğu sabittir. Bu nedenle davalının, hesabın açıldığı tarihten itibaren tüm talimatların faks yoluyla verildiği ve bu yöntemin davacı tarafça benimsendiği yönündeki istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zararın oluşumunda tarafların kusur oranının belirlenmesi (müterafik kusur) → kısmi kabul

İddia: Davalı, zarara sebebiyet veren davacının kendi çalışanı olduğunu, olayda en ufak kusurunun bile bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin davalıya izafe ettiği %90 kusur oranının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davaya konu havale işlemleri hesap sahibi davacının vermediği faks talimatlarına dayalı olarak yapıldığından davacının zarara uğradığı anlaşılmakla birlikte, zararın, hastane işleten davacı şirketin finans müdürünün suç oluşturan eylemleri sonucu meydana gelmiş olması nedeniyle, adam çalıştıran sıfatındaki davacının da çalıştırdığı kişiyi seçme ve denetlemede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü gerekir. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir olup basiretli davranmakla yükümlüdür. Davacının personel seçiminde ve denetiminde kusurlu olduğu, iki yıllık süreçte hesabını denetlememesi nedeniyle zararın büyük oranda arttığı sabittir; davalı bankanın ise sözleşmede düzenleme bulunmamasına rağmen teyit almaması, faks talimatı aslını istememesi ve tekrar eden işlemleri durdurmaması nedeniyle kusurlu olduğu sabittir. Olayın oluş şekli ve tarafların ihmal ettikleri davranışların zararın oluşumuna etkisi birlikte değerlendirildiğinde, tarafların eşit oranda (%50-%50) kusurlu olduğu kanaatine varılmış; ilk derece mahkemesinin davalıya izafe ettiği %90 kusur oranı somut olayın özelliklerine göre fazla bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Sigortadan tahsil edilen tutarın zarardan mahsubu (mükerrer ödemenin önlenmesi) → kısmi kabul

İddia: Davalı, davacının dava dışı sigorta şirketinden emniyeti suistimal sigortası kapsamında 45.000-TL tahsil ettiğini, bu miktarın gizlenerek beyan edilmediğini ve mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dışı sigorta şirketinin, sigortalısı davacıya eldeki davaya konu olay nedeniyle emniyeti suistimal sigortası kapsamında 45.000-TL ödediği ve sigortalıdan aldığı ibraname ve temliknameye istinaden rücuen tazmin amacıyla icra takibi başlattığı UYAP incelemesiyle sabit olmuştur. Davacının sigortadan tahsil ettiği bu miktarın mükerrer ödemeye sebebiyet vermemesi için zarar tutarından düşülmesi gerekir. Davacı, olay nedeniyle uğradığı toplam 494.500-TL zararın 45.000-TL'sini dava dışı sigorta şirketine temlik etmiş olduğundan, toplam zarar miktarı (494.500-45.000=) 449.500-TL olarak kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, bankacılık hizmet sözleşmesine dayalı tazminat taleplerinde zamanaşımı süresinin haksız fiil hükümlerine göre değil TBK 146 gereği 10 yıl olarak uygulanacağına ve banka ile müşteri arasındaki müterafik kusur değerlendirmesinde adam çalıştıranın seçim/denetim kusurunun dikkate alınacağına ilişkin tespitleri, benzer bankacılık uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Bankacılık hizmetleri sözleşmesine dayalı tazminat taleplerinde uygulanacak zamanaşımı süresi, ilişkinin haksız fiil değil sözleşmeye dayalı olması nedeniyle TBK 146 gereği 10 yıldır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık hizmetleri sözleşmesi vekalet benzeri sözleşme özen yükümlülüğü müterafik kusur adam çalıştıranın sorumluluğu zamanaşımı faks talimatı teyidi sigortadan tahsil edilen bedelin mahsubu belirsiz alacak davası ıslah

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 506/2TBK 146

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1046

KARAR NO 2025/1091

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/02/2022

NUMARASI 2015/162 Esas - 2022/65 Karar

DAVA

Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 11/02/2015

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/07/2025

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İstanbul Rahmanlar Şubesindeki ... numaralı ticari mevduat hesabından, müvekkili şirketin finans müdürü olarak çalışan dava dışı ...'ın iki yıl boyunca talimat evrakını bankaya faksla göndererek kendi banka hesabına para gönderilmesini sağladığını, davalının bu işlemleri gerçekleştirirken kimlik kontrolü ve ıslak imza teyidini yapmadığını, müvekkiline bilgi vermediğini, müvekkilinin usulsüz para aktarımını 16/01/2015'tarihinDe öğrendiğini ve davalının şubesine durumu ilettiğini, dava dışı ...'ın CBS'ye şikayet edildiğini ve soruşturmanın devam ettiğini, ancak söz konusu işlemlerde davalı bankanın mevzuata aykırı davranarak gerekli özeni göstermeksizin müvekkilinin mevduatındaki paranın hukuka aykırı şekilde aktarımını sağladığından zararın tazminine ilişkin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000-TL maddi tazminatın zarar tarihlerinden itibaren ayrı ayrı işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 20/10/2017 tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesinde talep edilen 100.000-TL'yi 345.095-TL artırarak toplam 445.095-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili bankanın Rahmanlar Şubesi'ndeki davacı hesabının 03/09/2008' tarihinde açıldığını, hesabın açılışından itibaren yapılan işlemlerin şubeye davacının faksı aracılığıyla gönderildiğini ve şirket yetkililerinin imzalarını taşıyan talimatlar ile gerçekleştirildiğini, talimatların hiçbiri için takiben ve ayrıca ıslak imzalı örneklerinin gönderilmediğini ve teyit alınmadığını, davacıyla uzun yıllar boyunca oluşan güven ilişkisinin bu şekilde devam ettiğini, davaya konu işlemlerden sonra da hesaptan yapılan işlemlerin halen bu teamüle uygun olarak aynı şekilde gerçekleştirilmeye devam ettiğini; şirket yetkililerinin talebi üzerine interaktif bankacılık kanallarını kullandırma yetkisinin şirket çalışanı ...'ye tanındığını;

talimatlar incelendiğinde imzaların hiçbir şüphe doğurmayacak şekilde firma yetkililerine ait olduğunun görülebileceğini; davacının çalışanını işe almadan önce gerekli araştırmaları yapması gerekirken yapmadığını, denetim mekanizması kurmadığını, kendi iç ilişkisindeki ağır kusurlu hareketlerinin varsa olumsuz sonucunu müvekkili bankaya yüklemeye çalıştığını; başka bir çalışanına yetki alan davacının hesap işlemlerini sorgulamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve müvekkilinin gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmesiyle açılmış ... numaralı ticari mevduat hesabından, davacının çalışanı ... tarafından fotokopi talimatların faksla davalıya gönderilerek toplam 35 adet havale işlemiyle çalışanın hesabına 494.550-TL'nin aktarıldığı, davalının faks talimatlarından sonra davacıdan ıslak imzalı yazılı belge veya sözlü teyit almadığı, davalının Bankacılık Kanunu ve TTK uyarınca müşterilerinden aldığı ve müşterilerine yazdığı yazıların aslını sıra numarasıyla deftere kayıt etmek ve saklamak yükümlülüğü altında olduğu, ancak somut olayda davacıdan faks asıllarının istenilmediği, taraflar arasındaki sözleşmede faks talimatıyla işlem yapılmasına dair bir düzenlemenin yer almadığı;

söz konusu hesaptan davalı banka çalışanlarının davacı şirketin hastanelerinde yapılan muayenelerine ilişkin ücretlerin ödenmesi ve davacının başka bankalardaki hesaplarına havale yapılması dışında, üçüncü kişilere yapılmış herhangi bir ödeme olmadığı, dolayısıyla hesaptan faks talimatıyla işlem yapılmasına ilişkin taraflar arasında oluşmuş bir teamülden bahsedilemeyeceği; üçüncü kişilere ödemenin yapılmadığı bir hesaptan faks ile ödeme talimatı verildiği ilk anda davalı bankanın davacıdan teyit alması gerektiği, eğer bunu yapsaydı işlemlerin devam etmeyeceği, davacının zararının sınırlı olacağı; davacıdan üçüncü kişilere ödeme yapmadığı mevduat hesabını sürekli kontrol etmesinin beklenemeyeceği;

davalı davacıyla arasındaki bankacılık sözleşmesi, bankacılık mevzuatı ve teamüllerine aykırı şekilde dikkat ve özen yükümlüğüne uymayarak zararın doğmasına %100 kusurlu eylemiyle sebep olduğu, davalının 494.550-TL'nin tamamını davacıya ödemesi gerekmekte ise de, ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile toplam 445.095-TL'nin her bir havale tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, davaya konu hesabın açıldığı 03/09/2008 tarihinden beri tüm işlemlerin faks talimatıyla yerine getirildiği ve bir teyidin alınmadığı, bu şekilde taraflar arasında bir teamül oluştuğunu; müvekkilinin müşterisinin kime ne kadar para gönderileceği hususunu tartışamayacağını, inceleyemeyeceğini, faksların aynı numaradan gönderilmesi, uzun süre bu işlemlerin tekraren aynı yöntemle yapılması ve oluşan güven ilişkisi karşısında, artık her işlem bazında kimlik kontrolü veya teyit alınmasının beklenemeyeceğini; davacının çalışanı hakkındaki şikayeti sonucunda İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/155 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davada sanık ...'ın davaya konu havalelerin şirketin satın aldığı sahte faturalar ve KDV ödemelerinde kullanılmak üzere yapıldığı yönünde beyanı bulunduğunu, fakat bu hususların davada araştırılmadığını;

mali müşavir ve emekli bankacılardan oluşan bilirkişi heyetinin, talimatların sahte olduğunu tespit edemeyeceklerini; davacının kötü niyetli olarak ... Sigorta nezdinde yaptırdığı emniyeti suistimal sigortası nedeniyle aldığı 45.000-TL tazminatı sakladığı; ıslahla talep edilen miktar açısından zamanaşımının dolduğunu; iki sene içinde defalarca aynı işlem yapılmasına rağmen bunun tesadüfen ve ancak iki sene sonra öğrenildiği iddiasının gerçek dışı ve inandırıcılıktan uzak olduğunu; davacının finans müdürü dava dışı ... aleyhine İstanbul Anadolu 30. AHM’nin 2015/26 esas sayılı dosyasıyla tazminat davası açtığını, ...'ın cevap dilekçesinde faks talimatların tamamından şirket yetkilisinin haberdar olduğunu, havalelerin şirketin satın aldığı sahte faturalar ve KDV ödemelerinde kullanılmak üzere yapıldığını belirttiğini;

İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/155 esas sayılı dosyasında ...'ın beyanında, savcılıkta serbest bırakılacağı söylendiği için karakolda suçu kabul edecek şekilde ifade verdiğini, şirketlin kasasında bulunması gereken paranın muhasebe açıdan 1-2 günlük gelirden fazla olmaması gerektiğini, bundan dolayı fazla olan miktarın bankadan şirketin kasasına alınamadığını, şirketin kasasındaki paraların daha fazla artmaması için önce kendi hesabına sonra gerekli yerlere gönderdiğini, bu işlemler neticesinde 100.000-TL bakiyeye ulaşıldığında ...'nin hesabına transfer ettiğini, onun da bir sonraki gün şirketin hesabına sermaye taahhüdü olarak yatırdığını savunduğunu, bu hususların incelenmediğini;

davacının iddiasına göre dolandırıldığını, bir zararı doğmuş ise bu duruma sebebiyet veren bizzat kendi çalışanı olduğunu, buna göre olayda en ufak kusuru bile olmayan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını; talimat içeriklerinin ... tarafından şirket nezdinde değiştirildiği iddiası dikkate alındığında, esasen talimatların müvekkiline faks aracılığıyla değil de ıslak imzalı asıllarının gönderilmesinin de sonucu değiştirmeyeceğini; davacının ...'ı araştırma yapmadan işe aldığını, denetim sistemi kurmadığını ve iç ilişkide ağır kusurlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı şirket çalışanı tarafından şirket yetkililerinin bilgisi ve izni dışında davalı banka nezdinde yapılan işlemler sonucunda uğranıldığı iddia olunan maddi zararın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 42. İş Mahkemesi 2024/34 (daha önce İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2017/541 ve İstanbul Anadolu 30. AHM'nin 2015/26) esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde, davacının (eldeki davanın davacısı) ... A.Ş., davalının ... olduğu; dava dilekçesinde davalının davacı şirkette finans müdürü olarak çalışmaktayken 16/01/2015 tarihinde müvekkilini dolandırdığının anlaşıldığını, buna göre davalının davacıya ait ... Bankası Rahman şubesindeki sahte 35 adet EFT ve havale talimatlarıyla kendi hesabına 494.500-TL para gönderdiği, 19/01/2015 tarihinde davalının tekrar ödeme talimatı düzenleyerek banka şubesine gönderdiği ancak banka tarafından şirket yönetim kuruluna sorulduğunda engel olunduğunu, kendisine daha önce bu tarz eylemleri başka şirketlerle yapıp yapmadığı sorulduğunda daha önce de çalıştığı şirketleri dolandırdığını, adli sicilinde iki cezasının daha yer aldığını, en son ayrıldığı işten de aynı konuda aleyhinde açılmış dava olduğunu ve bu davanın Yargıtay'dan henüz dönmediğini, hakkında 300.000-TL para cezası ve 7 yıl hapis cezası verildiğini, şirkette işe başlayacağı sırada sicil kaydını internetten çıkarıp sicilleri sildiğini ve temiz kayıt verdiğini söylediğini;

emniyette, savcılıkta verdiği ifadelerini kabul ettiği, işlemlerin şirket kayıtlarında, sanki şirketin (eldeki davanın davalısı) banka hesabından yine şirketin başka bankadaki hesaplarına virman yapılmış gibi yazıldığını, davalının bankaya gönderdiği faks talimatlarında şirket yetkililerinin imzalarını gerçek talimat evraklardan keserek kendisi sahte olarak oluşturduğu bankadan kendi hesabına para aktarımı talep eden sahte havale talimatları hazırladığını belirterek davalıdan 475.000-TL'sinin maddi ve 25.000-TL'sinin manevi tazminat talep edildiği; davalının cevap dilekçesinde, davacının kanunsuz işlemlerine aracılık ettiğini, davacının sahte faturalar kullandığını, hesabına aktarılan tüm paralardan şirket sahibinin haberi olduğunu, bankanın da kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istediği;

davanın ilk olarak açıldığı İstanbul Anadolu 30. AHM'nin 2015/26 esas sayılı dosyasında mahkemece ceza davası ve işbu istinaf incelemesine konu İstanbul 16. ATM'nin 2015/162 esas sayılı dosyalarının sonucunun beklenilmesine karar verildiği, sonrasında mahkemenin 2017/183 karar sayılı ve 09/03/2017 tarihli kararıyla,iş mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik karar verildiği; kararın kesinleşmesi üzerine, dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2017/541 esas sırasına kaydedildiği, mahkemece aynı dosyaların bekletici mesele yapıldığı, dosyanın yeni kurulan İstanbul Anadolu 42. İş Mahkemesi'ne devredildiği ve 2024/34 esasını aldığı, bekletici mesele ara kararı gereği duruşmanın 16/09/2025 tarihine bırakıldığı görülmüştür.

İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/332 esas ve 2021/533 karar (bozma ilamından önce 2015/155 esas ve 2016/150 karar) sayılı dosyasında İstanbul Anadolu CBS'nin 2015/9340 soruşturma sayılı dosyasındaki 12/03/2015 tarihli iddianamede, müştekinin ... (davacı ... A.Ş. yetkilisi), şüphelinin ..., suçun TCK'nın 155/2. maddesindeki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olduğu, şüphelinin müştekinin işlettiği hastanede finans müdürü olarak Ekim 2012'de işe başladığı, farklı tarihlerde ve miktarlarda toplamda 494.550-TL parayı mal edinerek müşteki şirketi zarara uğrattığından bahisle şüphelinin cezalandırılmasının istenildiği; mahkemenin 2015/155 esas, 2016/150 karar sayılı ve 15/03/2016 tarihli kararıyla, şüphelinin farklı tarih ve miktarlarda toplamda 494.550-TL'yi mal edinerek katılan şirketi zarara uğrattığı, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu incelemesinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği;

sanığın kararı temyizi üzerine Yargıtay 15. CD'nin 2020/2861 E., 2020/6954 K. sayılı ve 25/06/2020 tarihli ilamıyla 24/10/2019 tarihinde yapılmış kanun değişikliği sebebiyle uzlaştırma işlemleri yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulduğu; bozmadan sonra dosyanın mahkemenin 2020/332 esasını aldığı, mahkemece 30/09/2021 tarihli nihai kararla, bilirkişi raporu doğrultusunda sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği gerekçesiyle, eylemine uyan TCK'nın 155/2. maddesindeki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanımı suçundan dolayı sanığın cezalandırılmasına karar verildiği temyiz üzerine Yargıtay 11. CD'nin 2022/7303 E., 2024/10.085 K. sayılı ve 16/09/2024 tarihli ilamıyla, zincirleme suç hükümleri uygulanmayarak eksik ceza tayininin yasaya aykırı olduğundan kararın bozulmasına, ancak nihai cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 20.820-TL olarak düzeltilerek onanmasına karar verildiği;

kararın 16/09/2024 tarihinde sanığın mahkumiyet kararının kesinleştiği tespit edilmiştir.Yargılama aşamasında alınmış 09/05/2017 tarihli birinci bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki 03/09/2008 tarihli bankacılık hizmetleri sözleşmesinde faks talimatıyla bankacılık işlemlerinin yapılması hususunda düzenlemenin bulunmadığı; davacının davalı bankaya sunduğu bila tarihli yazıda şirket çalışanı ...'nin hesapla ilgili sadece bilgi sorma işlemleri için yetkilendirildiği; 16/01/2013-18/12/2014 tarihleri arasında davacının, davalının Rahmanlar Şubesi'ndeki .. nolu hesabından finans müdürünün şahsi hesabına davacının yetkililerin imzalarını havi 35 adet faks talimatıyla toplam 494.550-TL'nin gönderildiği;

hesabın 03/09/2008-31-12/2013 tarihleri arasındaki hesap ekstrelerine göre hesaptan sadece davacının ... Bankası ve ... Bankası'ndaki hesabına; 01/01/20013-31-12/2014 tarihleri arasındaki hesap ekstrelerine göre hesaptan davaya konu ihtilaflı işlemler dışındaki transferler dışında sadece davacının ... Bankası, ... ve ...'taki hesabına para gönderiminin yapıldığı, olayda davalı bankanın %90 oranında müterafik kusurunun bulunduğundan davacının 445.095-TL talep edebileceği görüş olarak bildirilmiştir. Davacı ıslah dilekçesiyle, bilirkişi raporuna göre dava dilekçesinde 100.000-TL olan talep miktarını toplam 445.095-TL'ye artırarak, ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren ayrı ayrı işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili bu dilekçeye karşı sunduğu 10/11/2017 tarihli dilekçesiyle, belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığını, davacıya müvekkili banka tarafından hesap ekstresi verildiğini, davacının İstanbul Anadolu CBS'ye verdiği 02/02/2015 tarihli dilekçesinin ekinde işlem dekontlarına liste halinde yer verdiği ve listenin altında da 494.550-TL'lik tutara ilişkin zimmet suçunun oluştuğunun iddia edileceğinin görüleceğini; dava haksız fiile dayandığını, davanın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde açılması gerektiğini, davanın 10/02/2015 tarihinde açıldığını, ıslahla istenilen kısmın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 10/05/2018 tarihli ara kararı ile, dava belirsiz alacak davası açılmış ise de belirsiz alacak davasının yasal şartları somut olayda bulunmadığından HMK'nın 115/2.

ve 114/h maddelerine göre, davacıya bu eksikliği gidermesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine ve aksi halde hukuki yarar yokluğundan davanın reddedileceğinin ihtarına karar verilmiştir. Davacı vekilinin dosyaya UYAP'tan sunduğu 24/05/2018 havale tarihli dilekçesinde, açılan davanın aslında belirsiz alacak davası değil tam eda davası olduğunu ve harcın da 20/10/2017 tarihli dilekçesiyle tamamlandığını bildirilmiştir. Davalının itirazı üzerine alınan 01/10/2021 tarihli ikinci bilirkişi heyet raporunda, davacı şirket kayıtları ve dosyadaki belgelere göre davacının davalı nezdindeki vadesiz ticari mevduatından davacının bilgisi ve yazılı onayı olmaksızın16/01/2013-18/12/2014 tarihleri arasında usulsüz eft işlemleri sonucunda davalının davacının 494.550-TL zarara uğramasına neden olduğu, fotokopi şeklindeki sahte talimatların şubeye fakslanmasından sonra imza yetkili kişilerden teyit almayan ve talimat aslını istemeyen davalı bankanın olayda ağır kusuru bulunduğu, bankacılık hizmetleri sözleşmesinde faks ile havale işlemi yapılması hususunda bir anlaşma bulunmadığı gibi taraflar arasında bu hususta bir teamül de oluşmadığı, davalı bankanın şirketin finans müdürü hesabına yaptığı usulsüz havalelerin haricen - şirketin diğer ödemeleri ve giderleri için kullanıldığına dair şirket ticari defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalı bankanın ağır kusuru ile davacının 494.550-TL zararından dolayı sorumlu olduğu kanaati bildirilmiştir.Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur.

Banka ancak özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir. Bu nedenle davaya konu talep bakımından davalının iddia ettiği gibi taraflar arasında hukuki ilişki haksız fiil olmayıp davacının talepleri bankacılık hizmet sözleşmesine dayalı olup TBK'nın 146. maddesine göre uygulanacak zamanaşımı süresi 10 yıldır. Davaya konu edilen işlemler 16/01/2013-18/12/2014 tarihleri arasında yapıldığından ve davacının 20/10/2017 tarihli ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı dolmadığından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Taraflar arasında faks talimatı ile işlem yapılacağına ilişkin dair bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır.

Bankacılık teamüllerine göre davalı banka davacının faks talimatlarına istinaden işlem yapacak ise gelen faks talimatlarının, yetkili kimseler aranarak doğruluğunun teyit edilmesi ve bu teyit işleminin müstakilen veya banka uygulamalarında olduğu gibi faks metni üzerinde zapta bağlanarak, faksın ıslak imzalı aslının en kısa sürede ve en seri vasıta ile bankaya iletilmesinin istenmesi gerekmekte olup, davaya konu faks talimatları için böyle bir işlem yapılmamıştır.Davaya konu havale işlemleri hesap sahibi davacının vermediği faks talimatlarına dayalı olarak yapıldığından davacının zarara uğradığı anlaşılmış ise de, zararın hastane işleten davacı şirketin finans müdürü olan ...'ın suç oluşturan eylemleri sonucu meydana gelmiş olması nedeniyle adam çalıştıran sıfatında olan davacının da çalıştırdığı kişiyi seçmede ve denetlemede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemek suretiyle özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü gerekir.

Bu durumda, özen yükümlülüğüne aykırı davranan davacının olaydaki müterafik kusurunun belirlenerek, buna göre davalı bankanın sorumluluğu hususunda karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 2013/14009 E., 2014/15680 K. sayılı ve 16/10/2014 ile 2013/8033 E., 2014/21871 K. sayılı ve 02/12/2013 tarihli ilamı).Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir olup tüm işlemlerinde basiretli davranmakla yükümlüdürler. Davacı tarafın adam çalıştıran olarak, personelinin seçiminde ve denetiminde kusurlu olduğu, ayrıca iki yıllık süreçte hesabını denetlememesi nedeniyle zararın büyük oranda arttığı sabittir. Davalı bankanın ise davacıyla arasındaki bankacılık işlemleri sözleşmesinde faks ile işlem yapılmasına dair bir düzenleme bulunmamasına rağmen, ıslak imzalı talimat olmadan fotokopi faks talimatlara istinaden, hesap sahibi davacıdan yapılan işlemler için teyit alması gerekirken bu hususu ihmal etmesi, bankacılık teamülü haline gelmiş faks talimatı aslını davacıdan istememesi ve talimat aslının gönderilmemesi halinde de benzer işlemleri yapmaması gerektiği gözetilerek, tekrar eden işlemler nedeniyle olayda kusurlu olduğu sabittir.

Bu nedenle davalının hesabın açıldığı tarihten itibaren tüm talimatların faks yoluyla verildiği, bu yöntemle gerçekleştirilmiş diğer işlemleri davacının benimsediği yönündeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Olayın oluş şekli ve tarafların ihmal ettikleri davranışların zararın oluşuma etkisi birlikte değerlendirildiğinde tarafların eşit oranda kusurlu olduğu kanaatine varılmakla, davalı banka davacının zararının doğmasında kusurlu ise de; davacı çalışanın suç teşkil eden eylemleri, davacının uzun zaman banka hesaplarını kontrol etmemesi nedeniyle zararın miktarının çoğaldığı dikkate alındığında davalıya izafe edilen %90 oranda kusur somut olayın özelliklerine göre fazla bulunmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının dava dışı ...

Sigorta A.Ş.'den, davaya konu zararı sebebiyle emniyeti suistimal sigortası kapsamında 45.000-TL tahsil ettiğini, bu miktarın davacı tarafından gizlenerek beyan edilmediğini ve mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Davalı bu hususu her bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de ... Sigorta'nın kendisine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında rücuen tazmin için takip başlattığını ve takibe itiraz ettiklerini, bu hususun incelenmemesinin doğru olmadığını belirtmiştir. Davacının, sigortadan tazmin ettiği bedelin mükerrer ödemeye sebeb olacağından incelenmemesi doğru değildir.Ne var ki icra dosyası için UYAP'ta yapılan araştırmada, dava dışı ... Sigorta'nın 17/05/2016 tarihinde davalı ...

Bankası'na karşı açtığı İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2016/642 esas ve 2019/591 karar sayılı dosyasında, sigorta şirketinin ... nolu emniyeti suistimal sigorta poliçesiyle sigortalısı ... A.Ş.'ye eldeki davaya konu olay nedeniyle 45.000-TL ödeme yaptığı ve sigortalıdan aldığı 27/10/2015 tarihli ibraname ve temliknameye istinaden İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında rücuen tazmin amacıyla takip başlattığı; mahkemece 28/05/2019 tarihli nihai kararla, müterafik kusur değerlendirmesine göre davalı bankanın kusurunun %50 oranında olduğu, bu orana göre bilirkişilerin 67.625-TL zarar hesapladığı ancak davacı sigorta şirketinin 45.000-TL ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalının takibe itirazının 45.000-TL asıl alacak ve 488,24-TL işlemiş faiz üzerinden iptaline karar verildiği;

karara karşı davalı banka vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu; Dairemizin 2019/2326 E., 2022/826 K. sayılı ve 02/06/2022 tarihli ilamıyla, "Kusur ve illiyet bağı açısından, farklı mahkemelerin ayrı değerlendirmeler yapması neticesinde, farklı kararlar ortaya çıkacak olup bu husus hukuk güvenliğini tehlikeye düşürür. Bu durum karşısında, davalı bankanın ve dava dışı sigortalı şirketin finans müdürünün kusur durumları illiyet bağı açısından neticeyi etkileyecek derecede olup, söz konusu kusurun varlığı eldeki davadan daha evvel İstanbul 16. ATM'de açılmış bulunan 2015/162 esas sayılı davada tespit edilecektir. Bu dosyada yapılacak yargılama sonucunda, davalı bankanın kusurlu olup olmadığı, buna bağlı olarak da varsa kusurun derecesi belirlenecektir.

İstanbul 16. ATM'nde açılmış bulunan 2015/1617 esas sayılı dava dosyasının neticesinin HMK'nın 165. maddesi gereği bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kusur değerlendirmesi yapılarak karar verilmesi doğru" görülmediği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına ve dava yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği; mahkemenin 2022/501 esas sırasına kaydedildiği, eldeki davanın bekletici mesele yapıldığı belirlenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi davacı esasen olay nedeniyle uğradığı 494.500-TL toplam zarar miktarının 45.000-TL'sini dava dışı ... Sigorta'ya (eldeki davanın açılmasından sonra) 27/10/2015 tarihinde temlik etmiştir.

Davacının sigortacısından tahsil ettiği bu miktarın zarar tutarından düşülmesi gerekir. Bu nedenle davacının eldeki davada talebinden bu miktarın düşülmesi gerekir. Toplam zarar miktarı (494.500-45.000=) 449.500-TLdir. Ancak davacı davada toplam 445.095-TL üzerinden harç yatırmış olup, davalı bankanın da %50 kusur oranına göre tespit edilmiş sorumluluk bedeli de (445.095/2=) 222.547,50-TL'ye karşılık gelmektedir. Esasen davacının zararı EFT tarihlerinde doğmuş ve (akdin ihlali haksız fiil hükümlerine tabi olduğundan) davalı mütemerrit ise de; ilk derece mahkeme kararı davacı tarafça istinaf edilmediğinden karar kesinleşen bu kısmı yönüyle tekrar edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekirken %90 oranda kusura isabet eden miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davanın toplam 222.547,50-TL üzerinden kısmen kabulüne, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/162 Esas - 2022/65 Karar sayılı 03/02/2022 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile 222.547,50-TL tazminatın 1.625-TL'sine 16/01/2013, 5.625-TL'sine 28/01/2013, 2.900-TL'sine 04/02/2013, 9.500-TL'sine 14/02/2013, 2.000-TL'sine 12/03/2013, 6.000-TL'sine 14/03/2013, 11.500-TL'sine 11/04/2013, 4.125-TL'sine 25/04/2013, 6.500-TL'sine 03/05/2013, 6.500-TL'sine 20/06/2013, 13.500-TL'sine 26/08/2013, 3.500-TL'sine 28/08/2013, 3.125-TL'sine 19/12/2013, 4.925-TL'sine 17/01/2014, 4.875-TL'sine 24/01/2014, 6.825-TL'sine 07/02/2014, 4.500-TL'sine 07/03/2014, 10.375-TL'sine 13/03/2014, 17.500-TL'sine 24/03/2014, 4.500-TL'sine 29/04/2014, 10.250-TL'sine 08/05/2014, 13.750-TL'sine 16/05/2014, 9.750-TL'sine 24/07/2014, 2.500-TL'sine 07/08/2014, 9.750-TL'sine 24/07/2014, 8.750-TL'sine 10/09/2014, 5.500-TL'sine 11/09/2014, 7.500-TL'sine 02/10/2014, 4.500-TL'sine 08/10/2014, 4.250-TL'sine 10/10/2014, 14.000-TL'sine 16/10/2014, 2.147,50-TL'sine 13/11/2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 15.202,22-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 7.601,75-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 7.600,47‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 7.628,16‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 500-TL bilirkişi ücreti ve 253-TL posta masrafı olmak üzere toplam 753-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 376,5‬0-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 3.048-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 1.524‬-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 35.607,60-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 35.607,60-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davalı tarafından yatırılan 7.601,1‬0-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 13-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 6,50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 74,20-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 40-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72090 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.