6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Gayrinakit alacaklarda kefil sorumluluğu için açık hüküm şartı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2162 E. 2025/764 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesine dayalı gayrinakit alacaklarda (teminat mektubu, çek bedeli gibi) müteselsil kefilin depo talebinden sorumlu tutulabilmesi için, risk henüz gerçekleşmemiş olsa da, kredi sözleşmesinde bu yönde açık ve özel bir hüküm bulunması gerekir; kefilin teminat mektubunun/kredinin tüm sonuçlarından sorumlu olacağına ilişkin genel nitelikli sözleşme hükümleri, depo talep etme yetkisini kefile karşı ileri sürülebilir kılmaz, çünkü kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil ancak belirli/belirlenebilir bir borçla ve kendi temerrüdünün sonuçlarıyla bağlıdır.

Ele alınan sorunlar

Gayrinakit alacak (çek/teminat mektubu depo bedeli) yönünden müteselsil kefilin sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, genel kredi sözleşmesinin 2. maddesinde sözleşmenin bir bütün oluşturduğu ve tüm hükümlerinin tüm krediler için geçerli olacağının, 35. maddenin 5. paragrafında ise müteselsil kefillerin teminat mektubu kullandırılmasından doğacak tüm mali ve hukuki sonuçlardan sorumlu olacaklarının kabul edildiğini, bu hükümler nedeniyle kefillerin gayrinakit borçlardan da sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın bu yönüyle kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmakla yükümlüdür ve bu yükümlülük, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış dönülemeyecek bir gayrinakdi kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu ödeme külfeti bankaya yükletildiğinden, borçlunun mevduatı her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarıyla sınırlı olarak banka lehine rehinlidir. Banka ile müşterisi arasındaki teminat mektubu veya çek hesabı sözleşmelerinde, risk gerçekleşmeden önce depo talep etme yetkisinin varlığı, söz konusu alacağın mevcut veya istenebilir olduğunu göstermez. Kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerekir; kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca ferdileştirilmiş bir borcun varlığı aranır ve kefil yalnızca kefalet limiti ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla bağlıdır. Risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden söz edilemeyeceğinden, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamaz; bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğu bulunsa da, kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları veya teminat mektupları nedeniyle bankanın ödemesi gereken miktarlarla ilgili depo talebinden sorumlu olabilmesi için, kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerekir. Somut olayda, deposu talep edilen 14 adet teminat mektubu ve 47 adet çek bedeli için müteselsil kefillere yöneltilebileceğine ilişkin sözleşmede açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kefillerin teminat mektubunun tüm sonuçlarından sorumlu olacağına ilişkin genel hüküm, depo talep etme yetkisi anlamına gelmez. Bu nedenle gayrinakit alacaklar nakde dönüşmediği müddetçe, sözleşmede açık hüküm bulunmadıkça müteselsil kefillerden talep edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefilin gayrinakit alacaklar (teminat mektubu/çek bedeli depo talebi) yönünden sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede açık hüküm arandığına, kefilin genel nitelikli sorumluluk beyanlarının bu amaçla yeterli olmadığına dair BAM tespiti, benzer genel kredi sözleşmesi uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali genel kredi sözleşmesi müteselsil kefalet gayrinakit alacak teminat mektubu çek depo bedeli kefalette belirlilik ilkesi gayrinakdi kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 5941 sayılı Çek Kanunu — 5941 sayılı Çek Kanunu 3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2162

KARAR NO 2025/764

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/05/2022

NUMARASI 2020/425 Esas - 2022/349 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıların kefaleti ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden asıl borçluya nakit ve gayrinakit krediler kullandırıldığını, ancak borçlunun ödemelerinde temerrüde düşmesi üzerine kredi hesaplarının kat edilerek Beyoğlu ... Noterliği'nin 06.02.2011-31468 tarihli,yev numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini,borcun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, davalı borçluların takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında genel kredi ve kefalet sözleşmesi akdedilmiş olmakla birlikte,icra takibine konu alacağın kefalet sözleşmesi kapsamı dışında kaldığını, çek defterleri kapsamındaki çeklerin akıbetinin belli olmadığını, sorumluluğun doğabilmesi için çeklerin tedavülde ve bankaya ibraz edilmesi, bu nedenle çekler konusunda müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinde hukuka aykırı hükümler bulunduğunu, faiz oranlarının fahiş olduğunu, çek bedellerinden faiz talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı banka ile dava dışı şirket arasında davalıların müteselsil kefaleti ile genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davalı taraflarca borç miktarına ve faiz oranına itiraz edildiği, kefaletin yapıldığı tarih itibari ile yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca şeklen geçerli olduğu, taraflarca imzalanan GKS'nin 47. maddesi uyarınca banka kayıtlarının münhasır delil kabul edildiği,nakit alacak miktarının yanlar arasındaki sözleşme ve bankacılık mevzuatına uygun olarak belirlendiği, temerrüt faizinin taraflar arasındaki sözleşmenin 44. maddesine uygun olarak talep edildiği anlaşılmakla taleple bağlılık kuralı da nazara alınarak nakdi alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, alacak davalılarca belirlenebilir olmakla icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne, Gayri nakdi alacak yönünden ise genel kredi sözleşmelerinde kefilin gayrinakdi alacak depo talebinden sorumluluğunun açıkça kabul edilmesi gerektiği, dayanak GKS'nin 12.

Maddesinde davacının müşteri tarafından depo edilmesini talep hakkı olduğunun yazılı olduğu, açıkça kefillerin sorumluluğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı gerekçesiyle,İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında talep edilen nakdi alacak yönünden davanın kısmen kabulü ile davalıların itirazlarının asıl alacak 787,01-TL, işlemiş faiz 1.455,35-TL, BSMV 72,71-TL olmak üzere toplam 2.315,07-TL yönünden iptali ile takibin bu tutar üzerinden diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin gayri nakdi alacak talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; kredi sözleşmesinin (davalı kefillerin de imzalarını havi) 1. Sayfasında bulunan 2. Maddesinde; “Taraflar, bölümler halinde düzenlenmiş bulunan bu sözleşmenin bir bütün oluşturduğunu, her bir hükmünün sözleşmede yer alan tüm işlemler için geçerli olacağını ve belirli bir kredi ile ilgili olsa dahi tüm maddelerinin, niteliğine aykırı olmadıkça diğer krediler için e aynen geçerli olacağını kabul ederler.”hükmünü havi olduğu yine 35. maddesinin 5. Paragrafında; “müteselsil kefiller, kredinin kefaletlerine dayalı olarak teminat mektubu… kullandırılması halinde; ….doğacak tüm mali ve hukuki sonuçlardan da sorumlu ve borçlu olduklarını kabul ve taahhüt ederler….” şeklinde düzenlendiğini, kefillerin gayrinakit borçlardan da sorumlu olacaklarını kabul ettiklerini ileri sürerek, kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava genel kredi sözleşmesine dayalı nakit ve gayrinakit alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur.

Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez. Yasal düzenlemeden ortaya çıkan sonuç, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu, ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için, kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiğidir.

Genel kredi sözleşmesinde deposu talep edilen gayrinakdi alacaklardan 14 adet toplam 128.440-TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu ile 28.870-TL 47 adet çek bedelinin deposu talebinin müteselsil kefillere yöneltilebileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Gayrinakit alacaklar nakde dönüşmediği müddetçe sözleşmede açık bir hüküm bulunmadıkça müteselsil kefillerden talep edilemeyeceği, davacı müteselsil kefillerin teminat mektubunun tüm sonuçlarından sorumlu olacağına ilişkin hüküm, depo talep etme yetkisi anlamına gelmediğinden davacı vekilinin aksi yönde ki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ; gayrınakit alacakların nakde dönüşmedikçe depo edilmesi genel kredi sözleşmesinde açık bir hüküm gerektirdiğinden davacı vekilinin aksi yönde ki istinaf nedeni yerinde bulunmamış,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71777 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.