6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İpotek tesisi kambiyo senedinden kaynaklanan borcu sona erdirmez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1846 E. 2025/1339 K. · · İlk derece: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Çekten Kaynaklanan Borç mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kambiyo senedinden kaynaklanan bir borç için ayrıca ipotek tesis edilmesi, ipotek paraya çevrilmediği sürece kambiyo senedinden kaynaklanan borcu kendiliğinden sona erdirmez; ipoteğin kambiyo senedinin yerine geçtiğine ve senedi hükümsüz kılacağına dair açık bir anlaşma veya bu yönde taraf iradesini gösteren delil bulunmadıkça, menfi tespit davası dava tarihindeki borç-alacak durumuna göre değerlendirilir. Aynı alacak için hem rehnin paraya çevrilmesi hem kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takip yapılması, tahsilde tekerrür olmamak ve sıra gözetilmemek kaydıyla mümkündür; kambiyo takibi ipotekli takipten önce başlatılmışsa içtihadı birleştirme kararına aykırılık oluşmaz. Çeke aval vermeyen, keşideci veya müracaat borçlusu sıfatı bulunmayan, salt cezai sorumluluğu söz konusu olan şirket yetkilisinin menfi tespit davasında aktif husumeti bulunmaz; cezai sorumluluk hukuk davasında incelenemez.

Ele alınan sorunlar

İpotek tesisinin çekten kaynaklanan borcu sona erdirip erdirmediği → ret

İddia: Davacılar vekili, davalı lehine keşide edilen çeklerin ödenmesinde yaşanan güçlük nedeniyle bu çeklerin yerine geçmek üzere 5 adet taşınmazda davalı lehine ipotek tesis edildiğini, ipoteklerin tesisi ile birlikte çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İpotek, mevcut veya gelecekte doğması muhtemel bir alacağın teminat altına alınması maksadıyla taşınmaz üzerinde tesis edilen rehin hakkıdır; ipotek paraya çevrilmediği sürece salt ipotek tesisinin borcu söndüren bir neden olarak kabulü mümkün değildir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 20.01.2023 tarihli 2021/2 Esas, 2023/1 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılması mümkün değildir. Ancak somut olayda davalı alacaklı tarafından dava konusu çeklere dayalı kambiyo takiplerinin ipotekli takiplerden önce başlatıldığı anlaşıldığından bu içtihadı birleştirme kararına aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca taraflar arasında ipoteklerin kambiyo senetlerinin yerine tesis edildiğine, ipotek tesisi ile kambiyo senetlerinin hükümsüz olacağına dair bir anlaşma sunulmadığı gibi tarafların iradelerinin bu yönde olduğu sonucuna varacak bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle aynı alacak için ipotek tesis edilmesiyle çeklere dayalı borcun sona erdiğine dair ispatlanamayan iddia yerinde görülmemiştir. Menfi tespit davası, davanın açıldığı tarihteki borç alacak durumuna göre değerlendirilir; dava tarihi itibariyle ipotekli icra takiplerinde ipotekler henüz paraya çevrilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacak miktarının hesaplanması (bilirkişi raporu ile ihtarname tutarı arasındaki fark) → ret

İddia: Davacılar vekili, davalının 17/12/2018 tarihli ihtarında 950.878,06-TL ödenmesini talep ettiği halde mahkemece şirketin alacağının hatalı olarak 1.445.787,06-TL hesaplandığını, bilirkişinin fatura incelemesi yapmadığını, çeklerin tamamı tutarında mal teslim edilmediğini, çeklerin avans çeki olarak verildiğini ve bilirkişi raporunda hesap hatası bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davanın açıldığı 27/07/2020 tarihi itibariyle davalının davacı keşideci şirketten 1.454.787,06-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının ihtarnameyi keşide ettiği 17/12/2018 tarihi itibariyle İstanbul 35. İcra Dairesi ve 26. İcra Dairesi'nin ilgili takipleri henüz ihtara konu edilmemiştir; bu nedenle ihtarnamedeki tutar ile bilirkişi raporundaki tutar arasındaki fark, ihtar sonrasında başlatılan ek takiplerden kaynaklanmaktadır ve çelişki oluşturmamaktadır. Taraf defterlerine göre davalının tespit edilen cari hesap alacağının miktarı dikkate alındığında çeklerin avans çeki olarak verildiği iddiası sonuca etkili görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket yetkilisi davacının (aval vermeyen, keşideci olmayan) menfi tespit davasında aktif husumeti → ret

İddia: Davacılar vekili, müvekkili ...'ın çeklerde imzası bulunmadığı halde karşılıksız çek suçundan ceza tehdidi altında bulunduğunu, müvekkilinin ceza sorumluluğunun söz konusu olduğunu belirterek bu davacı yönünden de davanın esastan incelenmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacılardan ...'ın çeklere aval vermediği, çeklerde keşideci ya da müracaat borçlusu sıfatı bulunmadığı, karşılıksız çek suçundan ileri gelen cezai sorumluluğunun eldeki hukuk davasında incelenemeyeceği dikkate alındığında bu davacının davada aktif husumeti bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, ipotek tesisinin paraya çevrilmedikçe kambiyo senedinden kaynaklanan borcu sona erdirmeyeceği ve rehin ile kambiyo senedine dayalı takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla birlikte yürütülebileceğine ilişkin değerlendirmesi, benzer bayilik/teminat ilişkilerinde açılan menfi tespit davaları için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Çeke aval vermeyen, keşideci veya müracaat borçlusu sıfatı bulunmayan şirket yetkilisinin menfi tespit davasında aktif husumeti bulunmadığı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası ipotek kambiyo senedi tahsilde tekerrür yasağı aktif husumet içtihadı birleştirme kararı cari hesap alacağı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1846

KARAR NO 2025/1339

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/06/2022

NUMARASI 2020/341 Esas 2022/393 Karar

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 27/07/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/09/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili;taraflar arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye göre davalı şirketten aldığı seramik ürünlerinin ... isimli yapı marketinde satışını gerçekleştireceğini, müvekkili şirketin ödeme güçlüğü yaşamaya başladığını, keşide edilen çeklerin ödenemeyeceğinin anlaşılması üzerine davalı şirketin zararını fazlasıyla karşılayacak şekilde davalı lehine 5 adet taşınmazda toplamda 1.500.000-TL tutarlı ipotek tesis edildiğini, davaya konu çeklerin ipotek tesisi suretiyle ödendiğini,çeklerin bedelsiz hale geldiğini,davalı şirketin kötü niyetli şekilde bedelini ipotek olarak aldığı çekleri tahsil etmeye çalıştığını, şirket yetkilisi olan müvekkilinin karşılıksız çek suçu nedeniyle ceza tehdidi altında bulunduğunu belirterek müvekkillerinin davacıya borçlu olmadığının tespitine,müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;davacı şirketin ödemeleri şahsi ve müşteri çekleri ile yapacağı,çeklerin vadesinin fatura tarihinden itibaren 120 gün olacağının bayilik sözleşmesinde kararlaştırıldığını,davacı tarafından keşide edilen çeklerin karşılıksız çıktığını, müvekkili davacıdan çekleri alırken tahsilat olmadığı halde çekleri davacı lehine cari hesaba alacak olarak kaydettiğini, ancak çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı 8 adet kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığını, ipotekli takiplerin daha önce başlatılan kambiyo senedine dayalı takipler nedeniyle mükerrer tahsilat olmamak kaydıyla başlatıldığını, ipoteğe dair başlatılan takiplerde o zamana kadar açılan takiplerin tek tek yazıldığını, paraya çevrilen ipoteklerin davacı şirketin alacak hanesine kaydedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava konusu çeklere ilişkin bankalara yazılan müzekkere cevaplarına göre dava konusu çeklerin karşılıksız işlemi gördüğü, davacı tarafça dava konusu çeklerin karşılığının verilen ipotekler ile ödendiği ileri sürülmüş ise de ipotek senetlerine göre ipoteklerin davalı şirkete verilen çeklerin bedeli olarak verildiği hususunun sabit olmadığı, aksine kredi karşılığı ibaresi yer aldığı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi ek raporu ile davacı şirketin dava konusu çeklerden dolayı davalı şirkete dava tarihi itibariyle 1.445.787,06-TL miktarında borçlu olduğu, davalı şirketin dava konusu çekler dışında alacağına ilişkin verilen ipoteklerden dolayı ipoteğe dayalı tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten dava konusu çeklerden dolayı alacaklı olduğu gerekçesiyle davacı şirket yönünden davanın reddine, davacı ...'ın ise şirket yetkilisi olması, dava konusu çekleri davacı şirket adına keşide etmesi, çeklerden dolayı ayrıca şahsi sorumluluğunu gerektiren kefalet, avalist gibi bir durum söz konusu olmaması nedeniyle davacı ...'ın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle bu davacı yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; müvekkili ...'ın çeklerde imzası bulunmadığı halde karşılıksız çek suçundan ceza tehdidi altında bulunduğunu, müvekkilinin ceza sorumluluğunun söz konusu olduğunu, bahsi geçen taşınmazlarda dava konusu çeklerin ödenmemesi ihtimaline binaen oluşacak davalı alacağının teminat altında alındığını,çeklerin avans çeki olarak verildiğini, ayrıca karşılığında davalı tarafından 5 adet ipoteğin istendiğini,ipotek senetlerinde müvekkili şirketin davalıya olan borcunu teminen olduğunun açıkça yazdığını, ipotekli takipte yapılan tahsilatlar oranında takiplerden vazgeçildiğini, ipoteklerin tamamının paraya çevrilmesi borç miktarı değişeceğinden çek şikayetlerinden de vazgeçileceğini, davalının ihtarında 950.878,06-TL'nin ödenmesini talep ettiği halde mahkemece şirketin alacağının hatalı olarak 1.445.787,06-TL hesaplandığını, bilirkişinin fatura incelemesi yapmadığını, çeklerin tamamı tutarında mal teslim edilmediğini, davalının bu nedenle ihtarında 950.878,06-TL'nin ödenmesini talep ettiğini, faturaların çeklerden sonra düzenlenmesinin avans olarak verildiğine delalet ettiğini, bilirkişi raporunda hesap hatası da bulunduğunu, müvekkilinin kendi imzası dahi bulunmayan çekler nedeniyle hapis cezası tehdidi ile karşı karşıya kaldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı şirket tarafından davalı lehine keşide edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar vekili; müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşme kapsamında davalı lehine keşide edilen çeklerin ödenmesinde yaşanan güçlük nedeniyle bu çeklerin yerine geçmek üzere 5 adet taşınmazda davalı lehine ipotek tesis edildiğini, ipoteklerin tesisi ile birlikte çeklerin bedelsiz kaldığını belirterek müvekkili keşideci şirket ve karşılıksız çıkan çekler nedeniyle cezai sorumluluğu bulunan şirket yetkilisi müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmektedir.Davacı şirket tarafından davalı lehine 07/07/2018 ila 14/11/2018 tarihli toplam 1.325.000-TL tutarlı 15 adet çekin sözleşme kapsamında davalıya verildiği, aynı zamanda davalı lehine 5 adet taşınmazda ipotek tesis edildiği hususu ihtilaf dışı olup, uyuşmazlık, ipoteklerin tesis edilmesi sonucunda davacı şirketin çekten kaynaklanan sorumluluğun sona erip ermediği, taraflar arasında bu yönde bir anlaşma bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Öncelikle, ipotek mevcut veya gelecekte doğması muhtemel bir alacağın teminat altına alınması maksadıyla taşınmaz üzerinde tesis edilen rehin hakkı olup, ipotek paraya çevrilmediği sürece salt ipotek tesisinin borcu söndüren bir neden olarak kabulü mümkün değildir.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme BGK nın 20.01.2023 tarihli ve 2021/2 Esas, 2023/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere "Rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılması" mümkün değil ise de somut olayda davalı alacaklı tarafından dava konusu çeklere dayalı kambiyo takiplerinin ipotekli takiplerden önce başlatıldığı anlaşıldığından dava konusu kambiyo takipleri bakımından bahsi geçen içtihadı birleştirme kararına aykırılık bulunmamaktadır.

Bunun dışında, taraflar arasında ipoteklerin kambiyo senetlerinin yerine tesis edildiğine, ipotek tesisi ile kambiyo senetlerinin hükümsüz olacağına dair bir anlaşma sunulmadığı gibi tarafların iradelerinin bu yönde olduğu sonucuna varacak bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacılar vekilinin, aynı alacak için ipotek tesis edilmesi ile dava konusu çeklere dayalı borcun sona erdiğine dair ispatlanamayan iddiası yerinde görülmemiştir.Öte yandan, menfi tespit davası, davanın açıldığı tarihteki borç alacak durumuna göre değerlendirilir. Davanın açıldığı tarih itibariyle ipotekli icra takiplerinde ipoteklerin henüz paraya çevrilmediği görülmektedir. Bunun dışında bilirkişi tarafından yapılan incelemede davanın açıldığı 27/07/2020 tarihi itibariyle davalının davacı keşideci şirketten 1.454.787,06-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Her ne kadar davacı tarafça, davalının 17/12/2018 tarihli ihtarında bildirdiği tutarın 950.787,06-TL olduğu, bu tutarın bilirkişi raporunda belirtilen tutarla çeliştiği ileri sürülmüş ise de davalının ihtarnameyi keşide ettiği 17/12/2018 tarihi itibariyle henüz İstanbul 35. İcra Dairesi'nin ... esas 26. İcra Dairesinin ... esas sayılı takipleri ihtara konu edilmemiştir. Taraf defterlerine davalının tespit edilen cari hesap alacağının miktarı dikkate alındığında çeklerin avans çeki olarak verildiği iddiası sonuca etkili görülmemiştir. Yine davacılardan ...'ın; çeklere aval vermediği, çeklerde keşideci ya da müracaat borçlusu sıfatı bulunmadığı, karşılıksız çek suçundan ileri gelen cezai sorumluluğunun eldeki hukuk davasında incelenemeyeceği de dikkate alındığında davada aktif husumeti bulunmamaktadır.

Bu durumda dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 1.445.787,06-TL cari hesap alacağının bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle;davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/09/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71743 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.