Çek istirdadı davasında hamilin iktisapta kötüniyet/ağır kusur ispat yükü
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1796 E. 2025/1349 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıdüzelterek yeniden esas hakkında hükümKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Çek istirdadı davasında davacı, çekte yetkili hamil olduğunu ve çekin rızası dışında elinden çıktığını ispatladıktan sonra, davalının çeki iktisapta kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır; çeki elinde bulunduran kişinin edinme nedenini açıklama mecburiyeti yoktur, davalının ticari ilişki ve defter kayıtlarıyla desteklenen makul bir iktisap açıklaması varsa ve ciro silsilesinde kopukluk bulunmuyorsa kötüniyet/ağır kusur ispatlanmış sayılmaz. Ayrıca, arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz katılmayan tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücreti sorumluluğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan (usul hükmü niteliğindeki) güncel HUAK 18/A-11 düzenlemesine göre belirlenir; bu düzenleme derhal uygulanır.
Ele alınan sorunlar
Davalının çeki iktisapta kötüniyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, davalının kendisinden önceki ciranta ile ticari ilişkisinin bulunmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu nedenle davalının çeki hukuka aykırı şekilde ele geçirdiğinin belirlendiğini, mahkemenin re'sen nüfus kaydı çıkararak usule aykırı davrandığını, davalının çek raporu ve Ticaret Sicil Gazetesi ilanına rağmen ödeme yasağından haberdar olmasına karşın çeki kabul etmesinin kötüniyet/ağır kusur göstergesi olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 792 uyarınca çek istirdadı davasında davacı; çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır; aksi düşünce çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır. Somut olayda davacının çekte yetkili hamil olduğu ve çekin rızası dışında elinden çıktığı ispatlanmıştır. Ancak davalının ticari defter kayıtları ve sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde, çekin davalı ile kendisinden önceki cirantanın eşi adına kayıtlı ticari işletme arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya ciro edildiği sabittir; bu durum ticari hayatın olağan işleyişine uygundur. Davalının çeki iktisapta kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu davacı tarafça ispat edilememiştir. Mahkemenin, davalının savunması kapsamında ilgili kişilerin nüfus kaydını çıkarmasında usule aykırılık bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Arabuluculuğa mazeretsiz katılmamanın yargılama gideri ve vekalet ücretine etkisi → kabul
İddia: Davacı vekili, davalının arabuluculuk ilk oturumuna mazeretsiz katılmadığını, bu nedenle HUAK 18/A-11 gereği davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ve yargılama giderinden davalının sorumlu olması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi, Anayasa Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarihli 2023/160 E., 2024/77 K. sayılı kararıyla kısmen iptal edilmiş; fıkranın 'bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur' ibaresi ile 'Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez' cümlesi Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. İptal kararının yürürlüğe girmesinden önce 07/11/2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle aynı fıkra değiştirilerek, mazeretsiz katılmayan tarafın karşı tarafın yargılama giderinin yarısından sorumlu olacağı ve bu taraf lehine tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedileceği düzenlenmiştir. Bu değişiklik usul hükmü niteliğinde olduğundan derhal uygulanır ve Daire karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan değişik hüküm esas alınmalıdır. Buna göre mazeretsiz olarak arabuluculuk ilk toplantısına katılmayan davalı, davacının ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulmalı ve davalı lehine tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmelidir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülerek ilk derece kararı kaldırılmış, davanın reddine yeniden hükmedilmiş ve yargılama gideri/vekalet ücreti bu ilke doğrultusunda yeniden belirlenmiştir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
Çek istirdadı davalarında ispat yükünün dağılımı (davacının yetkili hamillik ve rızaya aykırı elden çıkışı ispatlaması, davalının iktisap nedenini açıklama yükümlülüğünün bulunmaması) ile ciro silsilesindeki kopukluğun değerlendirilmesi yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır. Ayrıca HUAK 18/A-11'deki Anayasa Mahkemesi iptali sonrası yapılan yasal değişikliğin usul hükmü olarak derhal uygulanması gerektiği tespiti bakımından da emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek istirdadı↗ yetkili hamillik↗ ciro silsilesi↗ kötüniyet↗ ağır kusur↗ mücerretlik ilkesi↗ arabuluculuğa mazeretsiz katılmama↗ usul hükmünün derhal uygulanması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1796
KARAR NO 2025/1349
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/03/2022
NUMARASI 2019/572 Esas-2022/325Karar
DAVA
Çek İstirdadı
DAVA TARİHİ 01/11/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/03/2022
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka genel müdürlüğünden şubelere dağıtılmak üzere kuryeye teslim edilen davaya konu ... bank İmsan Sanayi Sitesi Şubesi’ne ait, keşidecisi ... olan, ... seri numaralı, 28/02/2019 keşide tarihli, 10.500-TL bedelli çekin, ... Kargo uhdesindeyken 28/11/2018 tarihinde çalındığını,olayla ilgili olarak Büyükçekmece C. Başsavcılığı’nın 2018/59702 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, İstanbul 14. ATM’nin 2018/1142 esas sayılı dosyasında zayi nedeniyle çek iptali davası açtıklarını, yargılama sırasında dava konusu çekin üçüncü kişiler tarafından bankaya ibraz edildiği bilgisi üzerine mahkemece kendilerine istirdat davası açmak üzere süre verildiğini, davalı şirketin Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan ilanlara ve çek keşidecisinin KKB nezdindeki çek raporunda mahkemece verilen tedbir kararı görülmesine rağmen çeki kabul ettiğini, davalının ilk ilandan sonra çeki kabul etmiş olmasının davalının kötü niyetli/ağır kusurlu olduğunu gösterdiğini, imza incelemesi yaptırılması halinde ciro imzasının davalıdan önceki ciranta...ya ait olmadığının ortaya çıkabileceğini, bu durumda imza sirküleri olmadan çek kabul eden davalının ağır kusurlu olduğunun ispatlanacağını belirterek, dava konusu çekin davalıdan istirdadı ile müvekkili bankaya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; çekin müvekkilince aralarındaki ticari ilişki kapsamında borcuna karşılık...dan alındığını, çekle ilgili olarak ortaya atılan hırsızlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sonrasında çekin müvekkilince ... firmasına olan borca karşılık olmak üzere ciro edilerek verildiğini, müvekkili şirketin çekin çalındığından hiçbir şekilde haberinin olmadığını, çekin bankaya ibrazında ödeme yasağının öğrenildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; dava konusu çekin keşidecisinin ..., lehdarının ... olduğu, çekin arkasında sırasıyla lehdarın, ..., ..., ... ve davalı şirketin cirolarının olduğu, davalı şirketin çeki ciro ederek teslim ettiği ... adlı firmanın cirosunun üzeri karalanmak suretiyle iptal edildiği, çekteki ciro zincirinin düzgün ve şeklen hak sahipliğinin tespitine elverişli olduğu, davacı bankanın çekler bakımından yetkili hamil olduğu ve çekin hırsızlık sonucunda davacının elinden çıktığı, her ne kadar davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davalı şirket ile kendisinden önceki ciranta ... arasında bir ticari ilişki bulunmadığı ifade edilmiş ise de, davalı şirketin...
isimli kişi ile 2019 yılında ticari ilişki içerisine girdiği, dava konusu çekin de aralarında bulunduğu çekleri bu ilişki çerçevesinde...’dan teslim aldığı ve defterlerine işlediği, mahkemece bu kişinin UYAP’tan yapılan nüfus kaydı sorgulamasında, ihbar olunan ... ile 28/04/2000 tarihinden bu yana evli olduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin 2019 yılı yevmiye defteri kayıtlarında dava konusu çekin kaydedildiği, talimat bilirkişi raporunda davalı şirket ile ticari ilişkisinin bulunduğu tespit edilen ve borcuna karşılık dava konusu çeki davalıya teslim eden...’nın davalıdan önceki ciranta ...’nın eşi olduğu, davalı şirketin alacağına karşılık olarak aldığı dava konusu çeki bu şekilde teslim almasının ticari hayatın olağan işleyişine uygun olduğu, sonuç olarak dava konusu çekteki ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu çeki kendisinden önceki cirantanın eşi ile olan ticari ilişkisi kapsamında iyi niyetli olarak iktisap ettiği, bu hareketiyle davacı aleyhine bile bile zarar verici bir eylem içerisinde bulunmadığı, davalı şirketin bu şekilde edindiği dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu hususunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; davalının kendisinden önceki ciranta ... ile ticari ilişkisinin olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bu nedenle davalının çeki hukuka aykırı yollarla ele geçirdiğinin açıkça belirlendiğini, mahkemece re'sen inceleme yapma hakkı olmadığı halde yapılan tespit ve değerlendirme ile...nın nüfus kaydının çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki davalı firmadan önceki cirantanın eşinden alındığı belirtilen kaydın hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda, çek üzerinde cirosu yer almayan dava dışı üçüncü bir şahsa 31.03.2019 tarihinde davalı tarafından çekle ödeme yapıldığı yönündeki tespitlerin çek üzerindeki ciro silsilesi ile uyumsuz olduğunu, davalının çeki ...
firmasına ciro ettiğini, bu firmanın çekin çalıntı olduğunu anlamasını takiben çeki davalıya iade ettiğini ve çek üzerinde yer alan kendi kaşesine de iptal kaydı düştüğünü, davalının çek raporu ve Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilanla çek hakkında ödeme yasağı bulunduğu hususundan haberdar iken çeki kabul etmekle kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu, davalının defter ve kayıtlarında çeki hangi ticari ilişki ile kabul ettiği hakkında bilgi bulunmadığını, davalı tarafın arabuluculuk ilk oturumuna mazeretsiz olarak katılmadığı sabit olup, HUAK'ın 18/A-11 maddesi gereğince davalı lehine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, yargılama giderinden sorumlu olacağını, bu nedenle yargı giderinin müvekkili üzerinde bırakılmasının ve aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesine dayalı olarak çekin istirdatı istemine ilişkindir.TTK’nın 792. maddesine göre, "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' TTK'nın 790. maddesinde ise, "cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır" hükmü düzenlenmiştir.Çek istirdatı davalarında davacının;
çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır. Somut olayda; dava konusu ... bank İmsan Şubesine ait keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 28.02.2019 keşide tarihli, ... numaralı ve 10.500-TL bedelli çekin arkasında lehtar sonrasında sırasıyla ..., ... Taşımacılık, ..., ... ve davalı ... şirketinin cirolarının bulunduğu, davalı şirketin çeki ciro ederek teslim ettiği ... adlı firmanın cirosunun üzeri karalanmak suretiyle iptal edildiği, çekin ibrazında ödeme yasağı nedeniyle karşılığının ödenmediği anlaşılmaktadır.Davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde;
davalı şirket ile kendisinden önceki ciranta olan ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, davalı şirketin dava dışı... ile 2019 yılında ticari ilişkisinin bulunduğu, bu kapsamda dava konusu çekin de davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilince sunulan 09.10.2020 tarihli dilekçede, ...'nın iş yaptığı şirket eşi ... adına kayıtlı olduğu için ticari ilişkinin İbrahim... üzerinden ilerlediği bildirilmiş olup, mahkemece UYAP sisteminden alınan nüfus kaydı ile de bu kişilerin evli olduğu doğrulanmıştır. İspat yükü üzerinde bulunan davacı, öncelikle çekte yetkili hamil olup çekin rızası dışında elinden çıktığını, sonrasında ise davalının çeki iktisapta kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır.
Davacı tarafından sunulan çek teslim bordrosu ile çekin davacı bankaya... firmasınca teslim edildiği, sunulan soruşturma dosyası içeriğine göre de çekin davacının rızası dışında kargoda iken çalındığı anlaşılmakla, davacının çekte yetkili olduğu ve çekin rızası dışında elinden çıktığı kanıtlanmıştır. Sunulan deliller ve davalının ticari defter kayıtlarına göre de çekin davalı ile kendisinden önceki ciranta dava dışı...nın eşi ... adına kayıtlı ticari işletme ile arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya ciro edildiği sabit olup, davalının çeki iktisapta kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu kanıtlanamamıştır. Davalının işletme...nın eşi .. adına kayıtlı olduğu için işlerin bu kişi üzerinden yürütüldüğü savunması karşısında, mahkemece davalının savunması kapsamında nüfus kaydının çıkarılmasında da usule aykırılık yoktur.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6325 sayılı HUAK'ın Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 18/A-11 maddesi; "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargı giderinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine AAÜTne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir." şeklindedir.Anayasa Mahkemesi'nin 2023/160 E, 2024/77 K. sayılı ve 14/03/2024 tarihli kararıyla, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11.
fıkrası kısmen iptal edilmiş ve fıkranın birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresi ile fıkranın "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." şeklindeki ikinci cümlesi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve kararın RG'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı 18/4/2024 tarihli RG'de yayınlanmıştır. Bu karar yürürlüğe girmeden önce 07/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 25. maddesinde 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.
(Değişik ikinci cümle: 7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine AAÜT'ne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (son cümlesinde değişiklik yapılmamıştır). Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu değişiklik 14/11/2024 tarihli RG'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, bir usül hükmü olduğundan, derhal uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan değişik kanun hükmünün uygulanması gerekmektedir.Buna göre mazeretsiz olarak arabuluculuk ilk toplantısına katılmayan davalının, davacının ödemekle yükümlü olduğu yargı giderlerinin yarısından sorumlu tutulması ve lehine tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, mazeretsiz olarak arabuluculuk ilk toplantısına katılmayan davalının, davacının kendisine ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinden sorumluluğu ve vekalet ücreti alacağının buna göre belirlenmesi gerektiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülerek, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik tekrar yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2022 Tarih 2019/572 Esas - 2022/325 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının yatırılan 179,32-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 436,08-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti, 545-TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere 1.145-TL yargılama giderinin 6325 sayılı Kanunun 18/A/11. maddesi uyarınca yarısına karşılık gelen 572,50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin, 6325 sayılı Kanunun 18/A/11.
maddesi uyarınca yarısına karşılık gelen 2.550-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 91,50-TL istinaf yargı giderinin 6325 sayılı Kanunun 18/A/11. maddesi uyarınca yarısına karşılık gelen 45,75-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
16/09/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71733 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi