6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefil, ipotekli takip yanında ilamsız takiple de takip edilebilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1426 E. 2025/1346 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kefalet ve İpotekten Kaynaklanan Fazla Tahsilatın İstirdadı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir kişi hem asıl borç için ipotek vermiş hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, kefalet borcu ipotekle teminat altına alınmadığı ve borçlunun ödeme güçsüzlüğü içinde olduğu sabit olduğu takdirde, alacaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yanında tahsilde tekerrür olmamak üzere kefil aleyhine ayrıca ilamsız takip başlatabilir; bu durumda her iki takip için ayrı vekalet ücreti talep edilmesi de usule uygundur. Ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi TTK 8 gereği serbestçe kararlaştırılabileceğinden BK 72'deki sınırlamaya tabi değildir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabında, hesap kat tarihine kadar işleyen akdi faizin asıl alacağa eklenerek (kapitalize edilerek) belirlenen tutara temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması, faize faiz işletilmesi anlamına gelmez.

Ele alınan sorunlar

İpotekli takip yanında ayrıca ilamsız takip başlatılmasının usule uygunluğu → ret

İddia: Davacı, alacak ipotekli olduğu halde ayrıca ilamsız takip başlatılmasının mükerrer olduğunu, bankaya haksız kazanç sağladığını ve ikinci bir vekalet ücreti doğurduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 586 uyarınca kefil yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açık ödeme güçsüzlüğü halinde alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Bir kişi hem asıl borç için ipotek vermiş hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatıyla genel haciz yoluyla takip yapabilir. Davacının verdiği ipotek asıl borçlunun borcunu teminen verilmiş olup davacının kefalet borcu ipotekle teminat altına alınmamıştır. Asıl borçlu şirketin kat ihtarına rağmen borcu ödememesi nedeniyle ödeme güçlüğü içinde olduğu sabit olduğundan davacı kefile başvuru koşulları oluşmuştur; ipotekli takip yanında tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız takip başlatılmasında usule aykırılık yoktur. Bankanın iki ayrı icra takibi nedeniyle davacıdan iki ayrı vekalet ücreti tahsili de bu çerçevede yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Uygulanan temerrüt faiz oranının fahiş olduğu iddiası → ret

İddia: Davacı, davalı bankanın %39 temerrüt faizi uygulamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 3095 sayılı Kanun'daki sınırın üstünde olduğunu ve faiz oranının %30'u aşamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 8. maddesi gereğince ticari işlerde faiz oranı serbestçe kararlaştırılabilir; ticari işlerde uygulanacak faiz, 818 sayılı BK'nın 72. maddesindeki sınırlamaya tabi değildir. Davalı bankaca alacağa uygulanan temerrüt faizi oranı genel kredi sözleşmesi hükümlerine uygun olduğundan, faizin fahiş olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faize faiz işletilerek fazla tahsilat yapıldığı iddiası (kapitalizasyon) → ret

İddia: Davacı, hesaplanan tutarların ana para sayılarak üzerine temerrüt faizi işletildiğini, bu suretle faize faiz uygulanarak fazla tahsilat yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabında, hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüt tarihine kadar ana paraya akdi faiz yürütülüp kapitalize edildikten sonra belirlenen asıl alacağa, temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplaması yapılması mümkündür. Bankanın kat tarihinden itibaren işleyen akdi faizi asıl alacağına ilave ederek asıl alacak olarak talep etme, yani faizleri kapitalize etme hakkı bulunmaktadır. Böylece temerrüt tarihindeki akdi faizler ile asıl alacağın tamamı asıl alacak niteliğinde olup bu miktara temerrüt faizi işletilebileceğinden, bankaca faize faiz işletilerek fazla tahsilat yapıldığı iddiası yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fazla tahsilat bulunup bulunmadığı (esas talep) → ret

İddia: Davacı, asıl borç miktarının tespiti ile fazla tahsil edilen paranın istirdadını talep etmiştir.

Gerekçe: Bilirkişi incelemesinde, icra dosyası kapak hesabında 744.480,80-TL olarak hesaplanan alacaktan 700.000-TL ihale bedelinin düşülmesi sonucu 44.480,80-TL alacak kaldığı, bankaca kalan bu alacağa temerrüt faizinde indirim yapılarak %31,12 oranında temerrüt faizi uygulandığı ve avukatlık ücretinden de indirim yapılarak 37.623,54-TL tahsilat yapılmak suretiyle alacağın kapatıldığı, fazla tahsilat bulunmadığı tespit edilmiştir. Bankaca ipotekli takipte tahsil edilen tutar düşüldükten sonra kalan alacak için temerrüt faizi ve vekalet ücreti alacakları bakımından davacı lehine indirim yapılarak tahsilat yapıldığı da dikkate alındığında, davalı bankaca davacıdan fazla tahsilat yapılmadığı sabit olmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hem ipotek veren hem müteselsil kefil sıfatını taşıyan kişi aleyhine, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yanında tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız takip başlatılabileceği ve bankanın kat tarihine kadar işleyen akdi faizi kapitalize ederek asıl alacağa ekleyebileceği yönündeki tespitler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet ipoteğin paraya çevrilmesi tahsilde tekerrür olmaması temerrüt faizi kapitalizasyon hesap kat ihtarı menfi tespit

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 586 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 8 · 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı BK 72

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1426

KARAR NO 2025/1346

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/10/2021

NUMARASI 2018/927Esas-2021/602Karar

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 12/10/2018

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... Şti ile ... arasında imzalanan kredi sözleşmesine ... ile birlikte kefil olduğunu, ayrıca dairesini ipotek verdiğini, borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle kredinin 317.362,05-TL olarak kat edildiğini, İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, ancak takipte kat ile yapılan talepden fazla olmak üzere fahiş temerrüt faizi talep edildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde borç miktarı hatalı olarak 397.888,56-TL esas alınarak faiz işletildiğini, işletilen faizin 45.906,39-TL olduğunu, faize itiraz etmelerine rağmen itiraz değerlendirilmeden bu rapor üzerinden borç hesabı yapıldığını, takipte asıl alacak 320.860,65-TL olduğu halde icra müdürünce 426.715,83-TL asıl alacakmış gibi ödeme gününe kadar faiz tahakkuk ettirildiğini, bu nedenle borcun 829.470,95-TL'ye ulaştığını ve bankanın taşınmazı alacağına mahsuben 700.000-TL'ye aldığını, faiz hesabının tümüyle hatalı olduğunu belirterek, asıl borç miktarının tespiti ile fazla tahsil edilen paranın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir

CEVAP

Davalı vekili; davanın İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürede açılmadığını,ipotekli taşınmazın İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 24.11.2015 tarihinde yapılan ihalede 700.000-TL bedelle alacağa mahsuben ihale edildiğini, ihalenin kesinleştiğini, ihale bedelinin 24.11.2015 tarihi itibariyle borca mahsup edildiğini,davacı tarafından açılan ihalenin feshi davasının reddedildiğini kararın kesinleştiğini, borcun ihale bedeli ve 03.05.2018 tarihinde davacı tarafından ödenen 28.697,26-TL tahsilat ile birlikte toplamda 728.697,26-TL bedelle sulh yoluyla kapatıldığını, temerrüt faiz oranı %39'dan %31,12'ye çekilerek, ayrıca vekalet ücretinde 2.209,11-TL indirim yapıldığını,yapılan indirimler sonunda davacının 28.697,26-TL ödeyerek borcu kapattığını,davacı aleyhine başlatılan ipotekli ve ilamsız takibin her ikisinin kesinleştiğini, davacının icra emrine itirazı üzerine İstanbul 19.

İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/657 esas sayılı dosyasında yargılama sonucunda davacının borcunun hüküm altına alındığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı,sözleşmeye davalının 1.000.000-TL limitle müteselsil kefil olduğu,davacının müteselsil kefaleti nedeniyle takibe konu alacaktan ve borçluların temerrütlerinden ayrıca sorumlu oldukları, alacaklı banka tarafından müteselsil kefiller aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... (yeni ..) esas sayılı dosyasında başlattığı takip neticesinde davacıya ait ipotekli taşınmazın satıldığı, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, sunulan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; davalı müteselsil kefil tarafından yapılan ödemelerin taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi, rehin sözleşmesi, uygulanan akdi ve temerrüt faiz oranları nazara alındığında,sözleşmeye ve bankacılık uygulamalarına uygun olduğu, fazla tahsilat olmadığı, davacı tarafından talep edilebilecek fazla tahsilat bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; alacak ipotekli olduğu halde ilamsız takibin mükerrer olduğunu, ikinci takibin banka yönünden haksız kazanca sebebiyet verdiğini, bu nedenle ikinci bir vekalet ücreti tahakkuk ettirildiğini, tahliye tehdidi altında müvekkilinden 36.000-TL para tahsil ettiğini, müvekkilinin borçlu şirketin sadece kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediye kefil olduğunu ve borç ödendiğinden kefaletin sona erdiğini, borç sona ermesine rağmen ödenen tutarın iadesi için bankaya ihtarname gönderilmiş ise de ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, bankanın itirazı üzerine itirazın iptali istemiyle İstanbul 6. ATM'nin 2018/1171 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ipotekli icra takibinde faize faiz işletilerek müvekkilinden fazla para tahsil edildiğini, kredi hesabı 317.362,05-TLden kat edilmişken icra takibinin 320.860,65-TL üzerinden başlatılarak 100.415,58-TL temerrüt faizi işletildiğini,takipde asıl alacak 320.860,65-TL olduğu halde işletilen fahiş temerrüt faizi ve masraflar eklenerek 426.715,83-TLye çıktığını ödeme gününe kadar faiz tahakkuk ettirildiğini, fahiş hesaplanan temerrüt faizi ve diğer ödemelerin toplamının ana para sayılarak faize faiz işletildiğini, dosya borcunın en son 829.470,95-TL'ye ulaştığını, davalı bankanın talep ettiği %39 faizin usul ve yasaya aykırı olduğunu,3095 sayılı kanundaki sınırın çok üstünde olduğunu, faiz oranının 30'u aşamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç kapsamında davalı banka tarafından fazla tahsilat yapıldığı ileri sürülerek fazla tahsilatın tesbiti ile davalıdan istirdadı istemine ilişkindir.Somut olayda; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 02.03.2012 tarihinde akdedilen 1.000.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin davacı tarafından da müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, ayrıca dava dışı şirketin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine davalı banka lehine 900.000-TL limitli ipotek tesis edildiği, sözleşmeye istinaden davalı banka tarafından asıl borçluya kredi kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından toplam 397.888,56-TL üzerinden kredi hesabı kat edilerek asıl borçlu ile davacı kefile 19.11.2013 tarihinde kat ihtarı keşide edildiği, ihtara rağmen de borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve davacı kefil hakkında İstanbul 10.

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 320.860,65-TL asıl alacak, 100.415,58-TL temerrüt faizi, 5.020,77-TL BSMV ve 418,83-TL masraf olmak üzere toplam 426.715,83-TL alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul 7. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, takiplerin kesinleştiği, borcun ipotekli taşınmazın satışı ve davacı tarafından yapılan nakit ödeme ile kapatıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davalı bankaca asıl borçlu şirkete yıllık %14,40 akdi ve %39 temerrüt faizli 350.000-TL taksitli ticari kredi kullandırıldığı, taksit ödemelerinin aksaması üzerine borcun 30.11.2012 tarihli protokol ile borcun 331.645,25-TL olarak kabul edilerek yapılandırıldığı, taksitlerin ödenmemesi üzerine hesabın 397.888,56-TL üzerinden 19.11.2013 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının borçlu ve kefile ne zaman tebliğ edildiğinin tespit edilememesi karşısında temerrütün ipotekli takip tarihi olan 28.01.2014 tarihinde gerçekleştiği, bankaca toplam 426.715,83-TL üzerinden başlatılan takibin kesinleştiği, davacıya ait ipotekli taşınmazın 24.11.2015 tarihinde 700.000-TL bedelle alacaklı bankaya ihale edildiği, takip tarihi itibariyle banka alacağının 432.978,36-TL olarak hesaplandığı, ancak bankaca takipte daha az olmak üzere 426,715,83-TL alacak talep edildiği, bankaca talep edilen %39 temerrüt faizinin genel kredi ve ipotek sözleşmeleri hükümlerine uygun olduğu, icra dosyası kapak hesabında 744.480,80-TL olarak hesaplanan alacaktan 700.000-TL ihale bedelinin düşülmesi sonucu 44.480,80-TL alacak kaldığı, bankaca kalan bu alacağa temerrüt faizinde indirim yapılarak %31,12 oranında temerrüt faizi uygulandığı ve avukatlık ücretinden indirim yapılarak 37.623,54-TL tahsilat yapılmak suretiyle alacağın kapatıldığı, fazla tahsilat bulunmadığı görüşü bildirilmiştir.TBK'nın 586.

maddesi uyarınca, kefil yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse, alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bir kişi, hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem asıl borçlu ile birlikte ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir. Davacı tarafından ipotek asıl borçlunun borçlarını teminen verilmiş olup, davacının kefalet borcu ipotekle teminat altına alınmamıştır.

Asıl borçlu şirketin kat ihtarına rağmen borcu ödememesi nedeniyle ödeme güçlüğü içerisinde olduğu da sabit olduğundan, alacağın tahsili amacıyla davacı kefile başvuru koşulları oluşmuş olup, ipotekli takip yanında tahsilde tekerrür olmamak üzere davacı kefil aleyhine ilamsız takip başlatılmasında usule aykırılık yoktur. Müteselsil kefil olan davacı, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ile ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. TTK'nın 8. maddesi gereğince ticari işlerde faiz oranının serbestçe kararlaştırılması mümkün olup, ticari işlerde uygulanacak faiz, 818 sayılı BK'nın 72. maddesindeki sınırlamaya tabi değildir. Davalı bankaca alacağa uygulanan temerrüt faizi oranı genel kredi sözleşmesi hükümlerine de uygun olduğundan, davacı vekilinin faizin fahiş olduğu yönünde ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir.

Davacı banka açısından genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın hesabında, hesap kat tarihine kadar ve kat tarihinden temerrüt tarihine kadar ana paraya akdi faiz yürütülüp kapitalize edildikten sonra belirlenen asıl alacağa, temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi hesaplaması yapılma imkanı bulunmaktadır. Bankanın kat tarihinden itibaren işleyen akdi faizi asıl alacağına ilave ederek asıl alacak olarak talep etme, bir başka deyişle faizleri kapitalize etme hakkı bulunmaktadır. Böylelikle temerrüt tarihindeki akdi faizler ile asıl alacağın tamamı asıl alacak niteliğinde olup, bu miktara temerrüt faizi işletilebileceğinden, davacı vekilinin bankaca faize faiz işletilerek fazla tahsilat yapıldığı iddiası da yerinde değildir.

Yine bankaca ipotekli takipte tahsil edilen tutar düşüldükten sonra kalan alacak için davalı bankaca iki ayrı icra takibi nedeniyle davacıdan iki ayrı vekalet ücreti tahsili yerinde olup, bankaca temerrüt faizi ve vekalet ücreti alacakları bakımından davacı lehine indirim yapılarak tahsilat yapıldığı da dikkate alındığında, davalı bankaca davacıdan fazla tahsilat yapılmadığı sabit olmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71731 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.