İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4386 E. 2021/6220 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçerli icra takibi↗ zorunlu dava arkadaşlığı↗ re'sen gözetilme↗ adi ortaklık↗ dava şartı yokluğu↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dahili dava↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalının “... ve Prese Fabrikası ... ve Ortakları” olarak gösterildiği, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından adi ortaklığa yöneltilen taleplerin ortaklara yönetilmiş olarak kabul edildiği, bu nedenle ortak oldukları iddia edilen ... ve ...’in davalı olarak davaya dahil edildiği, davalı ...’in ortak olmadığını savunduğu ancak vergi dairesi kayıtlarından ortak olduğunun anlaşıldığı, yaptırılan bilirkişi incelemesiyle, davacının davalılardan alacağı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, icra takibinde borçlunun “... ve Prese Fabrikası ... ve Ortağı” şeklinde gösterildiği, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması sebebiyle adi ortaklık aleyhine dava açılmasının veya icra takibi yapılmasının mümkün olmadığı, taraf ehliyetinin ise dava şartlarından olup re'sen gözetilmesi gerektiği, bunun yanında 6100 sayılı HMK’da dava açıldıktan sonra diğer kişilerin davalı sıfatıyla davaya dahil edilmelerine imkan veren bir düzenlemenin bulunmadığı, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmasının bu durumun istisnasını teşkil ettiği, öte yandan itirazın iptâli davasının görülebilmesinin geçerli bir icra takibinin varlığına bağlı olduğu, ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak bulunmadığı, davacı tarafça adi ortaklık aleyhine girişilen icra takibinin geçerli bir takip olarak kabul edilmesinin ise mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı yan, takip talebinde, borçluyu, “... ve Prese Fabrikası ... ve Ortağı” olarak göstermiş olup, davayı da husumet yönelttiği davalı tarafı bu şekilde göstererek açmıştır. Bu gösterimde adi ortaklığın adı yanında davalı ...’in ismi de açıkça zikredilmiş ve adi ortaklığın diğer ortağı olan davalı ...’den de “ortağı” sıfatıyla bahsedilmiştir. Belirtilen adi ortaklığın ortaklarının davalılar olduğu ve başka bir ortak bulunmadığı konusunda tereddüt bulunmadığı gibi, davalı ... de takibe itiraz dilekçesiyle, husumetin kendisine yöneltildiğini kabul etmiştir. Bu hale göre, husumetin adi ortaklığın ortağı olan iki ayrı kişiye yöneltilmiş olduğu kabul edilerek, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davalı ... hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülememiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6645 E. 2013/3728 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · ziya · işlemiş faiz · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · icra inkar tazminatı · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının eski ortağı ve «yönetim kurulu» üyesi olduğu davalı şirketin vergi borçlarını ödediği, davacının alacağının BK.’nun 410-413. maddeleri arasında düzenlenen vekaletsiz iş görme ilişkisine dayandığı, bu konuda uygulanması gereken «zamanaşımı» süresinin de BK’nun 125. maddesi gereğince ... yıl olduğu, bu durumda davalı tarafın zamanaşımı savunmasının kabul edilmediği, davalı tarafça vergi borcu doğmasının nedeninin, davacının vergi kaçırmak amacıyla 2003 yılında yapılan gayrimenkul satışının düşük bedelle gösterilmesinin, vergi dairesince tespit edilerek vergi ve ceza tahakkuk ettirilmesi olduğu savunulmuşsa da, bu konuda «anonim şirket» niteliği «taşıyan» davalı tarafından 2003 yılından bu yana herhangi bir sorumluluk davasının açılmamış olması, bedelin düşük gösterilmesinden elde edilen menfaatin de bizzat şirket uhdesinde gerçekleştiği dikkate alındığında, bu savunmaya da itibar olunmadığı, «temerrüdün» takip ile gerçekleştiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 419.147,95 TL ile sınırlı olmak üzere davalının itirazının ipt...ne, takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, «işlemiş faize» ilişkin talebin reddine, %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu kararın incelenmesinden, gerçekten de davalı şirketçe, davacının da aralarında bulunduğu eski «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açıldığı ve mahkemece dava konusu üç taşınmazın satışıyla ilgili usulsüz işlemler nedeniyle davalıların sorumluluğuna karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı eski «yönetim kurulu» üyesi, davalı şirkete ait vergiyi ve bunun cezasını kendisinin ödediğini belirterek dava konusu icra takibini yapmış, davalı taraf ise bu işlemlerin davacının da içinde bulunduğu eski yönetin kurulunca gerçekleştirildiğini, dolayısıyla vergi cezasını doğuran işlemin yapılmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet veren davacının, bu bedeli şirketten isteyemeyeceğini ve bu hususta davacının da içinde bulunduğu eski yönetim kurulu üyeleri hakkında, ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/788 Esas sayılı dosyası ile «sorumluluk davası» açıldığını savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4386 E. , 2021/6220 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.06.2018 tarih ve 2016/93 E- 2018/268 K. sayılı kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.11.2019 tarih ve 2019/12 E- 2019/1330 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ortaklığa, sipariş edilen iplikler karşılığında toplam 2.312.556,56 TL ödeme yapıldığını ancak davalının sadece 1.939.157,28 TL tutarında iplik gönderdiğini, bakiye tutarın tahsili için başlattıkları takibin davalı yanın itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin sözü edilen adi ortaklığının ortağı olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalı ise cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalının “... ve Prese Fabrikası ... ve Ortakları” olarak gösterildiği, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından adi ortaklığa yöneltilen taleplerin ortaklara yönetilmiş olarak kabul edildiği, bu nedenle ortak oldukları iddia edilen ... ve ...’in davalı olarak davaya dahil edildiği, davalı ...’in ortak olmadığını savunduğu ancak vergi dairesi kayıtlarından ortak olduğunun anlaşıldığı, yaptırılan bilirkişi incelemesiyle, davacının davalılardan alacağı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, icra takibinde borçlunun “... ve Prese Fabrikası ... ve Ortağı” şeklinde gösterildiği, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması sebebiyle adi ortaklık aleyhine dava açılmasının veya icra takibi yapılmasının mümkün olmadığı, taraf ehliyetinin ise dava şartlarından olup re'sen gözetilmesi gerektiği, bunun yanında 6100 sayılı HMK’da dava açıldıktan sonra diğer kişilerin davalı sıfatıyla davaya dahil edilmelerine imkan veren bir düzenlemenin bulunmadığı, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmasının bu durumun istisnasını teşkil ettiği, öte yandan itirazın iptâli davasının görülebilmesinin geçerli bir icra takibinin varlığına bağlı olduğu, ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak bulunmadığı, davacı tarafça adi ortaklık aleyhine girişilen icra takibinin geçerli bir takip olarak kabul edilmesinin ise mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı yan, takip talebinde, borçluyu, “... ve Prese Fabrikası ... ve Ortağı” olarak göstermiş olup, davayı da husumet yönelttiği davalı tarafı bu şekilde göstererek açmıştır. Bu gösterimde adi ortaklığın adı yanında davalı ...’in ismi de açıkça zikredilmiş ve adi ortaklığın diğer ortağı olan davalı ...’den de “ortağı” sıfatıyla bahsedilmiştir. Belirtilen adi ortaklığın ortaklarının davalılar olduğu ve başka bir ortak bulunmadığı konusunda tereddüt bulunmadığı gibi, davalı ... de takibe itiraz dilekçesiyle, husumetin kendisine yöneltildiğini kabul etmiştir. Bu hale göre, husumetin adi ortaklığın ortağı olan iki ayrı kişiye yöneltilmiş olduğu kabul edilerek, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davalı ...
hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülememiş, bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın Daire çoğunluğunun hükmün belirtilen sebeplerle bozulması yönündeki görüşüne iştirak edemiyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/715237600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz