6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Davacının kendi ticari defteri alacağı ispata yetmez; aleyhe olan davalı defterleri esas alınır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4429 E. 2021/5771 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Alacağın ispatında davacının kendi ticari defter kayıtları tek başına yeterli olmayıp aleyhe olan davalı defterleri hükme esas alınabilir; alacak likit ise icra inkar tazminatına hükmedilir. Dava açılmadan önce ödenmiş bölüm yönünden ise davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından o kısım yönünden dava reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Ticari defterlerle ispat ve icra inkar tazminatı → ret

İddia: Taraf vekilleri, alacağın ispatı, ödemelerin dikkate alınması ve icra inkar tazminatı yönünden istinaf/temyiz sebepleri ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının kendi ticari defter kayıtları tek başına alacağı ispata yeterli olmadığından aleyhe olan davalının ticari defter kayıtlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur; takip sonrası/dava sonrası yapılan ödemelerin infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmiş olup bu husus davacı tarafından açıkça istinaf konusu edilmediğinden değinilmekle yetinilmiştir. Alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Dava açılmadan önce ödenen bölüm yönünden hukuki yarar → ret

Gerekçe: Dava açılmadan önce ödenen 13.621,79 TL yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bu miktar yönünden davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Tacirin kendi defterinin aleyhe kayıtları ile ispat, likit alacakta icra inkar tazminatı ve önceden ödenen bölümde hukuki yarar yokluğu yönünden emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar (dava açılmadan önce ödenen bölüm yönünden yokluğu)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defterlerle ispat icra inkar tazminatı likit alacak hukuki yarar (dava şartı)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/4429 E.  ,  2021/5771 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.04.2018 tarih ve 2014/947 E. - 2018/418 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.11.2019 tarih ve 2018/1575 E- 2019/1447 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak tek taraflı feshedildiğini, davacının avans ve erken ifa nedeniyle yapmış olduğu ödemelerin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sona erdiğini, davacı tarafın mutabakata yanaşmadığını ve bir çok haksız ve mesnetsiz fatura gönderdiğini, takip tarihi itibariyle davalının davacıya ödenmenmemiş bir borcu olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13. maddesinin delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 105.190,67 TL alacağının bulunduğu, davalının takipten sonra, davadan önce 13.671,79 TL ve dava tarihinden sonra 16/06/2014 tarihinde 6.230,21 TL ve 19/08/2014 tarihinde 85.388,21 TL ödeme yaptığı, 13.621,79 TL yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, 16/06/2014 ve 19/08/2014 tarihinde yapılan ödemelerin infaz sırasında icra müdürlüğü tarafından dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle itirazın kısmen iptaline takibin 105.190,67 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa %10,25 oranını aşmayacak değişen faiz uygulanmasına, kanıtlanamayan 265.619,13 TL ve davadan önce ödenmesi nedeniyle davacının dava açmada hukuki yararı olmadığı 13.621,79 TL ödemeden oluşan toplam 279.240,92 TL yönünden davanın reddine, 16/06/2014 tarihli 6.230,21 TL ve 19/08/2014 tarihli 85.388,21 TL ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, icra inkar ve kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.

Karara karşı, taraf vekillerince tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının ticari defter kayıtları tek başına alacağı ispata yeterli olmadığından, davalının ticari defter kayıtlarının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalının takipten sonra davacıya 05.05.2014 tarihli 13.621,79 TL bedelli fatura ile davadan sonra 16.06.2014 tarihli 6.230,21 TL bedelli faturaları düzenlediği, ayrıca yine davadan sonra 19.08.2014 tarihinde 85.388,21 TL ödeme yaptığı, İlk Derece Mahkemesince bu faturalar ödeme kabul edilerek icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmiş ise de, davacı tarafından bu husus açıkça istinaf konusu edilmediğinden bu hususa değinilmekle yetinildiği, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsiz olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve temyiz eden taraf vekillerinin temyiz sebeplerine göre yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.389,17 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.09.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, İlk Derece Mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına Bölge Adliye Mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece Mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, İlk Derece Mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/701444800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1575 E. 2019/1447 K.

Bayilik cari hesabında ticari defter kayıtları arasında fark varsa hangisi esas alınır

Gerekçe özeti

Cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak davalarında, taraf ticari defter kayıtları arasında fark bulunması ve bu farkın nedeninin (cari hesap ekstresi sunulmaması gibi) davacı tarafça açıklanamaması halinde, davacının kendi lehe delil vasfını haiz defter kaydı tek başına alacağı ispata yeterli görülmez ve davalının lehe delil vasfını haiz defter kaydı hükme esas alınabilir. İtirazın iptali davasında alacak durumu takip tarihi itibariyle belirlenir; davalının takipten sonra veya dava açıldıktan sonra düzenlediği faturalar alacak hesabında dikkate alınmaz, ancak takipten sonra yapılan ödemeler infaz aşamasında dikkate alınabilir.

Emsal değeri

Taraf ticari defter kayıtları arasında açıklanamayan fark bulunması halinde davacının kendi kaydının tek başına ispata yeterli olmayacağı ve davalı kaydının esas alınabileceği; itirazın iptali davasında takip sonrası düzenlenen faturaların alacak hesabına değil ancak takip sonrası ödemelerin infaza etki edeceği yönündeki tespitler açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: ticari defter kaydının ispat gücü lehe delil vasfı cari hesap itirazın iptali icra inkar tazminatı likit alacak infazda dikkate alınacak ödeme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1575

KARAR NO 2019/1447

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İST. ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/04/2018

NUMARASI 2014/947 E.-2018/418 K.

DAVA

İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/11/2019

Davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVA

Davacı vekili, 30 yıl devam eden bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkilinin avans ve erken ifa nedeniyle yaptığı ödemelerden dolayı alacaklı olduğunu, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, sözleşmenin süresinin bitimi ile 31.12.2013 tarihinde son bulduğunu, müvekkili tarafından feshedilmediğini, davacıya ihtarname gönderilerek mutabakat yapılması istendiğini, ancak davacı mutabakata yanaşmadığı gibi haksız fatura tebliğine başladığını, müvekkilinin davacıya muaccel hale gelmiş ve ödenmeyen borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece;bayilik sözleşmesinin davalı tarafça süresinin dolduğu gerekçesi ile feshedildiği, incelenen taraf defterlerine göre davacının 105.190,67- TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile 105.190,67- TL asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına fazla istemin reddine, davalı tarafça takipten sonra yapılan 13.621,79-TL ödeme ile davadan sonra yapılan 6.230,21- TL ve 85.388,21- TL lik ödemelerin infazda dikkate alınmasına, %20 oranında icra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; kök ve ek bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, kök raporda müvekkilinin lehe delil vasfı olan ticari defterlerine göre davalıdan 299.616,80-TL alacaklı olduğu tespit edilmişken sonuç kısmında 105.190,67-TL alacaklı olduğu sonucuna varılarak çelişki oluşturulduğunu, aradaki farkın nedeninin anlaşılamadığını, kök rapora itirazlarında da bu hususun belirtildiğini ancak itirazın ek raporda karşılanmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

2- Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili defter ve kayıtlarının delil olarak kabulünün gerektiğini, dolayısıyla müvekkili tarafından kesilen faturaların delil olarak kabulü ve hükme esas alınması gerektiğini,buna göre davacının bir alacağının bulunmadığını,aksine müvekkilinin 49,54-TL alacaklı olduğunu,alacağın likit olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 2013 yılı sonu itibariyle bittiği tarafların kabulünde olup, davacının cari hesap alacağı talebi, sözleşmenin haklı veya haksız nedenle feshine bağlı olmadığından bu husus üzerinde durulmamıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, davacının lehe delil vasfını haiz ticari defterlerine göre davacının 2013 yılı sonu itibariyle davalıya 35.247,93-TL borcu olduğu,2014 yılı sonu itibariyle davalıdan 299.616,80-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalının lehe delil vasfını haiz olan ticari defterlerine göre davalının takip tarihi itibariyle 105.190,67-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.

Ne var ki davacı tarafça cari hesap ekstreleri sunulmadığından tarafların cari hesap kayıtları arasındaki farkın nedeni anlaşılamamıştır. Davacının ticari defter kayıtları tek başına alacağı ispata yeterli olmadığından, davalının ticari defter kayıtlarının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, kök raporda davalının takipten sonra davacıya 05.05.2014 tarihli 13.621,79TL bedelli ... nolu fatura ile davadan sonra 16.06.2014 tarihli 6.230,21-TL bedelli ... nolu faturaları düzenlediği, ayrıca yine davadan sonra 19.08.2014 tarihinde 85.388,21-TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. İtirazın iptali davasında takip tarihi itibariyle alacak durumu tespit edileceğinden ve ancak takipten sonra yapılan ödemeler dikkate alınabileceğinden, davalının takipten sonra düzenlediği bu iki fatura alacak hesabında dikkate alınmamıştır.

Ne var ki ilk derece mahkemesince bu faturalar ödeme kabul edilerek icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmiş ise de, davacı tarafça bu husus açıkça istinaf konusu edilmediğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. Davadan sonra 19.08.2014 tarihinde yapılan 85.388,21-TL ödemenin de icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasının gerekeceği açıktır.Alacak likit(bilinebilir, belirlenebilir) olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ayrıca davacı aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı istinaf konusu edilmediğinden bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacıdan tahsili gereken 44,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalıdan tahsili gereken 7.185,57- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.832,40- TLnin mahsubuna bakiye 5.353,17- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin takdiren üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

21/11/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.