6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Reddedilen maddi ve manevi tazminat toplamı sınır altındaysa hüküm kesindir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6427 E. 2021/6050 K. · · İlk derece: 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinde reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı esas alınır; toplam, karar tarihindeki kesinlik sınırının (HMK 362/1-a) altında kalıyorsa hüküm kesindir ve kesin karara yönelik temyiz istemi hakkında Yargıtay da HMK 366 delaletiyle 346/2 uyarınca ret kararı verebilir.

Ele alınan sorunlar

Hükmün temyiz kesinlik sınırı altında kalması → ret

Gerekçe: Bölge adliye mahkemesi karar tarihi (24.06.2021) itibarıyla temyiz kesinlik sınırı 78.630,00 TL olup, HMK 362/1-a uyarınca bu meblağın altında kalan hükümler kesin niteliktedir. Reddine karar verilen maddi ve manevi tazminat miktarları toplamı 28.677,80 TL temyiz sınırı altında kaldığından hüküm kesindir; HMK 366 delaletiyle kıyasen uygulanan 346/2 uyarınca kesin kararların temyiz istemleri hakkında Yargıtay da ret kararı verebileceğinden temyiz isteminin miktar yönünden reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırının belirlenmesinde maddi ve manevi tazminat toplamının esas alınması yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı hükmün kesinliği maddi ve manevi tazminat toplamının değerlendirilmesi

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 362/1-aHMK 366HMK 346/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6427 E.  ,  2021/6050 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.07.2018 tarih ve 2017/213 E. - 2018/704 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.06.2021 tarih ve 2019/178 E. - 2021/973 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı 18.677,80 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat talebine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 24/06/2021 itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi temyiz kesinlik sınırı 78.630,00 TL olup bu meblağın altında kalan hükümlerin 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a. bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği, reddine karar verilen maddi ve manevi tazminat miktarı toplamı olan 28.677,80 TL’nin temyiz sınırı altında kaldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18/10/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/699758900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/178 E. 2021/973 K.

Acentelik sözleşmesinin feshinde denkleştirme tazminatı koşulları

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin acentenin kusuru olmaksızın sona ermesi halinde TTK 122 uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edilebilmesi için; acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde işletmenin sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin sözleşme devam etseydi elde edeceği ücreti isteme hakkını kaybetmiş olması ve somut olayın özelliklerine göre bu talebin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin kısa süre (bir yıl) devam etmiş olması, bu menfaatin gerçekleşmeyeceği sonucunu doğurabilir ve bu durumda hakkaniyet gereği denkleştirme tazminatına hükmedilmeyebilir. Ayrıca, acente tarafından kendi işçilerine ödenen ihbar/kıdem tazminatları, acentelik sözleşmesinin feshiyle illiyet bağı bulunmadığından bu fesihten kaynaklı bir zarar olarak davalıdan istenemez.

Emsal değeri

Kararda, TTK 122 uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatının koşullarının somut olayda birlikte gerçekleşmesi gerektiği ve sözleşmenin kısa süreli olmasının bu koşulların oluşmaması sonucunu doğurabileceği; ayrıca acentenin kendi işçilerine ödediği ihbar/kıdem tazminatlarının sözleşmenin feshiyle illiyet bağı bulunmadığından davalıdan istenemeyeceği yönündeki değerlendirmeler, benzer acentelik uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: acentelik sözleşmesi denkleştirme (portföy) tazminatı TTK 122 manevi tazminat illiyet bağı ihbar tazminatı kıdem tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/178

KARAR NO 2021/973

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/07/2018

NUMARASI 2017/213 Esas- 2018/704 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2021

Davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı arasında 19.01.2015 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve yine 19.01.2015 tarihli Ek protokolü imzalandığını, müvekkilinin davalı şirketin acenteliğini tam ve eksiksiz olarak getirmekte iken hiçbir sebep yokken ve müvekkilinin de anlam veremediği şekilde Zeytinburnu ... Noterliğinin 14.01.2016 tarihli ihbarnamesi ile sözleşmenin tek taraflı olarak davalı tarafından feshedildiğini, fesih bildiriminin müvekkiline tebliğ tarihinin 18.01.2016 olduğunu ve dolayısıyla fesih işleminin sözleşmede belirtilen her iki süreye de uyulmayarak yapılmakla sözleşmenin hukuken feshedilmiş olmadığını, sözleşmenin bitim süresinin en az 19.01.2017 tarihine kadar uzadığını,davalının acente sözleşmesini haksız olarak sonlandırmasından dolayı müvekkilinin işçilerini işten çıkarmak zorunda kaldığını ve dolayısı ile de işçilerine de ihbar tazminatlarını ödemek zorunda kaldığından bahisle, davalarının kabulü ile, 1.000- TL maddi, 10.000-TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren faiz işletilerek, 17.677,80 TL maddi tazminatın ödeme yaptıkları günden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacıya verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; Acentelik Sözleşmesinin 8. Maddesinin feshe ilişkin usul ve esasları düzenlendiğini, fesihin süresinde olduğunu,ayrıca fesihten çok önce müvekkili şirketçe durumun davacı tarafa bildirildiğini, aktin feshedileceği bilgisi verildiğini, ancak davacının fesihnameyi imzalamaktan imtina ettiğini, davacının portföy tazminatı talebinde bulunabilmesi için bazı şartların mevcut olması gerektiğini, istenilen manevi tazminatın da sebebinin anlaşılamadığını,davacı tarafın kendi iş yerinde çalışan işçilerinin işten çıkarılması sebebi ile işçilere ödenen ihbar tazminatlarını müvekkilinden talep ettiğini ancak buna ilişkin menfi ya da müspet zararı isteyebilmesi içni müvekkilinin sözleşme hükümlerinin gereğini yerine getirilmemiş olması gerektiğini, oysa müvekkilinin sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini ve sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirdiğini, davacı tarafın ihbar tazminatıyla ilgili talebi hakkında menfi tazminat hususunda gerekli şartlar oluşmadığından bu talebin kabulünün mümkün olmadığından, öncelikle davanın usulden, davanın esasına girilmesi halinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Davacının TTK 122 maddesi uyarınca talep etmiş olduğu tazminat için acentelik hususunda davacıya tekel hakkı verilmediği tazminat isteminin hukuki dayanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili, mahkemece tek taraflı yapılan feshin süre yönünden geçerli olmadığıtespit edildiği halde,acentelik sözleşmesinin haksız feshedilmesinden kaynaklı işçilerine ödediği ihbar tazminatı talebinin haklı olduğunu,mahkemece ticari defter ve kayıtların , vergi kayıtları ve diğer deliller toplanmadan karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Acentenin bulduğu yeni müşteri ve bu müşteriler nedeni ile önemli menfaatler elde edilmesi konusunda delillerinin toplanmadığını,kararın bu yönü ile de hukuka aykırı olduğunu, Acente tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya yapılacak işler dolayısı ile ücret isteme hakkının kaybetmiş olması gerektiği şartı yönünden de delillerin toplanmadığını,deliller toplanmadan tahkikat aşamasına geçilmiş olması nedeni ile mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedilmiş olması nedeni ile maddi tazminat ve TTK 122 maddesi uyarınca talep edilen maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir.

Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 19.01.2015 tarihli acentelik sözleşmesi ve yine aynı tarihli ek protokol imzalanmıştır.Sözleşmenin 8 maddesinde sözleşmenin süresi ve feshi,ekli protokolün 12.1 maddesinde acente olacak tarafın acentelik hizmeti vermeye başladığı tarihten başlar ve karşılıklı irade ile 3 yıla kadar sürecek şekilde (1 ) yıl süre ile yapılır.(1 ) yıllık ve (3 )yıllık sürenin bitiminden evvel 3 ay içinde ve herhalükarda 15 gün evvelinde karşı tarafa ulaşmış , taraflardan birinin noter aracılığı ile usulüne uygun fesih ihbarnamesi ile fesih edilmediği sürece 1 yıl uzatılır hükmünü haizdir.Sözleşme 19.01.2015 tarihinde başlamış, davalı tarafından Zeytinburnu ... Noterliğinin 14.01.2016 tarihinde gönderdiği ihtarname ile "sözleşmenin 8.maddesindeki tek taraflı fesih hakkına " dayanarak sözleşme fesih edildiği bildirilmiştir.

Buna göre ;sözleşme acentenin kusuruyla sona ermediği ,1 yıllık süre içinde de talebin yöneltildiği dikkate alındığında davacının kural olarak portföy tazminatı isteyebileceğinin kabulü gerekir.Ancak ; diğer bir koşul ise, somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatına hükmedilebilir.Dava da acentelik sözleşmesi 1 yıl süre ile devam etmiş davalı yenilemeyeceğini bildirmiştir. 1 yıllık çalışma süresi içerisinde acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesinin sözkonusu olmayacağı değerlendirilmiş portföy tazminatı ve manevi tazminat istemlerinin bu sebeble reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı sözleşmenin feshi nedeniyle işçilerine ödediği ihbar ve kıdem tazminatı bedellerini talep etmektedir.İhbar ve kıdem tazminatları işverenin yükümlülüğünde olup, sözleşmenin feshi nedeniyle değil ,işden ayrılmış olmaları nedeniyle ödenmiştir.Bir başka deyişle davacı işçileri davacı yanında çalıştıkları müddetçe bu tazminata hak kazanacaklardır.Sözleşme süresince de çalıştıklarından bu miktarlara hak kazanmışlardır. Sözleşme fesih edilmese işten ayrılsalar yine ödenecek olduğundan sözleşmenin feshi ile illiyet bağı bulunmayan bu kısım talep bakımından da davacı isteğinde ve istinaf nedenlerinde haklı görülmemiştir.Tazminatı belirleme noktasında, çalışılan sürenin kısalığı gözetildiğinde hakkaniyet gereği portföy tazminatı ödenmesinin gerekmediği belirlenmekle taraf kayıtlarının incelenmesi sonuca etkili olmayacaktır.Yukarıda yazılı sebeblerle davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.