6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çekince ileri sürülmeden ifaya devam edilirse eksik alıma dayalı cezai şart istenemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3229 E. 2021/5630 K. · · İlk derece: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Cezai şart fer'i borç olduğundan, dönemsel edimli bayilik sözleşmesinde bir sonraki döneme ait ifaya başlanmadan önce önceki dönemin eksik alımına ilişkin çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülmeden ifaya devam edilmişse ve sözleşme borçlunun kusuruyla süresinden evvel sona ermemişse, eksik alıma dayalı ceza koşulu talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Eksik alıma dayalı cezai şart talebi → ret

İddia: Davacı, bayilik sözleşmesinde davalının taahhüt ettiği ürünü eksik aldığını, sözleşme süresi sonunda eksik alıma ilişkin talepte bulunabileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek kâr mahrumiyeti alacağı istemiştir.

Gerekçe: Cezai şart fer'i bir borç olup asıl borcun yokluğu halinde talep edilemez; sürekli/dönemsel ifada bir sonraki döneme ait ifaya başlanmadan önce önceki dönemin eksik alımına ilişkin çekince (ihtirazi kayıt) ileri sürülmeden ifaya devam edilmişse eksik alıma dayalı ceza koşulu istenemez. Somut olayda davacı, sözleşme süresi içinde ve süre sonunda eksik alıma ilişkin çekince ileri sürmemiş, sözleşme davalının kusuruyla süresinden evvel sona ermemiştir; bu nedenle eksik alıma dayalı cezai şart talep edilemeyeceğinden davanın reddi yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Dönemsel ifada çekince ileri sürülmeden ifaya devamın cezai şart talep hakkını düşürmesi yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart / ceza koşulu ihtirazi kayıt (çekince) fer'i borç bayilik sözleşmesinde eksik alım

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3229 E.  ,  2021/5630 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.02.2018 tarih ve 2016/1281 E. - 2018/40 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin Esastan Reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.10.2019 tarih ve 2018/1115 E. - 2019/1323 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında otogaz istasyonunun işleticiliği hususunda 27.06.2013 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü gereği 9.723 ton ürün alacağının kararlaştırıldığını ancak davalının 3.954 ton ürün aldığını, davalının eksik kalan 5.769 ton ürün için 115.381-USD kar kaybına uğradığını, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla eksik alım nedeniyle hesaplanan 115.381-USD kâr mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000-USD’sinin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin 27.06.2013 tarihinde kurulup 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığı, ürün alım taahhütnamesine göre ilk 3 yıl asgari 4544 ton, 4 ve 5. yıl asgari 5568 ton ve anlaşma süresi boyunca 24.768 ton ürün alınmasının kararlaştırıldığı, eksik alınan ürün karşılığı ton başına 20 USD’nin Türk Lirası karşılığının kâr mahrumiyeti olarak ödeneceğinin hüküm altına alındığı, davacının bilirkişi tarafından incelenen kayıtlarda borç ya da alacağın bulunmadığı, cezai şartın amacının borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmek olup, asıl borcun yokluğu halinde cezai şartın olamayacağı, fer'i bir borç olması nedeniyle takip edilen yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili ihtirazı kayıt bulunmadan davalıya mal satışına devam ettiği, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesinin, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince koşuluna bağlı bulunup, bu çekince olmaksızın ifaya devam edilmesi karşısında davacının cezai şart isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 27.06.2013 tarihli olduğu 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığı, davacı şirketin sözleşme süresi içerisinde davalının eksik alım nedeniyle bir çekince ileri sürmediği, sözleşme devam ettiği süre içinde de davalının eksik alımda bulunduğunun sabit olduğu, sözleşme sonlandığında da eksik alıma ilişkin bir çekince ileri sürülmediği, davacı vekili her ne kadar sözleşme süresi sonunda eksik alıma ilişkin talepte bulunabileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürse de sözleşmenin süresinden evvel davalının kusuruyla sona erdiği ileri sürülmediği ve ilk derece mahkemesince çekince ileri sürülmeden sözleşmenin süresinden evvel sona erdiği, ifaya başlanmadan bir çekince ileri sürüldüğü belirlenmediğinden eksik alıma dayalı cezai şart talep edilemeyeceği kabulüyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülerek istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/696041400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1115 E. 2019/1323 K.

Bayilik sözleşmesinde çekince konulmadan ifaya devam edilirse ceza koşulu istenemez

Gerekçe özeti

Bayilik/tedarik sözleşmelerinde yıllık asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart (kâr mahrumiyeti) talep edilebilmesi için, tedarikçinin takip eden yılda ifaya başlamadan önce bu husustaki hakkını çekince (ihtirazi kayıt) koyarak veya noter ihtarnamesiyle saklı tutması gerekir; çekince konulmadan ifaya devam edilmişse önceki yıla ilişkin cezai şart artık istenemez.

Emsal değeri

Bayilik/tedarik sözleşmelerinde yıllık asgari alım taahhüdüne aykırılık halinde cezai şart talebinin, takip eden yılda ifaya başlanmadan önce çekince konulması şartına bağlı olduğu ve çekince konulmadan ifaya devam edilmesi halinde önceki yıla ait cezai şartın istenemeyeceği yönünde yerleşik ilkeyi somut olaya uygulaması nedeniyle bölgesel ve ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: cezai şart asgari alım taahhüdü çekince (ihtirazi kayıt) kâr mahrumiyeti bayilik sözleşmesi ifayı çekincesiz kabul

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1115

KARAR NO 2019/1323

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/02/2018

NUMARASI 2016/1281 Esas 2018/40 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/10/2019

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında otogaz istasyonunun işleticiliği hususunda 27/06/2013 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini,sözleşmenin 17/08/2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü geriği 9.723- ton ürün alacağı ancak davalının 3.954 ton ürün aldığını, davalının eksik aldığı 5.769 -ton ürün için 115.381-usd kar kaybına uğradğını,fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla,eksik alım nedeniyle hesaplanan 115.381-usd kâr mahrumiyeti alacaklarının şimdilik 1.000-usd sinin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı dosya kapsamıyla anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece sözleşmenin 27.06.2013 tarihinde kurulup 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığı, ürün alım taahhütnamesine göre ilk 3 yıl asgari 4544 ton, 4 ve 5. yıl asgari 5568 ton anlaşma süresi boyunca 24.768 ton ürün alınmasının kararlaştırıldığı, eksik alınan ürün karşılığı ton başına 20 USDnin TL Karşılığının kâr mahrumiyeti olarak ödeneceğinin hüküm altına alındığı,incelenen kayıtlarda borç ya da alacağın bulunmadığı, cezai şartın amacının borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmek olup, asıl borcun yokluğu halinde cezai şartın olamayacağı, fer'i bir borç olması nedeniyle takip edilen yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili ihtirazı kayıt bulunmadan davalıya mal satışına devam ettiği, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesinin, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince koşuluna bağlı bulunup, bu çekince olmaksızın ifaya devam edilmesi karşısında,davacının cezai şart istemi yerinde görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;ürün alım taahhütname hükümlerine göre anlaşma süresinin hitamında veya 1 yıllık sözleşme süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden kâr mahrumiyetinin isteneceğini, bu miktarın her bir yıllık anlaşma döneminin sonunda ya da hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde ifayla birlikte talep edilebileceğini, yine kâr mahrumiyet tutarının mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edilmesine muvafakat edildiği yönünde bulunduğunu, TBK. 179. madde hükümlerinin emredici olmadığını, sözleşmede belirlenen cezai şartın niteliği bakımından sadece ifayla birlikte istenilebilen cezai şart olmadığını, talebin sadece davalının taahhüdüne göre hesaplanacak kâr mahrumiyeti alacağı olduğunu,dava konusunun hesap bakiyesi olmadığını, ürün alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle kâr mahrumiyeti olduğu, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün satışı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”Yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir.

Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir.Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise önceki yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.Somut olayda taraflar arasında düzenlenen sözleşme 27.06.2013 tarihli olup sözleşmenin , 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığı, Davacı şirketin sözleşme süresi içerisinde davalının eksik alım nedeniyle bir çekince ileri sürmediği , sözleşme devam ettiği süre içinde de davalının eksik alımda bulunduğu sabittir.Sözleşme sonlandığında da eksik alıma ilişkin bir çekince ileri sürülmediği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili her ne kadar sözleşme süresi sonunda eksik alıma ilişkin talepte bulunabileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürmekte ise de tarafça sözleşmenin süresinden evvel davalının kusuruyla sona erdiği ileri sürülmemiştir.İlk derece mahkemesince çekince ileri sürülmeden sözleşmenin süresinden evvel sona erdiği ,ifaya başlanmadan bir çekince ileri sürüldüğü belirlenmediğinden eksik alıma dayalı cezai şart talep edilemeyeceğinin kabulüyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı , HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.