6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesin haciz sırasındaki borç ikrarı bedelsizliği önler; ikrarı aşan kısımda ispat külfeti alacaklıdadır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6290 E. 2021/5240 K. · · İlk derece: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Çek davacı defterlerinde ödeme kaydıyla muhasebeleştirilmişse borç ödeme amacıyla verildiği kabul edilir; teminat iddiası HMK 200 uyarınca senetle ispatlanmalı, ticari defter tek başına yetmez. Kesinleşmiş icra takibindeki haciz sırasında yapılan borç ikrarı ve ödeme taahhüdü (kesin haciz ihtiyati hacizden farklı olarak baskı ortamı sayılmaz) o miktar yönünden bedelsizliği önler; ikrarı aşan kısımda ise ispat külfeti alacaklıda olup HMK 222 uyarınca davalı defterleri istenerek eksiksiz inceleme yapılmadan ret kararı verilemez.

Ele alınan sorunlar

İkrar ve ödeme taahhüdüyle karşılanan 130.000 TL yönünden menfi tespit istemi → ret

İddia: Davacı, icra takibine dayanak çekin ticari ilişkinin teminatı olarak verildiğini, haciz baskısı altında borç kabulünde bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre çek, davacı defterlerinde davalı hesabına ödeme kaydıyla muhasebeleştirildiğinden borç ödeme amacıyla verildiğinin kabulü gerekir; çekin teminat olduğu iddiası HMK 200 uyarınca senetle ispatlanmalıdır ve davacının kendi ticari defterleri tek başına bu iddiayı ispata yeterli değildir. Kesinleşmiş icra takibindeki haciz esnasında davacı temsilcisinin 130.000 TL'lik borcu kabul ve ödeme taahhüdü beyanı resmi makam önünde ikrar niteliğindedir; kesin haciz ortamı ihtiyati hacizden farklı olarak bir baskı ortamı sayılmadığından bu miktar yönünden bedelsizlikten söz edilemez ve menfi tespit isteminin reddi isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İkrarı aşan 35.000 TL yönünden eksik inceleme → kabul

Gerekçe: Çek borç ödeme amacıyla verildiğine göre, davacı temsilcisinin borç kabulü ve ödeme taahhüdüyle karşılanmayan 35.000 TL yönünden ispat külfeti davalı üzerindedir. Bu miktar yönünden taraf delilleri eksiksiz incelenmeden davanın reddi isabetli değildir; mahkemece HMK 222 uyarınca davalı şirkete defterlerini sunması için ihtarlı süre verilerek, taraf defterleri ile davalının çekin iade edildiğine dair maildeki beyanı da değerlendirilerek taraflar arasındaki asıl ilişkideki borç-alacak durumunu tespit edecek bilirkişi raporu alındıktan sonra karar verilmelidir; eksik araştırmaya dayalı ret bu nedenle bozmayı gerektirir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesin haciz sırasındaki borç ikrarının bağlayıcılığı ile ikrarı aşan kısımda ispat külfetinin dağılımı yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit çekin bedelsizliği borç ikrarı ispat külfeti senetle ispat (HMK 200) ticari defterlerle ispat (HMK 222)

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 200HMK 222

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/6290 E.  ,  2021/5240 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.04.2018 tarih ve 2016/1148 E- 2018/314 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.05.2020 tarih ve 2018/2489 E- 2020/465 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalının müvekkile toplam 456.170,41 TL tutarında 9 adet fatura kestiğini, bu faturalar karşılığında çek ve banka havaleleri ile toplam 452.873,77 TL tutarında davalı şirkete ödeme yapıldığı halde davalıya teminat olarak verilen 165.000.-TL bedelli çekinde takibe konulduğunu, müvekkilince haciz baskısı altında 130.000.-TL ödeme taahhüdünde bulunulduğunu, daha sonra da 10.000.-TL ödeme yapıldığını, davalıya 6.703,36 TL tutarında fazla ödeme yaptığını ileri sürerek icra takibi ve dava konusu çek nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespiti ile fazla ödenen 6.703,36 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacı şirket aleyhine 165.000.-TL bedelli çekin tahsili için icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, haciz işlemi sırasında davacı şirket yetkilisi 217.8841,45 TL'lik borcun 130.000.-TL'sini kabul edilerek taksitler halinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacının fazladan ödediğini iddia ettiği 6.703,36 TL'nin haciz sırasında vermiş olduğu ödeme taahhüdü gereği ilk taksit olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı yan kayıtlarında takip tarihi itibari ile halen 3.296,57 TL’lik borcun davalı alacaklıya ödenmesi gerektiği, ancak çek bedeli kadar borcun kayıtlarda görünmediği, icrai haciz esnasında davacı şirket yetkilisinin borcu kabul ettiğini ve ödeme taahhüdünü yazan icra zaptını imzaladığını, kesin haciz sırasındaki borç kabulü ve ödeme taahhüdünün bulunması durumunda artık bedelsizlikten bahsedilemeyeceği, kesin haciz ortamının bir haciz baskısı olmadığı, haciz baskısının ancak ihtiyati haciz gibi durumlarda söz konusu olacağı, davacının yetkili temsilcisinin borcu ikrarı ve ödeme taahhüdünde bulunmasının davacı şirketi kesin olarak bağlayıcı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; haciz sırasında davacı şirket yetkilisi takibe konu borcun 130.000.-TL’lik kısmına yönelik beyanı resmi makamlar önünde ikrar ile borcun kabulü niteliğinde olduğundan davacı vekilinin şirket yetkilisinin beyanının haciz baskısı altında geçersiz olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmediği, davaya konu çekin üzerinde teminat ya da bu anlama gelecek herhangi bir ibare bulunmadığı, davacı ticari defterine göre takip tarihi itibarıyla davalıya borçlu olup, çekin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt içermediği, davacı defterleri tek başına teminat iddiasını ispatı için yeterli olmadığı, davacının ticari defterlerine çekin davalıya ödeme olarak kaydedilmesi sonra da çekin davalının elinde bulunduğu halde iade edilmiş gibi kaydedilmesi de çekin teminat çeki olduğunu göstermediği anlaşılmakla çekin teminat amacıyla verildiği iddiasının HMK’nın 200.

maddesi ispatlanamadığı, davacının 10.000.-TL ödemeyi davaya konu takip için yaptığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, icra takibine dayanak çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.

Somut olayda; her ne kadar davacı vekili tarafından icra takibine dayanak çekin taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verildiği ileri sürülmüşse de; dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, icra takibine dayanak çekin davacı defterlerinde davalı hesabına ödeme kaydıyla muhasebeleştirildiğinin tespit edildiği anlaşılmakla, çekin borç ödeme amacıyla davalıya verildiğinin kabulü ile kesinleşen icra takibindeki haciz esnasında davacı temsilcisinin 130.000.-TL'lik borcun kabulü ve ödeme taahhüdü beyanı dikkate alınarak, bu miktar yönünden menfi tespit isteminin reddine kararı verilmesi isabetlidir.

Ancak, davacı temsilcisinin 130.000.-TL'lik borcu kabul ve ödeme taahüdünü aşan 35.000.-TL yönünden yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. Zira, davaya konu çek taraflar arasındaki ticari ilişki için borç ödeme amacıyla davalıya verildiğine göre, davacı temsilcisinin borcu kabul ve ödeme taahüdüyle karşılanmayan 35.000.- TL yönünden ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu da gözetilerek taraf delilleri eksiksiz incelenerek karar verilmelidir. Bu durumda; mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca davalı şirkete defterlerini sunması için ihtarlı süre verilerek, davalının defterlerini sunması halinde, taraf defterleri ile davalı yetkilisinin davacıya gönderdiği maildeki çekin iade edildiği beyanı da değerlendirilerek taraflar arasıdaki asıl ilişkide borç-alacak durumunu tespit edecek bilirkişi raporu dosyaya kazandırıldıktan sonra neticesine göre karar verilmesi gerekirken;

eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak davanın bu miktar yönünden de reddine karar verilmesi isabetli olmamış bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/695133800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2489 E. 2020/465 K.

Teminat çeki iddiasının ispat yükü ve haciz sırasındaki borç ikrarı

Gerekçe özeti

Bir kambiyo senedinin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için senette neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir; bu husus senet ile aynı nitelikte yazılı delillerle (HMK 200) ispatlanmalıdır. Senet üzerinde teminat ibaresi bulunmaması ve ticari defterlerde bu yönde kayıt olmaması halinde, tek başına ticari defter kaydı teminat iddiasını ispata yeterli değildir. Ayrıca, kesin haciz sırasında borçlunun yetkilisinin resmi makamlar önünde yaptığı borç kabulü/ödeme taahhüdü beyanı, ihtiyati haciz gibi durumlardan farklı olarak baskı ortamı sayılmaz ve borçluyu bağlayıcı niteliktedir; bu beyan teminat iddiasıyla çelişir bir unsur olarak değerlendirilir.

Emsal değeri

Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğinin ispatında, senedin üzerinde teminat ibaresi bulunmaması ve kesin haciz sırasındaki borç kabulünün baskı sayılmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer menfi tespit/istirdat davalarında ispat yükü ve teminat çeki iddialarının değerlendirilmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: teminat senedi ispat yükü menfi tespit istirdat ikrar haciz ödeme taahhüdü ticari defter kaydı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2489

KARAR NO 2020/465

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/04/2018

NUMARASI 2016/1148 Esas 2018/314 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/05/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili şirkete toplam 456.170,41 TL tutarında 9 adet fatura kestiğini, bu faturalar karşılığında müvekkilinin çek ve banka havaleleri ile toplam 452.873,77 TL tutarında davalı şirkete ödeme yaptığını, müvekkili şirketin güvence olarak davalı şirkete 165.000.-TL bedelli çeki teslim ettiğini, davalının bu çeki takibe koyarak müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, müvekkilinin haciz baskısı altında 130.000.-TL'yi taksitli olarak ödeme taahhüdünde bulunduğunu, daha sonra 10.000.TL ödeme yapıldığını, müvekkilin davalı şirkete borcunu ödemesine rağmen bu ödeme ile 6.703,36 TL tutarında fazla ödeme yaptığını açıklanan nedenlerle; icra takibi ve dava konusu çek nedeniyle davalı yana borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket aleyhine 165.000.-TL bedelli çekin tahsili için icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen takip gereği hacze gidildiğini, bu haciz işlemi sırasında davacı şirket yetkilisi 217.8841,45 TL'lik borcun 130.000.-TL'sini kabul edilerek taksitler halinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacı ödeme taahhüdünü yerine getirmediği için ikinci sefer hacze gidildiğini ve ... plakalı aracın fiilen haczedilerek yediemin otoparkına çektirildiğini, davacının fazladan ödediğini iddia ettiği 6.703,36 TL'nin haciz sırasında vermiş olduğu ödeme taahhüdü gereği ilk taksit olduğunu, istirdat talebinin dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece;somut olayda hukuki ihtilaf davalı yanın tahsile konu ettiği çekin teminat niteliğinde ve bedelsiz bir çek olup olmadığı noktasında olduğu,davacı yan kayıtlarında takip tarihi itibari ile halen 3.296,57 TL lik bir borcun davalı alacaklıya ödenmesi gerektiği, ancak çek bedeli kadar bir borç kayıtlarda görünmediği, ancak;takip kesinleşip haciz uygulanması esnasında davacı şirket yetkilisi borcu kabul ettiğini ve ödeme taahhüdünü icra zaptına yazdırdığı, bu hususta Yargıtay uygulaması yerleşik olup, ihtiyati değil kesin haciz sırasındaki borç kabulü ve ödeme taahhüdünün bulunması durumunda artık bedelsizlikten ve teminattan bahsedilemeyeceği, kesin haciz ortamının bir haciz baskısı olmadığı, haciz baskısının ancak ihtiyati haciz gibi durumlarda sözkonusu olacağı, davacının yetkili temsilcisinin borcu ikrarı ve ödeme taahhüdünde bulunması davacı şirketi kesin olarak bağlayıcı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkil şirketin 165.000,-TL bedelli çeki teslim ettiğini, davalı şirketin bu çeki mevcut bakiye alacağı olmamasına rağmen müvekkil şirket aleyhine ve müvekkil şirketini itibarını zedelemek amacıyla kullandığını, TK md.35 gereği muhtara tebligat yaptırılıp, müvekkil şirketin haberi olmaksızın aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, Müvekkil şirkete kayıtlı pek çok araç ve gayrimenkul kaydı mevcut olmasına rağmen davalı şirketin müvekkilin itibarını sarsmak ve müvekkilini ticaret yapamayacak duruma getirmek için iş adresine gittiğini, müvekkil şirket yetkilisinin ailesi ve tüm çalışanlarının önünde baskın haciz yaptığını, şirket yetkilisinin eşinin aracını çekici marifetiyle çektirdiğini, müvekkil şirkete ait işyerinde haciz girişiminde bulunduğunu, tüm değerli eşyalara kıymet takdiri yaptırdığını, müvekkil şirket yetkilisine zorla 10.000,-TL ödeme yaptırdığını müvekkilinin baskın hacizle içinde bulunduğu zorluktan kurtarmak adına neye imza attığını bilmeden önüne konan evraklara imza attığını, Yerel mahkemece, müvekkil şirket yetkilisinin baskı altında imzalamak zorunda kaldığı taahhütnamenin, ticari defterlerde müvekkil şirketin hiçbir borcu görünmemesine rağmen sorgusuz sualsiz geçerli olarak kabul edildiğini ve müvekkil şirketin borçlu olduğuna karar verildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dökümü yapıldığında, müvekkil şirketin işyerinde yapılan hacizde ödenen 10.000,-TL’lik ödeme de dikkate alındığında, müvekkil şirketin borçlu olmadığı, aksine 6.703,43-TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davalı şirketten borçlu olmayan müvekkilinin, dava konusu çeki davalı şirketten henüz geri alamadığını ve davalı şirket bunu fırsat bilerek müvekkil şirketin ticari itibarını zedelemeye, müvekkilin ticaret yapmasını engellemeye ve müvekkili dolandırmaya çalıştığını, bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere davalı şirketin alacağının bulunmadığını,belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava İİK 72.maddesi uyarınca davaya konu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile fazla yapılan ödemenin istirdatına istemine ilişkindir.Mahkeme yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermiş,karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir.(YHGK 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E-2013/312 K)Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden bu hususu yazılı belge ile ispatlamalıdır. Teminat senedi iddiası HMK 200. maddesi uyarınca, senet ile aynı nitelikte yazılı delliler ile ispatlanmalıdır. Davaya konu 165.000,-TL bedelli çeke istinaden yapılan icra takibinde 03.10.2016 tarihinde yapılan haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin borcun 130.000 -TL lik kısmını kabul ederek ödeme taahüdünde bulunduğu ve davacının 05.10.2016 tarihinde icra dosyasına 10.000,-TLödemede bulunduğu görülmüştür.Haciz sırasında davacı şirket yetkilisi takibe konu borcun 130.000,-TL lik kısmına yönelik beyan resmi makamlar önünde ikrar ile borcun kabulü niteliğinde olduğundan davacı vekilinin şirket yetkilisinin beyanının haciz baskısı altında olduğundan geçersiz olduğu yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir.Davacı vekili davaya konu çekin güvence( teminat )olarak verildiğini aradaki ticari ilişki uyarınca mevcut borçtan fazla ödeme yapıldığını bu nedenle borçlu olmadığını iddia etmektedir.

Davaya konu çekin üzerinde,teminat senedi olduğu ya da bu anlama gelecek herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Davalı defterleri incelemeye sunulmamış ,davacı ticari defterine göre takip tarihi itibarıyla davalıya borçlu olup,davaya konu çekin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt içermemektedir. Davacı defterleri tek başına teminat iddiasını ispatı içinde yeterli olmayıp, davacının ticari defterlerine çekin davalıya ödeme olarak kaydedilmesi sonra da çek davalının elinde bulunduğu halde davalı tarafından iade edilmiş gibi kaydedilmesi de çekin teminat çeki olduğunu göstermez. Teminat iddiası ile çelişir şekilde ,davalı şirket temsilcisinin resmi makamlar önünde ikrar mahiyetinde 130.000 TL yönünden borcu kabulü de nazara alındığında davacı dosya kapsamında delillerle davaya konu çekin teminat çeki olduğu iddiasını HMK.

200. maddesi uyarınca, senet ile aynı nitelikte yazılı delliler ile ispatlayamamıştır. Davacı 10.000,-TL ödemeyi davaya konu takip için yapmış olup, davacının istirdatını gerektirir fazla bir ödemenin bulunmadığının kabul gerekmiştir.Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.