6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı faturanın teslimi ispatlaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6297 E. 2021/5282 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir fatura her iki tarafın ticari defterinde kayıtlıysa faturaya konu malın teslimi ispatlanmış sayılır; taraf kendi defterinin aksini ancak HMK 222/3 uyarınca senet veya diğer kesin delillerle ispatlayabilir. Faturaya dayalı likit ve belirlenebilir alacakta davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı faturaya konu malın tesliminin ispatlanmış sayılması → kabul

İddia: Davalı, faturalara konu malı teslim almadığını, faturaların çoğunda imza ve kaşe bulunmadığını, borcunun olmadığını savunmuştur.

Gerekçe: İcra takibine konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması karşısında, faturaya konu malların davalıya teslimi ispatlanmış sayılır; zira basiretli bir tacir teslim almadığı bir mala ilişkin faturayı ticari defterine kaydetmez. Davalı, kendi ticari defterinin aksini HMK 222/3 uyarınca senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamamıştır. Alacak faturaya dayalı, likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. (BAM'ca yerinde görülen — kararı veren İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin kendi gerekçesi)

Emsal değeri

Faturanın her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olmasının teslimi ispatladığı ve aksinin ancak HMK 222/3'teki delillerle çürütülebileceği yönünde emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faturaya dayalı alacak ticari defterlerin ispat gücü HMK 222/3 basiretli tacir likit alacak icra inkar tazminatı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 222/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/6297 E.  ,  2021/5282 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2016/1210 E. - 2018/365 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.05.2020 tarih ve 2018/1564 E. - 2020/468 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile davalı arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturalara istinaden davacı tarafından Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6321 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun işbu takibe herhangi bir borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, davalının yapılan icra takibini uzatmak, sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettiğini, borcunu ödemediği halde yaptığı itirazının haksız olduğunu, davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalı tarafın borcunu ödemediğinin açıkta ortaya çıkacağını, borçlunun itirazının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek borçlunun itirazının asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin devamına, itirazında haksız olan borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir

Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin herhangi bir alım satım ilişkisi olduğunu, aralarında yazılı veya şifahi bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin ifa yeri ve götürülecek borç noktasından hareketle mahkemenin yetkili olmadığını, nitekim davalı aleyhine yapılan icra takibine de itiraz ettiklerini, davalının icra takibine ve ödeme emrine yaptığı itirazında da belirttiği üzere davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının icra takibine konu ettiği irsaliyeli faturaların sadece bir tanesinde davalının oğlu ...'in teslim alan olarak imzasının bulunduğunu, diğerlerinde teslim alındıklarına dair herhangi bir imza ve kaşe bulunmadığını, bu faturalardan dolayı davalının davacıya borcunun olmadığını, birkaç tanesinde imza varsa da bu imzaların sahte olduğunu, sahte olmayan teslim alan imzalı faturadaki borcunda davacı şirkete ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının satıma konu ürünlerin teslim edildiğini kesin delil ile ispat ettiği, 18/10/2017 tarihli celsede dinlenen tanık beyanına göre dava dışı ...'ın işletmede tek başına bulunduğu zamanların olması, telefon siparişi için kullanılan bilgisayardaki sistemin davalı tarafından sürekli açık bırakılarak davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, davalının savunmasına esas teşkil eden ... tarafından telefonların teslim alındığı ve bonoların verildiği savunmasının kesin delil ile ispatlanamadığı, alacağın faturaya dayandığından likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı borçlunun Gebze 2. İcra Müdürlüğü' nün 2016/6321 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, davalı borçlu itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, icra takibine konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu durumda faturaya konu malların davalı tarafa tesliminin ispat edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, basiretli bir tacirin teslim almadığı bir mala ilişkin faturayı ticari defterine kaydetmemesi gerektiği gibi ticari defterlerinin aksini de HMK 222/3 maddesi uyarınca senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamadığı, bu durumda mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibe konu alacak faturadan kaynaklanan likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.261,52 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/694351400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1564 E. 2020/468 K.

Alt bayilik ilişkisinde teslim edilen malın ticari defterlere kaydı ile ispatı

Gerekçe özeti

Alt bayilik ilişkisi çerçevesinde teslim edilen mallara ait faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması, malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli kabul edilir; basiretli bir tacirin teslim almadığı bir mala ilişkin faturayı defterine kaydetmemesi gerektiğinden, defter kaydının aksi senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmadıkça teslim gerçekleşmiş sayılır. Ayrıca, davalı şirketin gizli ortağı/çalışanı konumundaki bir kişinin usulsüz eylemlerinden kaynaklanan zarar, bu ilişkinin tarafı olmayan davacıya karşı ileri sürülemez; mevcut bir alacak için kambiyo senedi (bono) düzenlenmiş olması da, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla alacağın ilamsız icra takibi yoluyla talep edilmesine engel oluşturmaz.

Emsal değeri

Alt bayilik/ticari ilişkilerde faturaya konu malın tesliminin, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlarla ispatlanmış sayılacağı ve bu karinenin aksinin senet veya kesin delille kanıtlanması gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer ticari uyuşmazlıklarda yol gösterici niteliktedir. Ayrıca mevcut bir alacak için kambiyo senedi verilmiş olmasının, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız takip talebine engel olmadığı yönündeki tespit de emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali ticari defter kaydı ile ispat basiretli tacir yükümlülüğü HMK 222/3 kesin delil kambiyo taahhüdü ve ilamsız takip tahsilde tekerrür yasağı icra inkar tazminatı likit alacak

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1564

KARAR NO 2020/468

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/04/2018

NUMARASI 2016/1210 Esas 2018/365 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/05/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturalara istinaden müvekkilince Gebze .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun iş bu takibe herhangi bir borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, davalının yapılan icra takibini uzatmak sürüncemede bırakmak amacıyla itirazda bulunduğunu, anılan borcunu ödemediği halde haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini, borçlu tarafından müvekkiline hiçbir borcu olmadığını beyan ettiğini, ancak bu beyanının hiçbir dayanağı olmadığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalı tarafın borcunu ödemediğinin açıkta ortaya çıkacağını, borçlunun itirazının haksız ve yersiz olduğunu bu nedenle alacağın tahsili için Gebze....

İcra Müdürlüğünün ... E. numaralı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını,davalı borçlunun alacağın tahsilini geciktirmek için kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini beyanla, borçlunun itirazının asıl alacak yönünden iptaline ,icra takibin asıl alacak yönünden devamına,itirazında haksız olan borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin iş yeri adresinin Kadıköy İstanbul, ikamet adresinin ise dosyaya sunulan vekaletnamede de görüleceği üzere Ataşehir İstanbul olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki herhangi bir alım satım ilişkisi olduğunu ve aralarında yazılı veya şifahi bir sözleşme de olmadığını, bu nedenle sözleşmenin ifa yeri ve götürülecek borç noktasından hareketle de mahkemenin yetkili olmadığını, nitekim müvekkili aleyhine yapılan icra takibine de itiraz ettiklerini, müvekkilinin icra takibine ve ödeme emrine yaptığı itirazında da belirttiği üzere davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının icra takibine konu ettiği irsaliyeli fatuların sadece bir tanesinde müvekkilinin oğlu ...

teslim alan olarak imzasının bulunduğunu, diğerlerinde teslim alındıklarına dair herhangi bir imza ve kaşe bulunmadığını, bu faturalardan dolayı müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, bir kaç tanesinde imza varsa da bu imzaların sahte olduğunu sahte olmayan teslim alan imzalı faturadaki borcunda davacı şirkete ödendiğinden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı tarafın satıma konu ürünlerin teslim edildiğini kesin delil ile ispat ettiği, 18.10.2017 tarihli celsede dinlenen tanık beyanına göre dava dışı ... işletmede tek başına bulunduğu zamanların olması telefon siparişi için kullanılan bilgisayardaki sistemin davalı tarafından sürekli açık bırakılması davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, davalının savunmasına esas teşkil eden ... tarafından telefonların teslim alındığı ve bonoların verildiği savunmasının kesin delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, alacak faturaya dayandığından likit olup icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; faturalara konu cihazların satışlarına yönelik abonelik sözleşmeleri müvekkil firmanın çalışanı ve yetkilisi olmayan ... yardım için kısa süreliğine işyerinde bulunduğu sırada , kişilerin bilgileri haricinde kimlik bilgileri kullanarak düzenlendiği ve faturaya konu cihazların davacı şirketin çalışanı ... tarafından, taraflar arasında imzalanan alt bayi sözleşmesi, avea satış noktası sözleşmesi ve avea tarafından bildirilen prosedürlere aykırı olarak müvekkil firmanın ve çalışanı olmayan ... teslim edildiğini, ortada taraflar arasında gerçekleşmiş bir satım sözleşmesi olmadığını, müvekkil firma çalışanı ve yetkilisi tarafından teslim alınmış bir satım konusu cihazda bulunmadığını, davalı şirket, basiretli tacir gibi davranmadığından dolayı ...

eyleminden ve kendi çalışanının mevzuattan doğan evrakları ve işlemleri kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı zarara uğradığını, zararı ... bu haksız eyleminden dolayı davacı şirkete 2 adet senet tanzim edip teslim ettiğini ve bu konuda düzenlenen tutanağın dosyaya sunulmasına rağmen bononun düzenlenmesine dair alt ilişkinin yazılı delil ile ispatlanmadığı gerekçesi ile bu husus araştırılmadan davanın reddine karar verilmesi yine müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinini hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece; itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.Taraflar arasında alt bayilik ilişkisi bulunduğu hususu ihtilafsızdır. Ticari ilişkide cihaz tesliminin; davalının düzenlediği abonelik sözleşmesi uyarınca hatta telefon verilmesini sistemin izin vermesi halinde davalı şirketin davacıya bildirimde bulunması üzerine; hatta tahsis edilen telefonların davalı şirkete teslimi ve fatura edilmesi şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davalı faturaya konu cihaz(telefonların) şirket temsilcisine teslim edilmediğini, dava dışı ...

tarafından teslim alındığını ve davacı şirket çalışanının aradaki sözleşmeye uygun olmayan teslimi sonucu davacının zarar uğradığı ve ... kendi kusuru ile vermiş oldğu zarar nedeniyle davacı şirkete herbiri 60.000- TL bedelli 2 adet senet verildiğini ileri sürmektedir, Davalının dolandırıcılık eylemi nedeniyle şikayette bulunduğu ve hakkında ceza soruşturması devam eden dışı ... dosya kapsamında; davalı beyanlarından, davalı şirketin gizli ortağı ve çalışanı olduğu anlaşılmış olup , davalı bu şahsın kişilerin bilgileri dışında kimlik bilgileri kullanarak açılan hat için teslim alınan telefonların satılması eylem nedeniyle oluşan zarardan yani başka bir anlatımla kendi çalışanın vermiş olduğu zarardan sorumluluğu olmayacağını ceza soruşturmasının tarafı olmayan davacıya karşı ileri süremeyecektir.Davacı vekili davadışı ...

takibe konu faturalar için herbiri 60.00 TL lik 2 adet senet verildiğini idda etmiş ise de senet suretleri ve teslimine ilişkin tutunak dosya sunulmadığından davaya konu faturalara ilişkin verilip verilmediği konsunda bir inceleme yapılamamış ancak davaya konu faturalar için verilmiş olsa dahi mevcut bir alacak için kambiyo taahüdünde bulunulması tahsilde tekkerrür olmamak kaydıyla alacağın ilamsız takip yolu talep edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır.İcra takibine konu faturalar her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup bu durumda faturaya konu malların davalı tarafa tesliminin ispat edilmiş olduğunun kabulü gerekir. Basiretli bir tacirin teslim almadığı bir mala ilişkin faturayı ticari defterine kaydetmemesi gerektiği gibi ve ticari defterlerini aksine de HMK 222/3 maddesi uyarınca senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamamıştır.

Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibe konu alacak faturadan kaynaklanan likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esestan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE Alınması gereken 5.682,03-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.420,60- TL harcın mahsubu ile bakiye 4.261,43- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 70,-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.07/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.