İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5082 E. 2021/5321 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacak rehni↗ tbk 586↗ ipotek akit tablosu↗ rehnin paraya çevrilmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre,davalı borçlu, 3. kişi ipoteği olarak ipotek vermeyip kendi kefaletinin teminatı olarak da ipotek verdiğinden, yani hem ipotek borçlusu hem müteselsil kefil olduğundan İİK'nın 45. maddesinin davalı yönünden de uygulanabileceği, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takiplerinden sonra davalı borçlu tarafından davacı bankaya 340.000,00 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibari ile davacı bankanın ipotek tutarını aşan 20.000,00 TL alacağının bulunduğu, ancak banka tarafından karşı çıkılmayan, ipotekli takip dosyasından dava dışı ipotek veren ...hakkında başlatılan takip sonucu ipotekli taşınmazın 85.000,00 TL bedelle satılmış olması nedeniyle takip tarihi itibari ile davacı bankanın alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, takibin kötüniyetli olması nedeniyle davalı lehine %20 tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ipotek resmi senedine göre davalı taşınmazı üzerinde 340.000,00 TL limit ile davacı banka yararına ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinin 5. maddesinde borçlunun "tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiği"nin yazılı olduğu, TBK'nın 586. maddesinde düzenlendiği üzere davalının hem ipotek veren üçüncü kişi hem de müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, banka ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı takipler sonucu tahsilatlar yapmış ise de, bankanın davalının kişisel kefaleti nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere icra takibi yapması mümkün olup, ipoteğin paraya çevrilmesi infaz aşamasında borç tutarını belirlemek yönünden sonuca etkili olacağından İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle yeniden alınan ek raporla talep ettiği asıl alacak tutarı kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kefil sıfatından kaynaklanan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali davasına ilişkindir.
Davalı, genel kredi sözleşmesinde kefil olmayıp, ipotek resmi senedinde kredi borcuna kefil olmuştur.
İpotek akit tablosunun 1. maddesi incelendiğinde “....gerek kendisinin/kendilerinin her türlü sözleşmeden kefaletinden/kefaletlerinden...’’denilmek suretiyle teminatın, aynı zamanda ipotek verenin kefil sıfatıyla imzalamış olduğu ve kefaletten kaynaklanan borçlarınında teminatı olarak verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda İİK’nın 45. maddesine göre alacaklı,rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan kefile gidemeyeceği açıktır. Bölge adliye mahkemesince uyuşmazlığın yukarıda açıklandığı şekilde değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/625 E. 2023/1020 K.
Ortak:alacak rehni · ipotek akit tablosu · rehnin paraya çevrilmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · müteselsil kefil · ipotek
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, «ipotek» resmi senedine göre davalı taşınmazı üzerinde 340.000,00 TL limit ile davacı banka yararına ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinin 5. maddesinde borçlunun "tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar «müteselsil kefil» sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ettiği"nin yazılı olduğu, TBK'nın 586. maddesinde düzenlendiği üzere davalının hem ipotek veren «üçüncü kişi» hem de müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, banka «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yaptığı takipler sonucu tahsilatlar yapmış ise de, bankanın davalının kişisel «kefaleti» nedeniyle «tahsilde tekerrür olmamak» üzere icra takibi yapması mümkün olup, ipoteğin paraya çevrilmesi «infaz» aşamasında borç tutarını belirlemek yönünden sonuca etkili olacağından İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle yeniden alınan ek raporla talep ettiği «asıl alacak» tutarı kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre,davalı borçlu, 3. kişi ipoteği olarak «ipotek» vermeyip kendi «kefaletinin» «teminatı» olarak da ipotek verdiğinden, yani hem ipotek borçlusu hem «müteselsil kefil» olduğundan İİK'nın 45. maddesinin davalı yönünden de uygulanabileceği, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan icra takiplerinden sonra davalı borçlu tarafından davacı bankaya 340.000,00 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibari ile davacı bankanın ipotek tutarını aşan 20.000,00 TL alacağının bulunduğu, ancak banka tarafından karşı çıkılmayan, ipotekli takip dosyasından dava dışı ipotek veren ...hakkında başlatılan takip sonucu ipotekli taşınmazın 85.000,00 TL bedelle satılmış olması nedeniyle takip tarihi itibari ile davacı bankanın alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, takibin «kötüniyetli» olması nedeniyle davalı lehine %20 tazminata karar verilmiştir.
Bu durumda İİK’nın 45. maddesine göre «alacaklı,rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan «kefile» gidemeyeceği açıktır.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2018/1546 E., 2019/1228 K. sayılı kararı ile «ipotek» resmi senedine göre davalı taşınmazı üzerinde 340.000,00 TL limit ile davacı banka yararına ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinin 5 inci maddesinde borçlunun "tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar «müteselsil kefil» sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ettiği"nin yazılı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesinde düzenlendiği üzere davalının hem ipotek veren «üçüncü kişi» hem de müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, banka «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yaptığı takipler sonucu tahsilatlar yapmış ise de bankanın davalının kişisel «kefaleti» nedeniyle «tahsilde tekerrür olmamak» üzere icra takibi yapması mümkün olup ipoteğin paraya çevrilmesi «infaz» aşamasında borç tutarını belirlemek yönünden sonuca etkili olacağından İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle yeniden alınan ek raporla talep ettiği «asıl alacak» tutarı kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dairemizin 23.06.2021 tarihli ve 2020/5082 E., 2021/5321 K. sayılı kararı ile davalının «genel kredi sözleşmesine» «kefil» olmayıp «ipotek» resmi senediyle kredi borcuna kefil olduğu, «ipotek akit tablosunun» 1 inci maddesinden «teminatın», aynı zamanda ipotek verenin kefil sıfatıyla imzalamış olduğu ve «kefaletten» kaynaklanan borçlarının da teminatı olarak verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı «alacaklının rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan kefile gidemeyeceğinin açık olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince uyuşmazlığın yukarıda açıklandığı şekilde değerlendirilip so …
… rilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine göre «alacaklının rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan «kefile» gidemeyeceği, somut olayda, davaya konu «ilamsız icra takibinin» yapıldığı tarih itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takibin henüz sonuçlanmamış olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın, takip şartı gerçekleşmeden takibe geçildiğinden bahisle reddi gerekirken takip tarihi itibariyle alacak bulunmadığı gerekçesiyle reddinin doğru olmadığı, davalı yanın «kötü niyet tazminatı» talebine gelince, dosyada mübrez bilirkişi raporuna göre davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, ancak davalı hakkında yapılan takipte usulen hata yapıldığı, bu nedenle davacının kötü niyetli addedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın ve davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız icra takibi · kazanılmış hak · kötü niyet tazminatı · kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… rilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine göre «alacaklının rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan «kefile» gidemeyeceği, somut olayda, davaya konu «ilamsız icra takibinin» yapıldığı tarih itibariyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takibin henüz sonuçlanmamış olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın, takip şartı gerçekleşmeden takibe geçildiğinden bahisle reddi gerekirken takip tarihi itibariyle alacak bulunmadığı gerekçesiyle reddinin doğru olmadığı, davalı yanın «kötü niyet tazminatı» talebine gelince, dosyada mübrez bilirkişi raporuna göre davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, ancak davalı hakkında yapılan takipte usulen hata yapıldığı, bu nedenle davacının kötü niyetli addedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın ve davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2015/282 E., 2018/318 K. sayılı kararı ile davanın reddine ve «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2018/1546 E., 2019/1228 K. sayılı kararı ile «ipotek» resmi senedine göre davalı taşınmazı üzerinde 340.000,00 TL limit ile davacı banka yararına ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinin 5 inci maddesinde borçlunun "tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar «müteselsil kefil» sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ettiği"nin yazılı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesinde düzenlendiği üzere davalının hem ipotek veren «üçüncü kişi» hem de müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, banka «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yaptığı takipler sonucu tahsilatlar yapmış ise de bankanın davalının kişisel «kefaleti» nedeniyle «tahsilde tekerrür olmamak» üzere icra takibi yapması mümkün olup ipoteğin paraya çevrilmesi «infaz» aşamasında borç tutarını belirlemek yönünden sonuca etkili olacağından İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle yeniden alınan ek raporla talep ettiği «asıl alacak» tutarı kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» ve istinaf aşamasında duruşma açılmasına rağmen müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1144 E. 2020/5657 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5082 E. , 2021/5321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.04.2018 tarih ve 2015/282 E. - 2018/318 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.06.2019 tarih ve 2018/1546 E. - 2019/1228 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi Mine Yücel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Ayda Taşımacılık Emlak ... Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiğini, davalıya ait taşınmazın 340.000,00 TL bedelle şirketin kullandığı ve kullanacağı kredilerin güvencesini oluşturmak için banka lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek akit tablosunun 5. maddesinde davalının ipotek limiti miktarı kadar borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmanın yanında ayrıca ipotek limiti miktarınca kefil sıfatıyla da sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, böylece davalının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, ipoteğin paraya çevirilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve ayrıca davalı hakkında tahsilde tekerrür etmemek üzere başlatılan Antalya 10.
İcra Müdürlüğü'nün 2014/5444 Esas sayılı dosyanında ilamsız takibin davalının haksız itirazı ile durduğunu belirterek itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı bankanın aynı alacak nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi ve genel haciz yolu ile iki ayrı icra takibi başlatmasının kanuna aykırı olduğunu, takipte istenen faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre,davalı borçlu, 3. kişi ipoteği olarak ipotek vermeyip kendi kefaletinin teminatı olarak da ipotek verdiğinden, yani hem ipotek borçlusu hem müteselsil kefil olduğundan İİK'nın 45. maddesinin davalı yönünden de uygulanabileceği, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takiplerinden sonra davalı borçlu tarafından davacı bankaya 340.000,00 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibari ile davacı bankanın ipotek tutarını aşan 20.000,00 TL alacağının bulunduğu, ancak banka tarafından karşı çıkılmayan, ipotekli takip dosyasından dava dışı ipotek veren ...hakkında başlatılan takip sonucu ipotekli taşınmazın 85.000,00 TL bedelle satılmış olması nedeniyle takip tarihi itibari ile davacı bankanın alacağının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, takibin kötüniyetli olması nedeniyle davalı lehine %20 tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ipotek resmi senedine göre davalı taşınmazı üzerinde 340.000,00 TL limit ile davacı banka yararına ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinin 5. maddesinde borçlunun "tesis edilen ipoteğe ilaveten, ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da ayrıca sorumlu olmayı kabul ve taahhüt ettiği"nin yazılı olduğu, TBK'nın 586. maddesinde düzenlendiği üzere davalının hem ipotek veren üçüncü kişi hem de müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, banka ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı takipler sonucu tahsilatlar yapmış ise de, bankanın davalının kişisel kefaleti nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere icra takibi yapması mümkün olup, ipoteğin paraya çevrilmesi infaz aşamasında borç tutarını belirlemek yönünden sonuca etkili olacağından İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ve çelişkili gerekçe ile davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle yeniden alınan ek raporla talep ettiği asıl alacak tutarı kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kefil sıfatından kaynaklanan ilamsız takibe yönelik itirazın iptali davasına ilişkindir.
Davalı, genel kredi sözleşmesinde kefil olmayıp, ipotek resmi senedinde kredi borcuna kefil olmuştur.
İpotek akit tablosunun 1. maddesi incelendiğinde “....gerek kendisinin/kendilerinin her türlü sözleşmeden kefaletinden/kefaletlerinden...’’denilmek suretiyle teminatın, aynı zamanda ipotek verenin kefil sıfatıyla imzalamış olduğu ve kefaletten kaynaklanan borçlarınında teminatı olarak verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda İİK’nın 45. maddesine göre alacaklı,rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan kefile gidemeyeceği açıktır. Bölge adliye mahkemesince uyuşmazlığın yukarıda açıklandığı şekilde değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/694270000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz