Ttk 376
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2177 E. 2021/4960 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 376↗ çağrı usulü↗ genel kurul kararının butlanı↗ yedek akçe↗ ana sözleşme değişikliği↗ rüçhan hakkı↗ faaliyet raporu↗ toplantı tutanağı↗ haklı sebep↗ butlan↗ yokluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ takas↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ kısıtlılık↗ anonim şirket↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ eksik inceleme↗ teminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 437/1.maddesinde finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı ve pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosu ile bilançonun bir suretini isteyebileceğinin düzenlendiği, yasada anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair hüküm bulunmadığı, dava konusu olağan genel kurula ilişkin ilanda yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildiği; olağanüstü genel kurul toplantı gündemi, yönetim kurulu üyesi sayısı değişiklik taslağının 28/03/2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığı ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddelerinin belirtildiği, davalı yanca çağrı usullerine uyulduğu, davacı ortağın şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia ve delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının subut bulmadığının kabul edildiği; olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu görülmekle, anılan hususların şeklen yapıldığı iddiasını da kabul etmenin mümkün olmadığı; davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayı da dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğunun, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığının tespit edildiği, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder veriye ulaşılamadığı, aksine, kayıtların usulüne uygun düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no'lu kararların iptali isteminin yerinde bulunmadığı; 28.03.2017 tarihli genel kurulda 9 no'lu karar ile yönetim kurulu üyesi sayısı 3'den 2'ye düşürülerek yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği, karar alınırken yasal yükümlülüklere uyulduğu, kararı yeterli çoğunlukla alındığından davacının bu maddenin iptaline yönelik isteminin kabul edilmediği; davalı şirketin 21/04/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ortaklara da yasal süresinde gündemi de belirtir çağrı davetiyesi gönderildiği, bu toplantının gündemi nazara alındığında da "bakanlık temsilcisi" bulundurma zorunluluğunun olmadığı, şirketin tek yönetim kurulu üyesi bulunmasının, şirketin kötü yönetilmesine sebep olacağı iddiasının ileri sürülüp dayanaklarının da ispat edilemediği olağanüstü genel kurulda alınan bu kararın da iptali isteminin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı yan vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının butlan ile sakat olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince genel kurulda alınan kararlara yönelik istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesincede davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Davalı şirketin 28.03.2017 tarihli olağan genel kurulunda alınan 7 no'lu karar ile şirket sermayesinin 66.700.000,00 TL'den 69.670.000,00 TL'ye çıkartılmasına, yükseltilen 2.970.000,00 TL’nin ortaklar cari hesabından karşılanmasına, ana sözleşmenin tadil edilmesine dair kararın oy çokluğu ile alındığı, şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle sermaye ve yasal yedeklerinin toplamının 68.529.835,55 TL olduğu, 2016 yılı dönem sonunda geçmiş yıl zararları ile birlikte davalı şirketin toplam 36.774.496,72 TL zararının olduğu, dolayısı ile davalı şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosu itibariyle TTK'un 376/1 maddesinde belirtilen duruma uygun olarak sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısını zarar sebebiyle kaybettiği, bu nedenle davalı şirketin TTK'nın 376/1. maddesine uygun olarak sermaye artırım tedbirine başvurduğu anlaşılmıştır. Yasa’nın gerekçesinde bu haldeki şirketlerin alacağı tedbirler arasında sermaye artırımı da sayılmış, alınan kararın bilanço açıklarının kapatılmasına yönelik olmadığı, dolayısıyla oy birliği ile alınması gereken kararlardan olmadığı, ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurulda alınan 7 no'lu kararın iptaline ilişkin talebin reddinde bölge adliye mahkemesince isabetsizlik görülmediğine karar verilmişse de, sermaye artırımı ana sözleşmede yer alan esas sermaye rakamının yükseltilmesi, yani kural olarak bir ana sözleşme değişikliğidir. Ancak ana sözleşmenin değiştirilmesi yanında Yasa’da bir de sermayenin artırımı kurumuna yer verilmiştir ki, bu da esas sermayenin teminat işlevinden kaynaklanmaktadır. Öncelikle sermayenin artırılması kararını alacak olan genel kurula halihazır pay sahipleri veya temsilcileri katılabilir. Ayrıca genel kurulda, alınan artırım kararının geçerliliği için toplantıda herhalde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisinin bulunması ve toplantı tutanağını toplantı başkanı ile birlikte imza etmesi şarttır (TTK. md. 422/1). Aksi halde alınan kararlar yoklukla malüldür. Pay senetleri menkul kıymet borsasında işlem görmeyen anonim ortaklıklarda esas sermayenin artırılmasına ailişkin ana sözleşme değişikliği kararları TTK’nın 421/1 fıkrasında öngörülen ağırlaştırılmış toplantı ve karar yeter sayısına tabidir (bkz. Dairemizin 08.06.2016 gün ve E. 2016/155, K 2016/633 sayılı kararı). Ayrıca şirket borçlarının esas sermayeye dönüştürülmesi bir sermaye artırımı yoluyla yapılacaksa rüçhan haklarının kaldırılması pek çok durumda zorunludur. TTK m. 461/2 hükmüne göre pay sahibinin rüçhan hakkının sınırlandırılması için gerekli görülen öncelikli şart “rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılmasında haklı sebeplerin bulunması”dır. Yasal düzenlemede, haklı sebepler örnek olarak gösterilmiştir. Başka sebepler ve özellikle takas yoluyla ödeme de haklı sebep sayılabilir. Burada önemli olan, eşit işlem ve hakların sakınılarak kullanılması ilkesi göz önünde tutularak tüm pay sahiplerinin ve şirketin ekonomik menfaatlerinin korunmasıdır. Yoksa belirli bir pay grubu ya da hakim ortağın menfaatlerinin göz önünde tutularak rüçhan haklarında kısıtlamaya gidilmesi haklı nedenin oluşumuna engeldir. Yine bunun yanında finansal tabloların ertelenmesi durumunda onunla bağlantılı sayılan sermaye artırımının da ertelenmesi gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, 28.03.017 tarihli olağan genel kurulda alınan 7 no'lu sermaye artırımı kararı bakımından yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararlarının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4793 E. 2023/3988 K.
Ortak:çağrı usulü · genel kurul kararının butlanı · yedek akçe · ana sözleşme değişikliği · rüçhan hakkı · faaliyet raporu · toplantı tutanağı · haklı sebep
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 437/1.maddesinde finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık «faaliyet raporu» ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce «şirketin merkez» ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı ve pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosu ile bilançonun bir suretini isteyebileceğinin düzenlendiği, yasada anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair hüküm bulunmadığı, dava konusu «olağan genel kurula» ilişkin «ilanda» yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildiği; olağanüstü genel kurul toplantı gündemi, «yönetim kurulu» üyesi sayısı değişiklik taslağının 28/03/2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığı ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddelerinin belirtildiği, davalı yanca «çağrı usullerine» uyulduğu, davacı ortağın şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia ve delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının subut bulmadığının kabul edildiği; olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu görülmekle, anılan hususların şeklen yapıldığı iddiasını da kabul etmenin mümkün olmadığı; davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayı da dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğunun, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığının tespit edildiği, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder veriye ulaşılamadığı, aksine, kayıtların usulüne uygun düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no'lu kararların iptali isteminin yerinde bulunmadığı; 28.03.2017 tarihli genel kurulda 9 no'lu karar ile yönetim kurulu üyesi sayısı 3'den 2'ye düşürülerek yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği, karar alınırken yasal yükümlülüklere uyulduğu, kararı yeterli çoğunlukla alındığından davacının bu maddenin iptaline yönelik isteminin kabul edilmediği; davalı şirketin 21/04/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ortaklara da yasal süresinde gündemi de belirtir çağrı davetiyesi gönderildiği, bu toplantının gündemi nazara alındığında da "bakanlık «temsilcisi»" bulundurma zorunluluğunun olmadığı, şirketin tek yönetim kurulu üyesi bulunmasının, şirketin kötü yönetilmesine sebep olacağı iddiasının ileri sürülüp dayanakları …
1-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının butlan» ile sakat olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince genel kurulda alınan kararlara yönelik istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesincede davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
… TL zararının olduğu, dolayısı ile davalı şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosu itibariyle TTK'un 376/1 maddesinde belirtilen duruma uygun olarak sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısını zarar sebebiyle kaybettiği, bu nedenle davalı şirketin TTK'nın 376/1. maddesine uygun olarak «sermaye artırım» tedbirine başvurduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… 30.05.2018 tarih, 2013/350 E. ve 2018/366 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasında finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık «faaliyet raporu» ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce «şirketin merkez» ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı ve pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosu ile bilançonun bir suretini isteyebileceğinin düzenlendiği, yasada anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair hüküm bulunmadığı, dava konusu «olağan genel kurula» ilişkin «ilanda» yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildiği; olağanüstü genel kurul toplantı gündemi, «yönetim kurulu» üyesi sayısı değişiklik taslağının 28.03.2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığı ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddelerinin belirtildiği, davalı yanca «çağrı usullerine» uyulduğu, davacı ortağın şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia ve delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının subut bulmadığının kabul edildiği; olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu görülmekle, anılan hususların şeklen yapıldığı iddiasını da kabul etmenin mümkün olmadığı; davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayı da dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğunun, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığının tespit edildiği, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder veriye ulaşılamadığı, aksine, kayıtların usulüne uygun düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no.lu kararların iptali isteminin yerinde bulunmadığı; 28.03.2017 tarihli genel kurulda 9 no.lu karar ile yönetim kurulu üyesi sayısı 3'den 2'ye düşürülerek yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği, karar alınırken yasal yükümlülüklere uyulduğu, kararı yeterli çoğunlukla alındığından davacının bu maddenin iptaline yönelik isteminin kabul edilmediği; davalı şirketin 21.04.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ortaklara da yasal süresinde gündemi de belirtir çağrı davetiyesi gönderildiği, bu toplantının gündemi nazara alındığında da "bakanlık «temsilcisi»" bulundurma zorunluluğunun olmadığı, şirketin tek yönetim kurulu üyesi bulunmasının, şirketin kötü yönetilmesine sebep olacağı iddiasının ileri sürülüp dayanakları …
… ce Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.03.2017 tarihli genel kurulda 3 üncü maddede, "2016 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunun okunması, müzakeresi ve onayı" görüşülerek yönetim kurulunun oy çokluğu ile «ibra» edildiği, 4 üncü maddede "2016 yılı finansal tabloların (bilanço ve gelir tablosu) okunması, müzakeresi onayı ve yönetim kurulunun ibrası" gerçekleştirildiği, 7 nci maddenin görüşülmesinde, "«sermaye artırımı» ve buna bağlı olarak ana sözleşmenin sermaye ile ilgili maddelerinin tadili" yapıldığı, 9 uncu maddenin görüşülmesi neticesinde de "yönetim kurulu üye sayısının ve görev sürelerinin belirlenmesi, belirlenen üye sayısına göre seçim yapılarak yeni yönetim kurulunun oluşturulması" cihetine gidildiği, 21.04.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 3 nolu karar ile de "ana sözleşmenin 7 nci maddesinin tadil edilerek , yönetim kurulu üye sayısının bir kişi olarak belirlenmesine" karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketin sermayenin artırılması kararı ile ilgili olarak, 28.03.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında hali hazırda pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» katıldığı, bu toplantıda bakanlık temsilcisinin hazır olduğu, yine 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinin birinci fıkrasında ön görülen toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığını, böylece bozma kararında belirtilen hususlara uygun hareket edildiğinin belirtildiği, bu rapordan hareketle, daha önceki kararda da belirtiltiği üzere, dava konusu olan 28.03.2017 tarihli «olağan genel kurulun» 3, 4, 7 ve 9 numaralı kararları ile 21.04.2017 tarihli olağan üstü genel kurulda alınan 3 numaralı kararlar hukuka uygun olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık «faaliyet raporu» ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce «şirketin merkez» ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı, pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebileceği, anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair düzenlemenin bulunmadığı, Olağan genel kurulu «ilana» ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 09.03.2017 tarihli nüshasında, yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildirildiği, Olağanüstü genel kurul toplantı gündeminin, yönetim kurulu üye sayısı değişiklik taslağının 28.03.2017 tarihli sicil gazetesinde yayımlandığı, ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddeleri belirtildiği, davacı ortağın, şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip de, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia veya delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının yerinde görülmediği, Olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu, davalı şirketin bilanço ve diğer mali kayıtları uzman bilirkişiler tarafından incelenmiş, davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayıda dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğu tespit edildiği, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığı, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder bir veriye ulaşılamayıp, aksine, kayıtlarınn usulüne uygun düzenlendiği anlaşıldığından davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no.lu kararların iptali istemi yerinde bulunmadığı, olağan genel kurulda 7 no.lu karar ile şirket sermayesi 66.700.000,00TL'den 69.670.000,00TL'ye çıkartılmış ve ana sözleşme tadil edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davalı şirketin mali kayıtları incelendiğinde; şirketin faaliyetlerinden dolayı kar ettiği, ancak finansman gideri ve yabancı para birimi üzerinden banka kredisi kullanıldığı için kur faklarından dolayı zararın bulunduğu, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle sermaye ve yasal yedeklerinin toplamının 68.529.835,55TL olduğu, 2016 yılı dönem sonunda geçmiş yıl zararları ile birlikte davalı şirektin toplam 36.774.496,72TL zararının olduğu, dolayısı ile davalı şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosu itibariyle 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen duruma uygun olarak sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısını zarar sebebiyle kaybettiğinden kanuna uygun olarak sermaye artırım tedbirine başvurduğu, kanun gerekçesinde bu haldeki şirketlerin alacağı tedb …
… Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu genel kurullara çağrı yapılırken 6102 sayılı Kanun'un 414 üncü maddesinde açıklanan prosedürlere uyulduğunu, davacıya «faaliyet raporu» ile birlikte her türlü finansal veriyi inceleme hakkını kullanma imkanının sağlandığını, dava konusu «olağan genel kurulda» yönetmeliğe uygun surette hükümet komiserinin bulunduğunu, ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasında açıklandığı şekilde şirketin finansal tabloları, konsolide finansal tablolalar, denetleme raporları ve tüm mali verilerin incelenmeye açık şekilde «şirket merkez» adresinde hazır bulundurulduğu hususunun bildirilmiş olmasına rağmen davacının kendisine bilanço ve gelir/gider tablolarını inceleme hakkı tanınmadığını beyan etmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin dolar cinsinden borçlanarak yatırım yaptığını, bundan kaynaklı borçların ödenmek zorunda olduğunu, davacının hiçbir genel kurula katılmadığını, elinde «muhalefet şerhi» yazılı kağıt olan «temsilci» gönderdiğini, olağanüstü genel kurulda «yönetim kurulu» üye sayısının 1'e düşürülmesine dair kararın yeterli çoğunlukla alındığını, yönetim kurulu üye sayısı belirlenirken bakanlık temsilcisinin genel kurula katılmasını …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi · istinaf başvurusunun reddi · esas sözleşme · genel kurul kararının iptali · ibra · cy/cy şerhi · geçersizlik
Benzer bu kararda… Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu genel kurullara çağrı yapılırken 6102 sayılı Kanun'un 414 üncü maddesinde açıklanan prosedürlere uyulduğunu, davacıya «faaliyet raporu» ile birlikte her türlü finansal veriyi inceleme hakkını kullanma imkanının sağlandığını, dava konusu «olağan genel kurulda» yönetmeliğe uygun surette hükümet komiserinin bulunduğunu, ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasında açıklandığı şekilde şirketin finansal tabloları, konsolide finansal tablolalar, denetleme raporları ve tüm mali verilerin incelenmeye açık şekilde «şirket merkez» adresinde hazır bulundurulduğu hususunun bildirilmiş olmasına rağmen davacının kendisine bilanço ve gelir/gider tablolarını inceleme hakkı tanınmadığını beyan etmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin dolar cinsinden borçlanarak yatırım yaptığını, bundan kaynaklı borçların ödenmek zorunda olduğunu, davacının hiçbir genel kurula katılmadığını, elinde «muhalefet şerhi» yazılı kağıt olan «temsilci» gönderdiğini, olağanüstü genel kurulda «yönetim kurulu» üye sayısının 1'e düşürülmesine dair kararın yeterli çoğunlukla alındığını, yönetim kurulu üye sayısı belirlenirken bakanlık temsilcisinin genel kurula katılmasını …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 28.03.2017 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 3, 4, 7 ve 9 no.lu kararlar ile 21.04.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 3 no'lu kararın iptalini istediklerini, 28.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısından önce şirketin faaliyet raporunun ortaklara gönderilmediğini, toplantıda gerçek anlamda bilgi verilmesi ve müzakere yapılmasının söz konusu olmadığını, inceleme imkanı da tanınmadığını, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, şirket «esas sözleşmesinin» sermaye ile ilgili maddesinin tadilinin gerekçesinin ne olduğunun da «yönetim kurulu» tarafından bildirilmediğini, davalı şirketin her yıl sermaye artışına gitmesi ve hatta 07.04.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 6 no'lu karar …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2020 tarih, 2018/1555 E. ve 2020/221K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… ce Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.03.2017 tarihli genel kurulda 3 üncü maddede, "2016 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunun okunması, müzakeresi ve onayı" görüşülerek yönetim kurulunun oy çokluğu ile «ibra» edildiği, 4 üncü maddede "2016 yılı finansal tabloların (bilanço ve gelir tablosu) okunması, müzakeresi onayı ve yönetim kurulunun ibrası" gerçekleştirildiği, 7 nci maddenin görüşülmesinde, "«sermaye artırımı» ve buna bağlı olarak ana sözleşmenin sermaye ile ilgili maddelerinin tadili" yapıldığı, 9 uncu maddenin görüşülmesi neticesinde de "yönetim kurulu üye sayısının ve görev sürelerinin belirlenmesi, belirlenen üye sayısına göre seçim yapılarak yeni yönetim kurulunun oluşturulması" cihetine gidildiği, 21.04.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 3 nolu karar ile de "ana sözleşmenin 7 nci maddesinin tadil edilerek , yönetim kurulu üye sayısının bir kişi olarak belirlenmesine" karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketin sermayenin artırılması kararı ile ilgili olarak, 28.03.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında hali hazırda pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» katıldığı, bu toplantıda bakanlık temsilcisinin hazır olduğu, yine 6102 sayılı Kanun'un 421 inci maddesinin birinci fıkrasında ön görülen toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığını, böylece bozma kararında belirtilen hususlara uygun hareket edildiğinin belirtildiği, bu rapordan hareketle, daha önceki kararda da belirtiltiği üzere, dava konusu olan 28.03.2017 tarihli «olağan genel kurulun» 3, 4, 7 ve 9 numaralı kararları ile 21.04.2017 tarihli olağan üstü genel kurulda alınan 3 numaralı kararlar hukuka uygun olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 6102 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık «faaliyet raporu» ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce «şirketin merkez» ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı, pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebileceği, anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair düzenlemenin bulunmadığı, Olağan genel kurulu «ilana» ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 09.03.2017 tarihli nüshasında, yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildirildiği, Olağanüstü genel kurul toplantı gündeminin, yönetim kurulu üye sayısı değişiklik taslağının 28.03.2017 tarihli sicil gazetesinde yayımlandığı, ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddeleri belirtildiği, davacı ortağın, şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip de, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia veya delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının yerinde görülmediği, Olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu, davalı şirketin bilanço ve diğer mali kayıtları uzman bilirkişiler tarafından incelenmiş, davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayıda dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğu tespit edildiği, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığı, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder bir veriye ulaşılamayıp, aksine, kayıtlarınn usulüne uygun düzenlendiği anlaşıldığından davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no.lu kararların iptali istemi yerinde bulunmadığı, olağan genel kurulda 7 no.lu karar ile şirket sermayesi 66.700.000,00TL'den 69.670.000,00TL'ye çıkartılmış ve ana sözleşme tadil edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davalı şirketin mali kayıtları incelendiğinde; şirketin faaliyetlerinden dolayı kar ettiği, ancak finansman gideri ve yabancı para birimi üzerinden banka kredisi kullanıldığı için kur faklarından dolayı zararın bulunduğu, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle sermaye ve yasal yedeklerinin toplamının 68.529.835,55TL olduğu, 2016 yılı dönem sonunda geçmiş yıl zararları ile birlikte davalı şirektin toplam 36.774.496,72TL zararının olduğu, dolayısı ile davalı şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosu itibariyle 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen duruma uygun olarak sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısını zarar sebebiyle kaybettiğinden kanuna uygun olarak sermaye artırım tedbirine başvurduğu, kanun gerekçesinde bu haldeki şirketlerin alacağı tedb …
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · ilan · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 437/1.maddesinde finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık «faaliyet raporu» ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce «şirketin merkez» ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı ve pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosu ile bilançonun bir suretini isteyebileceğinin düzenlendiği, yasada anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair hüküm bulunmadığı, dava konusu «olağan genel kurula» ilişkin «ilanda» yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildiği; olağanüstü genel kurul toplantı gündemi, «yönetim kurulu» üyesi sayısı değişiklik taslağının 28/03/2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığı ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddelerinin belirtildiği, davalı yanca «çağrı usullerine» uyulduğu, davacı ortağın şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia ve delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının subut bulmadığının kabul edildiği; olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu görülmekle, anılan hususların şeklen yapıldığı iddiasını da kabul etmenin mümkün olmadığı; davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayı da dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğunun, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığının tespit edildiği, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder veriye ulaşılamadığı, aksine, kayıtların usulüne uygun düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no'lu kararların iptali isteminin yerinde bulunmadığı; 28.03.2017 tarihli genel kurulda 9 no'lu karar ile yönetim kurulu üyesi sayısı 3'den 2'ye düşürülerek yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği, karar alınırken yasal yükümlülüklere uyulduğu, kararı yeterli çoğunlukla alındığından davacının bu maddenin iptaline yönelik isteminin kabul edilmediği; davalı şirketin 21/04/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ortaklara da yasal süresinde gündemi de belirtir çağrı davetiyesi gönderildiği, bu toplantının gündemi nazara alındığında da "bakanlık «temsilcisi»" bulundurma zorunluluğunun olmadığı, şirketin tek yönetim kurulu üyesi bulunmasının, şirketin kötü yönetilmesine sebep olacağı iddiasının ileri sürülüp dayanakları …
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, 28.03.017 tarihli «olağan genel kurulda» alınan 7 no'lu «sermaye artırımı» kararı bakımından yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… TL zararının olduğu, dolayısı ile davalı şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosu itibariyle TTK'un 376/1 maddesinde belirtilen duruma uygun olarak sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısını zarar sebebiyle kaybettiği, bu nedenle davalı şirketin TTK'nın 376/1. maddesine uygun olarak «sermaye artırım» tedbirine başvurduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaDavacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · terditli dava · ticaret sicili tescili · davanın konusu · ticaret sicili müdürlüğü · ihtiyati tedbir
Benzer bu kararda… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2177 E. , 2021/4960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.05.2018 tarih ve 2017/350 E- 2018/366 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.02.2020 tarih ve 2018/1555 E- 2020/221 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 28.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 7 ve 9 no'lu kararlar ile 21.04.2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 3 no'lu kararın iptalini istediklerini, 28.03.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısından önce şirketin faaliyet raporunun ortaklara gönderilmediğini, toplantıda gerçek anlamda bilgi verilmesi ve müzakere yapılmasının söz konusu olmadığını, inceleme imkanı da tanınmadığını, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, şirket esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili maddesinin tadilinin gerekçesinin ne olduğunun da yönetim kurulu tarafından bildirilmediğini, davalı şirketin her yıl sermaye artışına gitmesi ve hatta 07.04.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 6 no'lu karar ile 2.560.000 USD kredi borcu için ayrıca para toplamaya çalışmasının sermaye artışının bilanço zararlarının kapatılması için yapıldığını gösterdiğini, davalı şirketin 09.03.2014 ve 07.04.2016 tarihli genel kurullarında alınan kararların iptali için açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarının bu durumu ortaya koyduğunu, TTK'nın 421/(2)-a.
maddesine göre bu nitelikteki kararların oy birliği ile alınmasının zorunlu olduğunu, davalının bu gerekliliğe de uymadığını, olağan genel kurulda alınan 9 no'lu karar ile yönetim kurulunda görev alacak üye sayısının azaltıldığını, burada toplantıya çağrıya ilişkin yasal düzenlemelere uyulmadığını, olağanüstü genel kurulda alınan 3 no'lu karar ile de yönetim kurulunun tek kişiden oluşmasının kabul edilerek ana sözleşmenin de buna göre tadil edildiğini, bu durumun da yasa ve ekonomik durumu kötü olan şirketin yapısına uygun olmadığını iddia ederek davalı şirketin 28.03.2017 tarihli olağan genel kurulunda alınan 3, 4, 7 ve 9 no'lu kararlar ile 21.04.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu genel kurullara çağrı yapılırken TTK'nın 414. maddesinde açıklanan prosedürlere uyulduğunu, davacıya faaliyet raporu ile birlikte her türlü finansal veriyi inceleme hakkını kullanma imkanının sağlandığını, dava konusu olağan genel kurulda yönetmeliğe uygun surette hükümet komiserinin bulunduğunu, ayrıca yasanın 437/1. maddesinde açıklandığı şekilde şirketin finansal tabloları, konsolide finansal tablolalar, denetleme raporları ve tüm mali verilerin incelenmeye açık şekilde şirket merkez adresinde hazır bulundurulduğu hususunun bildirilmiş olmasına rağmen davacının kendisine bilanço ve gelir/gider tablolarını inceleme hakkı tanınmadığını beyan etmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin dolar cinsinden borçlanarak yatırım yaptığını, bundan kaynaklı borçların ödenmek zorunda olduğunu, davacının hiçbir genel kurula katılmadığını, elinde muhalefet şerhi yazılı kağıt olan temsilci gönderdiğini, olağanüstü genel kurulda yönetim kurulu üye sayısının 1'e düşürülmesine dair kararın yeterli çoğunlukla alındığını, yönetim kurulu üye sayısı belirlenirken bakanlık temsilcisinin genel kurula katılmasının zorunluluk olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 437/1.maddesinde finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ve diğer mali belgelerin genel kurul toplantısından en az 15 gün önce şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulacağı ve pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosu ile bilançonun bir suretini isteyebileceğinin düzenlendiği, yasada anılan mali belgelerin ortaklara ayrıca gönderilmesi gerektiğine dair hüküm bulunmadığı, dava konusu olağan genel kurula ilişkin ilanda yasada bildirilen mali kayıtların hissedarların incelenmesine hazır bulundurulduğunun bildirildiği; olağanüstü genel kurul toplantı gündemi, yönetim kurulu üyesi sayısı değişiklik taslağının 28/03/2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığı ayrıca tüm ortaklara toplantıdan 15 gün önce gönderilen çağrı mektubunda gündem maddelerinin belirtildiği, davalı yanca çağrı usullerine uyulduğu, davacı ortağın şirket merkezine giderek söz konusu rapor ve tabloları incelemek isteyip, bu isteğinin reddedildiğine veya engellendiğine ilişkin bir iddia ve delil sunulmadığından davacının bu husustaki iddialarının subut bulmadığının kabul edildiği;
olağan genel kurulun bakanlık komiseri denetiminde yapıldığı, tutanakta da faaliyet raporları ile yıllık bilanço ve gelir tablosunun müzakere edilerek oylandığının yazılı olduğu görülmekle, anılan hususların şeklen yapıldığı iddiasını da kabul etmenin mümkün olmadığı; davalı şirketin yüksek oranda yabancı para cinsinden borcu bulunduğu, bundan dolayı da dönem sonunda kur farkından kaynaklı zararının oluştuğunun, bilanço ve diğer mali kayıtların birbirlerine aykırı olmadıkları ve dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıttığının tespit edildiği, bilançoda zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasını teyit eder veriye ulaşılamadığı, aksine, kayıtların usulüne uygun düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle davacının olağan genel kurulda alınan 3 ve 4 no'lu kararların iptali isteminin yerinde bulunmadığı;
28. 03.2017 tarihli genel kurulda 9 no'lu karar ile yönetim kurulu üyesi sayısı 3'den 2'ye düşürülerek yönetim kurulu üyelerinin belirlendiği, karar alınırken yasal yükümlülüklere uyulduğu, kararı yeterli çoğunlukla alındığından davacının bu maddenin iptaline yönelik isteminin kabul edilmediği; davalı şirketin 21/04/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ortaklara da yasal süresinde gündemi de belirtir çağrı davetiyesi gönderildiği, bu toplantının gündemi nazara alındığında da "bakanlık temsilcisi" bulundurma zorunluluğunun olmadığı, şirketin tek yönetim kurulu üyesi bulunmasının, şirketin kötü yönetilmesine sebep olacağı iddiasının ileri sürülüp dayanaklarının da ispat edilemediği olağanüstü genel kurulda alınan bu kararın da iptali isteminin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı yan vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının butlan ile sakat olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince genel kurulda alınan kararlara yönelik istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesincede davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Davalı şirketin 28.03.2017 tarihli olağan genel kurulunda alınan 7 no'lu karar ile şirket sermayesinin 66.700.000,00 TL'den 69.670.000,00 TL'ye çıkartılmasına, yükseltilen 2.970.000,00 TL’nin ortaklar cari hesabından karşılanmasına, ana sözleşmenin tadil edilmesine dair kararın oy çokluğu ile alındığı, şirketin 31.12.2016 tarihi itibariyle sermaye ve yasal yedeklerinin toplamının 68.529.835,55 TL olduğu, 2016 yılı dönem sonunda geçmiş yıl zararları ile birlikte davalı şirketin toplam 36.774.496,72 TL zararının olduğu, dolayısı ile davalı şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosu itibariyle TTK'un 376/1 maddesinde belirtilen duruma uygun olarak sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısını zarar sebebiyle kaybettiği, bu nedenle davalı şirketin TTK'nın 376/1.
maddesine uygun olarak sermaye artırım tedbirine başvurduğu anlaşılmıştır. Yasa’nın gerekçesinde bu haldeki şirketlerin alacağı tedbirler arasında sermaye artırımı da sayılmış, alınan kararın bilanço açıklarının kapatılmasına yönelik olmadığı, dolayısıyla oy birliği ile alınması gereken kararlardan olmadığı, ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurulda alınan 7 no'lu kararın iptaline ilişkin talebin reddinde bölge adliye mahkemesince isabetsizlik görülmediğine karar verilmişse de, sermaye artırımı ana sözleşmede yer alan esas sermaye rakamının yükseltilmesi, yani kural olarak bir ana sözleşme değişikliğidir. Ancak ana sözleşmenin değiştirilmesi yanında Yasa’da bir de sermayenin artırımı kurumuna yer verilmiştir ki, bu da esas sermayenin teminat işlevinden kaynaklanmaktadır.
Öncelikle sermayenin artırılması kararını alacak olan genel kurula halihazır pay sahipleri veya temsilcileri katılabilir. Ayrıca genel kurulda, alınan artırım kararının geçerliliği için toplantıda herhalde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisinin bulunması ve toplantı tutanağını toplantı başkanı ile birlikte imza etmesi şarttır (TTK. md. 422/1). Aksi halde alınan kararlar yoklukla malüldür. Pay senetleri menkul kıymet borsasında işlem görmeyen anonim ortaklıklarda esas sermayenin artırılmasına ailişkin ana sözleşme değişikliği kararları TTK’nın 421/1 fıkrasında öngörülen ağırlaştırılmış toplantı ve karar yeter sayısına tabidir (bkz. Dairemizin 08.06.2016 gün ve E. 2016/155, K 2016/633 sayılı kararı).
Ayrıca şirket borçlarının esas sermayeye dönüştürülmesi bir sermaye artırımı yoluyla yapılacaksa rüçhan haklarının kaldırılması pek çok durumda zorunludur. TTK m. 461/2 hükmüne göre pay sahibinin rüçhan hakkının sınırlandırılması için gerekli görülen öncelikli şart “rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılmasında haklı sebeplerin bulunması”dır. Yasal düzenlemede, haklı sebepler örnek olarak gösterilmiştir. Başka sebepler ve özellikle takas yoluyla ödeme de haklı sebep sayılabilir. Burada önemli olan, eşit işlem ve hakların sakınılarak kullanılması ilkesi göz önünde tutularak tüm pay sahiplerinin ve şirketin ekonomik menfaatlerinin korunmasıdır. Yoksa belirli bir pay grubu ya da hakim ortağın menfaatlerinin göz önünde tutularak rüçhan haklarında kısıtlamaya gidilmesi haklı nedenin oluşumuna engeldir.
Yine bunun yanında finansal tabloların ertelenmesi durumunda onunla bağlantılı sayılan sermaye artırımının da ertelenmesi gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, 28.03.017 tarihli olağan genel kurulda alınan 7 no'lu sermaye artırımı kararı bakımından yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692985900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz