Eş rızası alınmadan yapılan kefaletin geçersizliği ve itirazın iptali davasının reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5743 E. 2021/4866 K. · · İlk derece: 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kefil evliyse ve kefalet sözleşmesi düzenlenirken eşinin rızası alınmamışsa kefalet sözleşmesi geçersizdir; geçersiz kefalete dayanılarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Eş rızası alınmadan düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçerliliği → ret
İddia: Davalı kefil, imzaların kendisine ait olmadığını, ayrıca kefaletin mevcut/geçerli borç, yazılı şekil ve eş rızası şartlarını (TBK 581) taşımadığını savunmuştur.
Gerekçe: Davalı kefilin evli olduğu ve kefalet sözleşmesinin düzenlendiği sırada eşinin rızasının alınmadığı; bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve geçersiz kefalete dayalı icra takibine yönelik itirazın iptali davasının sübut bulmadığından reddedildiği. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Eş rızası bulunmayan kefaletin geçersizliği ve buna dayalı takibe yönelik itirazın iptali isteminin reddi yönünde emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi↗ eş rızası↗ kefaletin geçersizliği↗ itirazın iptali↗ müteselsil kefil↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5743 E. , 2021/4866 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.02.2018 tarih ve 2016/158 E- 2018/219 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair istanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/1047 E- 2020/45 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı borçlu ... ile davacı banka arasında 29.08.2012 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığını ve kredi tahsisi yapıldığını, işbu sözleşmeyi davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, davalı ... ve dava dışı ... tarafından kredi borcunun ödenmediğini, bunun üzerine davacı tarafından, davalıya ve borçluya ihtarname keşide edilerek hesap özeti gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan davalı hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği üzerine davalının, asıl alacak, faiz ve fer'ilerine yönelik haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine dayanak kredi sözleşmesinde bulunan imzaların davacıya ait olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte imzaların davalıya ait olduğu kanaatine varılsa dahi kefalet sözleşmesi hukukuna uygun olarak tanzim edilmediğini, bu kapsamda TBK'nın 581. maddesindeki şartları taşımadığını, mevcut ve geçerli bir borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve eş rızası şartları bulunmadığını savunarak davanın reddi ile davalı aleyhine kötüniyetli icra takibi başlatılmış olduğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın evli olduğu ve kefalet sözleşmesinin düzenlendiği sırada eş rızasının alınmadığı, taraflar arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine; davacının, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesine dayalı olarak icra takibi yaptığı dikkate alındığında, bu nedenle, takibe geçmekte kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığı için davalının %20 kötüniyet tazminatı isteminin yasal koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının eşinin rızası bulunmaması nedeniyle düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersizliği gerekçesiyle davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 08.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692184200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz