6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çok sayıda çalıntı senedi yeterli araştırmadan devralan hamil, iktisapta ağır kusurludur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5570 E. 2021/4450 K. · · İlk derece: 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Çalınmış bir kambiyo senedini, keşideci ve cirantaları farklı çok sayıda çalıntı senetle birlikte yeterli araştırma yapmadan ciro yoluyla devralıp icra takibine koyan hamil, senedi iktisapta ağır kusurlu/kötü niyetli sayılır; bu durumda borçlunun menfi tespit ve (haciz baskısıyla ödeme yapılmışsa) istirdat talebi kabul edilir. Hamilin kötü niyeti her türlü delille ispat edilebilir.

Ele alınan sorunlar

Çalıntı senedi devralan hamilin ağır kusuru/kötü niyeti → kabul

İddia: Davalı hamil, dava konusu bononun meşru, iyiniyetli ve yetkili hamili olduğunu, senedin zayi edilmiş olmasının hamilliğine engel olmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Kargoda çalınan bono, aynı ciro silsilesindeki şirketler aracılığıyla davalının hamil olduğu icra takibine konu edilmiştir. Davalının; keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı, çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çek ve bonoyu yeterli araştırma yapmadan ciro yoluyla devralması, hakkında bu nedenle ceza soruşturmaları bulunması ve çalıntı evrakların onun elinde toplanmasının hayatın olağan akışına aykırı olması karşısında, davalı bu senedi iktisapta ağır kusurlu/kötü niyetlidir; kötü niyet her türlü delille ispat edilebilir. Bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti ve haciz baskısı altında ödediği tutarın istirdadı gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Çok sayıda çalıntı senedi yeterli araştırma yapmadan devralan hamilin ağır kusuru/kötü niyeti ve buna dayalı menfi tespit/istirdat yönünden emsal.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedinin ağır kusurlu/kötü niyetli iktisabı menfi tespit ve istirdat hamilin iyiniyeti ispat (her türlü delil)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5570 E.  ,  2021/4450 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.04.2018 tarih ve 2017/126 E- 2018/364 K. sayılı kararın davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.05.2020 tarih ve 2018/1547 E- 2020/471 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...Ş. arasında konut satış sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin ödemelerini senetle yapmayı taahhüt ettiğini, bu nedenle düzenlenlenen senetlerin Atmaca Gayrimenkul A.Ş'ye verildiğini, Atmaca Gayrimenkul A.Ş'.nin senetleri Akbank ... Şubesine teminat olarak tevdi ettiğini, bankanın müvekkili tarafından ödenmiş olan 25.10.2016 tarihli 65.000.-TL tutarlı 1 no.lu senedi Atmaca Gayrimenkule göndermek amacı ile kargoya verdiğini, kargo şirketinin ise ilgili senedi başkalarına ait çok sayıda evrak ile birlikte çaldırdığını, çalınan senedin çeşitli şirketler vasıtası ile ciro edilmek üzere Konya 8. İcra Dairesi'nin 2016/1246 esas numaralı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkilininin verdiği senetlerin davalıların fiilleri nedeniyle çalınmış olmasından mütevellit haksız bir şekilde borçlu konumuna düştüğünü, müvekkilinin sözleşme dolayısı ile vaki borçlarını ödediğinden yapılan haksız, hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun icra takibi kapsamında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... ...A.Ş. vekili; davaya konu senedi davacının konut satışına istinaden verdiğini ve bedelinin davacı tarafından ödendiğini, tahsil edilmesi nedeniyle bankadan müvekiline teslim edilmek üzere kargoya verildiğini ve kargoda senedin çalındığını, müvekkilerinin de icra takibinde borçlu konumda olduğunu, dava konusu edilen senet dışında müvekkiline ait olan ve çalınan 2 adet senedinin de yine diğer davalının aynı ciro silsilesi ile hamil olduğunu ve bu senetler nedeniyle de icra takibi başlattıklarını, kimseye borçları olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Özcan Kargo ... Ltd. Şti. vekili, dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığından reddi gerektiğini, davacı tarafça eksik harcın tamamlanmadığını, müvekkilinin, dava konusu bononun meşru, haklı ve iyiniyetli hamili olduğunu, senedin zayi edilmiş olmasının müvekkilinin yetkili hamil olmasına engel teşkil etmeyeceğini, davacının imzasına yönelik bir itirazı bulunmadığını, ayrıca takip konusu bonoyu diğer davalıya ticari ilişkiye istinaden verdiğini açıkça ikrar ettiğini, davacının sunmuş olduğu ödeme belgelerinden de anlaşılacağı üzere ödemelerin müvekkiline yapılmadığını, davacının bononun çalındığı iddiasında olduğunu, ancak iptal davası açılmadığını, takipten sonra üçüncü kişi tarafından açılan iptal davasına müdahale talebinde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında bonoyu davalı ...'e verdiği ve bono bedelini ödemiş olması nedeniyle davalı ... Gayrimenkulün bonoyu davacıya iade borcu altına girdiği ancak bononun iade edilmemesi nedeniyle davacının uğramış olduğu zararı yani ödemek zorunda kaldığı miktarı karşılamak yükümlülüğü altında olduğu, diğer davalı yönünden ise; dava dışı bankanın takibe konu bonoyu kargoya verdiği ve bu kargonun çalındığı, davalı Özcan Kargo'nun söz konusu bonoyu hangi ticari ilişki kapsamında aldığını dosyaya yansıtamadığı, kötü niyet hususunun hertürlü delille ispat edilebileceği, Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre davalı Özcan Kargo'nun 31.01.2016 tarihinde terk işleminin yapıldığı, davalı şirket temsilcisi ve davalı şirket adına UYAP'ta yapılan incelemede benzer mahiyette birçok dosyasının bulunduğu, kargodan çalınan diğer çek ve bonoların da bir şekilde davalı şirkette toplandığı, bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, nitekim dava konusu bonoyla birlikte çalınan diğer çeklerin de davalının eline geçtiği ve bu bonolardan dolayıda davalı şirketin Konya 8.

İcra Müdürlüğü'nün 12147 ve 12148 nolu dosyalar üzerinden takip başlattığı dolayısıyla bu işin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kaybolan çek veya bonoların davalı şirketin eline geçmesinin tesadüfi kabul edilmediği ve davalı şirketin kötü niyetli olduğu sonucuna varıldığı, yargılama sürecinde davacı tarafın icra dosyasına haciz baskısı altında 102.001,50 TL ödeme yapmış olması nedeniyle davanın istirdada dönüştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın Konya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12146 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu toplam 102.001,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen istirdadı ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı ...... A.Ş.'nin hırsızlık sonucu elinden çıktığını iddia ettiği 2 ayrı senedi yine aynı ciro silsilesindeki şirketler ile davalı Özcan Kargo.. Ltd. Şti.'nin hamil olarak Konya 8. İcra Dairesi'nde 12147 ve 12148 esas sayılı dosyalar ile takip başlattığı ve davalı Özcan Kargo.. Ltd. Şti. hakkında hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının bulunduğu ve birçok olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer ve farklı cirantalardan ciro yoluyla devralıp, son hamil olarak farklı kişi veya şirketler aleyhine icra takiplerine konu edildiği, bu durumda davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd.

Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti. vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.225,79 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Özcan Kargo Nakliyat ve Lojistik Ltd. Şti.'den alınmasına, 26.05.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691288200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1547 E. 2020/471 K.

Ağır kusurla iktisap edilen bono nedeniyle menfi tespit ve istirdat

Gerekçe özeti

Kambiyo senedinde temel ilişkiden kaynaklanan ödeme iddiası şahsi def'i niteliğindedir ve kural olarak sonraki hamile karşı ileri sürülemez; ancak hamilin senedi iktisap ederken borçlunun zararına bilerek hareket ettiği (kötüniyeti) ispatlanırsa bu def'i hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu kötüniyet/ağır kusur her türlü delille ispat edilebilir; bir kişinin hırsızlık sonucu elden çıkan çok sayıda çeki/bonoyu farklı keşideci ve cirantalardan yeterli araştırma yapmaksızın iktisap edip icra takibine konu etmesi, o kişinin ağır kusurlu iktisap ettiğinin kabulü için yeterli olabilir.

Emsal değeri

Kambiyo senedinde temel ilişkiden doğan şahsi def'inin sonraki hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisap ederken kötüniyetli/ağır kusurlu olduğunun ispatı gerektiği ve bu ispatın, hamilin çok sayıda hırsızlık iddiasına konu senedi farklı ciro silsilelerinden yeterli araştırma yapmadan iktisap etmiş olması gibi dolaylı delillerle de yapılabileceği yönünden emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit istirdat şahsi def'i kambiyo senedi bono hamil kötüniyet ağır kusur kıymetli evrakın mücerretlik ilkesi ciro silsilesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1547

KARAR NO 2020/471

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/04/2018

NUMARASI 2017/126 Esas 2018/364 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/05/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı .... Ltd. Şti. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalı ...A.Ş. arasında konut satış sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin ödemelerini senetle yapmayı taahhüt ettiğini, bu nedenle düzenlenlenen senetlerin ...A.Ş'ye gönderildiğini, ...A.Ş'nin senetleri ... Esenyurt Hadımköy Şubesine teminat olarak tevdi ettiğini, bankanın müvekkili tarafından ödenmiş olan 25/10/2016 tarihli 65.000,-TL tutarlı 1 no.lu senedi ... göndermek amacı ile kargoya verdiğini, kargo şirketinin ise ilgili senedi başkalarına ait çok sayıda evrak ile birlikte çaldırdığını, çalınan senedin çeşitli şirketler vasıtası ile ciro edilmek üzere Konya .... İcra Dairesinin ... esas numaralı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkilininin verdiği senetlerin davalıların fiilleri nedeniyle çalınmış olmasından mütevellit haksız bir şekilde borçlu konumuna düştüğünü, müvekkilinin sözleşme dolayısı ile vaki borçlarını ödediğinden yapılan haksız hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun icra takibi kapsamında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ....A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davaya konu senedi davacının konut satışına istinaden verdiğini ve bedelinin ödendiğini, tahsil edilmesi nedeniyle bankadan müvekiline teslim edilmek üzere kargoya verildiğini ve kargoda çekin çalındığını müvekkilerininde icra takibinde borçlu konumda olduğunu ,bahse konu çekin çalınmış olduğunu, diğer davalının müvekiline çalınan dava konusu edilen senet dışında 2 adet çekinin de yine diğer davalının aynı ciro silsilesi ile hamil olduğunu, çekten dolayı kimseye borçları olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı .... Ltd. Şti. 28/07/2017 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığından reddi gerektiğini, davacı tarafça eksik harcın tamamlanmadığını, müvekkilinin, dava konusu bononun meşru, haklı ve iyiniyetli hamili olduğunu, çekin zayi edilmiş olmasının müvekkilinin yetkili hamil olmasına engel teşkil etmeyeceğini, davacının imzasına yönelik bir itirazı bulunmadığını, ayrıca takip konusu bonoyu diğer davalıya ticari ilişkiye istinaden verdiğini açıkça ikrar ettiğini, davacının sunmuş olduğu ödeme belgelerinden de anlaşılacağı üzere ödemelerin müvekkiline yapılmadığını, davacının bononun çalındığı iddiasında olduğunu, ancak iptal davası açılmadığını, takipten sonra üçüncü kişi tarafından açılan iptal davasına müdahale talebinde bulunduklarını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında bonoyu davalı ... verdiği ve bono bedelini ödemiş olması nedeniyle davalı ... bonoyu davacıya iade borcu altına girdiği ancak bononun iade edilmemesi nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın yani ödemek zorunda kaldığı miktarı karşılamak yükümlülüğü altında olduğundan ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalı yönünden ise; Dava dışı bankanın takibe konu bonoyu kargoya verdiği ve bu kargonun çalındığı davalı ... söz konusu bonoyu hangi ticari ilişki kapsamında aldığını da dosyaya yansıtamadığı, kötü niyet hususu hertürlü delille ispat edilebileceğinden söz konusu bonoya ilişkin davalı ... BA ve BS formalrının ilgili vergi dairesinden istenidiği ancak 31/01/2016 tarihinde terk işleminin yapıldığı davalı şirket temsilcisinin adına ve davalı şirket adına entegrasyon ekranında yapılan inceleme ve araştırma neticesinde benzer mahiyette birçok dosyanın bulunduğu kargodan çalınan çek ve bonoların bir şekilde davalı şirkette toplandığı bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı nitekim dava konusu bonoyla birlikte çalınan diğer çeklerin de davalının eline geçtiği ve bu bonolardan dolayıda davalı şirketin Konya ....

İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... nolu dosyalar üzerinden takip başlattığı dolayısıyla bu işin hayatın olağan akışına uygun olmadığı Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kaybolan çek veya bonoların bir şekilde davalı şirketin eline geçmesini tesadüfi kabul edilmediği ve davalı şirketin kötü niyetli olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek davalı ... yönelik davanın kabulü ile davacı tarafın ödemiş olduğu bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ....Ltd.Şti vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece HMK 186.Maddesi uyarınca sözlü yargılama için süre verilmeden karar verildiğini, yine HMK 119/2 maddesi uyarınca dava dilekçesinde dava değerinin belirtilmediği bu madde uyarınca işlem yapılmadığını, eksik harcın mahkemece verilen süreye rağmen tamamlanmadığını ,davacı tarafın talepleri arasında bulunmadığı halde mahkemece resen delil toplanarak UYAP ortamında sorgulama yapıldığını, müvekkili davalılar hakkında birden fazla dosyanın bulunmasının kötü niyetli olduğu anlamına gelmeyeceğini, kötü niyetin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, çekin kıymetli evraka özel kargo ile gönderilmemesi sebebiyle davacı ve diğer davalının basiretsiz davranışları nedeniyle zararın oluşumuna yol açtıklarını, müvekkilinin bu husus herhangi bir kusuru bulunmadığını, bonoyu elinde bulunduran hamilin alacağı ispat yükümlülüğü bulunmadığını, bu hususun kıymetli evrakı mücerret ilkesini ortadan kaldırıldığını belirterek İstinaf talebinin kabulü ile mahkemenin kararının kaldırılmasına talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava İİK 72.maddesi uyarınca davaya konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile yapılan ödemenin istirdatına ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ....Ltd Şti vekili tarafından yasa yoluna başvurmuştur. Kambiyo senedinde ödeme iddiası temel ilişkide şahsi def'i olup iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Senetten dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayalı defileri hamile karşı ileri süremeyecek ancak hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmesi halinde ileri sürebilecektir. Davaya konu senedin gayrimenkul satım bedeli için davacı tarafından davalı ....A.Ş adına düzenlendiği davacının senet bedelinin ödendiği lehdar davalı ...A.Ş kabulündedir.

Senedin bankadan lehdara teslim edilmek üzere verildiği kargoda çalınması suretiyle kaybolduğu senet hakkına ceza soruşturmasının başlatıldığı ve zayii nedeniyle çek iptali davası açıldığı görülmüştür. Mahkemece; ödenen bonoyu davacıya iade borcu altına girdiği ancak bononun iade edilmemesi nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın yani ödemek zorunda kaldığı miktarı karşılamak yükümlülüğü altında olduğu gerekçesiyle davalı ....A.Ş yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar istinafa konu edilmemiştir.Somut olayda dava dilekçesinde dava değeri gösterilmemiş ise de borçlu olmadığının tespiti talep edilen icra takibine konu miktar üzerinden peşin nispi harç yatırıldığı görülmüştür.

Hmk 119/d maddesi uyarınca davanın konusu veya değeri, dava dilekçesinde belirtilmemiş ise davacıya kesin süre verileceğine ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına dair bir yasal düzenleme bulunmadığından HMK 119 maddesi uyarınca işlem yapılmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı keşideci ve diğer davalı lehdar arasındaki temel ilişkide senedin ödenmesine rağmen teslim edilmememesi şahsi defii olup bu şahsi defiyi davacı ancak hamilin senedi iktisab ederken borçlunun zararına bilerek hareket ettiğini ispat etmesi halinde ileri sürülebilecek olup, bu iddia yönünden ispat külfeti üzerinde olan davacı kötüniyeti tanık dahil her türlü delil ile ispat edebilecektir.

Dosya kapsamı ve dosyaya yansıyan deliller üzerine UYAP’nda yapılan tespitler neticesinde davalı ....A.Ş'nin hırsızlık sonucu elinden çıktığını iddia ettiği 2 ayrı senedi yine aynı ciro silsilesindeki şirketler ile davalı ...Ltd.Şti'nin hamil olarak Konya ....İcra Dairesinde ... ... eses sayılı dosyalar ile takip başlattığı ve davalı ...Ltd.Şti hakkında hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının bulunduğu ve birçok olayda, hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer ve farklı cirantalardan ciro yoluyla devralıp, son hamil olarak farklı kişi veya şirketler aleyhine icra takiplerine konu edildiği sabittir. Bu durumda davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

İlk derece mahkemesince ağır kusurlu olarak iktisap edilen çekin nedeniyle davacının borçlu olmadığı kabul edilerek çek nedeniyle icra dosyasına yapılan ödemenin istirdatına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ...Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 6.967,72- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.741,93- TL harcın mahsubu ile bakiye 5.225,79- TL harcın davalı ... Ltd Şti'den alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı ... Ltd Şti tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 56,-TL yargı giderinin davalı ... Ltd Şti'den alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

07/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.