Kefile kat ihtarı tebliğ edilmezse İİK 68/b son cümlesi uygulanmaz; kefil kefalet limitiyle sorumludur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5575 E. 2021/4430 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Müşterek borçlu müteselsil kefil, asıl borçlunun borcundan kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarıyla sınırlı sorumludur; hesap kat ihtarı kefile tebliğ edilemezse İİK 68/b son cümlesi kefil bakımından uygulanmaz ve kefil ancak takip tarihinde temerrüde düşer. Kat tarihinden önce kabul edilen faiz alacağı akdi faiz niteliğinde asıl alacak sayılıp kat tarihine kadar akdi faiz işletilerek hesaplanır. Alacak kefalet limitini aşıyorsa kefil, limit ve buna takip tarihinden işleyen temerrüt faizi ile sorumludur; likit alacakta icra inkar tazminatına hükmedilir.
Ele alınan sorunlar
Temyiz sınırı (davalı temyizinin miktardan reddi) → ret
Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesinin, miktar veya değeri temyiz sınırını (hüküm tarihi itibariyle 72.070,00 TL) geçmeyen davalara ilişkin kararları kesindir. Kabul edilen dava değeri (5.500,00 TL asıl alacak) bu sınırın altında kaldığından karar davalı yönünden kesindir; bu nedenle davalı vekilinin temyiz istemi miktardan reddedilir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Müteselsil kefilin sorumluluğunun kapsamı ve temerrüt anı → kısmi kabul
Gerekçe: Müşterek borçlu ve müteselsil kefil, asıl borçlunun borcundan kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. Kefile gönderilen hesap kat ihtarı tebliğ edilemediğinden, İİK'nın 68/b maddesinin son cümlesi kefil bakımından uygulanamaz ve kefil ancak takip tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş sayılır. Protokolde 30.12.1994 tarihi itibariyle asıl alacağın bulunmadığı, 3.479,00 TL faiz alacağının olduğu kabul edilmişse de, o tarihte hesap henüz kat edilmediğinden bu tutarın akdi faiz niteliğinde asıl alacak sayılması ve kat tarihine kadar akdi faiz işletilerek hesaplanması gerekir; bu tutar kefalet limitini (5.500,00 TL) aştığından kefil takip tarihi itibariyle yalnızca kefalet limitinden ve buna takip tarihinden itibaren işletilecek %125 temerrüt faizinden sorumludur. Alacak likit/belirlenebilir olduğundan %40 icra inkar tazminatına hükmedilir. Hesap kat tarihi dikkate alındığında icra takibi hak düşürücü süre dolmadan başlatıldığından kefilin sorumluluğu devam eder. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Kefile kat ihtarı tebliğ edilememesinin temerrüde ve kefalet limitine etkisi ile İİK 68/b son cümlesinin kefil bakımından uygulanmaması yönünde emsal.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Kefile karşı icra takibinin hak düşürücü süre içinde başlatılıp başlatılmadığı hesap kat tarihi esas alınarak belirlenir; süre dolmadan başlatılan takipte kefilin sorumluluğu devam eder.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek borçlu müteselsil kefil↗ kefalet limiti↗ temerrüt (kat ihtarının kefile tebliği)↗ İİK 68/b↗ akdi faiz / temerrüt faizi↗ icra inkar tazminatı (likit alacak)↗ hak düşürücü süre↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5575 E. , 2021/4430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2013/350 E- 2018/267 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.05.2020 tarih ve 2018/1471 E- 2020/503 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Toprakbank A.Ş. ile Ferpa şirketi arasında akdedilen 15.10.1992 tarihli genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borçlulara 22.03.2002 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, alacağın önce TMSF’ye ardından müvekkiline temlik edildiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, takip tutarı 1.703.372,00 TL ise de fazla kısımdan vazgeçilerek 1.186.465,00 TL’ye yönelik dava açtıklarını ileri sürerek 1.186.465,00 TL’lik kısma ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilince sunulan protokol hükümlerine göre, krediden kaynaklanan borç aslının ödendiği, 3.479,00 TL (6 sıfır atıldığında) faiz alacağının kaldığı, protokolün 4. maddesine göre protokol hükümlerinin ihlali halinde protokolün geçersiz hale geleceği ifade edilmiş ise de protokoldeki "30/12/1994 tarihi itibariyle asıl borcun ödendiği, faiz ve eklentilerinin 3.479,00 TL olduğu" beyanının tarafları bağlayacağı, o halde 30.12.1994 tarihi itibariyle davacının, davalı kefil ve dava dışı asıl borçludan 3.479,00 TL alacaklı olduğu, davalı kefil olup kat ihtarının kendisine tebliğ edilemediği, bu nedenle temerrüdün takiple gerçekleştiği, dolayısıyla davacının takip tarihi itibariyle kefilden sadece 3.479,00 TL talep hakkına sahip olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 3.479,00.-TL asıl alacak yönünden devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağa takipten itibaren yıllık %125 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, alacağın %40'ı üzerinden 695,80.-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, kredi sözleşmeleri uyarınca asıl borçlu şirkete krediler kullandırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın 21.03.2002 tarihi itibariyle kat edilerek borçlulara 22.03.2002 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, davalı kefile gönderilen ihtarın tebliğ edilemediği, İİK.'nin 4949 sayılı Kanun ile değişik 68/b maddesinin son cümlesi hükmü kefil bakımından uygulamayacağı, bu nedenle davalı kefilin takip tarihi olan 11.01.2008 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğünün anlaşıldığı, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu, dolayısıyla somut olayda davalı kefil takip öncesinde temerrüde düşürülmediğinden takip tarihi itibariyle dava dışı asıl borçlunun toplam borcundan kefalet limiti olan 5.500.-TL dahilinde sorumlu olacağı, 22.03.2002 tarihli hesap kat ihtarında, 31.03.1994 tarihli dönemde gösterilen hesap özetine tahakkuk eden.
faiz. vs eklendiğinde 21.03.2002 tarihi itibariyle borcun 196.697,00 TL olduğunun belirtildiği, takip talebinde de bu tutarın asıl alacak olarak talep edildiği, taraflar arasında akdedilen 27.02.1995 tarihli protokol hükümlerinin yerine getirildiğine dair bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, bu protokolde 30.12.1994 tarihi itibariyle bankanın asıl alacağın bulunmadığı, 3.479.00 TL faiz alacağının bulunduğu kabul edilmiş ise de, o tarih itibariyle hesap henüz kat edilmediğinden 3.479,00 TL akdi faizin de asıl alacak olarak kabul edilmesi ve 21.03.2002 tarihine kadar bu tutara akdi faiz işletilerek kat tarihi itibariyle asıl alacak tutarının tespiti gerektiği, bu tutarın ise davalının kefalet limitinin çok üzerinde olacağı o halde davalının takip tarihi itibariyle yalnızca 5.500,00 TL asıl alacak tutarından ve bu tutara takip tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, asıl alacağa takipten itibaren sözleşme gereğince %75 olan akdi faize 50 puan ilavesi ile %125 temerrüt faizi işletilmesi gerektiği, alacak bilinebilir, belirlenebilir nitelikte olduğundan davalı aleyhine takip tarihinde geçerli olan %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, hesap kat tarihi dikkate alındığında, somut olayda icra takibinin hak düşürücü süre dolmadan başlatıldığı, dolayısıyla davalının kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 5.500,00 TL asıl alacak üzerinden ve bu tutara takip tarihinden itibaren %125 oranında temerrüt faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmakla, kabul edilen 5.500.-TL alacağın %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 72.070,00 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 5.500,00 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Bu durumda kabul edilen dava değeri yukarıda anılan madde hükmüne göre davalı yönünden temyiz sınırının altında kalmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2.
maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelindiğinde, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691281500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz