İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5148 E. 2021/4746 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit ipoteği↗ ipotek akit tablosu↗ ipotek limiti↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ rücuen tahsil↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ipoteğin teminatını teşkil eden kredi borcunun da davacı tarafından üstlenildiği iddiasının kabulü için borcun davacı alıcı tarafından
üstlenildiğinin davalı tarafça kesin delille ispat edilmesi gerektiği, bu yöndeki savunmanın kesin delillerle ispatlanamadığı, dava dışı bankaya davalıların asıl borçlu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu oldukları, davacının kredi sözleşmesi çerçevesinde ödemiş olduğu toplam bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsili talebine hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ipotekli taşınmaz ile ilgili üçüncü kişiye ödenen borcun tahsili istemine ilişkindir. Davacı, taşınmazı satın aldığı sırada dava konusu taşınmaz üzerinde 16.05.2007 tarih 3588 yevmiye nolu Yapı Kredi Bankası AŞ lehine ipotek bulunmakta olup davacı taşınmazı ipotek ile yükümlü olarak satın almıştır. İpotekli taşınmaz, ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar ipoteğe konu borçtan sorumludur yani ipoteğe konu borç kişiyi değil taşınmaz bedeliyle ve limit ile sorumluluğu gerektirir. Borcun satıcı davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin kararlaştırılmadığı takdirde ipotekli taşınmazı satın alan davacı ipotek limiti ve taşınmaz değeriyle borçtan sorumludur. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu borçtan davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Üçüncü kişiye ödenen borcun tahsili | İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5018 E. 2023/4644 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · rücuen tahsil · müteselsil kefil · ipotek · üçüncü kişi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ipoteğin «teminatını» teşkil eden kredi borcunun da davacı tarafından üstlenildiği iddiasının kabulü için borcun davacı alıcı tarafından üstlenildiğinin davalı tarafça «kesin» delille ispat edilmesi gerektiği, bu yöndeki savunmanın kesin delillerle ispatlanamadığı, dava dışı bankaya davalıların asıl borçlu, müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak sorumlu oldukları, davacının «kredi sözleşmesi» çerçevesinde ödemiş olduğu toplam bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan «rücuen tahsili» talebine hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, «ipotekli» taşınmaz ile ilgili «üçüncü kişiye» ödenen borcun tahsili istemine ilişkindir.
İpotekli taşınmaz, «ipotek akit tablosunda» belirtilen limit kadar ipoteğe konu borçtan sorumludur yani ipoteğe konu borç kişiyi değil taşınmaz bedeliyle ve limit ile sorumluluğu gerektirir.
Benzer bu karardaMahkemece 03.07.2019 tarih, 2019/219 E. ve 2019/421 K. sayılı karar ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak ipoteğin «teminatını» teşkil eden kredi borcunun da davacı tarafından üstlenildiği iddiasının kabulü için borcun davacı alıcı tarafından üstlenildiğinin davalı tarafça «kesin» delille ispat edilmesi gerektiği, bu yöndeki savunmanın kesin delillerle ispatlanamadığı, dava dışı bankaya davalıların asıl borçlu, müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak sorumlu oldukları, davacının «kredi sözleşmesi» çerçevesinde ödemiş olduğu toplam bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan «rücuen tahsili» talebine hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bankası A.Ş. lehine «ipotek» bulunduğu ve taşınmazı ipotek ile yükümlü olarak satın aldığı, ipotekli taşınmazın, «ipotek akit tablosunda» belirtilen limit kadar ipoteğe konu borçtan sorumlu olduğu, yani ipoteğe konu borcun kişiyi değil taşınmaz bedeliyle ve limit ile sorumluluğu gerektirdiği, borcun satıcı davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin kararlaştırılmadığı takdirde ipotekli taşınmazı satın alan davacının «ipotek limiti» ve taşınmaz değeriyle borçtan sorumlu olduğu, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu borçtan davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar veril …
Bankası A.Ş. lehine «ipotek» bulunduğu ve taşınmazı ipotek ile yükümlü olarak satın aldığı, ipotekli taşınmazın, «ipotek akit tablosunda» belirtilen limit kadar ipoteğe konu borçtan sorumlu olduğu, yani ipoteğe konu borcun kişiyi değil taşınmaz bedeliyle ve limit ile sorumluluğu gerektirdiği, borcun satıcı davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin kararlaştırılmadığı takdirde ipotekli taşınmazı satın alan davacının «ipotek limiti» ve taşınmaz değeriyle borçtan sorumlu olduğu, davacının borcun satıcı tarafından ödenmesi gerektiğine ilişkin «yazılı delil» «ibraz» etmediği, dava dilekçesinde de açıkça «yemin deliline dayanmadığı», «ispat yükü» üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalılar vekilinin «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin kaldırılması · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · kötü niyet tazminatı · rücu · ispat yükü
Benzer bu karardaBankası A.Ş. lehine «ipotek» bulunduğu ve taşınmazı ipotek ile yükümlü olarak satın aldığı, ipotekli taşınmazın, «ipotek akit tablosunda» belirtilen limit kadar ipoteğe konu borçtan sorumlu olduğu, yani ipoteğe konu borcun kişiyi değil taşınmaz bedeliyle ve limit ile sorumluluğu gerektirdiği, borcun satıcı davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin kararlaştırılmadığı takdirde ipotekli taşınmazı satın alan davacının «ipotek limiti» ve taşınmaz değeriyle borçtan sorumlu olduğu, davacının borcun satıcı tarafından ödenmesi gerektiğine ilişkin «yazılı delil» «ibraz» etmediği, dava dilekçesinde de açıkça «yemin deliline dayanmadığı», «ispat yükü» üzerinde olan davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalılar vekilinin «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin «ipotekli» taşınmazı devir aldığını, devir aldıktan sonra taşınmaz üzerindeki ipotek bedelinin 14.04.2009 tarihi ile 17.04.2012 tarihine kadar üç yıl müddet ile ipotek borçlusu tarafından ödendiğini, üç yıl sonunda borçlunun ipotek bedellerini ödememesi üzerine yeni maliki olan müvekkilinin bakiye borcu ödeyerek «ipoteği kaldırdığını», ipoteğin kaldırılmasından sonra müvekkilinin ödediği ipotek bedelinin davalı borçlulardan talep edildiğini, davalının üç yıl müddetle ipotek bedellerini ödemesinin taraflar arasındaki anlaşmayı net olarak gösterdiğini, borçlunun ipotek borcunu kabul ederek üç yıl boyunca ödeme yaptığını, daha sonra ödeyemeyince müvekkilinin davalılar yerine ödeme yaptığını, müvekkili şirketin taşınmazı ipotek yükümlülüğünden kurtardığını, ödemeden sonra gerçek borçluya «rücu» etmesinin yasal hakkı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının resmi tapu senedi ile üstlendiği hem kendisine şahsen hem de taşınmaza ait borcu haksız ve hukuka aykırı olarak istemekte haksız olduğundan davacı aleyhine %40 «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5148 E. , 2021/4746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.07.2019 tarih ve 2019/219-2019/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketten taşınmaz satın aldığını, taşınmaz üzerinde dava dışı Yapı Kredi Bankası lehine ipotek bulunduğunu, davalı şirketin banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesinden diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil sorumlu olduklarını, kredi hesabının kat edilmesi nedeniyle davalılara banka tarafından ihtarname gönderildiğini, davacının taşınmazın satılmaması için bankaya ipotekli taşınmaz maliki sıfatıyla ödeme yaptığını, ödemenin borçlu ve diğer kefillerden rücuen tahsili için davalılar aleyhine başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan ipoteğin varlığını bilerek taşınmazı satın aldığını, ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesinin sonuçlarına katlanması gerektiğini, davacının ipotek borcunu ayrıca üstlendiğini, ipotek borcundan davalıların sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ipoteğin teminatını teşkil eden kredi borcunun da davacı tarafından üstlenildiği iddiasının kabulü için borcun davacı alıcı tarafından
üstlenildiğinin davalı tarafça kesin delille ispat edilmesi gerektiği, bu yöndeki savunmanın kesin delillerle ispatlanamadığı, dava dışı bankaya davalıların asıl borçlu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu oldukları, davacının kredi sözleşmesi çerçevesinde ödemiş olduğu toplam bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsili talebine hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ipotekli taşınmaz ile ilgili üçüncü kişiye ödenen borcun tahsili istemine ilişkindir. Davacı, taşınmazı satın aldığı sırada dava konusu taşınmaz üzerinde 16.05.2007 tarih 3588 yevmiye nolu Yapı Kredi Bankası AŞ lehine ipotek bulunmakta olup davacı taşınmazı ipotek ile yükümlü olarak satın almıştır. İpotekli taşınmaz, ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar ipoteğe konu borçtan sorumludur yani ipoteğe konu borç kişiyi değil taşınmaz bedeliyle ve limit ile sorumluluğu gerektirir. Borcun satıcı davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin kararlaştırılmadığı takdirde ipotekli taşınmazı satın alan davacı ipotek limiti ve taşınmaz değeriyle borçtan sorumludur. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu borçtan davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 03.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681364800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz