6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Vekaletname kapsamında kullandırılan kredide bankaya kusur atfedilemeyeceği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/280 E. 2023/677 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İstirdat (ıslah) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir vekilin, verilen vekaletname içeriğine uygun olarak vekalet veren adına bankadan kredi kullanması halinde, kredi kullandırımı vekaletname kapsamına uygun ise, bankaya kusur atfedilemez ve vekalet verenin bankaya karşı açtığı menfi tespit/istirdat talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davalı bankanın vekaletname kapsamında kredi kullandırmasında kusuru bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, vekil olarak işlem yapan kişinin kısa aralıklarla aynı şubeden birden fazla kredi çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı bankanın bu durumu araştırmadan ve davacıyı bilgilendirmeden kredi kullandırdığını, bu nedenle bankanın ağır kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunda da bankanın kusurunun tespit edildiğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Yargıtay 11. HD.'nin 2021/3374 Esas, 2022/7370 Karar sayılı ilamı ile, bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırmasının usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygun olduğu, aynı vekil ve çalışanlarına verilen vekaletnamelere dayalı olarak davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin açılan menfi tespit davalarında Yargıtay 11. HD. ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nce de aynı sonuca ulaşıldığı belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin bozma nedeni yapıldığı, Dairece bu bozma ilamının usul ve yasaya uygun bulunarak uyulmasına karar verildiği, hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince davacı tarafından davadışı şahsa verilen vekaletname ile davacı adına davalı banka tarafından kredi kullandırıldığı, vekaletname içeriğine göre davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği kabul edilerek davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Vekaletname kapsamında üçüncü kişiye verilen yetkiye dayalı olarak bankaca kullandırılan kredilerde, kredi kullandırımının vekaletname içeriğine uygun olması halinde bankaya kusur atfedilemeyeceği yönündeki tespit, benzer vekaletnamelerle kredi kullandırımına dayalı menfi tespit/istirdat davaları için emsal niteliktedir; kararın kendisi de Yargıtay'ın aynı konudaki müstakar içtihadına atıfla bu sonuca ulaşmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit vekaletname kapsamı banka özen yükümlülüğü müterafik kusur bozma ilamına uyma istirdat

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/280

KARAR NO 2023/677

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/09/2017

NUMARASI 2014/914 Esas - 2017/766 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/05/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ... ticari plakalı taksinin sahibi olup, taksi plakasının, daha önce aracılık hizmetleri ile uğraşan dava dışı ... tarafından kiralandığını, daha sonra 2013 yılı Ocak ayında ...'ın aracın eski olup değişmesi gerektiği, yeni alınacak aracın ticari plakaya tescili için vekaletname verilmesi gerektiğini söylediğini, müvekkilinin bunun üzerine ...'a, ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için Eyüp ... Noterliği'nin 04.01.2013 tarihli vekaletnamesini verdiğini, müvekkilinin tip vekaletnameyi okuduğunu ve yapılacak işlemlere ilişkin olduğunu gördüğünü, ancak daha sonra tip vekaletnamede yer almayan bir hüküm içeren başka bir vekaletname düzenlediğini ve müvekkiline içinde "TC bankalarından kullanacağım her türlü kredi nedeniyle adıma dilediği bedel ve şartlarla kredi kullanmaya, beni borçlandırmaya, kredi sözleşmelerini tanzim ve imza etmeye, kredi bedellerini tahsil etmeye, kullanılacak kredi nedeniyle adıma kayıtlı araçları, ticari plaka hattımı banka lehine rehnetmeye, rehin sözleşmelerini ve yediemin senedini imzalamaya...

" şeklinde hüküm bulunan başka bir vekaletname getirildiğini, aynı başlığın yer aldığı vekaletnamenin kendisine gösterilen tip vekaletname olduğunu düşünen müvekkilinin vekaletnameyi imzaladığını, sonrasında müvekkilinin, bu kişilerin bahsedilen vekaletname ile ... Sultangazi Şubesinden kendi adına çeşitli tarihlerde dört ayrı kredi çektiklerini öğrendiğini, bu kişi tarafından 09/01/2013 tarihinde 45.000-TL, 09/01/2013 tarihinde 305.000-TL, 18/03/2013 tarihinde 50.000-TL ve 23/05/2013 tarihinde 50.000-TL olmak üzere toplam 450.000-TL kredi çekildiğini, müvekkilinin krediler nedeniyle bakiye 241.261,95-TL borcu bulunduğunu, ..., ilgili noter ve banka çalışanları hakkında İstanbul C.Başsavcılığına 2013/128310 soruşturma no.lu dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ...'ın her ne kadar müvekkili adına vekaletname ile işlem yapmış olsa da, kredilerin çekilmesinde ve bu sebeple ve müvekkilinin haksız olarak borçlanmasında davalı bankanın ağır kusuru ve sorumluluğu bulunduğunu, ...

adlı şahsın ortadan kaybolmasından sonra edilen bilgilere göre ... ve yönlendirdiği çalışanları tarafından bahsedilen vekaletname yöntemiyle 70-75 milyon -TL tutarında kredi kullanıldığını, müvekkilinin aslında davalı banka ile bir kredi ilişkisine girme iradesinin bulunmadığını, davalı bankanın özen yükümlülüğü gereğince çalışanlarının her türlü ihmal kusurundan dolayı sorumlu olduğunu belirterek, müvekkilinin davalı bankaya borçlandıran kredilerden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı bankaya 241.261,65 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili; kredi borçlarının müvekkili tarafından toplam 266.509-TL ödeme yapılmak suretiyle kapatıldığını belirterek, yapılan ödeme gereğince davaya istirdat davası olarak devam edilerek ödemenin davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı adına kredi sözleşmelerini Eyüp ... Noterliğinin 05/01/2013 tarih ve ... yevmiye no.lu vekaletnamesi ile vekil edilen ...'ın imzaladığını, davacının bu kişiye geniş yetkiler içeren genel vekaletname verdiğini, kredi başvurusunun bu vekaletname ile yapıldığını, müvekkili tarafından davacı tarafa tahsis edilen her bir kredi öncesinde Eyüp ... Noterliği aranarak vekaletnamede azil olup olmadığının teyit edildiğini, tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, okuduğu ve imzaladığı vekaletnamelerin farklı olduğu iddiası soyut olup, müvekkili bankanın kendisine ibraz edilenden başka vekalatnameler varsa bunları bilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın kullanmış olduğu kredi taksitlerinin bir kısmının ödendiğini, davacı tarafa kullandırılan kredilerde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, kredi kullandırılırken davacı nüfüs cüzdan sureti, aracın ruhsat sureti, vergi levhası, imza beyannamesi, taksi çalıştırma ruhsat sureti ve vekaletname aslının ibraz edildiğini, tespit edilen limitin müvekkili bankanın mevzuatı dahilinde bir defada kullandırılabileceği gibi talep halinde 60 aya kadar peyderpey kullandırılabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ

Mahkemece, somut olayda davacının vermiş olduğu vekaletname ile tayin edilen vekil aracılığı ile davacı adına kredi kullandırıldığı, kredi kullanımının vekaletname ile verilen yetki çerçevesinde gerçekleştiği, davalı bankanın vekaletnameyi ilgili Notere teyit ettirmek suretiyle kredi kullandırdığı, davalı bankaya atfedilecek bir mütefarik kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu ticari taksinin yenilenmesi işlemleri için ...'a, ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için Eyüp ... Noterliği'nden 04.01.2013 tarihli ve ... yevmiye no.lu vekaletnameyi verdiğini, ...'ın esnafı dolandırdığı haberleri üzerine bu kişilerin bahsedilen vekaletname ile ... Sultangazi Şubesinden kendi adına yaklaşık beş ayı kapsayan çeşitli tarihlerde dört ayrı kredi çektiklerini öğrendiğini, vekil olarak işlem yapan bir kişinin kısa aralıklarla aynı şubeden kredi çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, banka tarafından müvekkiline bilgilendirme yapılmadığını, olayda bankanın ağır kusurlu olduğunu, 263 müşteki tarafından yapılan şikayet üzerine ...

hakkında İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/51 esas sayılı dosyasında açılan davanın gerekçeli kararında sanıkların kastının dolandırıcılık olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunda da davalı bankanın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece davanın reddine karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

SÜREÇ VE GEREKÇE

Dava, vekalet görevi kötüye kullanılarak dava dışı kişiye davalı bankaca tahsis edilen kredilerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2019/143 Esas, 2021/170 Karar sayılı 11.02.2021 tarihli ilamı ile, "Herhangi bir banka adı, kullanılacak kredi türü ve sayısı belirsiz olarak, farklı bir amaçla düzenlenmiş vekaletname içinde yer alan, bankalardan vekalet veren adına kredi kullanmaya ve kredi bedellerini tahsile dair verilen yetki kapsamında davacı adına müteaddit defalar aynı şekilde plaka işletme kredisi kullanılmış olmasına rağmen, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve bir güven kurumu olan davalı bankanın söz konusu işlemler şüpheli olmasına ve aynı tür kredi aynı şahıslar tarafından ve önceki kredi borcu ödenip bitirilmeden bir kaç ay ara ile tekrar kullandırılması, bu kredi kullandırımları sırasında vekalet veren davacının hiç bir şekilde bilgilendirilmemesi, davacı adına açılan kredili mevduat hesabında sadece vekaletnamede bulunan adres ile yetinilerek telefon gibi hızlı iletişim araçlarıyla ilgili bilgi istenilmemesi, yine farklı şahıslar adına aynı şekilde davalı banka şubesinden benzer vekaletnameler ile aynı kişilere benzer nitelikte pek çok kredi kullandırılmasına rağmen banka personeli tarafından bu işlemlerin şüpheli olduğu kabul edilerek, bankanın her türlü araştırma yapma yetkisi ve vekaleten kredi kullandırımlarında vekalet verenleri bu konuda bilgilendirme ve vekaleten birden fazla kredi kullanımında bu kimseleri arayarak kredi kullanımının bilgileri dahilinde olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen, banka personelince sadece ilgili noterlik aranarak vekaletname yönünden azil olup olmadığı sorularak, iptal edilmediklerine ilişkin yanıt üzerine başka herhangi araştırma yapılmaksızın kredi kullandırılması karşısında, davalı bankanın özen yükümlülüğüne uygun davrandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı bankanın kusurunun bulunduğu, davacı ise vermiş olduğu vekaletname içeriğini okumadan ve vekile verdiği yetkiler yönünden denetlemeden vekaletnameyi imzalamış olmakla, zararın meydana gelmesinde müterafık kusurlu kabul edildiği, Yargılama sırasında alınan 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, olayın yukarıda açıklanan oluş biçimi itibariyle somut olayda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının kabulü, dosya kapsamına ve toplanan delillere uygun düştüğü, bu kabul doğrultusunda davacı tarafından kredi borcuna mahsuben ödenen 266.509-TL tutarın %60'ı oranında 159.905,40-TL üzerinden davanın kısmen kabulü gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne, belirtilen hususlar yeniden yargılama gerektirmediğinden, hükmün kaldırılarak davanın kısmen kabulüne,fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. HD.'nin 2021 /3374 Esas, 2022/7370 Karar sayılı 25/10/2022 Tarihli ilamı ile "bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırması usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygun olduğu, nitekim, 3. kişilerce ... ve çalışanlarına verilen vekaletnamelere dayalı olarak davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin açılan menfi tespit davalarında da Yargıtay 11. HD. ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nce aynı sonuçlara ulaşıldığı, (Yargıtay 11. HD.'nin 17.03.2022 gün, 2020/7459 Esas-2022/2065 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2016 gün, 2016/3383 Esas-2016/13900 Karar sayılı ilamları). Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir." Denilerek kararın bozulmasına karar verilmiş,Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş,hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereğince "davacı tarafından davadışı şahsa verilen vekaletname ile davacı adına davalı banka tarafından kredi kullandırıldığı,vekaletname içeriğine göre davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği kabul edilerek davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/914 Esas - 2017/766 Karar sayılı ve 26/09/2017 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Yerinde olmayan davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 4.120,25‬-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 3.940,35‬‬-TL fazla harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 24-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 40.311,26-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 151,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/67530 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3406 E. 2024/973 K. · Onandı

Geçerli vekâletnameye uygun kredi kullandıran bankanın sorumsuzluğu

Gerekçe özeti

Vekâlet veren adına, içeriğinde açıkça kredi kullanma yetkisi bulunan geçerli bir vekâletnameye uygun olarak banka tarafından kredi kullandırılmışsa vekâlet veren bu kredilerden sorumlu olur; bankaların güven kurumu olması, vekâletnameye değer vermemesini veya vekâletnamede açıkça yetki verilen hususlarda ayrıca araştırma yapmasını zorunlu kılmaz ve bankaya kusur atfedilemez. Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğan yönler, sonraki temyiz incelemesinde yeniden ele alınamaz.

Emsal değeri

Geçerli vekâletnameye uygun kredi kullandıran bankaya kusur atfedilemeyeceği ve güven kurumu olmanın ek araştırma zorunluluğu doğurmayacağı yönündeki kural ile bozmaya uyulmakla doğan usuli kazanılmış hakkın temyiz incelemesini sınırlaması, Yargıtay'ın bağlayıcı içtihadı olarak emsal değer taşır.

Kavramlar: vekâletname temsil yetkisi bankanın özen yükümlülüğü güven kurumu menfi tespit istirdat usuli kazanılmış hak bozmaya uyma

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/3406 E.  ,  2024/973 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/280 Esas, 2023/677 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/914 E., 2017/766 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ticari plakalı taksi sahibi olan müvekkilinin taksiyi dava dışı ...’a kiraladığını, adı geçen kişinin müvekkilinden mevcut taksinin eskidiği ve yeni bir taksi alınması gerektiğinden bahisle vekaletname istediğini, müvekkilinin bunun üzerine ...'a, ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için Eyüp 5. Noterliğinin 04.01.2013 tarihli vekaletnamesini verdiğini, ilerleyen süreçte ...’ın bu vekâletnameye istinaden kendisi adına davalı bankadan 4 ayrı kredi kullandığını ve vermiş olduğu vekâletnamede adına kredi kullanma yetkisi bulunduğunu da öğrendiğini, ancak müvekkilinin kredi kullanma iradesinin bulunmadığını, vekâletnamenin verildiği esnada ... ve noter çalışanları tarafından başka bir vekaletname gösterilerek aldatıldığını, bu şekilde borçlandırılmasında davalı bankanın ağır kusurunun bulunduğunu zira banka tarafından kredilerin kullandırılması aşamasında müvekkilinden teyit alınmadığı gibi, ...

isimli şahsın aynı yöntemle davalı bankadan 3. kişiler adına 70-75 milyon TL tutarında kredi kullandığını, davalı bankanın özen yükümlülüğü gereğince ve şube çalışanlarının her türlü ihmal kusurundan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin söz konusu krediler nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, akabinde kredi borcunun ödendiğini bildirerek davayı istirdat davasına dönüştürmüştür.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin vekâletnameye istinaden işlem yaptığını, kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterden teyit ettiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2017 tarih, 2014/914 E. ve 2017/766 K. sayılı kararıyla; davalı bankanın davacının vermiş olduğu vekâletname ile tayin edilen vekil aracılığı ile davacıya kredi kullandırdığı, kredi kullanımının vekâletname ile verilen yetki çerçevesinde gerçekleştiği, davalı bankanın kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterliğe teyit ettirdiği, bu hale göre davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/143 E. ve 2021/170 K. sayılı kararıyla; somut olayda, herhangi bir banka adı, kullanılacak kredi türü ve sayısı belirsiz olarak, farklı bir amaçla düzenlenmiş vekaletname içinde yer alan, bankalardan vekalet veren adına kredi kullanmaya ve kredi bedellerini tahsile dair verilen yetki kapsamında davacı adına müteaddit defalar aynı şekilde plaka işletme kredisi kullanılmış olmasına rağmen, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve bir güven kurumu olan davalı bankanın söz konusu işlemlerin şüpheli olmasına ve aynı tür kredinin aynı şahıslar tarafından ve önceki kredi borcu ödenip bitirilmeden bir kaç ay ara ile tekrar kullandırılması, bu kredi kullandırımları sırasında vekâlet veren davacının hiç bir şekilde bilgilendirilmemesi, davacı adına açılan kredili mevduat hesabında sadece vekâletnamede bulunan adres ile yetinilerek telefon gibi hızlı iletişim araçlarıyla ilgili bilgi istenilmemesi, yine farklı şahıslar adına aynı şekilde davalı banka şubesinden benzer vekaletnameler ile aynı kişilere benzer nitelikte pek çok kredi kullandırılmasına rağmen banka personeli tarafından bu işlemlerin şüpheli olduğu kabul edilerek, bankanın her türlü araştırma yapma yetkisi ve vekâleten kredi kullandırımlarında vekalet verenleri bu konuda bilgilendirme ve vekâleten birden fazla kredi kullanımında bu kimseleri arayarak kredi kullanımının bilgileri dahilinde olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen, banka personelince sadece ilgili noterlik aranarak vekâletname yönünden azil olup olmadığı sorularak, iptal edilmediklerine ilişkin yanıt üzerine başka herhangi araştırma yapılmaksızın kredi kullandırılması karşısında, davalı bankanın özen yükümlülüğüne uygun davrandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı bankanın kusurunun bulunduğu, davacının ise vermiş olduğu vekaletname içeriğini okumadan ve vekile verdiği yetkiler yönünden denetlemeden vekaletnameyi imzalamış olmakla, zararın meydana gelmesinde müterafık kusurlu olduğu, yargılama sırasında alınan 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, olayın yukarıda açıklanan oluş biçimi itibariyle somut olayda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 159.905,40 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 25.10.2022 tarih, 2021/3374 E. ve 2022/7370 K. sayılı kararıyla '' …Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının vermiş olduğu vekaletname ile Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarla kredi kullanma hususunda dava dışı kişileri yetkilendirdiği, bu geçerli vekaletname uyarınca dava dışı kişilerin davacı adına kredi kullandıkları, bu kredilerin kısmen ödendiği, bakiye kısmının ödenmediği anlaşılmıştır. Bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların güven kurumu olması tek başına vekaletnameye değer vermemesi veya vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapması zorunluluğunu ortaya koymaz.

Tüm bu hususlar karşısında, bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırması usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygundur. Nitekim, 3. kişilerce ... ve çalışanlarına verilen vekaletnamelere dayalı olarak davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin açılan menfi tespit davalarında da Dairemizce ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nce aynı sonuçlara ulaşılmıştır (Dairemizin 17.03.2022 gün, 2020/7459 Esas-2022/2065 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2016 gün, 2016/3383 Esas-2016/13900 Karar sayılı ilamları). Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir...

'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı gereğince davacı tarafından dava dışı şahsa verilen vekaletname ile davacı adına davalı banka tarafından kredi kullandırıldığı,vekaletname içeriğine göre davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği kabul edilerek davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... adlı dava dışı kişi, her ne kadar müvekkil adına vekâletname ile işlem yapmış olsa da; davalı bankanın ilgili şubesi ve Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili adına fahiş miktarda ve müteaddit defalar tahsis edildiği iddia edilen kredilere ilişkin hiçbir zaman yazılı veya sözlü olarak bilgilendirme yapılmadığını, kredilerin çekilmesinde davacının oluru, onayı ve iradesinin bulunmaması nedeniyle müvekkilinin haksız ve yasaya aykırı olarak borçlanmasında davalı bankanın ağır kusuru ve sorumluluğu olduğunu, müvekkilinin davalı banka ile bir kredi ilişkisine girme iradesi bulunmadığını, hayatın olağan akışında ve bankacılık işlem tecrübesinde hiç kimsenin herhangi birine her türlü kredi nedeniyle sonsuz yetki vermesinin düşünülemeyeceğini, müvekkilinin kandırılarak, hile yoluyla imzalayıp dava dışı kişilere verdiği olay konusu vekaletnamede;

kullanılacak kredinin türü yazılmamakta ve genel bir ifade türü olarak her türlü kredi ifadesinin kullanıldığını, gerekli özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getiren bankaların vekaleten kredi kullanmak istediğinde vekaletnamede kullanılacak kredinin türünün de belirli olmasının istendiğini, bu hususta davalı tarafın gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermediğinin açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin dolandırıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.