6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefilin TBK 590/2 uyarınca ayni teminat karşılığı takibin durdurulması talebi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/554 E. 2025/677 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)

Davacının nitelemesi: Menfi Tespit Davasında Ayni Teminat Karşılığında Takibin Durdurulması mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kefil, kendisine karşı yürütülen icra takibinin durdurulmasını menfi tespit davası içinde ihtiyati tedbir yoluyla talep ettiğinde, İİK'nın 72/3 maddesindeki menfi tespit davasında tedbir yasağı, TBK'nın 590/2 maddesindeki kefil lehine özel hükmün uygulanmasına engel olmaz; kefilin gösterdiği ayni teminatın değeri kefaletten kaynaklanan borcu karşılıyor ve üzerinde başkaca takyidat bulunmuyorsa, ayrıca teminatın tapuya şerhi konusunda karar verilmesine gerek olmaksızın (özellikle taşınmaz üzerinde zaten haciz şerhi bulunuyorsa) takibin durdurulması koşulları oluşmuş sayılır. Asıl borçlu ile alacaklı arasındaki borç yapılandırma sözleşmesinde kefilin taraf olmaması veya sözleşmenin kefilin kanuni haklarını bertaraf edecek nitelikte olmaması hâlinde, bu sözleşme kefilin TBK 590/2'den kaynaklanan hakkını kullanmasına engel oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

İİK 72/3 ile TBK 590/2 hükümlerinin menfi tespit davasında ihtiyati tedbir bakımından ilişkisi → ret

İddia: Davalı vekili, TBK'nın 590. maddesine göre özel hüküm niteliğindeki İİK'nın 72. maddesine göre takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ise de, TBK'nın 590/2 maddesi hükmü kefiller lehine getirilmiş özel bir hüküm niteliğinde olduğundan, İİK'nın söz konusu hükmü bu kanun hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Borç yapılandırma sözleşmesinin kefilin kanuni hakkını kullanmasına engel olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, davacı tarafça delil olarak dayanılan 07.12.2016 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinin 3.6.c maddesi gereği, aynı zamanda borçlu şirketin yetkilisi olan davacı kefilin kendisi hakkındaki takibin durdurulmasını talep edemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Asıl borçlu şirketler ile alacaklı arasında imzalanan 07.12.2016 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinin 3.6.c maddesinde, alacaklının kefillerden tahsilat yapmak için hukuki girişimleri yapacağı, kefillerden tahsil edilen tutarların borçlunun borcundan mahsup edileceği düzenlenmiş olup, sözleşmedeki imzası bulunan borçlu şirket yetkilileri arasında davacı yer almamaktadır; aksi halde de bu durum davacı kefilin kanundan kaynaklanan hakkını kullanmasına engel değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat olarak gösterilen taşınmazın ayni teminat koşulunu sağlayıp sağlamadığı → ret

İddia: Davalı vekili, teminat olarak gösterilen taşınmaza ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığını, taşınmazın haczedilmiş olduğunu ve satışı için icra dairesince talimat yazıldığını, aynı dosyaya teminat olarak gösterilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İlk derece mahkemesince herhangi bir araştırma yapılmamış olsa da, Dairece UYAP sisteminden alınan kayıtlara göre davacı tarafça teminat olarak gösterilen taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, üzerinde alacaklı şirket lehine tesis edilmiş 1. derece ipotek ve dava konusu icra dairesince tesis edilmiş haciz şerhi bulunduğu, başkaca takyidat bulunmadığı, kıymet takdir raporuna göre taşınmaz değerinin davacının kefaletten kaynaklanan borcunu karşılar nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın teminat olarak kabul edildiğinin tapuya şerh edilmesi hususunda mahkemece bir karar verilmemiş ise de, dayanak takipte taşınmaz üzerine haciz şerhi işlenmiş olmakla bu hususta ayrıca bir karar verilmesine gerek bulunmadığı, bu haliyle taşınmazın ayni teminat koşulunu sağladığı ve TBK'nın 590/2 maddesi kapsamında takibin durdurulması koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ara karar gerekçesindeki icra dosyası numarası hatasının niteliği → ret

İddia: Davalı vekili, mahkeme ara karar gerekçesinde geçen icra dosyasının uyuşmazlık konusu icra takibiyle ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mahkemenin ara karar gerekçesinde dava konusu icra takibi yerine hatalı olarak başka bir icra dosyasından bahsedilmişse de, bu husus mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, kefilin menfi tespit davası içinde İİK 72/3'teki tedbir yasağına rağmen TBK 590/2'ye dayanarak ayni teminat karşılığında takibin durdurulmasını isteyebileceğini ve bu hükmün İİK'nın genel yasağına özel hüküm olarak üstün geldiğini bölgesel düzeyde açıkça ortaya koymaktadır; ayrıca teminat olarak gösterilen taşınmazın yeterliliğinin nasıl değerlendirileceği ve tapu şerhi gerekmediği hususunda da yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir ayni teminat kefalet menfi tespit davası takibin durdurulması TBK 590/2 İİK 72/3 maddi hata

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 590/2 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/554

KARAR NO 2025/677

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/03/2025 (Ara Karar)

NUMARASI 2024/710 Esas

TALEP İhtiyati Tedbire İtiraz

İhtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TALEP

Davacı vekili 06/12/2024 tarihli dilekçesiyle; müvekkili aleyhine kefalete dayalı olarak başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibinin TBK 590/2 hükmü gereği durdurulması, bu talep kabul görmezse İİK 72/3 hükmü gereği ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin mahkemece kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı yaptıkları başvuru sonucunda istinaf mahkemesince TBK'nın 590/2 maddesi uyarınca süre verilmesine gerek olmadığı, talepte bulunacak tarafın da ayni teminat göstermediği gerekçesiyle talebin yerinde görülmediğini, TBK'nın 590/2 maddesi gereğince kefilin ayni teminat karşılığında takibin durdurulmasını isteyebileceğini, müvekkili üzerine kayıtlı İzmir İli Aliağa İlçesi ...

Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazı ayni teminat olarak gösterdiklerini belirterek, TBK'nın 590/2 maddesi gereği göstermiş oldukları taşınmazın ayni teminat olarak kabul edilerek müvekkili aleyhine yürütülen icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI

Mahkemece 04.02.2025 tarihli ara karar ile; davacı aleyhine başlatılmış olan takibin kefalete dayalı olduğu, buna bağlı olarak TBK'nın 590. maddesi gereğince takibin durdurulması koşullarının oluştuğu, davacı tarafça belirtilen taşınmazın ayni teminat olarak kabul edilebileceği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile söz konusu taşınmazın ayni teminat olarak kabul edilerek takibin durdurulmasına karar verilmiştir.

İTİRAZ

İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili; TBK'nın 590. maddesine göre özel hüküm niteliğindeki İİK'nın 72. maddesine göre takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, davacı tarafça delil olarak dayanılan 07.12.2016 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinin 3.6.c maddesi gereği aynı zamanda borçlu şirketin yetkilisi olan davacı kefil tarafından kendisi hakkındaki takibin durdurulmasının talep edilemeyeceğini belirterek, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.

EK KARAR

Mahkemece 20.03.2025 tarihli ek karar ile; TBK'nın 590. maddesi hükmü gereği kefilin ayni teminat karşılığında takibin durdurulmasını talep edebileceği, bu hükmün İİK'nın 72. maddesine göre yeni ve kefil lehine nisbi emredici nitelik taşıdığı, taraflar arasındaki borç yapılandırma sözleşmesinin, TBK'nın 590. maddesi hükmünün kefile tanıdığı hakları bertaraf edemeyeceği, davacı bu haklardan feragat etmediği gibi böyle bir feragatin geçerli olmayacağı, borcun varlığının çekişmeli olduğu, ihtiyati tedbirin teminat karşılığında tesis edilmiş olması nedeniyle davacının tedbir sebebiyle doğabilecek zararlarının teminat altına alındığı gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili; mahkemece müvekkilinin delil ve itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının teminat olarak gösterdiği taşınmaza ilişkin hiç bir araştırma yapılmadığını, taşınmazın müvekkiline nasıl bir güvence sağlayacağının anlaşılamadığını, davacının teminat olarak gösterdiği taşınmaz dayanak icra takibinde haczedilmiş olup, taşınmazın satışı için icra dairesince talimat yazıldığını, davacının ancak İİK'nın 72/3 maddesine göre icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceğini, icra takibinde haczedilmiş olan taşınmazın aynı dosyaya teminat olarak gösterilemeyeceğini, davacı tarafça delil olarak dayanılan 07.12.2016 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinin 3.6.c maddesi gereği aynı zamanda borçlu şirketin yetkilisi olan davacı kefil tarafından kendisi hakkındaki takibin durdurulmasının talep edilemeyeceğini, ayrıca mahkeme ara karar gerekçesinde geçen icra dosyasının uyuşmazlık konusu icra takibiyle ilgisinin bulunmadığını belirterek, mahkeme ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin reddini istemiştir.

GEREKÇE

Talep, menfi tespit istemli davada, davacı kefil aleyhine başlatılmış olan icra takibinin TBK'nın 590/2 maddesi uyarınca ayni teminat karşılığında durdurulması istemine ilişkindir. Somut olayda; alacaklı davalı tarafından ihtiyati tedbir isteyen davacı aleyhine 23.07.2014 tarihli ve 500.000-TL limitli kefalet sözleşmesine dayalı olarak İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 500.000-TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibin kesinleşmiş olduğu, ilk derece mahkemesince herhangi bir araştırma yapılmamış olsa da Dairemizce UYAP sisteminden alınan kayıtlara göre davacı tarafça tedbire teminat olarak gösterilen İzmir İli Aliağa İlçesi ... Mahallesi ...

ada ... parselde kayıtlı taşınmazın davacı adına kayıtlı olup taşınmaz üzerinde alacaklı şirket lehine 19.01.2011 tarihinde tesis edilmiş 1. derece 300.000-TL bedelli ipotek bulunduğu, ayrıca işbu dava konusu icra dairesince tesis edilmiş olan haciz şerhi bulunmakta olup başkaca bir takyidat bulunmadığı, taşınmazın alınan kıymet takdir raporuna göre değerinin 14.347.100-TL olarak tespit edildiği, asıl borçlu şirket hakkında alınmış bir kesin aciz belgesi bulunmadığı gibi davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmadığı anlaşılmaktadır. TBK'nın 590/2 maddesi, "Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.

İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez ise de, TBK'nın 590/2 maddesi hükmü, kefiller lehine getirilmiş özel bir hüküm niteliğinde olduğundan, İİK'nın söz konusu hükmü işbu kanun hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. Asıl borçlu şirketler ile alacaklı arasında imzalanan 07.12.2016 tarihli borç yapılandırma sözleşmesinin 3.6.c maddesinde, alacaklının kefillerden tahsilat yapmak için hukuki girişimleri yapacağı, kefillerden tahsil edilen tutarların borçlunun borcundan mahsup edileceği düzenlenmiş olup, sözleşmedeki imzası bulunan borçlu şirket yetkilileri arasında davacı yer almadığı gibi, aksi halde de bu durum davacı kefilin kanundan kaynaklanan hakkını kullanmasına engel değildir.

Yukarıdaki tespitler doğrultusunda davacı tarafça gösterilen taşınmazın değerinin davacının kefaletten kaynaklanan borcunu karşılar nitelikte olduğu, üzerinde başkaca takyidat bulunmadığı, taşınmazın teminat olarak kabul edildiğinin tapuya şerh edilmesi hususunda mahkemece bir karar verilmemiş ise de, dayanak takipte taşınmaz üzerine haciz şerhi işlenmiş olmakla bu hususta bir karar verilmesine gerek bulunmadığı, bu haliyle taşınmazın ayni teminat koşulunu sağladığı, TBK'nın 590/2 maddesi kapsamında takibin durdurulması koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla, mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmesinde ve bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan mahkemenin 20.03.2025 tarihli ara karar gerekçesinde dava konusu icra takibi yerine hatalı olarak İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından bahsedilmişse de, bu husus mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğindedir. Bu nedenle mahkemece davalı alacaklı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, tedbire itiraz eden davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/6720 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.