İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5029 E. 2021/3703 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiyat farkı faturası↗ delil sözleşmesi↗ hesap mutabakatı↗ distribütörlük sözleşmesi↗ iade faturası↗ yazılı delille ispat↗ temsil yetkisi↗ karine↗ mutabakat↗ ticari defter ve kayıtlar↗ kamu düzenine aykırılık↗ ilamsız icra takibi↗ ticari defter kayıtları↗ denetime elverişlilik↗ iş bölümü↗ kötü niyet tazminatı↗ kamu düzeni↗ anonim şirket↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ fatura↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi’nce, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 01.03.2014 tarihli sözleşmeye göre, davacı şirketin tahakkuk eden alacaklarını ay ve dönem sonu itibariyle davalı şirkete sunması ve şirket yetkililerinin onayından sonra kabul edileceği, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 05.08.2015 tarihli mutabakata göre, davalı tarafın davacıdan 313.449,16 TL alacağı bulunduğu, söz konusu mutabakattan sonra davacı şirket tarafından geçmişe yönelik düzenlenen 21.08.2015 tarihli faturalar ile takip konusu alacağın talep edilemeyeceği, söz konusu faturaların şirketi ilzam ve temsile yetkisi olmayan Kemal Şahin'in bilgisi dahilinde düzenlenmesinin anonim şirket statüsünde bulunan davalı şirketi bağlamayacağı, ayrıca Kemal Şahin tarafından imzalanan ve Bakırköy C. Başsavcılığı’nın 2017/68849 soruşturma sayılı evrakına konu edilen 21.08.2015 tarihli bütçe mutabakatının da davalı şirket temsilcilerinin imzasını taşımaması nedeniyle kendileri yönünden bağlayıcı olmadığı, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen 05.08.2015 tarihli mutabakat metninden sonra geçmişe yönelik talep edilen fiyat farkının istenemeyeceği, mutabakattan önce talep edilen alacağın oluştuğunun davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce kabul edilmediği, şirket çalışanı olan Kemal Şahin'in beyan ve kabulüne yönelik düzenlenen faturaların da davalı şirket yönünden borç doğurmayacağı gerekçesi ile davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin de koşulları oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının 05.08.2015 tarihli mutabakattan sonra 21.08.2015 tarihli fiyat farkı faturalarının hangi döneme ilişkin ve nasıl oluştuğunu kanıtlayamadığı, fiyat farkı faturalarının sözleşmeden kaynaklanan dayanağı ile fiyat farkı faturalarından doğan alacağını da ispatlayamadığı, dayandığı iki adet iade faturalarında geçen malların da iade edildiğini kanıtlayamadığı, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığının ispat edilemediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı temyizi bakımından yapılan incelemede; Dava, 01.03.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesine dayalı ticari ilişki gereği tanzim edildiği iddia edilen faturalara ve cari hesaba dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında 01.03.2014 tarihli sözleşmenin akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takibe dayanak olarak gösterilen faturalardan dolayı davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesi’nce yargılama aşamasında 02.10.2017 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan bu raporun beşinci sayfasında “davalı şirket muhasebe kayıtlarında yapılan incelemede” başlıklı bölümde; davacı tarafından dava konusu faturalardan 11 adeti 21.08.2015 tarihli ve 1 adeti 31.08.2015 tarihli 459,83 TL’lik olmak üzere toplam 1.305,185,55 TL’lik faturaların davalı cari hesabına işlendiğinin görülmüş olmasına karşın davalı tarafından aynı faturaların kendi muhasebe kaydındaki davacıya ait 120-Alıcılar hesabına işlenmediği bildirilmiş, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının 21.08.2015 tarihli 1.300.743,52 TL toplam tutarlı “fiyat farkı” açıklamalı 10 adet fatura bedelini davalıdan talebinin haklı olduğu görüşü bildirilmiştir. Davalı vekili mahkemece alınan işbu rapora gerekçelerini bildirerek itiraz etmişse de, İlk Derece Mahkemesi’nce ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınmaksızın hüküm tesis edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce öncelikle takip ve dava konusu edilen faturaların taraf ticari defterlerine kayıt edilip edilmediğini tespit eden (zira dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerine kayıt edilmiş olması halinde faturaların kabul edildiğinin karine olarak kabul edileceği, ancak sadece davacı tarafın ticari defterlerine kayıtlı olmasının ise yazılı delillerle ispat edilmemiş olması halinde davalı aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin istikrar
kazanmış kararları ile kabul edilmektedir), taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inceleyen ve bu bağlamda her bir işlem için dava konusu faturaların irdelenmesi bakımından ihtilaf konusu olmayan faturaların nasıl ve ne şekilde düzenlendiğini, bütçe mutabakatlarının nasıl oluşturulduğunu açıkça ortaya koyan, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını değerlendiren, hesap mutabakatlarını inceleyen, dava dosyasına sunulan tüm delilleri değerlendiren, bu çerçevede davacının takip ve dava konusu ettiği faturalardan dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını Yargıtay denetimine elverişli bir şekilde saptayan konusunda uzman yeni bir heyetten rapor alınıp dava dosyasındaki tüm deliller (sözleşme, daha önceki işlemler, hesap mutabakatları, ihtarnameler vs.) hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesi doğru görülmediğinden temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2789 E. 2024/5309 K.
Ortak:fiyat farkı faturası · delil sözleşmesi · hesap mutabakatı · distribütörlük sözleşmesi · iade faturası · yazılı delille ispat · temsil yetkisi · karine
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının 05.08.2015 tarihli «mutabakattan» sonra 21.08.2015 tarihli «fiyat farkı faturalarının» hangi döneme ilişkin ve nasıl oluştuğunu kanıtlayamadığı, fiyat farkı faturalarının sözleşmeden kaynaklanan dayanağı ile fiyat farkı faturalarından doğan alacağını da ispatlayamadığı, dayandığı iki adet «iade faturalarında» geçen malların da iade edildiğini kanıtlayamadığı, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığının ispat edilemediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce öncelikle takip ve dava konusu edilen faturaların taraf «ticari defterlerine kayıt» edilip edilmediğini tespit eden (zira dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerine kayıt edilmiş olması halinde faturaların kabul edildiğinin «karine» olarak kabul edileceği, ancak sadece davacı tarafın «ticari defterlerine kayıtlı» olmasının ise «yazılı delillerle ispat» edilmemiş olması halinde davalı aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı Yargıtay (kapatılan) 19.
… eleyen ve bu bağlamda her bir işlem için dava konusu faturaların irdelenmesi bakımından ihtilaf konusu olmayan faturaların nasıl ve ne şekilde düzenlendiğini, bütçe «mutabakatlarının» nasıl oluşturulduğunu açıkça ortaya koyan, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını değerlendiren, «hesap mutabakatlarını» inceleyen, dava dosyasına sunulan tüm delilleri değerlendiren, bu çerçevede davacının takip ve dava konusu ettiği faturalardan dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını Yargıtay «denetimine elverişli» bir şekilde saptayan konusunda uzman yeni bir heyetten rapor alınıp dava dosyasındaki tüm «deliller (sözleşme», daha önceki işlemler, hesap mutabakatları, «ihtarnameler» vs.) hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesi doğru görülmediğinden temyize konu Bölge Adliye Ma …
Benzer bu kararda2019/1091 K. sayılı kararıyla davacının 05.08.2015 tarihli «mutabakattan» sonra 21.08.2015 tarihli «fiyat farkı faturalarının» hangi döneme ilişkin ve nasıl oluştuğunu kanıtlayamadığı, fiyat farkı faturalarının sözleşmeden kaynaklanan dayanağı ile fiyat farkı faturalarından doğan alacağını da ispatlayamadığı, dayandığı iki adet «iade faturalarında» geçen malların da iade edildiğini kanıtlayamadığı, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığının ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… lama aşamasında 02.10.2017 tarihli bilirkişi raporu alındığı, alınan bu raporun beşinci sayfasında “davalı şirket muhasebe kayıtlarında yapılan incelemede” başlıklı «bölümde»; davacı tarafından dava konusu faturalardan 11 adeti 21.08.2015 tarihli ve 1 adeti 31.08.2015 tarihli 459,83 TL’lik olmak üzere toplam 1.305,185,55 TL’lik faturaların davalı cari hesabına işlendiğinin görülmüş olmasına karşın davalı tarafından aynı faturaların kendi muhasebe kaydındaki davacıya ait 120-Alıcılar hesabına işlenmediği bildirilmiş, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının 21.08.2015 tarihli 1.300.743,52 TL toplam tutarlı “fiyat farkı” açıklamalı 10 adet «fatura» bedelini davalıdan talebinin haklı olduğu görüşü bildirildiği, davalı vekili mahkemece alınan işbu rapora gerekçelerini bildirerek itiraz etmişse de, İlk Derece Mahkemesince ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınmaksızın hüküm tesis edildiği, İlk Derece Mahkemesince öncelikle takip ve dava konusu edilen faturaların taraf «ticari defterlerine kayıt» edilip edilmediğini tespit eden (zira dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerine kayıt edilmiş olması halinde faturaların kabul edildiğinin «karine» olarak kabul edileceği, ancak sadece davacı tarafın «ticari defterlerine kayıtlı» olmasının ise «yazılı delillerle ispat» edilmemiş olması halinde davalı aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı Yargıtay (kapatılan) 19.
… eleyen ve bu bağlamda her bir işlem için dava konusu faturaların irdelenmesi bakımından ihtilaf konusu olmayan faturaların nasıl ve ne şekilde düzenlendiğini, bütçe «mutabakatlarının» nasıl oluşturulduğunu açıkça ortaya koyan, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını değerlendiren, «hesap mutabakatlarını» inceleyen, dava dosyasına sunulan tüm delilleri değerlendiren, bu çerçevede davacının takip ve dava konusu ettiği faturalardan dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını Yargıtay «denetimine elverişli» bir şekilde saptayan konusunda uzman yeni bir heyetten rapor alınıp dava dosyasındaki tüm «deliller (sözleşme», daha önceki işlemler, hesap mutabakatları, «ihtarnameler» vs.) hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkem …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat formu · ba/bs formları · teamül · ba formu · kazanılmış hak · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın temelinin, ...'in borçlandırıcı işlem yapmaya «yetkisinin» olmamasından ve kesilen faturaların yapılan «mutabakat» işlemlerine rağmen geriye dönük tesis edilmesinden kaynaklandığı, ... tarafından yapılan işlemlere onay verilmediğini, sözleşmede bağlayıcı imzaların nasıl atılacağı ve kimler tarafından imza edileceğinin açıkça belirtildiğini, bilirkişi ek raporunda, 11.01.2017 tarihinde dosyaya sunulan «mutabakat formlarının» dikkate alınmadığını, sadece davacının dosyaya sunmuş olduğu mutabakat formlarına dayanarak genel «teamülün», davacının sunduğu mutabakat «formlarındaki» gibi imzalandığı sonucuna varıldığını, bütçe mutabakatının imzalanmasına ilişkin olarak mutabakatın 2014 yılında şirket yetkilileri tarafından yapıldığını, mevcut iddia edilen borcun, 2014 yılını da kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda, 2014 yılına dair mutabakatta bir değişiklik yapılmasının veya bir borç iddiasının ancak 2014 yılında bütçe mutabakatı yapan yetkililerin imzası ile gerçekleştirilebileceğini, davacı şirket yaptığı mutabakatı ve mutabakatları yetkili olarak kimlerin imzaladığını açıkça bildiği, bu kapsamda davacının ...'i yetkili olarak bildiği ve hep onunla kabul işlemi yapıyor gibi beyanlarının kötü niyetli ve hukuki geçerlilikten uzak olduğunu, «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin gıda ve temizlik ürünleri sektöründe satış, «dağıtım» ve pazarlama faaliyetiyle iştigal ettiğini, bu alanda birçok üretici veya tedarikçi firmanın bölgesel bayiliğini (distribütörlüğünü) yaptığını, davalı şirketin ise gıda piyasasında SARAY markası ile maruf ürünlerin ülke çapında tek satış ve dağıtımıyla ilgili hakların sahibi olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 01.03.2014 tarihli «distribütörlük sözleşmesine» göre davacı lehine tahakkuk eden fiyat farkından kaynaklı 1.320.580,18 TL alacaklarının olduğunu, alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalı şirketin haklı bir neden olmaksızın takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaliyle % 20 oranında «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… inin ilk kurulduğu tarihten itibaren mevcut uygulama kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı şirket çalışanı olan ... ve ... tarafından imzalanıp «teslim» alındığı, bilirkişi raporunda yapılan inceleme ve değerlendirme kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturalardaki ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği, teslim edilen ürünler kapsamında davacı tarafın icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının 1.305.185,65 TL olduğu, bu miktar üzerinden icra takibine yönelik itirazın iptaline; likit olan alacak nedeniyle davacı lehine %20 «icra inkar tazminatına» hükmedilmiştir.
Davacı vekili katılma yolu ile sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; «işlemiş faiz» talebinin gerekçesiz reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2989 E. 2012/4476 K.
Ortak:mutabakat
İncelediğiniz kararda… sonu itibariyle davalı şirkete sunması ve şirket yetkililerinin onayından sonra kabul edileceği, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 05.08.2015 tarihli «mutabakata» göre, davalı tarafın davacıdan 313.449,16 TL alacağı bulunduğu, söz konusu mutabakattan sonra davacı şirket tarafından geçmişe yönelik düzenlenen 21.08.2015 tarihli faturalar ile takip konusu alacağın talep edilemeyeceği, söz konusu faturaların şirketi ilzam ve «temsile yetkisi» olmayan Kemal Şahin'in bilgisi dahilinde düzenlenmesinin «anonim şirket» statüsünde bulunan davalı şirketi bağlamayacağı, ayrıca Kemal Şahin tarafından imzalanan ve Bakırköy C.
Başsavcılığı’nın 2017/68849 soruşturma sayılı evrakına konu edilen 21.08.2015 tarihli bütçe «mutabakatının» da davalı şirket «temsilcilerinin» imzasını taşımaması nedeniyle kendileri yönünden bağlayıcı olmadığı, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen 05.08.2015 tarihli mutabakat metninden sonra geçmişe yönelik talep edilen fiyat farkının istenemeyeceği, mutabakattan önce talep edilen alacağın oluştuğunun davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce kabul edilmediği, şirket çalışanı olan Kemal Şahin'in beyan ve kabulüne yönelik düzenlenen faturaların da davalı şirket yönünden borç doğurmayacağı gerekçesi ile davanın reddine, davalı tarafın «kötü niyet tazminat» talebinin de koşulları oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının 05.08.2015 tarihli «mutabakattan» sonra 21.08.2015 tarihli «fiyat farkı faturalarının» hangi döneme ilişkin ve nasıl oluştuğunu kanıtlayamadığı, fiyat farkı faturalarının sözleşmeden kaynaklanan dayanağı ile fiyat farkı faturalarından doğan alacağını da ispatlayamadığı, dayandığı iki adet «iade faturalarında» geçen malların da iade edildiğini kanıtlayamadığı, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığının ispat edilemediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · yargılama gideri · taahhütname · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5029 E. , 2021/3703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.03.2018 tarih ve 2016/650 E- 2018/212 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.09.2019 tarih ve 2018/803 E- 2019/1091 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin gıda ve temizlik ürünleri sektöründe satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetiyle iştigal ettiğini, bu alanda birçok üretici veya tedarikçi firmanın bölgesel bayiliğini (distribütörlüğünü) yaptığını, davalı şirketin ise gıda piyasasında SARAY markası ile maruf ürünlerin ülke çapında tek satış ve dağıtımıyla ilgili hakların sahibi olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 01.03.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesine göre davacı lehine tahakkuk eden fiyat farkından kaynaklı 1.320.580,18 TL alacaklarının olduğunu, alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalı şirketin haklı bir neden olmaksızın takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaliyle % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının gerçek olmadığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre fiyat farkının hangi koşullarda gerçekleşeceğinin açıkça düzenlendiğini, davacı tarafın 1 ay içinde düzenlemiş olduğu 12 adet fatura karşılığında mevcut olmayan alacağını talep ettiğini, faturaların davalı şirket yetkilisi ve temsilcisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, ayrıca alacağa dayanak teşkil eden faturalara noter aracılığı ile itiraz edildiğini, taraflar arasında düzenlenen 05.08.2015 tarihli mutakabata göre davalı şirketin 313.449,16 TL alacağı bulunduğunu, bu tarihten kısa bir süre sonra ve bir aylık dönemde aynı gün (21.08.2015 tarihli) düzenlenen 12 adet fatura ile alacak talep edildiğini, Prof.
Dr. ...tarafından düzenlenen uzman görüşüne göre de talebin haksız olduğu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 01.03.2014 tarihli sözleşmeye göre, davacı şirketin tahakkuk eden alacaklarını ay ve dönem sonu itibariyle davalı şirkete sunması ve şirket yetkililerinin onayından sonra kabul edileceği, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 05.08.2015 tarihli mutabakata göre, davalı tarafın davacıdan 313.449,16 TL alacağı bulunduğu, söz konusu mutabakattan sonra davacı şirket tarafından geçmişe yönelik düzenlenen 21.08.2015 tarihli faturalar ile takip konusu alacağın talep edilemeyeceği, söz konusu faturaların şirketi ilzam ve temsile yetkisi olmayan Kemal Şahin'in bilgisi dahilinde düzenlenmesinin anonim şirket statüsünde bulunan davalı şirketi bağlamayacağı, ayrıca Kemal Şahin tarafından imzalanan ve Bakırköy C.
Başsavcılığı’nın 2017/68849 soruşturma sayılı evrakına konu edilen 21.08.2015 tarihli bütçe mutabakatının da davalı şirket temsilcilerinin imzasını taşımaması nedeniyle kendileri yönünden bağlayıcı olmadığı, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen 05.08.2015 tarihli mutabakat metninden sonra geçmişe yönelik talep edilen fiyat farkının istenemeyeceği, mutabakattan önce talep edilen alacağın oluştuğunun davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce kabul edilmediği, şirket çalışanı olan Kemal Şahin'in beyan ve kabulüne yönelik düzenlenen faturaların da davalı şirket yönünden borç doğurmayacağı gerekçesi ile davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin de koşulları oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının 05.08.2015 tarihli mutabakattan sonra 21.08.2015 tarihli fiyat farkı faturalarının hangi döneme ilişkin ve nasıl oluştuğunu kanıtlayamadığı, fiyat farkı faturalarının sözleşmeden kaynaklanan dayanağı ile fiyat farkı faturalarından doğan alacağını da ispatlayamadığı, dayandığı iki adet iade faturalarında geçen malların da iade edildiğini kanıtlayamadığı, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığının ispat edilemediği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı temyizi bakımından yapılan incelemede; Dava, 01.03.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesine dayalı ticari ilişki gereği tanzim edildiği iddia edilen faturalara ve cari hesaba dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında 01.03.2014 tarihli sözleşmenin akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takibe dayanak olarak gösterilen faturalardan dolayı davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesi’nce yargılama aşamasında 02.10.2017 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan bu raporun beşinci sayfasında “davalı şirket muhasebe kayıtlarında yapılan incelemede” başlıklı bölümde; davacı tarafından dava konusu faturalardan 11 adeti 21.08.2015 tarihli ve 1 adeti 31.08.2015 tarihli 459,83 TL’lik olmak üzere toplam 1.305,185,55 TL’lik faturaların davalı cari hesabına işlendiğinin görülmüş olmasına karşın davalı tarafından aynı faturaların kendi muhasebe kaydındaki davacıya ait 120-Alıcılar hesabına işlenmediği bildirilmiş, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının 21.08.2015 tarihli 1.300.743,52 TL toplam tutarlı “fiyat farkı” açıklamalı 10 adet fatura bedelini davalıdan talebinin haklı olduğu görüşü bildirilmiştir.
Davalı vekili mahkemece alınan işbu rapora gerekçelerini bildirerek itiraz etmişse de, İlk Derece Mahkemesi’nce ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınmaksızın hüküm tesis edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce öncelikle takip ve dava konusu edilen faturaların taraf ticari defterlerine kayıt edilip edilmediğini tespit eden (zira dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerine kayıt edilmiş olması halinde faturaların kabul edildiğinin karine olarak kabul edileceği, ancak sadece davacı tarafın ticari defterlerine kayıtlı olmasının ise yazılı delillerle ispat edilmemiş olması halinde davalı aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin istikrar
kazanmış kararları ile kabul edilmektedir), taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inceleyen ve bu bağlamda her bir işlem için dava konusu faturaların irdelenmesi bakımından ihtilaf konusu olmayan faturaların nasıl ve ne şekilde düzenlendiğini, bütçe mutabakatlarının nasıl oluşturulduğunu açıkça ortaya koyan, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını değerlendiren, hesap mutabakatlarını inceleyen, dava dosyasına sunulan tüm delilleri değerlendiren, bu çerçevede davacının takip ve dava konusu ettiği faturalardan dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını Yargıtay denetimine elverişli bir şekilde saptayan konusunda uzman yeni bir heyetten rapor alınıp dava dosyasındaki tüm deliller (sözleşme, daha önceki işlemler, hesap mutabakatları, ihtarnameler vs.) hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesi doğru görülmediğinden temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 15.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670728300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz