İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3154 E. 2021/4125 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşınmaz satış vaadi sözleşmesi↗ gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi↗ geçerlilik şartı↗ satış vaadi sözleşmesi↗ resmi şekil↗ şekil şartı↗ kamu düzenine aykırılık↗ pasif husumet yokluğu↗ pasif husumet↗ kamu düzeni↗ husumet yokluğu↗ cy/cy kaydı↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı... arasında adi şekilde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olan taşınmaz satış vaadi sözleşmesini şekil şartlarına uygun olmadan yapan tarafların ancak bu sözleşme ile birbirlerine yerine getirmiş oldukları edimleri geri isteyebileceği, davacı tarafın adi şekilde yapılan sözleşmenin tarafı olan...'a dava açmadığı, Halil Kurt'un şirketin yetkilisi olarak şirket adına hareket ettiğini beyan etmiş ise de sözleşmede...'un şirket adına hareket ettiğini gösterir hiçbir ibarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmede...'un şirket adına hareket ettiğini gösterir hiçbir ibarenin bulunmadığı ve tapu kaydının da... adına olduğu, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, adi şekilde düzenlenen taşınmaz satış vaadinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili ilk derece mahkemesi kararına karşı 13.06.2018 tarihli dilekçesi ile istinaf isteminde bulunmuş ancak Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf dilekçesi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf dilekçesi hakkında değerlendirme yapılması gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3154 E. , 2021/4125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.03.2018 tarih ve 2016/1134 E- 2018/295 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.09.2019 tarih ve 2018/946 E- 2019/1209 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı şirket yetkilisi... tarafından imzalanan protokolde davacıya ait dükkanın 380 bin TL’ye satıldığının 260 bin lira nakit alındığının ve 120 bin TL karşılığı mal-gıda gönderilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalı yanın bu protokole uymayarak 120 bin TL karşılığı mal göndermediği gibi borcu da ödemediğini, başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibe devam edilmesine, yapılan haksız itirazdan ötürü alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının taşınmazını davalıya değil tapu kaydından da görüleceği üzere...'a sattığını, davalı şirket adına imza atılmadığını, borcu olmadığını savunarak davanın reddine, davacı kötüniyetli olduğundan ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı... arasında adi şekilde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olan taşınmaz satış vaadi sözleşmesini şekil şartlarına uygun olmadan yapan tarafların ancak bu sözleşme ile birbirlerine yerine getirmiş oldukları edimleri geri isteyebileceği, davacı tarafın adi şekilde yapılan sözleşmenin tarafı olan...'a dava açmadığı, Halil Kurt'un şirketin yetkilisi olarak şirket adına hareket ettiğini beyan etmiş ise de sözleşmede...'un şirket adına hareket ettiğini gösterir hiçbir ibarenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmede...'un şirket adına hareket ettiğini gösterir hiçbir ibarenin bulunmadığı ve tapu kaydının da... adına olduğu, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, adi şekilde düzenlenen taşınmaz satış vaadinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili ilk derece mahkemesi kararına karşı 13.06.2018 tarihli dilekçesi ile istinaf isteminde bulunmuş ancak Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf dilekçesi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf dilekçesi hakkında değerlendirme yapılması gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670497600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz