İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3998 E. 2021/3827 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takip talebi↗ tebliğ tarihi↗ temerrüt tarihi↗ işlemiş faiz↗ temerrüt faizi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından 60,209.20 TL asıl alacak için 24.11.2010 tarihinde davalıa ihtarname gönderildiği, 24.11.2010 tarihi itibari ile temerrüt şartlarının oluştuğu, temerrüt tutarının 11,375.41 TL olduğunun tespit edildiği, davacının takip tarihi itibari ile takip talebinin asıl alacak 60,209.20 TL, faiz 11,375.41 TL olmak üzere toplam 71,584.61 TL olduğu, davasını ispat eden davacının davasının tespit edilen temerrüt faizi dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, her ne kadar borçlu itirazında haksız ise de takip konusu alacağın bilirkişi raporu ile faiz kısmının 11.375,41 TL olarak tespit edilmesi sebebi ile takip konusu alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektiren ve bilirkişi raporu ile hesap edilmesini gerektiren alacak olması sebebi ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin temyizi yönünden, alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, işlemiş faiz yönünden temyiz istemine ilişkin ise, davacının davalıya noter aracılığıyla göndermiş olduğu 24.11.2010 tarihli ihtarnamede, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borcun ödenmesi talep edilmiş olmakla, mahkemece ihtarnemenin tebliğ tarihi araştırılarak ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihe 7 gün süre eklenmek suretiyle temerrüt tarihinin tespit edilerek bu tarihten icra takip tarihine kadar süre içerisindeki Merkez Bankasınca ticari işler için belirlenen değişen oranlarda avans faiz oranı dikkate alınarak bilirkişice yapılacak hesaplama sonucu işlemiş faizin hükme esas alınması gerekirken ihtarname tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1324 E. 2016/1482 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takibin durdurulması · sahtelik · ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati tedbir · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda özetlendiği üzere itirazın kabulüne karar verilmiş ise de 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi hükmü «ihtiyati haciz» konulmasına engel olmadığı gibi «ihtiyati tedbir» kararı «takibin durdurulmasına» ilişkin olup, ihtiyati haciz kararı verilmesine engel bir durum oluşturmadığından, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü isabetli görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, HMK'nın 209. maddesine göre «sahtelik» iddia edilen belgenin bu konuda karar verilinceye kadar hiçbir işleme esas alınamayacağı, nitekim esas mahkemenin de aynı maddeye dayalı olarak ihtiyati hacizden önceki tarihte tedbir kararı verdiği gerekçesiyle, itirazın kabulü ile «ihtiyati haciz» kararının ... yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karar, «ihtiyati haciz» talep eden/alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep, «ihtiyati hacze itiraz» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/505 E. 2016/1477 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödemeden men kararı · yetkili hamil · hamil · ihtiyati haciz · haciz · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda özetlendiği üzere itirazın kabulüne karar verilmiş ise de «menfi tespit» davasında verilen «ödemeden men» kararı, davanın tarafları arasında hüküm ifade ettiği gibi sadece çekin ödenmesini durduran bir tedbir kararı olup, «yetkili hamil» yararına «ihtiyati haciz» kararı verilmesine engel bir durum oluşturmadığından, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü isabetli görülmemiş ve hükmü temyiz eden yararına bozulma …
Şti. ile diğer borçlu ... arasında yapılan sözleşmeye uyulmaması sebebiyle «menfi tespit» talebinde bulunulduğu, bu sebeple borcun ödenmediği, davanın henüz sonuçlanmadığı gerekçesiyle talebin kabulü ile «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karar, «ihtiyati haciz» talep eden vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3998 E. , 2021/3827 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.11.2019 tarih ve 2019/19-2019/246 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından 13.09.2007 ve 07.01.2008 tarihlerinde ithal edilen ''palm oil'' cins ürünün sabun yapımında kullanılmak üzere davalıya satılıp teslim edildiğini, bu ürün ithal edilirken ''nihai kullanım izni ile sabun imalatında kullanılmak üzere'' şeklinde taahhüt altına girildiğini, bu taahhüt için de müvekkili şirket tarafından gümrük müdürlüğüne toplamda 60.209,20 TL depozito bedeli ödendiğini, davalı firmanın taahhüt gereği verilen süre içerisinde bu imalatı gerçekleştirememesi nedeniyle depozitonun geri alınamadığını, bu nedenle davalıya gönderilen ihtarnameye olumlu cevap alınamadığından icra takibine geçildiğini, ancak davalının icra takibine de haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu ham maddenin belli bir süre içerisinde kullanılması gerektiği yönünde müvekkilinin herhangi bir taahhüdünün bulunmadığını, zaten satış tarihinden itibaren yaklaşık üç yıl boyunca da davacı şirketin taleplerinin olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkili şirketin satın almış olduğu ham maddenin kendi mülkiyetinde olduğunu, dolayısıyla herhangi bir taahhüdü bulunmadığından sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından 60,209.20 TL asıl alacak için 24.11.2010 tarihinde davalıa ihtarname gönderildiği, 24.11.2010 tarihi itibari ile temerrüt şartlarının oluştuğu, temerrüt tutarının 11,375.41 TL olduğunun tespit edildiği, davacının takip tarihi itibari ile takip talebinin asıl alacak 60,209.20 TL, faiz 11,375.41 TL olmak üzere toplam 71,584.61 TL olduğu, davasını ispat eden davacının davasının tespit edilen temerrüt faizi dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, her ne kadar borçlu itirazında haksız ise de takip konusu alacağın bilirkişi raporu ile faiz kısmının 11.375,41 TL olarak tespit edilmesi sebebi ile takip konusu alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektiren ve bilirkişi raporu ile hesap edilmesini gerektiren alacak olması sebebi ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin temyizi yönünden, alacak likit (belirlenebilir) olması nedeniyle mahkemece İİK 67/2. maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, işlemiş faiz yönünden temyiz istemine ilişkin ise, davacının davalıya noter aracılığıyla göndermiş olduğu 24.11.2010 tarihli ihtarnamede, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borcun ödenmesi talep edilmiş olmakla, mahkemece ihtarnemenin tebliğ tarihi araştırılarak ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihe 7 gün süre eklenmek suretiyle temerrüt tarihinin tespit edilerek bu tarihten icra takip tarihine kadar süre içerisindeki Merkez Bankasınca ticari işler için belirlenen değişen oranlarda avans faiz oranı dikkate alınarak bilirkişice yapılacak hesaplama sonucu işlemiş faizin hükme esas alınması gerekirken ihtarname tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün davalı lehine BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 19.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670473300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz