6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Zarar doğmadan açılan tazminat davasında hukuki yarar yoktur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5621 E. 2021/3799 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Üçüncü kişinin fiilini üstlenme taahhüdüne dayalı tazminat davasında, üstlenilen riskle ilgili rücu/itirazın iptali davası henüz derdest ve hükme bağlanmamışsa davacı nezdinde doğmuş bir zarar bulunmaz; zarar doğmadan açılan davada hukuki yarar yoktur ve dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Henüz doğmamış zarar için açılan tazminat davasında hukuki yarar yokluğu → ret

İddia: Davacı, davalının üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğindeki taahhüdü nedeniyle, aleyhine yürüyen rücu (itirazın iptali) davasındaki zararını tazminle yükümlü olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sigortacının davacı aleyhine başlattığı takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası derdest olup henüz hükme bağlanmadığından, davacı nezdinde bu aşamada doğmuş bir zarar bulunmamaktadır. Zarar henüz doğmadığından, üstlenme taahhüdüne dayalı tazminat davasının bu aşamada açılmasında hukuki yarar yoktur ve dava, hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi).

Emsal değeri

Zarar henüz doğmadan açılan tazminat davasında hukuki yarar yokluğu bulunması bakımından emsal.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar (zarar henüz doğmadığından yokluğu)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üçüncü kişinin fiilini üstlenme hukuki yarar (dava şartı) zararın doğmamış olması derdestlik / bekletici mesele

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5621 E.  ,  2021/3799 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.10.2019 tarih ve 2018/526 E- 2019/883 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2020/463 E- 2020/559 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında 19.10.2011 tarihinde depolama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8.1.maddesinde depolanan malların zarara uğraması halinde zararın davalı şirketin mal sigortacısı tarafından karşılanacağı ve mal sigortacısının ödenen miktar için müvekkiline rücu edemeyeceğine ilişkin davalının taahhütte bulunduğunu, söz konusu taahhüdün TBK’nın 128. maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenme (taahhüt) niteliğinde olduğunu, 03/04/2012 tarihinde Gebze’de bulunan depoda çıkan yangın sonucunda davalının mallarının zayi olduğunu, sigortacısı Generali Sigorta’nın ödediği meblağı sigortalısı davalının halefi sıfatıyla müvekkilinden rücuan tazmin etmek için icra takibi başlattığını, açılan itirazın iptali davasının halihazırda İstanbul 10.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1086 numaralı dosyasında görülmekte olduğunu, davalının bu taahhüdü nedeniyle müvekkilinin zararını tazminle yükümlü olduğunu, görülmekte olan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek, belirsiz olan alacağın şimdilik 105.000 TL asgari tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Generali Sigorta A.Ş tarafından sigortalısı olan davalıya ödenen miktarın tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve davacı yanca takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığı, bu davanın derdest olduğu ve henüz hükme bağlanmadığı, dolayısıyla halihazırdaki durumda davacı nezdinde doğmuş bir zarar bulunmadığı, huzurdaki davanın bu aşamada açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670367700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/463 E. 2020/559 K.

Muaccel olmayan alacak için açılan davada hukuki yarar yokluğu

Gerekçe özeti

Bir alacağın dava yoluyla talep edilebilmesi için hukuki yararın dava açıldığı anda mevcut olması gerekir; henüz muaccel olmayan, gerçekleşmesi ileride bir olaya (örn. ödeme yapılması veya aleyhe hüküm kurulması) bağlı olan alacak için açılan dava, dava tarihi itibariyle hukuki yarar bulunmadığından usulden reddedilir. Ancak bu ret, alacağın muaccel hale gelmesinden sonra yeniden dava açılmasına ve davalının bu yeni davaya kesin hüküm itirazında bulunmasına engel değildir; zira ilk karar davanın esasına ilişkin değildir.

Emsal değeri

Rücu alacağına dayanan davalarda, davacı henüz ödeme yapmamışsa ve kendisi aleyhine kesinleşmiş bir hüküm bulunmuyorsa, rücu hakkının henüz doğmadığı ve dava tarihi itibariyle hukuki yarar bulunmadığı yönündeki değerlendirme açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: hukuki yarar dava şartı rücu muacceliyet kesin hüküm üçüncü kişinin fiilini üstlenme (taahhüt)

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/463

KARAR NO 2020/559

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/10/2019

NUMARASI 2018/526 Esas 2019/883 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/06/2020

Davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; taraflar arasında 19.10.2011 tarihinde depolama sözleşmesi imzalandığını,sözleşmenin 8.1.maddesinde depolanan malların zarara uğraması halinde zararın davalı şirketin mal sigortacısı tarafından karşılanacağı ve mal sigortacısınında ödenen miktar için müvekkiline rücu edemeyeceğine ilişkin davalının taahhütte bulunduğunu, söz konusu taahhüdün TBK’nun 128. maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenme (taahhüt) niteliğinde olduğunu, 03/04/2012 tarihinde Gebze’de bulunan depoda çıkan yangın sonucunda davalının mallarının zayi olduğunu,sigortacısı ... Sigorta’nın ödediği meblağı sigortalısı davalının halefi sıfatıyla müvekkilinden rücuan tazmin etmek için icra takibi başlattığını,açılan itirazın iptali davasının halihazırda İst.10.

ATM’nin 2014/1086 numaralı dosyasında görüldüğünü olduğunu,davalının bu taahhüdü nedeniyle müvekkilinin zararını tazminle yükümlü olduğunu, görülmekte olan davanın bekletici mesele yapılmasını beyanla, davanın kabulü ile davalının uğradığı zararın davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; sözleşmenin 6.maddesine göre davacının sebep olacağı zararlardan davacının sorumlu olduğunu, 8/2.maddesinin davacının kusuru neticesinde ortaya çıkacak her türlü kayıp ve hasara özgü olduğunu ve bu durumlar için davacının davalı ürünlerini mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta ettirme yükümlülüğünün düzenlendiğini,davacının davalıya sözleşmenin 8/2.maddesine göre sigortacısından ödeme yapılmasını temin etmesi gerekirken, ne davacıdan hizmet kusuruna istinaden ne de davacının sigortacısından davalıya bir ödeme yapılmadığını ve davalının zarara uğratıldığını, davacının sözleşmeyi ihlal eden taraf iken sözleşmeye dayanarak hak veya alacak talep edemeyeceğini, davacının sigortacıya ödeme yapması gerekirse bu kararın davacının sözleşmeyi ihlaline ve ağır kusuruna dayanacağından davacının davalıya rücu etme hakkının olmayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, İst.10. ATM nin 2014/1086 takip sayılı dosyası mahkemede görülmekte olan dava açıldığından derdest olduğu, ... A.Ş tarafından sigortalısı ...San. ve Tic AŞ.’ye ödediği miktarın Davacı ...Ş’den tahsilini talep edip edemeyeceğine dair henüz verilmiş bir yargı kararı bulunmadığı, davanın bu aşamada açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nun 114/1-h ve 115/1 maddeleri gereği, davanın dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığın derdest olmadığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasındaki uyuşmazlık ile işbu dava dosyasındaki uyuşmazlığın birbirinden ayrı olduğunu, iş bu davanın muaccel olmayan alacaklar için değil dava açıldığı tarihte muaccel olan alacaklar için açıldığını, iş bu dava bakımından İstanbul 10. ATM dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmıştır.Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden re’sen gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine, esastan karara bağlanmasına, muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.Dava konusuna ilişkin dava şartları “kesin hüküm bulunmaması ve hukuki yarar bulunması” dır.

Hukuki yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu durum, alacağın muaccel hale gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir.Bu nedenle, dava şartı yokluğundan reddedilen dava, noksan dava şartı tamamlandıktan sonra yeniden açılabilir ve davalı bu yeni davaya karşı kesin hüküm itirazında bulunamaz. Çünkü ilk karar, davanın esası hakkında verilmiş olmayıp, yalnız belli bir dava şartının yokluğuna ilişkindir. Taraflar arasında depolama sözleşmesi bulunduğu,depolama hizmeti verilmesi sırasında meydana gelebilecek zararlardan dolayı rücuu edilmeme şartı bulunduğu halde ,ödeme yapan davalı sigortacısının açtığı dava neticesinde aleyhine hüküm verilmesi ihtimaline binaen zararının sözleşme hükmüne göre davalıdan rücuen tahsili gerektiğini ileri sürmekte ise de ;henüz bir ödeme yapmadığı gibi henüz aleyhine verilen bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Davacının ödediği bedeli rücuu hakkı ancak ödeme yaptığı tarihte doğacaktır. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir. (HMK)’nun 114/h maddesinde, hukuki yarar açıkça dava şartları içerisinde sayılmış olup hukuki yararın davanın açıldığı tarihte mevcut olması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.İleri de verilebilecek aleyhe hüküm nedeniyle davacının dava tarihi itibariyle hukuki yararı bulunmamaktadır.Davanın reddine ilişkin hükme yönelik davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden başvurunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi . 03/06/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.