Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5769 E. 2021/4571 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kazanç kaybı↗ istinaf incelemesi↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ havale↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının "Mecidiye Çalıkuşu Döner-Pide-Kebap" kullanımı ile davacı adına tescilli "Çalıkuşu Lokantası" marka arasında ilişkilendirilme ihtimalinin ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, söz konusu kullanımın 6769 s. Kanun m. 7/3 (b) bendi kapsamında yasaklanacak nitelikte olduğu ve bu fiilin 6769 s. Kanun m. 29 (a) bendi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımının davacının 2003/09073 sayısı ile kayıtlı "Çalıkuşu lokantası ç şekil" markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına, davalının kullanımından kaynaklı davacının yoksun kaldığı kazanç olan 3.600.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 havale tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği taşıyan markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, tescilli markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, ortadan kaldırılması ve tecavüz nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının kullandığı marka ile davacının tescilli markasına tecavüz ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kullanımının davacının tescilli markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına, davalının kullanımından kaynaklı davacının yoksun kaldığı kazanç olan 3.600 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre maddi tazminatın belirlenmesinde haksız rekabet fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı kazanç kaybının belirlenmesi zorunludur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 31/03/2016 Tarih, 2015/7456 Esas No, 2016/3511 Karar No)
Bu durum karşısında, davacının, uyuşmazlık konusu dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının haksız rekabeti nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti ile bulunan meblağın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihini dahi geçip 2018 yılının sonuna kadar bir süreyi kapsayacak şekilde hesaplanan meblağın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu nedenle davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6912 E. 2024/4097 K.
Ortak:kazanç kaybı · istinaf incelemesi · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · havale · taşıyan · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği «taşıyan» markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekil …
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre «maddi tazminatın» belirlenmesinde «haksız rekabet» fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı «kazanç kaybının» belirlenmesi zorunludur. (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi 31/03/2016 Tarih, 2015/7456 Esas No, 2016/3511 Karar No) Bu durum karşısında, davacının, «uyuşmazlık konusu» dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının «haksız rekabeti» nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti ile bulunan meblağın «maddi tazminat» olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihini dahi geçip 2018 yılının sonuna kadar bir süreyi kapsayacak şekilde hesaplanan meblağın maddi …
Benzer bu karardaDairemizin 31.05.2021 tarih, 2020/5769 E. ve 2021/4571 K. sayılı kararıyla kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre «maddi tazminatın» belirlenmesinde «haksız rekabet» fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı «kazanç kaybının» belirlenmesinin zorunlu olduğu, (Yargıtay 11.
… 2.2020 tarihli ve 2019/1608 E., 2020/403 K. sayılı kararıyla; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği «taşıyan» markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekil …
Hukuk Dairesi 31.03.2016 Tarih, 2015/7456 E., 2016/3511 K.) bu durum karşısında, davacının, «uyuşmazlık konusu» dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının «haksız rekabeti» nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti ile bulunan meblağın «maddi tazminat» olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihini dahi geçip 2018 yılının sonuna kadar bir süreyi kapsayacak şekilde hesaplanan meblağın maddi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava konusunun devri · şikayet · pasif husumet yokluğu · derdestlik · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… bepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli bir markanın tecavüz oluşturmasının mümkün olmadığını, markaya tecavüzün aynı zamanda «haksız fiil» olduğunu, «kusur» zarara sebebiyet verilmesi gerektiğini, müvekkilinin tescile dayanarak markasını kullandığını, kusurun tescili yapan TÜRKPATENT olduğu, marka hakkını dava devam ederken 27.11.2018 tarihinde 3.kişiye devrettiğini, davacı taraf da dava devam ederken dava «konusunun devri» karşısında HMK m.125 hükmünde yer alan seçimlik hakkını kullanmadığını, dolayısıyla müvekkilimiz aleyhine marka hakkına yapılan tecavüzün önlenmesine karar verilmesi konusuz kalmış olduğundan mümkün olmadığını, bu nedenle bu talebin de «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddedilmesi gerekirken kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine yine "..." markasında tecavüz gerekçesiyle, yine Samsu …
… i markasının tescil sahibi olduğunu, davalının Samsun'da yer alan muhtelif adreslerde müvekkile ait tescilli ... ibaresini kullanarak restoran işlettiğini, davalıya «marka hakkına tecavüz» teşkil eden fiillerden vazgeçmesi için «ihtarname» gönderildiğini, davalı tarafın Türk Patent Enstitüsüne "Mecidiye ..." marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun müvekkilinin «şikayeti» üzerine yiyecek içecek sağlanması hizmetleri yönünden reddedilerek TÜRKPATENT tarafından söz konusu marka başvurusunun kapsamından müvekkile ait marka tescili gerekçesiyle çıkarıldığını, davalı eylemlerinin SMK'nın 29 uncu maddesi uyarınca marka hakkında tecavüz ettiğini beyanla marka hakkında tecavüzün önlenmesini SMK'nın 29 uncu maddesi uyarınca tecavüzün ortadan kaldırılmasını, mümkün değil ise «haksız rekabet» hükümlerine göre tecavüzün önlenmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi markaya tecavüz nedeniyle lisans bedeli olarak 3.600 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, «uyuşmazlık konusu» dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının «haksız rekabeti» nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti hususunda ek rapor tanzimi için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi kurulunun dosyaya «ibraz» ettiği 06.12.2021 tarihli rapora göre; davacının, davalıya çektiği «ihtarname» tarihi olan 19.04.2016 tarihi ile dava açılış tarihi olan 16.05.2017 tarihi esas alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının «maddi tazminat» zararının 1.210,00 TL olduğunun belirtildiği, mahkememizce aldırılan ek raporun hüküm ve «denetime elverişli» olduğu kanaatine varılarak, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davalının kullanımının davacının 200309073 sayısı ile kayıtlı "... lokantası ç şek …
Asliye Hukuk Mahkemesinde ve yine marka hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi ile «maddi-manevi tazminat» talepli açılmış bir dava bulunmakta olup söz konusu dava 2016/32 E. numarası ile «derdest» durumda olduğunu, müvekkilin aynı anda aynı isme karşı 2 marka ya tecavüzde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, yerel mahkemece bu çelişki giderilmeksizin karar verilmiş olması «eksik incelemeye» dayalı bir karar olup usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6912 E. 2024/4097 K.
Ortak:kazanç kaybı · istinaf incelemesi · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · havale · taşıyan · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği «taşıyan» markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekil …
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre «maddi tazminatın» belirlenmesinde «haksız rekabet» fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı «kazanç kaybının» belirlenmesi zorunludur. (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi 31/03/2016 Tarih, 2015/7456 Esas No, 2016/3511 Karar No) Bu durum karşısında, davacının, «uyuşmazlık konusu» dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının «haksız rekabeti» nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti ile bulunan meblağın «maddi tazminat» olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihini dahi geçip 2018 yılının sonuna kadar bir süreyi kapsayacak şekilde hesaplanan meblağın maddi …
Benzer bu karardaDairemizin 31.05.2021 tarih, 2020/5769 E. ve 2021/4571 K. sayılı kararıyla kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre «maddi tazminatın» belirlenmesinde «haksız rekabet» fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı «kazanç kaybının» belirlenmesinin zorunlu olduğu, (Yargıtay 11.
… 2.2020 tarihli ve 2019/1608 E., 2020/403 K. sayılı kararıyla; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği «taşıyan» markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekil …
Hukuk Dairesi 31.03.2016 Tarih, 2015/7456 E., 2016/3511 K.) bu durum karşısında, davacının, «uyuşmazlık konusu» dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının «haksız rekabeti» nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti ile bulunan meblağın «maddi tazminat» olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihini dahi geçip 2018 yılının sonuna kadar bir süreyi kapsayacak şekilde hesaplanan meblağın maddi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava konusunun devri · şikayet · pasif husumet yokluğu · derdestlik · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… bepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli bir markanın tecavüz oluşturmasının mümkün olmadığını, markaya tecavüzün aynı zamanda «haksız fiil» olduğunu, «kusur» zarara sebebiyet verilmesi gerektiğini, müvekkilinin tescile dayanarak markasını kullandığını, kusurun tescili yapan TÜRKPATENT olduğu, marka hakkını dava devam ederken 27.11.2018 tarihinde 3.kişiye devrettiğini, davacı taraf da dava devam ederken dava «konusunun devri» karşısında HMK m.125 hükmünde yer alan seçimlik hakkını kullanmadığını, dolayısıyla müvekkilimiz aleyhine marka hakkına yapılan tecavüzün önlenmesine karar verilmesi konusuz kalmış olduğundan mümkün olmadığını, bu nedenle bu talebin de «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddedilmesi gerekirken kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine yine "..." markasında tecavüz gerekçesiyle, yine Samsu …
… i markasının tescil sahibi olduğunu, davalının Samsun'da yer alan muhtelif adreslerde müvekkile ait tescilli ... ibaresini kullanarak restoran işlettiğini, davalıya «marka hakkına tecavüz» teşkil eden fiillerden vazgeçmesi için «ihtarname» gönderildiğini, davalı tarafın Türk Patent Enstitüsüne "Mecidiye ..." marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun müvekkilinin «şikayeti» üzerine yiyecek içecek sağlanması hizmetleri yönünden reddedilerek TÜRKPATENT tarafından söz konusu marka başvurusunun kapsamından müvekkile ait marka tescili gerekçesiyle çıkarıldığını, davalı eylemlerinin SMK'nın 29 uncu maddesi uyarınca marka hakkında tecavüz ettiğini beyanla marka hakkında tecavüzün önlenmesini SMK'nın 29 uncu maddesi uyarınca tecavüzün ortadan kaldırılmasını, mümkün değil ise «haksız rekabet» hükümlerine göre tecavüzün önlenmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi markaya tecavüz nedeniyle lisans bedeli olarak 3.600 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, «uyuşmazlık konusu» dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının «haksız rekabeti» nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti hususunda ek rapor tanzimi için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi kurulunun dosyaya «ibraz» ettiği 06.12.2021 tarihli rapora göre; davacının, davalıya çektiği «ihtarname» tarihi olan 19.04.2016 tarihi ile dava açılış tarihi olan 16.05.2017 tarihi esas alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının «maddi tazminat» zararının 1.210,00 TL olduğunun belirtildiği, mahkememizce aldırılan ek raporun hüküm ve «denetime elverişli» olduğu kanaatine varılarak, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davalının kullanımının davacının 200309073 sayısı ile kayıtlı "... lokantası ç şek …
Asliye Hukuk Mahkemesinde ve yine marka hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi ile «maddi-manevi tazminat» talepli açılmış bir dava bulunmakta olup söz konusu dava 2016/32 E. numarası ile «derdest» durumda olduğunu, müvekkilin aynı anda aynı isme karşı 2 marka ya tecavüzde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, yerel mahkemece bu çelişki giderilmeksizin karar verilmiş olması «eksik incelemeye» dayalı bir karar olup usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1101 E. 2021/709 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · kâr kaybı · taşıyan
İncelediğiniz kararda29 (a) bendi uyarınca «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımının davacının 2003/09073 sayısı ile kayıtlı "Çalıkuşu lokantası ç şekil" markasına t …
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği «taşıyan» markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekil …
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre «maddi tazminatın» belirlenmesinde «haksız rekabet» fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı «kazanç kaybının» belirlenmesi zorunludur. (Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… ar sicilinden terkinine; birleşen dosya yönünden, davalının kullandığı "çalıkuşu” ibaresinin davacıya ait 2003/09073 sayısı ile kayıtlı "çalıkuşu lokantası ç şekil" «marka hakkına tecavüz» ettiğinin tespitine ve bu tecavüzün durdurulmasına, engellenmesine, davalının kullandığı tabelaların ve çalıkuşu ibaresi «taşıyan» ürünlere el konulmasına, tecavüzden kaynaklı zarar olan 1.800,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davalı tarafça yargılama sırasında ve istinaf başvurusunda davacının suskun kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı ileri sürülmüş ise de, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 21.12.2017 tarih 2016/6803-2017/7532 sayılı kararında da belirtildiği üzere, TTK'da düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesi olan "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının «çelişkili davranış yasağı» teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK 2. maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği, bu sürenin belirlenmesinde de dürüstlük kuralının esas alınacağı, bu süre Yargıtay uygulamalarında kural olarak beş yıl olarak uygulanmakta iken SMK'nın 25/6 .maddesinde de «düzenleme yeri» bulduğu, somut olayda, davacılara ait markanın tescil tarihinin 04.06.2004, davalıya ait dava konusu markanın sicile tescil tarihinin ise 05.10.2015 tarihi olduğu, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:düzenleme yeri · çelişkili davranış yasağı · dürüstlük kuralı · oy yasağı
Benzer bu kararda… somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davalı tarafça yargılama sırasında ve istinaf başvurusunda davacının suskun kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı ileri sürülmüş ise de, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 21.12.2017 tarih 2016/6803-2017/7532 sayılı kararında da belirtildiği üzere, TTK'da düzenlenmemekle birlikte, yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesi olan "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının «çelişkili davranış yasağı» teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK 2. maddesi uyarınca «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği, bu sürenin belirlenmesinde de dürüstlük kuralının esas alınacağı, bu süre Yargıtay uygulamalarında kural olarak beş yıl olarak uygulanmakta iken SMK'nın 25/6 .maddesinde de «düzenleme yeri» bulduğu, somut olayda, davacılara ait markanın tescil tarihinin 04.06.2004, davalıya ait dava konusu markanın sicile tescil tarihinin ise 05.10.2015 tarihi olduğu, …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5871 E. 2023/287 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda29 (a) bendi uyarınca «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımının davacının 2003/09073 sayısı ile kayıtlı "Çalıkuşu lokantası ç şekil" markasına t …
2- Dava, tescilli markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, ortadan kaldırılması ve tecavüz nedeniyle «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre «maddi tazminatın» belirlenmesinde «haksız rekabet» fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı «kazanç kaybının» belirlenmesi zorunludur. (Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… vacı markasının kullanıldığı, davalıya ait tüm tabelaların sökülmesine, reklam tanıtım vs. içeren tüm baskı ve görsel evrak ve ürünlerin toplatılmasına, 1.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden, 62,72 TL maddi tazminatın «ıslah» tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca taraf delillerinin tartışılması, değerlendirilmesi ve sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuçların gerekçede belirtilmesi gerekliliğinden söz edildiğini; ancak Mahkemece salt bilirkişi raporuna atıf yapılarak davanın kabulüne karar verildiği gibi manevi tazminatın nasıl tespit edildiği ve şartlarının oluşup olmadığı belirlenmeden hüküm kurulduğunu, «derdestliğe» konu uyuşmazlığın mahiyeti tam anlamıyla tespit edilmeden ve anılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeden istinaf aşamasında olduğundan bahisle huzurdaki davaya devam edildiğini, müvekkilinin 27.11.2018 tarihinde dava konusu marka hakkı da dâhil olmak üzere işletmesini dava dışı 3. kişiye devrettiğini, bu durumun gelen yazı cevaplarıyla sabit olmasına rağmen Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın istinaf ilamına aykırı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin kendi adına olan tescile dayanarak söz konusu markayı kullandığını, «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda sadece markaya tecavüz olgusu üzerinde yoğunlaşıldığını, Türk Patent ve Marka Kurumunun sorumluluğuna ve müvekkilinin «kusuru» olup olmadığı hususuna hiç temas edilmediğini, üç kere bilirkişi raporu alındığını; ancak iki bilirkişi raporunda davacı tarafın marka hakkına tecavüz dolayısıyla …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «marka hakkına tecavüzün» meni, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davalı tarafın tescilli markasını kullandığı savunması nedeniyle marka hakkına tecavüzden söz edilip edilemeyeceği, «derdestlik» itirazı ile maddi ve manevi tazminatın şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · derdestlik · maddi ve manevi tazminat · ıslah · ilan · kusur · eksik inceleme
Benzer bu kararda… vacı markasının kullanıldığı, davalıya ait tüm tabelaların sökülmesine, reklam tanıtım vs. içeren tüm baskı ve görsel evrak ve ürünlerin toplatılmasına, 1.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden, 62,72 TL maddi tazminatın «ıslah» tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca taraf delillerinin tartışılması, değerlendirilmesi ve sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuçların gerekçede belirtilmesi gerekliliğinden söz edildiğini; ancak Mahkemece salt bilirkişi raporuna atıf yapılarak davanın kabulüne karar verildiği gibi manevi tazminatın nasıl tespit edildiği ve şartlarının oluşup olmadığı belirlenmeden hüküm kurulduğunu, «derdestliğe» konu uyuşmazlığın mahiyeti tam anlamıyla tespit edilmeden ve anılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeden istinaf aşamasında olduğundan bahisle huzurdaki davaya devam edildiğini, müvekkilinin 27.11.2018 tarihinde dava konusu marka hakkı da dâhil olmak üzere işletmesini dava dışı 3. kişiye devrettiğini, bu durumun gelen yazı cevaplarıyla sabit olmasına rağmen Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın istinaf ilamına aykırı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin kendi adına olan tescile dayanarak söz konusu markayı kullandığını, «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda sadece markaya tecavüz olgusu üzerinde yoğunlaşıldığını, Türk Patent ve Marka Kurumunun sorumluluğuna ve müvekkilinin «kusuru» olup olmadığı hususuna hiç temas edilmediğini, üç kere bilirkişi raporu alındığını; ancak iki bilirkişi raporunda davacı tarafın marka hakkına tecavüz dolayısıyla …
Asliye Hukuk Mahkemesinde ve yine marka hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi, «maddi-manevi tazminat» talepli açılmış bir dava bulunmakta olup söz konusu davanın 2017/224 E. numarası ile «derdest» olduğunu, aynı anda iki markaya tecavüzün mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «derdestlik» itirazında bulunulan 2017/224 E. sayılı dosyanın taraflarının aynı olmadığı bu nedenle derdestlik itirazlarının yerinde olmadığı, davanın açılış tarihi itibarı ile …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5769 E. , 2021/4571 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09.07.2019 tarih ve 2017/224 E. - 2019/242 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 20.02.2020 tarih ve 2019/1608 E. - 2020/403 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin 1964 yılından itibaren Ankara/Yenimahallede hizmet veren meşhur Çalıkuşu Lokantasının sahibi olduğunu, müvekkillerinin TPMK nezdinde tescilli "Çalıkuşu Lokantası ç şekil" isimli markasının tescil sahibi olduğunu, davalının Samsun'da yer alan muhtelif adreslerde müvekkile ait tescilli Çalıkuşu ibaresini kullanarak restoran işlettiğini, davalıya marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerden vazgeçmesi için ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın Türk Patent Enstitüsüne "Mecidiye Çalıkuşu" marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun müvekkilinin şikayeti üzerine yiyecek içecek sağlanması hizmetleri yönünden reddedilerek TPMK tarafından söz konusu marka başvurusunun kapsamından müvekkile ait marka tescili gerekçesiyle çıkarıldığını, davalı eylemlerinin SMK'nın 29.
maddesi uyarınca marka hakkında tecavüz ettiğini beyanla marka hakkında tecavüzün önlenmesini SMK'nın 29. maddesi uyarınca tecavüzün ortadan kaldırılmasını, mümkün değil ise haksız rekabet hükümlerine göre tecavüzün önlenmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi markaya tecavüz nedeniyle lisans bedeli olarak 3.600.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının "Mecidiye Çalıkuşu Döner-Pide-Kebap" kullanımı ile davacı adına tescilli "Çalıkuşu Lokantası" marka arasında ilişkilendirilme ihtimalinin ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, söz konusu kullanımın 6769 s. Kanun m. 7/3 (b) bendi kapsamında yasaklanacak nitelikte olduğu ve bu fiilin 6769 s. Kanun m. 29 (a) bendi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının kullanımının davacının 2003/09073 sayısı ile kayıtlı "Çalıkuşu lokantası ç şekil" markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına, davalının kullanımından kaynaklı davacının yoksun kaldığı kazanç olan 3.600.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, 16.07.2018 havale tarihli bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün var olup olmadığı yönünden yapılan incelemenin somut olaya uygun, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşılmış, davalı vekilince istinafa başvuru dilekçesinde davalının 27.11.2018 tarihinde işletmesini devretmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de yargılama sırasında davalı tarafça bu yönde savunma getirilmemesi nedeni ile istinaf gerekçesi yapılamayacağı, tecavüz niteliği taşıyan markanın kullanıldığı işletmenin yargılama sırasında üçüncü şahsa devredilmiş olmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, tescilli markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, ortadan kaldırılması ve tecavüz nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının kullandığı marka ile davacının tescilli markasına tecavüz ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının kullanımının davacının tescilli markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesi ve durdurulmasına, davalının kullanımından kaynaklı davacının yoksun kaldığı kazanç olan 3.600 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmesine göre maddi tazminatın belirlenmesinde haksız rekabet fiilinin başladığı tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacının, davalının haksız rekabet fiili nedeniyle uğradığı kazanç kaybının belirlenmesi zorunludur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 31/03/2016 Tarih, 2015/7456 Esas No, 2016/3511 Karar No)
Bu durum karşısında, davacının, uyuşmazlık konusu dönemden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle davalının haksız rekabeti nedeniyle talep edebileceği lisans bedelinin tespiti ile bulunan meblağın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde dava tarihini dahi geçip 2018 yılının sonuna kadar bir süreyi kapsayacak şekilde hesaplanan meblağın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu nedenle davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 31/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670313400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz