6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket keşideli bono borç ikrarıdır; karşı alacaktan mahsup edilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3033 E. 2021/4192 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Keşidecisi borçlu şirket olan ve karşı tarafın kayıtlarında o şirketten alacak olarak görünen bonolar, şirketin borç ikrarı niteliğindedir; şahsi teminat olarak verildiği kanıtlanamayan bu senetlerin bedelleri, alacaklının karşı alacağından mahsup edilebilir ve mahsup sonrası alacak kalmıyorsa itirazın iptali davası reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Şirket keşideli bonoların borç ikrarı sayılıp karşı alacaktan mahsubu → ret

İddia: Davacı, faturaya dayalı alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş; davalı, cari hesap ve ticari kayıtlara göre kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu, davacının borçlu bulunduğunu savunmuştur.

Gerekçe: İhtilaf, fatura ve mal tesliminde değil ödemelerdedir. Davalı kayıtlarında davacıdan alacak olarak görünen ve keşidecisi davacı şirket olan bonolar borç ikrarı niteliğindedir; bu senetlerin davacı şirket yetkilisinin şahsi teminatı olarak verildiği iddiası delillendirilememiştir. Keşideci sıfatıyla senetlerden sorumlu olan şirketin borcu niteliğindeki bono bedelleri davalının alacağından mahsup edilebilir; mahsup sonrası davacının alacağı kalmadığından dava reddedilmelidir (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi).

Emsal değeri

Şirket keşideli bononun borç ikrarı sayılıp karşı alacaktan mahsup edilmesi bakımından emsal.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bono / borç ikrarı keşideci sorumluluğu mahsup ticari defter kaydı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3033 E.  ,  2021/4192 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/04/2018 tarih ve 2014/1039 E. - 2018/492 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 02/05/2019 tarih ve 2018/2235 E. - 2019/638 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlattığı icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalının davacıya borçlu olmadığını aksine cari hesap ve ticari kayıtlarda davalının davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ihtilafın faturalar ve mal teslimi konusunda olmayıp, ödemelere ilişkin bulunduğu, tarafların kayıtlarında yapılan inceleme ile davacının, davalıya senet düzenleyerek verdiği, bu senetlerin her ne kadar davacı şirket yetkilisi tarafından şahsi teminatı olarak verildiği ifade edilmiş ise de senetlerde keşidecinin davacı şirket olduğu, davalı kayıtlarında bu senet miktarlarının davacı borcu olarak kayda alındığı, davalı şirket hesabındaki bu alacağın mahsup edildiğinde davacının alacağının kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, dosya kapsamında davacı kayıtlarında yer almayan davalı kayıtlarında lehine davacıdan alacak olarak görülen her biri 11.750 ABD Doları bedelli 5 adet senette alacaklı (lehdar) olarak dava dışı ...'ın, borçlu olarak ise davacı MSB İplik ... Ltd. Şti.'nin olduğu, bedelinin nakden alındığı ibaresinin bulunduğu, davacı tarafça senetlerin davacı şirket yetkilisinin şahsi teminatı olarak verildi ileri sürülmüş ise de bu hususa ilişkin delil sunulmadığı, senetlerin davalı şirket yetkilisinin cirosu ile davalı şirket kayıtlarında davacıdan olan alacak hesabına kaydedildiği, senedi düzenleyenin davacı şirket olup, keşideci sıfatı ile senetlerden sorumlu olduğu, bu durumda söz konusu bonoların "borç ikrarı" olduğu gözetilerek şirket yetkilisinin haiz olduğu alacak hakkını yetkilisi bulunduğu şirkete devrine engel bulunmadığından, bono bedellerinin davalı alacağından mahsup edilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/04/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670245200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2235 E. 2019/638 K.

Şirket yetkilisinin senedini şirket cari hesabına devri ve mahsup

Gerekçe özeti

Bir şirket yetkilisi adına keşide edilip lehdara ciro edilen senetler, senedi düzenleyenin şirket olması nedeniyle keşideci sıfatıyla sorumluluğunu doğurur; senetlerin şahsi borca karşılık veya teminat amaçlı verildiği belgelenemediği takdirde bonolar borç ikrarı niteliğinde kabul edilir ve şirket yetkilisinin bu alacak hakkını yetkilisi bulunduğu şirkete devretmesine engel bulunmadığından, bono bedellerinin karşı tarafın cari hesap alacağından mahsup edilmesi mümkündür.

Emsal değeri

Şirket yetkilisi adına düzenlenen ve şirket cari hesabına ciro edilen senetlerin borç ikrarı olarak kabulü ile teminat amaçlı verildiği ispatlanamayan senet bedellerinin mahsuba konu edilebileceğine ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali cari hesap mahsup borç ikrarı bono ciro keşideci lehdar teminat senedi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2235

KARAR NO 2019/638

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/04/2018

NUMARASI 2014/1039 Esas 2018/492 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2019

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının farklı zamanlarda müvekkilinden iplik aldığını, takibe konu faturalara ait ödemelerinin yapılmadığını, alacağın tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı yapılan takibine haksız itiraz edildiği, haksız itirazın iptali takibin devamı, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı cevabı ile, takip ve davanın haksız olup, kendilerinin davacıdan alacaklı olduğunu, bunun saklı tutulduğunu, borçlarının bulunmayıp davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ihtilafın faturalar ve mal teslimi konusunda olmayıp, ödemelere ilişkin bulunduğu, tarafların kayıtlarında yapılan inceleme ile davacının, davalıya senet düzenleyerek verdiği, her ve kadar davacı şirket yetkilisi tarafından teminat amaçlı verildiği ifade edilmiş ise de senetlerde düzenleyen keşidecinin davacı şirket olup, davalı kayıtlarında bu senet miktarlarının davacı borcu olarak kayda alındığı, davalı şirket hesabındaki bu alacağın mahsup edildiğinde davacının alacağının kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;tarafların hesap ekstrelerinin karşılaştırıldığı, davalının ödendiği belirtilen 127.640,25-TL'nin ödenmediğini, ödemenin müvekkiline yapıldığına dair bir belge bulunmadığını, senetteki yazıların şirket yetkilisi ... eli ürünü olmadığını, senetlerdeki alacaklının ... olduğu, davacı şirket yetkilisi ... bir dönem davalı şirkette çalıştığı, davalı şirket yetkilisi ve ortağı ...'a şahsi teminat amaçlı verildiğini, ancak senetlerin geri iade edilmediğini, bu nedenle cari hesaba geçirilemeyeceği, müvekkili şirketin davalı şirket ortağı olan dava dışı ...'dan borç aldığını ispatlar bir delil emaresinin bulunmadığı, senetler üzerinde sadece şahsi imza olup, tarih kısımlarının boş bırakıldığını,senetlerin ödeme kabul edilerek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına , davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı tarafından düzenlenen 8 adet faturaya dayalı takibe davalı borçlu tarafından ;ödeme emrinde belirtilen şekilde borç olmadığı ,bakiye cari hesap alacağı yönünden yasal takip hakkının saklı tutulduğu bildiriler borcun tamamına itiraz edilmiş ,itiraz dilekçesi ekine davacıya ait ilk derece mahkemesince ödeme kabul edilen senetlerin de işlenmiş bulunduğu cari hesap ekstresi eklenmiştir.Taraflar arasında 8 adet faturanın düzenlendiği ve muhteviyatı malın teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf davalının satın aldığı malların bedelinin senet borcundan mahsup edilip edilemeyeceği noktasındadır.

58. 750-usd bedelli 5 adet senedin davalının ticari defterlerine 6.1.2014 tarihinde kaydedildiği, senetlerin keşidecisinin davacı ,lehdarının ise davalı şirket yetkilisi olduğu ,lehdarın cirosu ile davalı şirkete verildiği ve cari hesapta borçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Senetler 6 ocak 2014 düzenleme tarihli ve 30.7.2014 vd tarihlerde vadelidir.Lehdar ... senetler hususunda isticvab edilmiş,,beyanında davacı şirket yetkilisinin bir müddet davalı şirkette çalıştığı akabinde kendi işyerini kurmak üzere nakit destek istediği ,dolar bazında borçlanarak karşılığında senetleri verdiğini, senetleri ciro ederek şirketin carisine kaydettiğini beyan etmiştir.Davacının, davalı tarafının alacaklı olduğunu ifade ettiği senetlere ilişkin, davacı şirket yetkilisinin bir dönem davalı şirket bünyesinde işçi olarak çalıştığı şirket adına tahsilatlar yapıp, çek alması nedeniyle, bu işlemlerinden dolayı herhangi bir zarara uğramaları ihtimaline karşılık teminat senetleri aldığını, bunların teminat amaçlı olduğu ifade edilmiş ise de, söz konusu senetlerdeki imzaya yönelik itirazın olmadığı, yazılar üzerinde yapılan incelemede ise davacı şirket yetkilisi ...

eli ürünü olmadığı belirlenmiştir.Dosya kapsamında davacı kayıtlarında yer almayan davalı kayıtlarında lehine davacıdan alacak olarak görülen ve kaydedilmiş bu senetlere ilişkin davalının davacıdan borçlu değil alacaklı olduğunun ifade edildiği, her birinin 11.750 USD bedelli olup, 5 adet senette alacaklı (lehdar) olarak dava dışı ...'ın, borçlu olarak ise davacı ... Ltd. Şti.'nin şirket kaşesinin olup, bedelinin nakden alındığı ibaresinin bulunduğu görülmektedir. Senetlerin davacı şirket tarafından, dava dışı senet alacaklısına, (davalı şirketin temsile yetkili yönetim kurulu başkan vekiline) teminat amaçlı verildiğine dair bir delil sunulmadığı, senetlerin davalı şirket yetkilisinin cirosu ile davalı şirket cari hesabına kaydedildiği ,kayıtlarında davacıdan olan alacak hesabına kaydedildiği, senedi düzenleyenin davacı şirket olup, keşideci sıfatı ile senetlerden sorumlu olduğu davacı şirket yetkilisi tarafından şahsi borcuna karşılık veya teminat amaçlı verildiğinin belgelenemediği görülmüştür.Bu durumda söz konusu bonoların "borç ikrarı " olduğu gözetilerek şirket yetkilisinin haiz olduğu alacak hakkını yetkilisi bulunduğu şirkete devrine engel bulunmadığından ,bono bedellerinin davalı alacağından mahsup edilmesinin mümkün olduğu, sonucuna varılarak hükme yönelik ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiş,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.