6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Geçersiz protokol ve zamanaşımına uğramış teminat senedinde temel ilişkinin ispatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5052 E. 2021/4242 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Türkçe düzenlenmediği için geçersiz olan uzlaşma protokolünün geçersizliğini bizzat ileri sürmek hakkın kötüye kullanılmasıdır; teminat senedine dayalı alacakta senet zamanaşımına uğramış olsa bile on yıllık zamanaşımı süresi içinde temel ilişki (ve aleyhe ticari defter kaydı) ile alacak kanıtlanırsa itirazın iptaline karar verilir. Takipten önce temerrüde düşürülmeyen borçluya karşı takipten önceki işlemiş faiz istenemez.

Ele alınan sorunlar

Geçersiz uzlaşma protokolü ve teminat senedine dayalı alacağın ispatı → kısmi kabul

İddia: Davalı, taraflar arasında geçerli sözleşme bulunmadığını, uzlaşma protokolünün Türkçe düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olduğunu, önceki takip iptal edildiğinden davacının alacağını ispat etmesi gerektiğini ve faiz talebinin fahiş olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Protokolün geçersizliğini bizzat ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Protokol yeni bir ticari ilişki kurmayıp mevcut satım ilişkisinin tasfiyesini ve karşılıklı edimleri belirlemiştir. Takip dayanağı senet teminat senedi olup zamanaşımına uğramış olsa da, on yıllık zamanaşımı süresi içinde temel ilişkinin kanıtlanması halinde alacak istenebilir; davalının aleyhine delil oluşturan ticari defterlerinde davacının faturasının kayıtlı olması karşısında davacı, senet miktarından daha fazla alacaklıdır. Bu nedenle asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerindedir; takipten önce temerrüde düşürülmeyen davalı bakımından işlemiş faiz istemi ise reddedilmelidir (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi).

Emsal değeri

Geçersiz protokole ve zamanaşımına uğramış teminat senedine dayalı alacağın temel ilişki ile ispatı ve takip öncesi faiz koşulu bakımından emsal.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Zamanaşımına uğramış senede dayalı alacak, on yıllık zamanaşımı süresi içinde temel ilişkinin kanıtlanması halinde talep edilebilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat senedi hakkın kötüye kullanılması temel ilişkinin ispatı zamanaşımı temerrüt ticari defter (aleyhe delil)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5052 E.  ,  2021/4242 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2014/649 E. - 2017/921 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.09.2019 tarih ve 2018/598 E. - 2019/1136 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket tarafından davacıya, borcuna karşılık olmak üzere bedelleri aynı olan iki adet bono teslim edildiğini, bonoların süresinde ödenmemesi üzerine Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9385 Esas sayılı dosyası ile 30.06.2010 vade tarihli, 550.630,70 Euro bedelli bono için icra takibine geçildiğini, 30.03.2010 tarihli, 550.630,70 Euro bedelli bononun ödenmeyen 250.630 Euroluk kısmı için ise Kocaeli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9176 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takipler kesinleştikten sonra davalı adına kayıtlı inşa halindeki gemiye haciz konulduğunu, davalı şirket tarafından adına kayıtlı gemilerin alıcılarına satışını gerçekleştirmek zorunda olduklarının beyan edilmesi üzerine iyi niyetli bir yaklaşımla uzlaşma protokolü imzalandığını ve bu protokole göre 4.

İcra Müdürlüğü’nde yapılan icra takibine konu bononun faizi ile birlikte 281.530 Euro olarak ödenmesi konusunda karar alındığını, bu kararı teminen 18.04.2012 vade tarihli 281.530 Euro miktarlı bir adet teminat bonosu verildiğini, ancak bu bononun da ödenmemesi sebebiyle Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2012/5507 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak borçlunun bu bononun teminat senedi olduğu iddiası ile icra mahkemesine yaptığı başvuru sonrasında icra takibinin iptal edildiğini, kararın Yargıtayca onandığını, bu karar sonrasında Kocaeli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/11647 Esas sayılı dosyası ile bu kez ilamsız takip yaptıklarını ve bu takibe de borçlunun itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacıya borçlu olmadıklarını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığını, sulh protokolünün Türkçe dilinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, icra takibi iptal edildiğinden davacının dava konusu senetten dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, faiz talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, protokolün geçersizliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacının protokole göre teminat bonosu olduğu sabit olan takip dayanağı 281.530,00 Euro miktarlı bono miktarından daha fazla miktarda davalıdan alacaklı olduğu, temerrüdün takiple başladığı gerekçesiyle asıl alacak bakımından itirazın kısmen iptaline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, uyuşmazlığın 16.05.2011 tarihli uzlaşma protokolünün Türkçe düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olup olmadığı ve 16.05.2011 tanzim, 18.04.2012 vade tarihli senet nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı, dava konusu takibe dayanak 16.05.2011 tarihli uzlaşma protokolünün Türkçe düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olduğu, ancak bu protokol ile yeni bir ticari ilişki kurulmayıp mevcut olan satım ticari ilişkinin sonlandırılması nedeniyle tarafların karşılıklı yükümlükleri ve borcun ne şekilde ödeneceğine dair karşılıklı edimlerin tespit edildiği, borçlu tarafından borcun ödenmemesi halinde bu ödemelerin teminatı olarak alıcının satıcıya 281.530,00 Euro bedelinde teminat senedi vermesinin kararlaştırıldığı, takibe konu senedin zaman aşımına uğramış bir senet olup 10 yıllık zamanaşımı süresinde temel ilişkinin kanıtlanması halinde alacak isteminde bulunulabileceği, davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinde davacının faturasının kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan senet miktarından daha fazla alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkemece itirazın iptali davasının asıl alacak yönünden kabulüne, takipten önce davalı temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz alacağı yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 42.494,47 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 29/04/2021tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670224600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/598 E. 2019/1136 K.

Türkçe düzenlenmeyen uzlaşma protokolü geçersizdir, ancak temel ilişki başka delillerle ispatlanabilir

Gerekçe özeti

Ticari ilişkilerde tarafların 805 sayılı Kanun'un 1. ve 4. maddeleri uyarınca Türkçe dışında bir dilde düzenledikleri sözleşme/protokol geçersizdir. Ancak bu geçersizlik, protokolün konusu olan temel ticari ilişkinin (örneğin satım ilişkisinin tasfiyesi ve buna bağlı ödeme yükümlülüklerinin) varlığını ve buna dayalı alacağın başka delillerle (ticari defter kayıtları, faturalar, karşılıklı ödeme kayıtları gibi) ispatlanmasını engellemez. Ayrıca, zamanaşımına uğramış ve imzası inkâr edilmeyen bir senet, 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde temel ilişkinin kanıtlanması suretiyle alacak talebinin dayanağı olarak kullanılabilir; bu ispatta tarafların birbirini teyit eden ticari defter kayıtları esas alınır.

Emsal değeri

Kararın emsal değeri, 805 sayılı Kanun uyarınca Türkçe düzenlenmeyen sözleşme/protokolün geçersiz olmasına rağmen, bu geçersizliğin protokolün konu ettiği temel ticari ilişkinin varlığının ve buna bağlı alacağın ticari defter kayıtları gibi başka delillerle ispatına engel olmadığı yönündeki tespitinde; ayrıca zamanaşımına uğramış senedin temel ilişkinin ispatı için delil olarak kullanılabileceği yönündeki değerlendirmesindedir. BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici nitelikte emsal değer taşır.

Kavramlar: itirazın iptali 805 sayılı Kanun mecburi Türkçe kullanımı sözleşmenin geçersizliği teminat senedi zamanaşımına uğramış senet temel ilişkinin ispatı ticari defter kayıtları temerrüt işlemiş faiz

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/598

KARAR NO 2019/1136

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2017

NUMARASI 2014/649 Esas 2017/921 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2019

Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından müvekkiline, borcuna karşılık olmak üzere bedelleri aynı olan iki adet bono teslim edildiğini, bonoların süresinde ödenmemesi üzerine Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 30/06/2010 vade tarihli 550.630,70-euro bedelli bono için icra takibine geçildiğini, 30/03/2010 tarihli 550.630,70-euro bedelli bononun ödenmeyen 250.630-Euroluk kısmı için ise Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takipler kesinleştikten sonra davalı adına kayıtlı inşa halindeki gemiye haciz konulduğunu, davalı şirket tarafından, adına kayıtlı gemilerin alıcılarına satışını gerçekleştirmek zorunda olduklarının beyan edilmesi üzerine iyi niyetli bir yaklaşımla uzlaşma protokolü imzalandığını ve bu protokole göre ....

İcra Müdürlüğünde yapılan icra takibine konu bononun faizi ile birlikte 281.530-euro olarak ödenmesi konusunda karar alındığını, bu kararı teminen 18/04/2012 vade tarihli 281.530-euro miktarlı bir adet teminat senedi verildiğini, ancak bu bononun da ödenmemesi sebebiyle Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak borçlunun bu bononun teminat senedi olduğu iddiası ile icra mahkemesine yaptığı başvuru sonrasında icra takibinin iptal edildiğini, kararın Yargıtay'ca onandığını, bu karar sonrasında Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile bu kez ilamsız takip yaptıklarını ve bu takibin de borçlunun itirazı üzerine durduğunu, itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının % 40'tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya borçlu olmadıklarını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığını, sulh protokolünün Türkçe dilinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, icra takibi iptal edildiğinden davacının dava konusu senetten dolayı alacaklı olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, faiz talebinin fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tarafların aralarında Türkçe dışında yabancı dilde düzenledikleri ancak davalının, aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla yapılan takibe dayanak aynı senedin, uzlaşma protokolüne dayanarak teminat senedi olduğunu iddia ile takibi iptal ettirdiği, bu protokole dayanarak kendisine hak kazandırma yoluna gitmişken bu kez bu belgeye türkçe düzenlenmediğinden bahisle geçersizliğini öne sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, protokolün taraflar açısından geçerli olacağı, davacının protokole göre teminat bonosu olduğu sabit olan takip dayanağı 281.530-euro miktarlı bono miktarından daha fazla miktarda davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davalı itirazının asıl alacak yönünden haksızlığı, teminat senedinde davalı temerrüdü daha önce ihtarname gönderilmemiş ise takip ile başlayacağından işlemiş faiz yönünden itirazın yerinde bulunduğu gerekçesiyle asıl alacak bakımından itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili 12/03/2018 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde; kararın henüz tebliğ edilmediğini, tebliğden itibaren yasal süresi içinde gerekçeli istinaf sebeplerini, ek beyan dilekçesi ile sunabilme hakkı saklı kalmak kaydıyla; davacının dava konusu takibe dayanak gösterdiği 16/05/2011 tarihli sulh protokolünün 805 sayılı kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğunu, davacının bu protokole dayanarak alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, 805 sayılı Kanun’un 1.maddesi uyarınca Türk Şirketleri arasındaki her türlü sözleşme, işlem, hesap ve defterlerin Türkçe tutulmak zorunda olduğunu, alacağın varlığına ilişkin somut delil sunulmadığını, takibin diğer dayanağı senedin ise davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının bilirkişi raporlarında da tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; İİK.

67. vd. maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı taraf istinaf yoluna başvurmuştur. Kocaeli ...İcra Dairesinin... esas sayılı icra dosyası ile davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 16.05.2011 düzenleme tarihli 18.04.2012 ödeme tarihli, 281.550-euro bedelli ,malen kayıtlı düzenleyicisi davalı ,lehdarı davacı olan senet ve 16/05/2011 tarihli uzlaşma protokolüne dayalı olarak 281.550-euro asıl alacak ve 67.621,19 Euro işlemiş faiz alacağı yönünden 30.12.2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67 maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.

Takip talebinin dayanağı 16/05/2011 tarihli uzlaşma protokolü ve 16/05/2011 tanzim, 18/04/2012 vade tarihli senet olarak gösterilmiştir. 16/05/2011 tarihli yabancı dilde düzenlenen uzlaşma protokolünün tercümesinden; tarafların ... numaralı ve 12/05/2009 tarihli Teknik Şartname (satış sözleşmesi) uyarınca; ...San. ve Tic. A.Ş. "alıcı", .... Şti. "satıcı" olarak tanımlanarak satış sözleşmesinin sona erdirilmesi husunda anlaşmaya vardıkları, bu kapsamda; ödeme koşulları ve tarafların yükümlülüklerinin belirlendiği, belirlenen bu ödemelerin teminatı olarak alıcının, satıcıya 281.530,38-euro bedelli teminat senedi düzenleyip teslim edeceği hususları düzenlenmiştir,Tarafların ticari defter ve kayıtlarından, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 14.09.2010-11.09.2013 tarihli toplam 2.319.260,74- Euro bedelli faturalardan , 14/09/2010 tarihli 2.230.500,-euro bedelli faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun, davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler toplamının 1.748.032,74-euro olduğu, davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin tarafların ticari defterlerinde yer aldığı, birbirini teyit eden kayıtlara göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 2.230.500-euro - 1.748.032,74 -euro = 482.467,26 Euro alacaklı olduğu görülmüştür.

Uyuşmazlık;16/05/2011 tarihli uzlaşma protokolünün Türkçe düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olup olmadığı ve 16/05/2011 tanzim, 18/04/2012 vade tarihli senet nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İstinaf incelemesi HMK. 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.805 Sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun'un 1. maddesi Türkiye Cumhuriyet tabiyetindeki şirket ve müesseselerin ülke içindeki her türlü sözleşmeleri hesap ve defterlerini Türkçe olarak düzenlemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaksızın düzenlenen sözleşmeler ise aynı Kanun'un 4. maddesine göre geçersizdir.(Yargıtay 11.HD.05.02.2019 tarih ve 2017/5003 E-2019/842K).

Dava konusu takibe dayanak 16/05/2011 tarihli uzlaşma protokolü (sözleşme) türkçe düzenlenmediğinden geçersizdir. Ancak bu protokol ile yeni bir ticari ilişki kurulmayıp mevcut olan satım ticari ilişkinin sonlandırılması nedeniyle tarafların karşılıklı yükümlükleri ve borcun ne şekilde ödeneceğine dair karşılıklı edimlerin tespit edildiği ,borçlu tarafından borcun ödenmemesi halinde bu ödemelerin teminatı olarak alıcının satıcıya 281.530-euro bedelinde teminat senedi verilmesi kararlaştırılmıştır. Takibe konu senet açıkca imzaları inkar edilmeyen, zaman aşımına uğramış bir senet olup, 10 yıllık zamanaşımı süresinde temel ilişkinin kanıtlanması halinde alacak isteminde bulunulabileceği (Y.19.H.D.

20. 06.2017 tarih ve 2016/10626 E.-2017/5247 K.), davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinde davacının faturasının kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan senet miktarından daha fazla alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkemece itirazın iptali davasının asıl alacak yönünden kabulüne, takipten önce davalı temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz alacağı yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak;

davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalıdan alınması gereken 56.659,29- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 14.164,82- TL harcın mahsubu ile bakiye 42.494,47 -TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 78,80- TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

19/09/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.