Pay Devrinin Tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4088 E. 2021/3444 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçersiz sözleşme↗ pay defteri kaydı↗ makul süre↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ anonim şirket↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, geçersiz sözleşmeler nedeniyle ödenen paranın güncellenmiş değerinin tahsiline karar verilmesi gerektiğinden davacı tarafın, tazminat talebinin davalılara yönelik olduğu yönündeki beyanı dikkate alınarak, davacı tarafından davalı ...' a 29.03.2005 tarihinde
ödenen 19.500,00 TL'nin dava tarihi olan 24.03.2010 tarihi itibariyle güncel bedelinin 30.168,45 TL olduğu gerekçesiyle, davacının devralınan anonim şirket hissesinin şirket defterine kaydedilmesi talebinin reddine, tazminat talebinin davalı şirket yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 30.168,45 TL'nin dava tarihi olan 24.03.2010 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, devralınan nama yazılı anonim şirket hissesinin şirket defterine kaydedilmesi, aksi halde hissenin güncellenmiş değerinin tespiti ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Davacıyla davalı ... arasında bağıtlanan 29.03.2005 tarihli hisse devir sözleşmesiyle 780 bağlı nama yazılı hissenin davacıya devredildiği, ancak şirket ana sözleşmesinin 7. madde ve 6762 sayılı Yasa’nın 418 maddesi uyarınca şirket yönetim kurulunun 04.12.2010 tarihli kararı ile devrin kabul edilmediği ve pay defterine kaydın yapılmadığı tartışmasızdır.
Bağlam, bağlı nama yazılı hisse senetlerinin tedavülüne engel olmaz. Pay defterine devralan kişi kaydolmasa bile, mülkiyet ona geçmiştir. Bağlam hükümleriyle sağlanmak istenen sonuç uygun görülmeyip A.O tarafından reddolunan yeni malikin ortalık işlerine karışmamasıdır. Kısaca Türk Doktrini ve yargı kararlarında benimsenen bölünme teorisi uyarınca, davacı nama yazılı hisse senetlerinin mülkiyetini kazanmıştır. Ancak bu hakkını şirkete karşı ileri süremez. Devreden ve devrolunan devir işleminin tamamlanması için ellerinden geleni yapma yükümlülüğü altına girmişlerdir. Devreden onay konusunda olumlu oy verme zorunda olduğu gibi ortaklık tarafındanda onay kararı verilmesini engelleyen eylemlerdende kaçınmak zorundadır.
Yukarıda açıklanan hususlardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı ile davalı ... arasındaki 29.03.2005 tarihli bağlı nama yazılı hisse devir sözleşmesi şirkete karşı ileri sürülemez ise de, yerel mahkemenin kabulünün aksine imzalayanlar bakımından bağlayıcı ve geçerli bir sözleşmedir.
Bu nedenlerle, davacının hisse bedelini isteyeceği yönünde taraflar arasında oluşan kabul karşısında şirket yönetim kurulunca devrin kabul edilmediği yönündeki karar tarihi göz önüne alınarak, gecikmede davacının kusurunun olup olmadığı belirlenip kusuru varsa buna göre sözleşme tarihi itibariyle makul süre sonunda, kusur yoksa yönetim kurulu karar tarihinde davacının isteyebileceği rayiç hisse bedeline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10358 E. 2018/3904 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı · e-defter
İncelediğiniz karardaDavacıyla davalı ... arasında bağıtlanan 29.03.2005 tarihli «hisse devir sözleşmesiyle» 780 bağlı nama yazılı hissenin davacıya devredildiği, ancak şirket ana sözleşmesinin 7. madde ve 6762 sayılı Yasa’nın 418 maddesi uyarınca şirket yönetim kurulunun 04.12.2010 tarihli kararı ile devrin kabul edilmediği ve «pay defterine kaydın» yapılmadığı tartışmasızdır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «geçersiz sözleşmeler» nedeniyle ödenen paranın güncellenmiş değerinin tahsiline karar verilmesi gerektiğinden davacı tarafın, tazminat talebinin davalılara yönelik olduğu yönündeki beyanı dikkate alınarak, davacı tarafından davalı ...' a 29.03.2005 tarihinde ödenen 19.500,00 TL'nin dava tarihi olan 24.03.2010 tarihi itibariyle güncel bedelinin 30.168,45 TL olduğu gerekçesiyle, davacının devralınan «anonim şirket» hissesinin şirket «defterine» kaydedilmesi talebinin reddine, tazminat talebinin davalı şirket yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 30.168,45 TL'nin dava tarihi olan 24.03.20 …
Dava, devralınan nama yazılı «anonim şirket» hissesinin şirket «defterine» kaydedilmesi, aksi halde hissenin güncellenmiş değerinin tespiti ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Davacı tarafça, 28.04.2000 tarihli «yönetim kurulu» pay devir kararının yok hükmünde olduğunun, davacının davalı şirkette usulsüz devir tarihinde %5 hisseye tekabül eden 5000 adet hissesinin varlığının tespiti, hisselerin güncel değerinden «pay defterine kaydı» ile durumun Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesi ve kâr «payının» tahsili istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, davacı talepleri arasında hisselerin adına «pay defterine kaydı» da bulunduğuna göre, hisselerin devredildiği dava dışı Ahmet Ak'ın işbu davada verilecek karardan hukuki durumunun etkilenecek olması nedeniyle, «husumetin» bu şahsa da yöneltilmesi gerektiğinden, davacı tarafa hisselerin devredildiği Ahmet Ak'a husumet yöneltilerek dava açılıp, bu dava ile birleştirilmesi hususunda sü …
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «esas sözleşme» hükümlerine göre nama yazılı payların devrini sınırlandıran yönetim kurulunun iznini bağlayan herhangi bir hüküm olmadığı, ayrıca davacının payını devrettiği tarihteki şirket esas sermaye miktarı olan 100.000 TL'lik sermayenin tamamının ödendiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmaması ve devir tarihinde nama yazılı payların bedellerinin de tamamen ödenmesi «sebebi» ile 28/04/2000 tarihli «yönetim kurulu» kararının geçerli olup olmamasının payların devri bakımından önemi bulunmadığı, 05/04/2000 tarihli şirket paylarının devri için yönetim kurulunun onayına gerek olmadığı, davacının «pay sahipliği sıfatının» 05/04/2000 tarihinde sona erdiği, davacının 05/04/2000 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile paylarını geçerli bir şekilde dava dışı Ahmet Ak'a devrettiği ve bu nedenle şirkette pay sahibi olmadığı, bu sebeple de kâr payını şirketten talep edemeyeceği …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği sıfatı · esas sözleşme · pay sahipliği · kâr payı · dava sebebi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «esas sözleşme» hükümlerine göre nama yazılı payların devrini sınırlandıran yönetim kurulunun iznini bağlayan herhangi bir hüküm olmadığı, ayrıca davacının payını devrettiği tarihteki şirket esas sermaye miktarı olan 100.000 TL'lik sermayenin tamamının ödendiği, davalı şirketin esas sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmaması ve devir tarihinde nama yazılı payların bedellerinin de tamamen ödenmesi «sebebi» ile 28/04/2000 tarihli «yönetim kurulu» kararının geçerli olup olmamasının payların devri bakımından önemi bulunmadığı, 05/04/2000 tarihli şirket paylarının devri için yönetim kurulunun onayına gerek olmadığı, davacının «pay sahipliği sıfatının» 05/04/2000 tarihinde sona erdiği, davacının 05/04/2000 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile paylarını geçerli bir şekilde dava dışı Ahmet Ak'a devrettiği ve bu nedenle şirkette pay sahibi olmadığı, bu sebeple de kâr payını şirketten talep edemeyeceği …
1- Davacı tarafça, 28.04.2000 tarihli «yönetim kurulu» pay devir kararının yok hükmünde olduğunun, davacının davalı şirkette usulsüz devir tarihinde %5 hisseye tekabül eden 5000 adet hissesinin varlığının tespiti, hisselerin güncel değerinden «pay defterine kaydı» ile durumun Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesi ve kâr «payının» tahsili istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, davacı talepleri arasında hisselerin adına «pay defterine kaydı» da bulunduğuna göre, hisselerin devredildiği dava dışı Ahmet Ak'ın işbu davada verilecek karardan hukuki durumunun etkilenecek olması nedeniyle, «husumetin» bu şahsa da yöneltilmesi gerektiğinden, davacı tarafa hisselerin devredildiği Ahmet Ak'a husumet yöneltilerek dava açılıp, bu dava ile birleştirilmesi hususunda sü …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4088 E. , 2021/3444 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25/04/2019 tarih ve 2018/242-2019/227 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş. ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ... Tuğla Kiremit San. ve Tic. A.Ş.’de ortak ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalının ortağı olduğu şirketteki 780 hissesini 29.03.2005 tarihli noterde yapılan hisse devir sözleşmesi ile 19.500.- TL karşılığı kendisine devrettiğini ve bedelini nakden aldığını ancak, hisse devrinin pay defterine işlenmesi taleplerinin yerine getirilmediğini ve hisselerin müvekkili adına pay defterine yazılmadığını ileri sürerek, davalının şirketteki 780 payının pay defterine müvekkili adına yazılması, talebin mümkün olmaması halinde uğranılan zarar karşılığı olarak şimdilik 100.000.- TL’nin ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 431.668,50 TL’ne yükseltmiştir.
Davalı ile dahili davalı vekili, hisse devrinin şirket yönetim kurulu kararı ile kabul edilmediğini, anılan kararın şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi ile TTK’na uygun olduğunu, davacının hisse devir sözleşmesinden sonra 5 yıla yakın bir süre boyunca hisselerin adına pay defterine kaydı ile ilgili bir talepte bulunmadığını, şirket ile ilgilenmediğini bu nedenle iyiniyetli olmayıp, tazminat isteminin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, geçersiz sözleşmeler nedeniyle ödenen paranın güncellenmiş değerinin tahsiline karar verilmesi gerektiğinden davacı tarafın, tazminat talebinin davalılara yönelik olduğu yönündeki beyanı dikkate alınarak, davacı tarafından davalı ...' a 29.03.2005 tarihinde
ödenen 19.500,00 TL'nin dava tarihi olan 24.03.2010 tarihi itibariyle güncel bedelinin 30.168,45 TL olduğu gerekçesiyle, davacının devralınan anonim şirket hissesinin şirket defterine kaydedilmesi talebinin reddine, tazminat talebinin davalı şirket yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 30.168,45 TL'nin dava tarihi olan 24.03.2010 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, devralınan nama yazılı anonim şirket hissesinin şirket defterine kaydedilmesi, aksi halde hissenin güncellenmiş değerinin tespiti ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.
Davacıyla davalı ... arasında bağıtlanan 29.03.2005 tarihli hisse devir sözleşmesiyle 780 bağlı nama yazılı hissenin davacıya devredildiği, ancak şirket ana sözleşmesinin 7. madde ve 6762 sayılı Yasa’nın 418 maddesi uyarınca şirket yönetim kurulunun 04.12.2010 tarihli kararı ile devrin kabul edilmediği ve pay defterine kaydın yapılmadığı tartışmasızdır.
Bağlam, bağlı nama yazılı hisse senetlerinin tedavülüne engel olmaz. Pay defterine devralan kişi kaydolmasa bile, mülkiyet ona geçmiştir. Bağlam hükümleriyle sağlanmak istenen sonuç uygun görülmeyip A.O tarafından reddolunan yeni malikin ortalık işlerine karışmamasıdır. Kısaca Türk Doktrini ve yargı kararlarında benimsenen bölünme teorisi uyarınca, davacı nama yazılı hisse senetlerinin mülkiyetini kazanmıştır. Ancak bu hakkını şirkete karşı ileri süremez. Devreden ve devrolunan devir işleminin tamamlanması için ellerinden geleni yapma yükümlülüğü altına girmişlerdir. Devreden onay konusunda olumlu oy verme zorunda olduğu gibi ortaklık tarafındanda onay kararı verilmesini engelleyen eylemlerdende kaçınmak zorundadır.
Yukarıda açıklanan hususlardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı ile davalı ... arasındaki 29.03.2005 tarihli bağlı nama yazılı hisse devir sözleşmesi şirkete karşı ileri sürülemez ise de, yerel mahkemenin kabulünün aksine imzalayanlar bakımından bağlayıcı ve geçerli bir sözleşmedir.
Bu nedenlerle, davacının hisse bedelini isteyeceği yönünde taraflar arasında oluşan kabul karşısında şirket yönetim kurulunca devrin kabul edilmediği yönündeki karar tarihi göz önüne alınarak, gecikmede davacının kusurunun olup olmadığı belirlenip kusuru varsa buna göre sözleşme tarihi itibariyle makul süre sonunda, kusur yoksa yönetim kurulu karar tarihinde davacının isteyebileceği rayiç hisse bedeline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre, yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan saygı değer çoğunluğun bozma kararına muhalifim.
08. 04.2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/669816900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz