6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borçlu olmadığının tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3993 E. 2021/4091 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet tazminatı kötü niyet

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının davalıya anlaşma çerçevesinde taşınmaz devrederek borcunu ödemiş olduğu, ödeme nedeniyle borcun sona ermiş olduğu, davacının kötü niyet tazminat talebi ise borcun sona ermesi icra takibinden sonra olduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu bulunduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davacının Çorum 3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/100 Esas ( Yeni Dosya No: Çorum İcra Müdürlüğü 2018/1666 ) sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3941 E. 2021/3339 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3993 E.  ,  2021/4091 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.11.2019 tarih ve 2019/201-2019/478 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı aleyhine davalı tarafından Çorum 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/100 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takip konusu senedin teminat senedi olduğuna dair Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/531 esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasının sulh ile neticelendiğini, kesinleşen mahkeme hükmünde borcun 200.000,00 TL olarak tespit edildiğini, bu borca karşılık müvekkilinin davalı şirket yetkilisine gayrimenkul devrettiğini, bu gayrimenkul üzerinde davalı şirket yetkilisinin 5 yıl süre ile tasarruf edemeyeceğini, sözleşmede öngörülen bu devrin yapılmaması hali için öngörülen takibin 200.000,00 TL üzerinden devam edeceğine dair şartın devir yapıldığı için uygulanamayacağını ileri sürerek müvekkilinin Çorum 3.

İcra Müdürlüğü’nün 2010/100 esas sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, % 20 oranında kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını, protokol gereği davalı yana ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddi ile % 20 tazminat istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının davalıya anlaşma çerçevesinde taşınmaz devrederek borcunu ödemiş olduğu, ödeme nedeniyle borcun sona ermiş olduğu, davacının kötü niyet tazminat talebi ise borcun sona ermesi icra takibinden sonra olduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu bulunduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davacının Çorum 3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/100 Esas ( Yeni Dosya No: Çorum İcra Müdürlüğü 2018/1666 ) sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüyle takipten sonra borcun tamamıyla ödenmesine rağmen aleyhe icrai işlemlere devam eden davalı alacaklının kötüniyetli olduğundan bahisle tazminata karar verilmiştir.

Alacağına dair elinde belge bulunan kişi, mahkemeden ilam almak suretiyle bunu takibe koyabileceği gibi, doğrudan ilgili icra dairesine müracaatta bulunarak da alacağına kavuşma imkanına sahiptir.

Ne var ki, alacağın öncelikle icra takibine konu yapılması halinde, ardı sıra itirazın iptali ya da menfi tespit davası şeklinde mahkemeye yansıtılması halinde; borçlu olduğunu bile bile takibe itiraz eden borçlu ile alacaklı olmadığını bildiği halde gereksiz yere takip başlatan alacaklı için %20 den aşağı olmamak üzere ilave tazminatlar öngörülmüştür.

Somut uyuşmazlıktaki tazminat İİK nun 72/5 maddesinde düzenlenmiş olan kötüniyet tazminatına ilişkindir. İlgili maddede aynen “…borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir” hükmü yer almaktadır.

Madde metninde yer alan “kötü niyet” kavramını; icra takibinde bulunmayı haksız hale getirecek açık bir belge ve bilgiye rağmen, alacaklının aksi yönde bir tutum takınarak takip başlatması veya buna devam etmesi şeklinde özetlemek mümkündür.

Ancak burada alacaklıya izafe edilecek kötü niyet olgusunun “takibin” hangi aşamasına tekabül ettiğinin irdelenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle; haksız ve kötü niyetlilik “takip talebi” tarihi itibarıyla tespit edilecek bir unsur mu, yoksa “menfi tespit” davasının açılma tarihine kadar devam eden süreç içindeki toplam tutum ve davranışı mı ifade edecek, hususlarının açıklığa kavuşması gerekmektedir.

Kanun koyucunun metni kaleme alırken özellikle “…menfi tespit davası açmaya ZORLAYAN” kavramına yer vermesine bakılırsa; takipte kötü niyet olgusunu belirlerken yalnızca takip talebi anındaki iradeyi değerlendirmekle yetinmeyip, süreç içerisindeki genel tutum ve davranışa bakarak, haksız yere borçluyu menfi tespit davası açmak zorunda bırakıp bırakmadığını tespit etmek, hakkaniyete ve usul ekonomisi için getirilmiş bir düzenlemenin amaç ve ruhuna daha da uygun düşecektir.

Somut vakıada takipten sonra düzenlenen sulh protokolüne göre davacının edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı alacaklının ardı sıra icrai işlemlere devam edip borçluyu dava açmaya zorlaması kötüniyeti tartışmasız hale getirmiştir.

Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda, davalı-alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/668013200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.