İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3819 E. 2021/2489 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı↗ ba/bs formları↗ ticari defter incelemesi↗ imza incelemesi↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ticari defter↗ havale↗ fatura↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, kur farkına ilişkin taraflar arasında açıkça yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının iddiasına dayanak teşkil eden ve faks aracılığıyla gönderildiği iddia olunan ve dosyada fotokopisi bulunan Bilgi Amaçlı Satış Formları altındaki imzaların davalı şirket yetkilisi tarafından inkar edildiği, davacı tarafça dosyaya bu evrakların aslı sunulmadığı gibi iddiasına dayanak teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgeye de dosya kapsamında rastlanılmadığı, bu nedenle imza incelemesi yapılmasına da gerek olmadığı, ticari defterlerin incelenmesinde de bu hususa ilişkin bir kayıt olmadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan faks çıktılarının delil olarak kabul edilemeyeceği, nitekim bu hususun (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2012/16268 Esas, 2013/1418 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı, davalının imzasını dahi taşımayan ve sözleşme olarak kabulü mümkün bulunmayan belgeye göre kur farkı adı altında fatura kesilip davacının ticari defter ve kayıtlarına alınmasının davacıyı alacaklı hale getirmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava kur farkından kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali davasıdır.Dosya içeriğindeki davalı defterine kaydedilen faturalar mali mevzuat gereği TL üzerinden düzenlenmiş ise de, döviz karşılığının da düzenlendiği görülmektedir.Bu durumda çekle yapılan ödemelerden dolayı kur farkı talep edilemeyecek ise de, havale yada elden yapılan ödemeler yönünden farkın istenebileceği gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın tamamen reddedilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, 30.000 USD «maddi tazminatın» ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2682 E. 2020/5731 K.
Ortak:kur farkı · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, «kur farkına» ilişkin taraflar arasında açıkça yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının iddiasına dayanak teşkil eden ve faks aracılığıyla gönderildiği iddia olunan ve dosyada fotokopisi bulunan Bilgi Amaçlı Satış Formları altındaki imzaların davalı şirket yetkilisi tarafından inkar edildiği, davacı tarafça dosyaya bu evrakların aslı sunulmadığı gibi iddiasına dayanak teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgeye de dosya kapsamında rastlanılmadığı, bu nedenle «imza incelemesi» yapılmasına da gerek olmadığı, «ticari defterlerin incelenmesinde» de bu hususa ilişkin bir kayıt olmadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan faks çıktılarının delil olarak kabul edilemeyeceği, nitekim bu hususun (Kapatılan …
Hukuk Dairesi'nin 2012/16268 Esas, 2013/1418 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı, davalının imzasını dahi taşımayan ve sözleşme olarak kabulü mümkün bulunmayan belgeye göre «kur farkı» adı altında «fatura» kesilip davacının «ticari defter» ve kayıtlarına alınmasının davacıyı alacaklı hale getirmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava kur farkından kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali davasıdır.Dosya içeriğindeki davalı «defterine» kaydedilen faturalar mali mevzuat gereği TL üzerinden düzenlenmiş ise de, döviz karşılığının da düzenlendiği görülmektedir.Bu durumda çekle yapılan ödemelerden dolayı «kur farkı» talep edilemeyecek ise de, «havale» yada elden yapılan ödemeler yönünden farkın istenebileceği gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın tam …
Benzer bu kararda… a, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya yapılan satış bedellerinin gününde ödenmemesi nedeniyle «vade» ve «kur farkı» ile «cari hesap alacağının» tahsilini talep ettiği, taraf «defterlerinin» incelenmesi neticesinde taraflar arasında kur ve «vade farkı» ödemesine ilişkin «teamülleşmiş» bir uygulama olduğu tespit edildiğinden, davacının «kur farkı alacağına» ilişkin talebinin yerinde olduğu, kur farkına ilişkin 9 adet faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği, ancak 4 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi, bu faturaların davalının «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının kur ve vade farkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davalının ticari defterlerine göre davacının 390,46 TL cari hesap alacağı olduğu, fazlaya ilişkin cari hesap alacağının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının cari hesap alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, 64.405,45 TL (64.014,99 kur farkı alacağı + 390,46 cari hesap alacağı) kur farkı alacağı ile cari hesap alacağının «temerrüt tarihi» olan 02.03.2014 tarihinden, 8.292,16 TL kur farkı alacağının ise temerrüt tarihi olan 18.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurul …
… Mahkemesince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından kaşelenip imzalanan ve faks ile davalıya gönderilen «satış sözleşmesinin» aynı şekilde davalı tarafından imzalanıp karşı tarafa faks ile gönderilmesi ile kurulduğunun dosyadaki satış sözleşmesi başlıklı belgelerden anlaşıldığı, sözleşmeye konu emtiaların Euro üzerinden fiyatının bildirildiği, davalı tarafından kabul edilen bu anlaşma doğrultusunda faturaların davalıya tebliğ edildiği, emtianın da «teslim» edilmek suretiyle ödemeler yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, daha önceden de aynı şekilde yürütülen ilişki doğrultusunda emtiaların teslim alınıp ödemeler yapıldığı, hem taraflar arasındaki fiili uygulamada, hem de sözleşme ve faturalar üzerinde açıkça vadesinde ödenmeyen faturalar için «vade farkı» ve «kur farkı» alınacağının belirtildiği, oranının da açıkça yazıldığı, davacının yaptığı satışların karşılığının, davalı tarafından «ileri tarihli çek» keşide etmek suretiyle ödendiği, davalının çekle yaptığı ödemelerin 2013 ve 2014 tarihinde olduğu, 31.01.2012 tarihli 6273 Sayılı Kanunla Değişik 5941 Sayılı Kanun’un geçici 3/f.5 maddesi ile 31.12.2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya «ibrazının» «geçersiz» olduğu, davalının düzenleme tarihinde ödeneceğini bilerek ileri tarihli çek düzenlediği, bunun da vadeli ödeme olduğu, dava konusu, davalı tarafından kabul edilmeyen faturaların «kur farkı faturaları» olduğu, bu faturaların kaynağını oluşturan emtianın davalı tarafından teslim alınmadığı öne sürülmediğine göre kur farkı «faturalarına itiraz» edilip iade edilmelerinin sonucu değiştirmediği, dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler üzerinden bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince, «delillerin toplanıp», tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm …
Dava, «kur farkı» ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ileri tarihli çek · kur farkı alacağı · kur farkı faturası · vade farkı · faturaya itiraz · cari hesap alacağı · delillerin toplanmaması · teamül
Benzer bu kararda… Mahkemesince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından kaşelenip imzalanan ve faks ile davalıya gönderilen «satış sözleşmesinin» aynı şekilde davalı tarafından imzalanıp karşı tarafa faks ile gönderilmesi ile kurulduğunun dosyadaki satış sözleşmesi başlıklı belgelerden anlaşıldığı, sözleşmeye konu emtiaların Euro üzerinden fiyatının bildirildiği, davalı tarafından kabul edilen bu anlaşma doğrultusunda faturaların davalıya tebliğ edildiği, emtianın da «teslim» edilmek suretiyle ödemeler yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, daha önceden de aynı şekilde yürütülen ilişki doğrultusunda emtiaların teslim alınıp ödemeler yapıldığı, hem taraflar arasındaki fiili uygulamada, hem de sözleşme ve faturalar üzerinde açıkça vadesinde ödenmeyen faturalar için «vade farkı» ve «kur farkı» alınacağının belirtildiği, oranının da açıkça yazıldığı, davacının yaptığı satışların karşılığının, davalı tarafından «ileri tarihli çek» keşide etmek suretiyle ödendiği, davalının çekle yaptığı ödemelerin 2013 ve 2014 tarihinde olduğu, 31.01.2012 tarihli 6273 Sayılı Kanunla Değişik 5941 Sayılı Kanun’un geçici 3/f.5 maddesi ile 31.12.2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya «ibrazının» «geçersiz» olduğu, davalının düzenleme tarihinde ödeneceğini bilerek ileri tarihli çek düzenlediği, bunun da vadeli ödeme olduğu, dava konusu, davalı tarafından kabul edilmeyen faturaların «kur farkı faturaları» olduğu, bu faturaların kaynağını oluşturan emtianın davalı tarafından teslim alınmadığı öne sürülmediğine göre kur farkı «faturalarına itiraz» edilip iade edilmelerinin sonucu değiştirmediği, dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler üzerinden bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince, «delillerin toplanıp», tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm …
… a, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya yapılan satış bedellerinin gününde ödenmemesi nedeniyle «vade» ve «kur farkı» ile «cari hesap alacağının» tahsilini talep ettiği, taraf «defterlerinin» incelenmesi neticesinde taraflar arasında kur ve «vade farkı» ödemesine ilişkin «teamülleşmiş» bir uygulama olduğu tespit edildiğinden, davacının «kur farkı alacağına» ilişkin talebinin yerinde olduğu, kur farkına ilişkin 9 adet faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği, ancak 4 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi, bu faturaların davalının «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının kur ve vade farkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davalının ticari defterlerine göre davacının 390,46 TL cari hesap alacağı olduğu, fazlaya ilişkin cari hesap alacağının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının cari hesap alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, 64.405,45 TL (64.014,99 kur farkı alacağı + 390,46 cari hesap alacağı) kur farkı alacağı ile cari hesap alacağının «temerrüt tarihi» olan 02.03.2014 tarihinden, 8.292,16 TL kur farkı alacağının ise temerrüt tarihi olan 18.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurul …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3819 E. , 2021/2489 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.02.2019 tarih ve 2015/724- 2019/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının petro kimya ve plastik hammadde satışı yaptığını, taraflar arasında mal satışına ilişkin '' Bilgi Amaçlı Satış Formu '' sözleşmesi düzenlendiğini ve malın davalıya teslim edildiğini, akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğunu, Bilgi Amaçlı Satış Formu başlıklı sözleşmelerin 3. maddesinde TCMB USD döviz satış kuru üzerinden tanzim edilen mal bedeli faturalarının ödeme tarihinde davacı Vista Kimya tarafından tespit edilen döviz kuru arasında fark doğacak olur ise bu takdirde kur farkı faturasının KDV dahil olarak ayrıca tahsil edileceği hükmünün yer aldığını, söz konusu kur farkı sebebiyle davalıya 31.12.2013 tarih 18776 numaralı 20.702,57 TL bedelli faturanın düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından iade edilen fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında kur farkı ödeneceğine dair yazılı bir sözleşme olmadığını, davalının fatura karşılığı mal satın aldığını ve bedelinin ödendiğini, davacının fatura bedellerini tahsil ederken kur farkı alacağı hususunda ihtirazi kayıt koymadığını, davacının kur farkı talebinde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, kur farkına ilişkin taraflar arasında açıkça yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının iddiasına dayanak teşkil eden ve faks aracılığıyla gönderildiği iddia olunan ve dosyada fotokopisi bulunan Bilgi Amaçlı Satış Formları altındaki imzaların davalı şirket yetkilisi tarafından inkar edildiği, davacı tarafça dosyaya bu evrakların aslı sunulmadığı gibi iddiasına dayanak teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgeye de dosya kapsamında rastlanılmadığı, bu nedenle imza incelemesi yapılmasına da gerek olmadığı, ticari defterlerin incelenmesinde de bu hususa ilişkin bir kayıt olmadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan faks çıktılarının delil olarak kabul edilemeyeceği, nitekim bu hususun (Kapatılan) Yargıtay 19.
Hukuk Dairesi'nin 2012/16268 Esas, 2013/1418 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı, davalının imzasını dahi taşımayan ve sözleşme olarak kabulü mümkün bulunmayan belgeye göre kur farkı adı altında fatura kesilip davacının ticari defter ve kayıtlarına alınmasının davacıyı alacaklı hale getirmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava kur farkından kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali davasıdır.Dosya içeriğindeki davalı defterine kaydedilen faturalar mali mevzuat gereği TL üzerinden düzenlenmiş ise de, döviz karşılığının da düzenlendiği görülmektedir.Bu durumda çekle yapılan ödemelerden dolayı kur farkı talep edilemeyecek ise de, havale yada elden yapılan ödemeler yönünden farkın istenebileceği gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın tamamen reddedilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda anlatılan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667365700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz