Teminat bonosu, dayandığı kredi borcunun ödenmesiyle bedelsiz kalır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4915 E. 2021/2905 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Belirli bir genel kredi sözleşmesini teminen açık olarak düzenlenip verilen bono yalnız o sözleşmeden doğan borcu teminat altına alır; o borç ödenip kapatıldığında bono bedelsiz kalır ve sonradan imzalanan başka kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamaz. Senedin tüm borçları kapsadığının kabulü için ibraname verilmemiş olması yeterli değildir.
Ele alınan sorunlar
Teminat bonosunun temel borcun ödenmesiyle bedelsiz kalması → kısmi kabul
İddia: Davalı banka, dava dışı şirket borcunun bir dönem ödenmesinin avalistin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, imzalanan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacının sorumluluğunun sürdüğünü ve senet miktarıyla sınırlı takip yapıldığını savunmuştur.
Gerekçe: Davacı avalisttir; takip dayanağı bono, 03.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesini teminen aynı tarihte düzenlenmiştir. Bu sözleşmeden kaynaklanan borç ödenerek kapatıldığından, sözleşmeyi teminen alınan bono da bedelsiz kalmıştır; senet, ileride doğacak veya sonradan imzalanacak genel kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamaz. İbraname verilmedikçe senedin doğacak tüm borçları teminat altına aldığı savunması kabul edilemez. Davalının kötüniyeti de kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı istemi reddedilir (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi).
Emsal değeri
Teminat bonosunun bağlı olduğu genel kredi sözleşmesi borcunun ödenmesiyle bedelsiz kalması ve senedin kapsadığı borçların belirlenmesi bakımından emsal.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aval↗ teminat senedi/bono↗ bedelsizlik def'i↗ genel kredi sözleşmesi↗ müteselsil kefalet↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4915 E. , 2021/2905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.02.2018 tarih ve 2016/672 E- 2018/145 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.02.2019 tarih ve 2018/590 E- 2019/129 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı takip yaptığını, takip dayanağı 03.08.2011 tanzim tarihli bononun davalıya, davacının önceden ortağı olduğu Mazman … Ltd.Şti’nin kullandığı araç kredisi sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere, sözleşmeyle aynı tarihli, vade tarihi ve senet miktarı yazılmadan açık bono olarak tanzim edilip verildiğini, şirketin keşideci davacının avalist olduğunu, kredi borcunun ödendiğini, kredi teminatı olarak alınan araç üzerindeki rehnin kaldırılarak aracın üçüncü kişiye satıldığını ve davacının 24.09.2013 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığını, davalı tarafından bedelsiz kalan senede dayalı takip yapıldığını ileri sürerek, davacının takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı şirket borcunun bir dönemde ödenmesinin davalının kefalet sorumluluğunu ve bonodan aval sorumluluğunu etkilemeyeceğini, davacı ve dava dışı borçlu şirket ile davalı arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacının sorumluluğunun devam ettiğini, senet miktarı ile sınırlı olarak davacı aleyhine takip yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının dava dışı şirket ile imzalanan 03.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğu, takibe konu senedin keşide tarihinin de 03.08.2011 olup kredi sözleşmesini teminen alındığı, bu genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenerek kapatıldığı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borç ifa edilmiş olduğuna göre sözleşmeyi teminen aynı tarihte alınan senedin de bedelsiz kaldığı, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, genel kredi sözleşmesindeki kefalet sorumluluğunun kural olarak borcun ödenmesiyle sona ermeyeceği, ancak borç ödendikten sonraki tarihte yeniden kredi sözleşmesi imzalanması ve bu yeni genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı sözleşmede imzası bulunmayan kefilin sorumluluğunun sona ereceği, davacının avalist olduğu, dava konusu senedin teminat olarak verildiği 03.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borcun tümüyle ödendiği, senedin ileride doğacak borçları ve imzalananacak genel kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamadığı, davalı tarafça öne sürülen ibraname verilmedikçe senedin doğacak tüm borçları kapsayacağı savunmasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.697,84 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.03.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava konusu senette davacı avalist sıfatını taşımaktadır. Davacı bu sıfatla şekle aykırılıktan dolayı borçlu olmadığının tespitini isteyebileceği gibi borcun sona erdiği itirazını da ileri sürebilir. Somut vakada davacı borcun ilk sözleşmeye hasren imzalandığını iddia etmiş ise de bunu gerek senet tevdi bordrosu gerekse genel kredi sözleşmesi kapsamında senede yapılan bir atıfla iddiasını ispatlayamamıştır. Bu durumda dava dışı şirketle davalı banka arasında sürmekte olan genel kredi ilişkisinin tamamı için teminat olarak verildiğinin kabulü gerekmekte olup mahkemece dava dışı şirket ile banka arasındaki genel kredi kredi sözleşmesinden kaynaklanan bakiye borç tutarı hesaplanarak senet tutarı kapsamında senetle teminat alınan miktar oranında borçlu olup olmadığı araştırılıp varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı hükmün bu nedenle bozulması gerektiği kanaatiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk kararına iştirak etmiyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667030100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz