6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2116 E. 2021/2913 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haciz ihbarnamesi munzam zarar akdi faiz menfi tespit davası malvarlığına ilişkin dava mevduat hesabı hakkaniyet eş rızası tespit davası dava şartı yokluğu tbk 99 işlemiş faiz usulden reddi hukuki yarar haciz ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TBK — TBK 52 · İİK — İİK 89

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2020/2116 E.  ,  2021/2913 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın usulden reddine dair verilen 22.01.2020 tarih ve 2019/2460 E- 2020/29 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; dava dışı ... tarafından Şişli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2006/2396 Esas sayılı dosyasıyla müvekkili... ile diğer borçlular...ve ...aleyhine 368.559,00 TL üzerinden %98 faiz ile birlikte icra takibi yapıldığını, icra müdürlüğünce davalı bankaya İİK 89/1. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalı bankanın haciz ihbarnamesine cevaben müvekkiline ait 178.986,06 TL mevduat hesabına haciz işlemi uygulandığını bildirdiğini ancak icra dosyasına ödeme yapılması bildirildiğinde davalı bankanın çeşitli gerekçeler ile bankada bulunan parayı icra dosyasına ödemediğini, yaklaşık 7 yıl sonra icra dosyasına ödemenin yapıldığını, mevduatta bulunan 88.986,06 TL'nin icra dosyasına hukuka aykırı olarak geç ödenmesi sebebiyle faiz borçlarının yığılmasına sebebiyet verildiğini, zira icra takibinde %98 oranında akdi faiz öngörüldüğünü, davalının icra dosyasındaki borcun artmasına sebep olduğunu ileri sürerek 521.064,39 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili bankaya borçluların banka nezdindeki hak ve alacaklarının İİK 89/1. md gereğince haczi için haciz ihbarnamesi gönderildiğini, icra müdürlüğüne hesap sahibi hususunda sehven yanlış cevap verildiğini, hesabın aslında dava dışı ...'e ait olduğunu, ancak yanlışlığın düzeltilmesi taleplerinin icra müdürlüğünce kabul edilmediğini,bunun üzerine İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2007/6 Esas sayılı dosyasıyla borçlu olmadıklarına dair menfi tespit davası açtıklarını, bu davada hesaptaki paranın yarısının davacıya ait olduğuna dair karar verildiğini, mahkemece davanın devamı süresince hesap üzerine tedbir kararı verildiğini, menfi tespit davasının kesinleşmesi üzerine ...'ya ait olduğu tespit edilen ana para ile ana paraya işletilen faizin icra dosyasına ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce Dairemiz bozma ilamına uyularak, davacının borçlu bulunduğu Şişli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2006/2396 E. sayılı icra takip dosyasından İİK 89/1. md gereğince üçüncü şahıs konumundaki davalı bankaya birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği, davalı bankanın yazı cevabı ile ... adına ve ... ile müşterek olan hesapta 178.986,06 TL bulunduğunu bildirdiği, hesaptaki paranın icra dosyasına aktarılmasının istenilmesi üzerine, parayı icra dosyasına göndermekten kaçınarak, hesapta bulunan paranın ...'ya ait olmadığı gerekçesiyle, dosyası alacaklısına borçlu bulunmadığının tespitine dair ... aleyhine dava açtığı, davanın reddine dair kararın kesinleşmesi üzerine, davalı bankanın davacının hissesine düşen ana para ile birlikte işlenmiş faizini icra dosyasına gönderdiği, davacının davalı banka tarafından ödenen faizin, icra dosyasında işleyen faizi karşılamadığını belirterek aradaki farkı munzam zarar olarak talep ettiği, hüküm altına alınacak miktarın bizzat davacıya ödenmesi talep edilmesine rağmen icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığı, işbu davanın açılabilmesi için öncelikle davacı tarafından fiili bir ödemenin bulunmasının şart olduğu, bu sebeple davacının bu aşamada, dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu, ancak Yargıtay bozma kararı doğrultusunda yeniden hüküm verilmesi gerektiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının davalı bankada mevcut ve davacıdan alacaklı olan 3. kişi tarafından haczedilen mevduatının, bankanın kusurlu davranışından ötürü icra dairesine geç ödenmesi nedeniyle, davacının işlemiş faiz yükünün arttığı iddiasına dayalı zararın tazminine ilişkindir.

Hukuki açıdan zarar, hak sahibinin rızası dışında malvarlığında meydana gelen azalma olup, söz konusu azalmanın kişinin malvarlığının aktifinin azalması veya pasifinin artması şeklinde ortaya çıkabileceğinde duraksanmamalıdır. Bu anlamda, davacının pasifinin artması biçiminde ortaya çıkmış olan zararının da tazminini talep edebileceği ve esasen bu yolda açılmış bir davada hukuki yararının var olduğu açıktır. Belirtilen hususlara, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara ekli karşıoyda da değinilmekte olduğu görülmektedir.

Dosya içinde bulunan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/351 E-2010/777 K sayılı olup davalı banka tarafından menfi tespit davasında, davalı bankaya icra dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesi gereğince, davalının 3.kişiye olan borcuna ilişkin icra dosyasına ödemesi gereken tutarın 88.413,03 TL olarak belirlendiği, belirlenen bu tutara ilişkin olarak davalı bankaca icra dosyasına, 10.10.2012 tarihinde asıl alacağın 03.12.2012 tarihinde de işlemiş faizin ödendiği sabittir. Davacı yan, bu ödemenin gecikmesinde davalı bankanın sorumluluğu bulunduğunu ve aleyhine kesinleşen icra dosyasındaki faiz oranının davalının ödemekle yükümlü olduğu faizden yüksek olması nedeniyle bakiye ödemekle yükümlü olduğu borcun miktarının arttığını ileri sürmektedir. Gerçekten de, davalı bankanın icra dosyasına yaptığı ödemeye ilişkin faiz oran ve tutarı ile aynı döneme ilişkin olarak kesinleşen takip nedeniyle takip borçlusu davacının faiz yükünün artmış olduğu görülmektedir.

Bu durumda, mahkemece, kural olarak davacı yanın işbu pasif nitelikteki zararının tazminini talep edebileceği, esasen borçlunun nezdinde mevcut mevduatını, vaki talep üzerine icra dosyasına ödemekle yükümlü bulunan davalı bankanın, alacaklı aleyhine açmış olduğu davalarda kısmen dahi olsa haksız çıkmış bulunduğu ve davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözetilerek, davalının anılan davalarda ödemekle yükümlü tutulduğu tutarın ödenmesinde geciktiği ve sorumlu olduğunun kabulü ile bu meblağın zamanında ödenmemiş olması nedeniyle davacının kesinleşen takip nedeniyle faiz yükünde mevcut artmanın rakamsal olarak saptanması, bu şekilde saptanacak zararın doğumuna, davacının icra takip dosyasında istenen faiz oran ve tutarı bakımından yasal yollara başvurmamış olmasının, alacaklısına hiçbir ödemede bulunmamasının etkisi olup olmadığı, var ise nitelik ve niceliğinin TBK’nın 52. maddesi çerçevesinde tartışılarak hakkaniyete uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı yanın temyiz itirazının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2976 E. 2023/3249 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/2116 E.  ,  2021/2913 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın usulden reddine dair verilen 22.01.2020 tarih ve 2019/2460 E- 2020/29 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; dava dışı ... tarafından Şişli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2006/2396 Esas sayılı dosyasıyla müvekkili... ile diğer borçlular...ve ...aleyhine 368.559,00 TL üzerinden %98 faiz ile birlikte icra takibi yapıldığını, icra müdürlüğünce davalı bankaya İİK 89/1. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalı bankanın haciz ihbarnamesine cevaben müvekkiline ait 178.986,06 TL mevduat hesabına haciz işlemi uygulandığını bildirdiğini ancak icra dosyasına ödeme yapılması bildirildiğinde davalı bankanın çeşitli gerekçeler ile bankada bulunan parayı icra dosyasına ödemediğini, yaklaşık 7 yıl sonra icra dosyasına ödemenin yapıldığını, mevduatta bulunan 88.986,06 TL'nin icra dosyasına hukuka aykırı olarak geç ödenmesi sebebiyle faiz borçlarının yığılmasına sebebiyet verildiğini, zira icra takibinde %98 oranında akdi faiz öngörüldüğünü, davalının icra dosyasındaki borcun artmasına sebep olduğunu ileri sürerek 521.064,39 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili bankaya borçluların banka nezdindeki hak ve alacaklarının İİK 89/1. md gereğince haczi için haciz ihbarnamesi gönderildiğini, icra müdürlüğüne hesap sahibi hususunda sehven yanlış cevap verildiğini, hesabın aslında dava dışı ...'e ait olduğunu, ancak yanlışlığın düzeltilmesi taleplerinin icra müdürlüğünce kabul edilmediğini,bunun üzerine İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2007/6 Esas sayılı dosyasıyla borçlu olmadıklarına dair menfi tespit davası açtıklarını, bu davada hesaptaki paranın yarısının davacıya ait olduğuna dair karar verildiğini, mahkemece davanın devamı süresince hesap üzerine tedbir kararı verildiğini, menfi tespit davasının kesinleşmesi üzerine ...'ya ait olduğu tespit edilen ana para ile ana paraya işletilen faizin icra dosyasına ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce Dairemiz bozma ilamına uyularak, davacının borçlu bulunduğu Şişli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2006/2396 E. sayılı icra takip dosyasından İİK 89/1. md gereğince üçüncü şahıs konumundaki davalı bankaya birinci haciz ihbarnamesi gönderildiği, davalı bankanın yazı cevabı ile ... adına ve ... ile müşterek olan hesapta 178.986,06 TL bulunduğunu bildirdiği, hesaptaki paranın icra dosyasına aktarılmasının istenilmesi üzerine, parayı icra dosyasına göndermekten kaçınarak, hesapta bulunan paranın ...'ya ait olmadığı gerekçesiyle, dosyası alacaklısına borçlu bulunmadığının tespitine dair ... aleyhine dava açtığı, davanın reddine dair kararın kesinleşmesi üzerine, davalı bankanın davacının hissesine düşen ana para ile birlikte işlenmiş faizini icra dosyasına gönderdiği, davacının davalı banka tarafından ödenen faizin, icra dosyasında işleyen faizi karşılamadığını belirterek aradaki farkı munzam zarar olarak talep ettiği, hüküm altına alınacak miktarın bizzat davacıya ödenmesi talep edilmesine rağmen icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığı, işbu davanın açılabilmesi için öncelikle davacı tarafından fiili bir ödemenin bulunmasının şart olduğu, bu sebeple davacının bu aşamada, dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu, ancak Yargıtay bozma kararı doğrultusunda yeniden hüküm verilmesi gerektiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının davalı bankada mevcut ve davacıdan alacaklı olan 3. kişi tarafından haczedilen mevduatının, bankanın kusurlu davranışından ötürü icra dairesine geç ödenmesi nedeniyle, davacının işlemiş faiz yükünün arttığı iddiasına dayalı zararın tazminine ilişkindir.

Hukuki açıdan zarar, hak sahibinin rızası dışında malvarlığında meydana gelen azalma olup, söz konusu azalmanın kişinin malvarlığının aktifinin azalması veya pasifinin artması şeklinde ortaya çıkabileceğinde duraksanmamalıdır. Bu anlamda, davacının pasifinin artması biçiminde ortaya çıkmış olan zararının da tazminini talep edebileceği ve esasen bu yolda açılmış bir davada hukuki yararının var olduğu açıktır. Belirtilen hususlara, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara ekli karşıoyda da değinilmekte olduğu görülmektedir.

Dosya içinde bulunan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/351 E-2010/777 K sayılı olup davalı banka tarafından menfi tespit davasında, davalı bankaya icra dosyasından gönderilen haciz ihbarnamesi gereğince, davalının 3.kişiye olan borcuna ilişkin icra dosyasına ödemesi gereken tutarın 88.413,03 TL olarak belirlendiği, belirlenen bu tutara ilişkin olarak davalı bankaca icra dosyasına, 10.10.2012 tarihinde asıl alacağın 03.12.2012 tarihinde de işlemiş faizin ödendiği sabittir. Davacı yan, bu ödemenin gecikmesinde davalı bankanın sorumluluğu bulunduğunu ve aleyhine kesinleşen icra dosyasındaki faiz oranının davalının ödemekle yükümlü olduğu faizden yüksek olması nedeniyle bakiye ödemekle yükümlü olduğu borcun miktarının arttığını ileri sürmektedir.

Gerçekten de, davalı bankanın icra dosyasına yaptığı ödemeye ilişkin faiz oran ve tutarı ile aynı döneme ilişkin olarak kesinleşen takip nedeniyle takip borçlusu davacının faiz yükünün artmış olduğu görülmektedir.

Bu durumda, mahkemece, kural olarak davacı yanın işbu pasif nitelikteki zararının tazminini talep edebileceği, esasen borçlunun nezdinde mevcut mevduatını, vaki talep üzerine icra dosyasına ödemekle yükümlü bulunan davalı bankanın, alacaklı aleyhine açmış olduğu davalarda kısmen dahi olsa haksız çıkmış bulunduğu ve davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözetilerek, davalının anılan davalarda ödemekle yükümlü tutulduğu tutarın ödenmesinde geciktiği ve sorumlu olduğunun kabulü ile bu meblağın zamanında ödenmemiş olması nedeniyle davacının kesinleşen takip nedeniyle faiz yükünde mevcut artmanın rakamsal olarak saptanması, bu şekilde saptanacak zararın doğumuna, davacının icra takip dosyasında istenen faiz oran ve tutarı bakımından yasal yollara başvurmamış olmasının, alacaklısına hiçbir ödemede bulunmamasının etkisi olup olmadığı, var ise nitelik ve niceliğinin TBK’nın 52.

maddesi çerçevesinde tartışılarak hakkaniyete uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı yanın temyiz itirazının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/666894200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.