İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3829 E. 2021/3037 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek ve müteselsil kefalet↗ fiil ehliyeti↗ mutlak butlan↗ müteselsil kefalet↗ kısmi itiraz↗ kısmi kabul↗ geçersiz sözleşme↗ kefalet sözleşmesi↗ butlan↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ ihtisas mahkemesi↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ mirasçılık↗ kefalet↗ tbk 99↗ bono↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗ taahhütname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre,davaya ve takibe konu sözleşmenin incelenmesinde; davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı doğacak her türlü borcun 300.000,00 TL'lik kısmına kadar davalı ... ve ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları sözleşmede ...'in de imzasının bulunduğu, sözleşmenin tek başına borç doğuran bir sözleşme olmayıp müşterek ve müteselsil kefalet düzenlemesine ilişkin olduğu, sözleşmenin ne zaman imza altına alındığının sözleşmede yazılı olmadığı, davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı alındığı iddia edilen senetlerin Antalya 8. İcra Dairesi'nin 2012/1994 esas sayılı ve 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2410 esas sayılı takip dosyasına konu edildikleri, bahsi geçen takip dosyasındaki senetlerin tanzim tarihlerinin 2011 yılı Ağustos ayından 2012 yılı Ocak ayı arasında değiştiği, eldeki davaya konu sözleşmenin konu edildiği Antalya 12. İcra Dairesi'nin 2012/2385 esas sayılı takip dosyasının ise 10.05.2012 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla dava konusu kefaletin dayanağı olan asıl borcun belirtilen takip dosyalarına konu bonolar olduğu ve davalı ...'in bu bonoların tanzim tarihleri itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 29.04.2019 tarihli raporunda davalıda Demans denilen bunama halinin senet tarihlerinde de mevcut olduğu, davalının 2011 yılı ve 2012 Ocak Mayıs ayları arasında fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiği, davalı asıl borçlu ... senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığından senetlerin mutlak butlan ile hükümsüz oldukları, asıl borcun geçersiz olması sebebiyle ferisi niteliğinde bulunan dava ve takip konusu kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı, davalılardan ... ve ...'in takibin sadece bir kısmına itirazda bulunmalarının, kalan kısmı kabul etmelerinin en baştan itibaren geçersiz olan sözleşme ve senet borçlarına geçerlilik kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Müteveffa ... mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle haklarında mirasçı sıfatıyla açılmış olan davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamış ise de taraflar arasındaki kefalet ilişkisinin başladığı 818 sayılı Borçlar Kanunu`nu döneminde 485. maddesine( TBK m. 582 ) göre hata veyahut ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun mesuliyetine icap etmeyen bir akitten mütevellit borca kefalet, eğer kefil akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına taahhüt esnasında vakıf ise muteber olur hükmü gözetildiğinde sözleşmede imzası bulunan ... ve ...’in murisin yakın akrabası olması nedeniyle hukuki ehliyetsizliğini vakıf oldukları kabul edilerek uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddi yönüne gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/844 E. 2014/7673 K.
Ortak:müteselsil kefil · kefalet · kefil · taraf ehliyeti · taahhütname
İncelediğiniz kararda582 ) göre hata veyahut «ehliyetsizlik» sebebiyle borçlunun mesuliyetine icap etmeyen bir akitten mütevellit borca «kefalet», eğer «kefil» akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına «taahhüt» esnasında vakıf ise muteber olur hükmü gözetildiğinde sözleşmede imzası bulunan ... ve ...’in murisin yakın akrabası olması nedeniyle hukuki ehliyetsizliğini vakıf …
… eşmenin incelenmesinde; davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı doğacak her türlü borcun 300.000,00 TL'lik kısmına kadar davalı ... ve ...'in «müşterek borçlu müteselsil kefil» oldukları sözleşmede ...'in de imzasının bulunduğu, sözleşmenin tek başına borç doğuran bir sözleşme olmayıp müşterek ve «müteselsil kefalet» düzenlemesine ilişkin olduğu, sözleşmenin ne zaman imza altına alındığının sözleşmede yazılı olmadığı, davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynak …
İcra Dairesi'nin 2012/2385 esas sayılı takip dosyasının ise 10.05.2012 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla dava konusu «kefaletin» dayanağı olan asıl borcun belirtilen takip dosyalarına konu «bonolar» olduğu ve davalı ...'in bu bonoların tanzim tarihleri itibariyle «fiil ehliyetinin» bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, İstanbul ATK 3.
Benzer bu karardaO. ile «acente» arasında akdedilen «acentelik sözleşmesi» hükümlerine acentenin riayet etmemesi sonucu tahakkuk edecek tazminat, «yasal faiz», zarar ve hasarlardan, başka bir hükme gerek kalmaksızın acente ile birlikte iş bu mukavele altında imzaları bulunan gerçek veya tüzel kişiler müşterek ve «müteselsil kefil» sıfatı ile sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ederler" hükmüne yer verildiği, buna göre davalının acentenin sözleşme hükümlerine riayet etmemesi sebebiyle doğacak zararları ve doğacak «cari hesap» açığını karşılamayı müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile taahhüt ettiği, 818 sayılı BK 484. maddesine göre «kefalet» akdinde kefalet miktarının gösterilmesi gerektiği, 485. maddesi ise "Kefalet, ancak muteber bir borç hakkında cereyan eder.
Hata yahut «ehliyetsizlik» sebebiyle borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir akitten mütevellit borca «kefalet», eğer «kefil» akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına «taahhüt» esnasında vakıf ise muteber olur." hükmü getirildiğinden ilerde doğacak borç bakiyesinin «teminatı» için kefalet verilmesinin de mümkün olduğu, davalının imzası bulunan taahhütname ve «cari hesap sözleşmesindeki» kefaletin de bu maddeye göre düzenlendiği, davalının kefalet miktarı belirtilmediğinden sözleşmenin geçerli olmadığı itirazının bu sebeple yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, BK’nın 485. maddesi hükmü uyarınca ilerde doğacak borç bakiyesinin «teminatı» için «kefalet» verilmesinin de mümkün olduğu, davalının imzası bulunan «taahhütname» ve «cari hesap sözleşmesindeki» kefaletin de bu maddeye göre düzenlendiği, davalının kefalet miktarı belirtilmediğinden sözleşmenin geçerli olmadığı yönündeki itirazının bu sebeple yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesine göre; kefaletin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına ve «kefilin» sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesine bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap sözleşmesi · geçerlilik şartı · acentelik sözleşmesi · ciranta · acente · emredici hüküm · cari hesap · acentelik
Benzer bu karardaŞti. arasında imzalanan «acentelik sözleşmesi» uyarınca doğan borçların «acente» tarafından ödenmemesi üzerine acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde davalının da «taahhüt» eden sıfatıyla imzaladığı "taahhütname ve «cari hesap sözleşmesi»”ne dayalı olarak 159.973,89TL’nin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu itibarla dava konusu «acentelik sözleşmesinde» geçerli bir «kefalet» hükmü bulunmadığı gibi acentelik sözleşmesine bağlı olarak imzalanan "«taahhütname» ve «cari hesap sözleşmesi»”nin 11. ve 12. maddesi de BK’nın 484. maddesindeki «emredici» nitelikteki geçerlik koşullarını kapsamadığından davalının dava konusu borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir.
O. ile «acente» arasında akdedilen «acentelik sözleşmesi» hükümlerine acentenin riayet etmemesi sonucu tahakkuk edecek tazminat, «yasal faiz», zarar ve hasarlardan, başka bir hükme gerek kalmaksızın acente ile birlikte iş bu mukavele altında imzaları bulunan gerçek veya tüzel kişiler müşterek ve «müteselsil kefil» sıfatı ile sorumlu olmayı kabul ve «taahhüt» ederler" hükmüne yer verildiği, buna göre davalının acentenin sözleşme hükümlerine riayet etmemesi sebebiyle doğacak zararları ve doğacak «cari hesap» açığını karşılamayı müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile taahhüt ettiği, 818 sayılı BK 484. maddesine göre «kefalet» akdinde kefalet miktarının gösterilmesi gerektiği, 485. maddesi ise "Kefalet, ancak muteber bir borç hakkında cereyan eder.
K.’nin «taahhüt» eden sıfatıyla imzaladığı, bu sözleşmenin 11. maddesinde "«acente» tarafından tanzim edilerek ya da «ciro» etmek suretiyle verilen senet ve çeklerin dolaylı ya da dolaysız tahsili sonrası doğan «cari hesap» açığı ve «ciranta» «teminatı» olarak ayrıca A.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2275 E. 2010/4240 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3829 E. , 2021/3037 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.07.2019 tarih ve 2016/710-2019/554 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'in eczacı olduğunu, müvekkillerinden aldığı mal bedelini zamanında ödeyemediğini, diğer davalıların borçlu ...'ın doğmuş ve doğacak her türlü borcunun 300,000.-TL'sine kefil olduklarını, müvekkilinin alacağını tahsil için giriştiği icra takibine davalı ...'in tümden, diğer davalıların ise kısmen itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazların iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...'in hukuki fiil ehliyeti olmaması sebebi ile yapmış olduğu borçlandırıcı işlemlerin kendisini bağlamadığını, eczane ruhsatnamesi Sağlık Bakanlığı tarafından 04.11.2011 tarihinde iptal edilen adı geçen müvekkilinin mahkeme kararı ile hacir altına alındığını, asıl borçlu için hukuki sonuç doğurmayan borçlandırıcı işlemin kefil durumunda olan müvekkillerini de hukuken bağlamasının mümkün olmadığını, takip konusu borç ile ilgili davacıya yapılan ödemeler dikkate alınmadan talepde bulunulduğunu, takibe dayanak sözleşmenin geçersiz olunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre,davaya ve takibe konu sözleşmenin incelenmesinde; davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı doğacak her türlü borcun 300.000,00 TL'lik kısmına kadar davalı ... ve ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları sözleşmede ...'in de imzasının bulunduğu, sözleşmenin tek başına borç doğuran bir sözleşme olmayıp müşterek ve müteselsil kefalet düzenlemesine ilişkin olduğu, sözleşmenin ne zaman imza altına alındığının sözleşmede yazılı olmadığı, davacı ile davalı ... arasındaki ilaç alış verişinden kaynaklı alındığı iddia edilen senetlerin Antalya 8. İcra Dairesi'nin 2012/1994 esas sayılı ve 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2410 esas sayılı takip dosyasına konu edildikleri, bahsi geçen takip dosyasındaki senetlerin tanzim tarihlerinin 2011 yılı Ağustos ayından 2012 yılı Ocak ayı arasında değiştiği, eldeki davaya konu sözleşmenin konu edildiği Antalya 12.
İcra Dairesi'nin 2012/2385 esas sayılı takip dosyasının ise 10.05.2012 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla dava konusu kefaletin dayanağı olan asıl borcun belirtilen takip dosyalarına konu bonolar olduğu ve davalı ...'in bu bonoların tanzim tarihleri itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 29.04.2019 tarihli raporunda davalıda Demans denilen bunama halinin senet tarihlerinde de mevcut olduğu, davalının 2011 yılı ve 2012 Ocak Mayıs ayları arasında fiil ehliyetine haiz olmadığının tespit edildiği, davalı asıl borçlu ... senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığından senetlerin mutlak butlan ile hükümsüz oldukları, asıl borcun geçersiz olması sebebiyle ferisi niteliğinde bulunan dava ve takip konusu kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağı, davalılardan ...
ve ...'in takibin sadece bir kısmına itirazda bulunmalarının, kalan kısmı kabul etmelerinin en baştan itibaren geçersiz olan sözleşme ve senet borçlarına geçerlilik kazandırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Müteveffa ... mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle haklarında mirasçı sıfatıyla açılmış olan davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamış ise de taraflar arasındaki kefalet ilişkisinin başladığı 818 sayılı Borçlar Kanunu`nu döneminde 485. maddesine( TBK m. 582 ) göre hata veyahut ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun mesuliyetine icap etmeyen bir akitten mütevellit borca kefalet, eğer kefil akdin borçlu yüzünden olan bu fesadına taahhüt esnasında vakıf ise muteber olur hükmü gözetildiğinde sözleşmede imzası bulunan ... ve ...’in murisin yakın akrabası olması nedeniyle hukuki ehliyetsizliğini vakıf oldukları kabul edilerek uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddi yönüne gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/665618700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz