6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2173 E. 2021/2774 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyari dava arkadaşlığı re'sen gözetilme eft yazılı delil oy yasağı tbk 99 hmk 353(1)b-2 teslim

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 26HMK 58HMK 203HMK 353 · TBK — TBK 169TBK 508

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalıya vekalet verdikleri, davalının davacı hesaplarından 25/07/2017 tarihinde 415.000,00 TL'yi çektiği ve EFT yoluyla kendi hesabına aktardığı, çekilen paranın vekil edene ödenip ödenmediğine ilişkin davalı vekilinin yazılı bir delil

sunmadığı ve paranın elden davacılara ödendiğini savunduğu, HMK'nın 203.maddesine göre tanık dinleme yasağı kapsamında bulunduğundan ödemeye ilişkin tanığın dinlenmediği, davalının vekil edenin hesabından çekmiş olduğu 415.000,00 TL.'yi davacılara teslim ettiğini usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı ve bu miktarda paranın davalı uhdesinde kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; Borçlar Kanunu’nun 392. maddesi hükmünce, vekilin vekalet verenin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme ve bütün haklarını ödeme zorunluluğu bulunduğu, davalı vekilin davacıların hesaplarından çekildiği tespit olunan paralardan mesul olduğu, ödemelere ilişkin ispat yükümlülüğünün davalıya düştüğü, davalının ise parayı ödediğini ispat edemediği gerekçeleriyle davalının istinaf kanun yoluna başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, davacılarca ayrı ayrı tayin edilen davalı vekilin TBK’nın 508. maddesi çerçevesinde hesap verme yükümlülüğüne dayalı olarak alacak istemine ilişkindir. Dosya kapsamı uyarınca, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 58. maddesi uyarınca, ihtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız olup davacılar arasında TBK’nın 169. maddesi anlamında teselsül bulunmadığı da sabittir. Dava dilekçesinde her bir davacı bakımından hangi tutarda olduğu belirtilmeksizin toplam 10.000.-TL’nin davalıdan tahsili istenilmiş, yargılama sırasında da yine her bir davacı bakımından ne miktarda talepte bulunulduğu açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu gibi durumlarda, tahsili talep edilen toplam tutarın davacı sayısına bölünmek suretiyle her bir davacı bakımından istenen tutarın belirlenmesi ve ona göre hüküm kurulması gerekmekte olup somut dava bakımından bu tutar her bir davacı için 5.000.-TL’dir. Hal böyle olmakla, ilk derece mahkemesince dava kabul edildiğine göre, HMK’nın 26. maddesi hükmüne uygun olarak her bir davacı bakımından belirtilen tutar üzerinden ve bu tutarı aşmayacak biçimde hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamış, davalı yan vekilinin re’sen de gözetilmesi gereken bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8094 E. 2011/8587 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1971 E. 2021/5192 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1755 E. 2021/5189 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/2173 E.  ,  2021/2774 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.02.2019 tarih ve 2018/210 E. - 2019/74 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.02.2020 tarih ve 2019/641 E. - 2020/284 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin Konya ilinde toptan altın ve hurda altın alım satım işi yaptığını, davacı ...'in diğer davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, 2015-2016 yıllarında işleri bozulmuş olan müflis davalının ...'in arkadaşı olduğunu ve 2014 yılında davacı şirket yetkilisince kendisine verilen vekaletname ile banka ve ödeme işlerini takip etmeye başladığını, daha sonra davalıya davacı şirketin de vekaletnamesinin verildiğini, müvekkili şirkete ait Vakıflar Bankasında bulunan hesabına bloke konulduğu iddiası ile 139.000,00 TL.'lik tutarın bankadan çekilemediğini iddia ettiğini yine 25/07/2017 tarihinde Garanti Bankasında bulunan müvekkili ...'ya ait hesaptan 415.000,00 TL'lik EFT’yi kendi hesabına yaptığını ve sonrasında bu parayı da iade etmediğini ve ortadan kaybolduğunu, suç duyurusunda bulunulduğunu ve azilname ile davalının vekillikten azledildiğini, davalının banka hesaplarından toplam 554.000,00 TL.

parayı mal edindiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullandığını ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia ederek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalıya vekalet verdikleri, davalının davacı hesaplarından 25/07/2017 tarihinde 415.000,00 TL'yi çektiği ve EFT yoluyla kendi hesabına aktardığı, çekilen paranın vekil edene ödenip ödenmediğine ilişkin davalı vekilinin yazılı bir delil

sunmadığı ve paranın elden davacılara ödendiğini savunduğu, HMK'nın 203.maddesine göre tanık dinleme yasağı kapsamında bulunduğundan ödemeye ilişkin tanığın dinlenmediği, davalının vekil edenin hesabından çekmiş olduğu 415.000,00 TL.'yi davacılara teslim ettiğini usulüne uygun şekilde ispatlayamadığı ve bu miktarda paranın davalı uhdesinde kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; Borçlar Kanunu’nun 392. maddesi hükmünce, vekilin vekalet verenin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme ve bütün haklarını ödeme zorunluluğu bulunduğu, davalı vekilin davacıların hesaplarından çekildiği tespit olunan paralardan mesul olduğu, ödemelere ilişkin ispat yükümlülüğünün davalıya düştüğü, davalının ise parayı ödediğini ispat edemediği gerekçeleriyle davalının istinaf kanun yoluna başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, davacılarca ayrı ayrı tayin edilen davalı vekilin TBK’nın 508. maddesi çerçevesinde hesap verme yükümlülüğüne dayalı olarak alacak istemine ilişkindir. Dosya kapsamı uyarınca, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 58. maddesi uyarınca, ihtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız olup davacılar arasında TBK’nın 169. maddesi anlamında teselsül bulunmadığı da sabittir. Dava dilekçesinde her bir davacı bakımından hangi tutarda olduğu belirtilmeksizin toplam 10.000.-TL’nin davalıdan tahsili istenilmiş, yargılama sırasında da yine her bir davacı bakımından ne miktarda talepte bulunulduğu açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu gibi durumlarda, tahsili talep edilen toplam tutarın davacı sayısına bölünmek suretiyle her bir davacı bakımından istenen tutarın belirlenmesi ve ona göre hüküm kurulması gerekmekte olup somut dava bakımından bu tutar her bir davacı için 5.000.-TL’dir.

Hal böyle olmakla, ilk derece mahkemesince dava kabul edildiğine göre, HMK’nın 26. maddesi hükmüne uygun olarak her bir davacı bakımından belirtilen tutar üzerinden ve bu tutarı aşmayacak biçimde hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamış, davalı yan vekilinin re’sen de gözetilmesi gereken bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/665273100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.