Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3456 E. 2021/2210 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutabakat metni↗ ba/bs formları↗ ibraname↗ mutabakat↗ ispat külfeti↗ mahsup↗ sebepsiz zenginleşme↗ komisyon↗ ıslah↗ eksik inceleme↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, uyulan bozma ilamı sonrasında yaplan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı bankanın talimat dışı gerçekleştirilen işlemler sebebiyle davacının zararına neden olduğu, dolayısıyla ibraname düzenlenirken bu hususların açıkça belirtilmemiş olması sebebiyle ibranamenin davacıyı da bağlamayacağı, ancak davacının uhdesinde oluşan toplam zarardan ibraname sırasında davalı banka tarafından ödenen zarar miktarının da düşülmesi gerektiği, bu kapsamda davacının 117.457,00 USD zarara uğradığı, davacı tarafça 493.966,00 TL için ıslah dilekçesi verildiği, davacının haksız komisyon tutarına ilişkin taleplerinde haklı olmadığı, davacının opsiyon teyit formları bulunmadan yapılan işlemler ve bankanın teminat eksikliği gerekçesi ile talimatsız yapılan işlemlerden doğan zararlar sebebiyle talep hakkının olduğu, bu miktardan taraflar arasındaki makbuz hükmünde sayılan ibraname ile davalı banka tarafından davacıya ödenen 150.000,00 USD'nin düşülmesi gerektiği, aksi halde bu hususun davacı uhdesinde sebepsiz zenginleşme oluşturacağı gerekçesiyle davacının bakiye zararı olan 117.457,00 USD'nin dava tarihindeki kur miktarı olan 1.8427'den TL’ye çevrildiğinde davacının 216.438,00 TL zarara uğradığı, davacının davasının bu miktar yönünden kısmen kabulüne fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının dava dilekçesinde önceki tarihlere ilişkin nedenlere dayalı olarak da dava açtığına dair bir açıklık bulunmamasına ve davanın ...’ın fazla komisyon almak maksadıyla yaptığı usulsüz işlemlere dayalı olmasına, bu nedenle mahkemece 01.01.2010 tarihinden önceki işlemleri inceleme talebinin reddi kararında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, forex ve opsiyon işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacı hesabında talimat dışı işlemler yapıldığı, yanlış yönlendirildiği ve haksız komisyon kesintileri yapıldığı iddiasına dayalı olarak her üç işlem yönünden zarara uğradığını belirterek talepte bulunmuş, mahkemece opsiyon teyit formları olmaksızın davacı hesabında yapılan işlemler ile teminat eksikliği nedeniyle davacı talimatı olmaksızın yapılan işlemler sonucu davacının zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar bilirkişilerce 07.10.2011 tarihli mutabakattan bahsedilerek davalı yanca yapılan 150.000 ABD ödeme davacı toplam zarar miktarından düşülmüş ise de, anılan mutabakat metnine dosya arasında rastlanılamamıştır. Davacı, iş bu ödemenin fazla alınan komisyon iadesi nedeniyle yapıldığını aşamalarda iddia ettiğine göre ispat külfeti davalı bankaya düşmek kaydıyla bu ödemenin ne için yapıldığı tam olarak belirlenerek davacının uğramış olduğu zarardan mahsup edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1010 E. 2025/1554 K.
Ortak:ibraname · mutabakat · mahsup · sebepsiz zenginleşme · komisyon · teminat · Tazminat
İncelediğiniz kararda… rgılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı bankanın talimat dışı gerçekleştirilen işlemler sebebiyle davacının zararına neden olduğu, dolayısıyla «ibraname» düzenlenirken bu hususların açıkça belirtilmemiş olması sebebiyle ibranamenin davacıyı da bağlamayacağı, ancak davacının uhdesinde oluşan toplam zarardan ibraname sırasında davalı banka tarafından ödenen zarar miktarının da düşülmesi gerektiği, bu kapsamda davacının 117.457,00 USD zarara uğradığı, davacı tarafça 493.966,00 TL için «ıslah» dilekçesi verildiği, davacının haksız «komisyon» tutarına ilişkin taleplerinde haklı olmadığı, davacının opsiyon teyit «formları» bulunmadan yapılan işlemler ve bankanın «teminat» eksikliği gerekçesi ile talimatsız yapılan işlemlerden doğan zararlar sebebiyle talep hakkının olduğu, bu miktardan taraflar arasındaki makbuz hükmünde sayılan ibraname ile davalı banka tarafından davacıya ödenen 150.000,00 USD'nin düşülmesi gerektiği, aksi halde bu hususun davacı uhdesinde «sebepsiz zenginleşme» oluşturacağı gerekçesiyle davacının bakiye zararı olan 117.457,00 USD'nin dava tarihindeki kur miktarı olan 1.8427'den TL’ye çevrildiğinde davacının 216.438,00 TL …
… x ve opsiyon işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacı hesabında talimat dışı işlemler yapıldığı, yanlış yönlendirildiği ve haksız «komisyon» kesintileri yapıldığı iddiasına dayalı olarak her üç işlem yönünden zarara uğradığını belirterek talepte bulunmuş, mahkemece opsiyon teyit «formları» olmaksızın davacı hesabında yapılan işlemler ile «teminat» eksikliği nedeniyle davacı talimatı olmaksızın yapılan işlemler sonucu davacının zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, iş bu ödemenin fazla alınan «komisyon» iadesi nedeniyle yapıldığını aşamalarda iddia ettiğine göre «ispat külfeti» davalı bankaya düşmek kaydıyla bu ödemenin ne için yapıldığı tam olarak belirlenerek davacının uğramış olduğu zarardan «mahsup» edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… işlemlerin davalı bankanın çalışanı olan ... aracılığıyla yerine getirildiği, davacının söz konusu hesaptan kaldıraçlı döviz işlemleri ve opsiyon işlemleri yaptığı, «kaldıraçlı işlemler» ve opsiyon işlemlerinde, işlem zararlarını gidermek amacıyla vadeli hesaplar ve «teminatlandırmanın» yapıldığı, davacı tarafından 27.09.2011 tarihinde hesabından 2.010.610,00 USD çekildikten sonra teminat yetersizliği sebebiyle davacının bilgi ve onayı olmaksızın bazı pozisyonların talimatsız kapatıldığı, izleyen günlerde bu pozisyonların tekrar açıldığı, mevduat çıkışının teminat eksikliği yarattığı konusunda davalının, davacıyı uyardığı, opsiyon işlemleri için teyit «formlarını» her bir işlem sonrası için almadığı, bir kısım opsiyon işlemleri için toplu teyit formlarının alındığı, opsiyon teyit formu bulunmayan işlemlerin doğurduğu net zararının («prim» gelirleri sonrası) «son» aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her ne kadar davacı tarafça davalının haksız «komisyon» kazancı elde ettiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında sözlü veya yazılı bir anlaşma ile komisyon oranının tespit edilmediği, dolayısıyla davacı ile davalı arasında bazı işlemlerde 5tik, bazı işlemlerde 7tik gibi fiyat farklılıklarının uygulandığı; ancak davacı ile genellikle 1.8-2 tik ile çalışıldığı, ortalamayı aşan bir takım işlemlerden alınan fazla tik'lerin davacı lehine bir hak doğurduğunun söylenemeyeceği, davacı tarafça çifte kayıt tutulduğu iddia edilmiş ise de bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı hesapları ile ilgili çifte kayıt tutulduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı, davacının talimatsız olarak satılan opsiyonlardan doğan zararlardan opsiyon primlerinin düşülmesi halinde «265».975,00 USD net zararının doğduğu, teminat eksikliği gerekçesi ile talimatsız yapılan işlemlerden dolayı da 1.482,00 USD'lik zararın doğduğunun anlaşıldığı, bozma ilamı sonrası yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde, «ibra» ve «mutabakatlarda» 150.000,00 USD komisyon iadesi adı altında ödeme yapılmak suretiyle davacının «şikayetinin» giderildiğinden bahsedilmediği gibi ödeme ile ibra ve mutabakatı ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye de yer verilmediği, piyasa uygulamaları dikkate alındığında mevcut ibraların ödenen 150.000,00 USD komisyon iadesinin mutabakat şartı olarak verildiğine ya da zararların giderilmesi karşılığında verildiğine dair delil teşkil etmediği, 150.000,00 USD ödemenin davacı hesabına "komisyon iadesi" açıklaması ile ödendiği, 150.000,00 USD komisyon iadesi işleminin gerekçesinin davalı tarafından ibra metninde, ödeme işleminin açıklamasında ya da kurum içi bir tutanak ile aksi belgelenemediği için davacının iddia ettiği üzere yapılan iadenin sermaye piyasasındaki genel uygulamada olduğu gibi hesabında mutabık olmayan müşteri ile «sulh» olmak amacıyla fazladan alınmış komisyonların iadesi ile müşteri memnuniyetini en kısa yoldan sağlanmak amacıyla yapılan bir işlem olarak nitelendirilebileceği, hesap bakiyesinde mutabık olmayan davacının şikayeti incelenerek Denizbank Teftiş Kurulu Başkanlığının 28.09.2011 başlangıç ve 03.11.2011 bitiş tarihli soruşturma raporu hazırlandığı, şikayetin incelenme aşamasında henüz inceleme sonuçlanmadan davacıya komisyon iadesi adı altında 150.000,00 USD ödeme yapılarak mutabık olmasının sağlandığı ve aynı gün 07.10.2011 tarihinde alınan ibralar sonrasında soruşturma raporunun tamamlandığı, soruşturma sırasında olayın çözüme kavuşması ve soruşturma raporunun sonuç etkilerinin azaltılarak olası hukuki süreçlerden kaçınma amaçlı hareket edildiğinin anlaşıldığı, davalı bankanın ödediği komisyon iadesini de sonradan ilgili çalışanından tahsil ettiği, davalı bankanın bizzat kendisinin yaptırdığı inceleme neticesinde oluşturduğu soruşturma raporu ile tespit ettiği 618 adet imzasız işlem ile davacının zarara uğratıldığı, 07.10.2011 tarihinden sonra ortaya çıkan ses kayıtları ile de işlemlerin müşteri onayı olmadan yapılmış olduğunun, yanlış ve eksik bilgilendirmeler bulunduğunun ortaya çıktığı ve «ibraname» günü davacıya ödenen komisyon iadesinin zararlardan «mahsup» edilmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 492.843,01 TL'nin 07.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar veri …
Her ne kadar Mahkemece, davacıdan 07.10.2011 tarihinde alınan «ibranameler» sonrasında davacıya ödenen «komisyon» iadesinin zararlardan «mahsup» edilmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya «ibraz» edilen ibranameler, komisyon iadesi belgesi ve diğer deliller ile Dairemiz bozma ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının «şikayeti» üzerine tarafların bir araya gelerek karşılıklı «mutabakata» varmak suretiyle örneği dosyaya sunulan 07.10.2011 tarihli ibranameleri davacının imzaladığı ve davacının hesabına aynı tarihte 150.000,00 USD komisyon iadesi adı …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvurusu üzerine banka nezdinde hesap hareketlerinin incelenerek karşılıklı «mutabakata» varılmak suretiyle ibraneme imzalandığını, bu tarih öncesinde de müvekkili ve davacı arasında karşılıklı «ibranamelerin» yapıldığını, ibraname sonrasında davacının banka nezdinde işlem yapmayı sürdürdüğünü, davacının bankanın kendisine baskı yaptığına dair iddialarının davacının tica …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaldıraçlı işlem · müşterek temsilci · belirsiz alacak davası · i̇i̇k 265 · ba formu · ibra · şikayet · hakkaniyet
Benzer bu kararda… işlemlerin davalı bankanın çalışanı olan ... aracılığıyla yerine getirildiği, davacının söz konusu hesaptan kaldıraçlı döviz işlemleri ve opsiyon işlemleri yaptığı, «kaldıraçlı işlemler» ve opsiyon işlemlerinde, işlem zararlarını gidermek amacıyla vadeli hesaplar ve «teminatlandırmanın» yapıldığı, davacı tarafından 27.09.2011 tarihinde hesabından 2.010.610,00 USD çekildikten sonra teminat yetersizliği sebebiyle davacının bilgi ve onayı olmaksızın bazı pozisyonların talimatsız kapatıldığı, izleyen günlerde bu pozisyonların tekrar açıldığı, mevduat çıkışının teminat eksikliği yarattığı konusunda davalının, davacıyı uyardığı, opsiyon işlemleri için teyit «formlarını» her bir işlem sonrası için almadığı, bir kısım opsiyon işlemleri için toplu teyit formlarının alındığı, opsiyon teyit formu bulunmayan işlemlerin doğurduğu net zararının («prim» gelirleri sonrası) «son» aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her ne kadar davacı tarafça davalının haksız «komisyon» kazancı elde ettiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında sözlü veya yazılı bir anlaşma ile komisyon oranının tespit edilmediği, dolayısıyla davacı ile davalı arasında bazı işlemlerde 5tik, bazı işlemlerde 7tik gibi fiyat farklılıklarının uygulandığı; ancak davacı ile genellikle 1.8-2 tik ile çalışıldığı, ortalamayı aşan bir takım işlemlerden alınan fazla tik'lerin davacı lehine bir hak doğurduğunun söylenemeyeceği, davacı tarafça çifte kayıt tutulduğu iddia edilmiş ise de bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı hesapları ile ilgili çifte kayıt tutulduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı, davacının talimatsız olarak satılan opsiyonlardan doğan zararlardan opsiyon primlerinin düşülmesi halinde «265».975,00 USD net zararının doğduğu, teminat eksikliği gerekçesi ile talimatsız yapılan işlemlerden dolayı da 1.482,00 USD'lik zararın doğduğunun anlaşıldığı, bozma ilamı sonrası yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde, «ibra» ve «mutabakatlarda» 150.000,00 USD komisyon iadesi adı altında ödeme yapılmak suretiyle davacının «şikayetinin» giderildiğinden bahsedilmediği gibi ödeme ile ibra ve mutabakatı ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye de yer verilmediği, piyasa uygulamaları dikkate alındığında mevcut ibraların ödenen 150.000,00 USD komisyon iadesinin mutabakat şartı olarak verildiğine ya da zararların giderilmesi karşılığında verildiğine dair delil teşkil etmediği, 150.000,00 USD ödemenin davacı hesabına "komisyon iadesi" açıklaması ile ödendiği, 150.000,00 USD komisyon iadesi işleminin gerekçesinin davalı tarafından ibra metninde, ödeme işleminin açıklamasında ya da kurum içi bir tutanak ile aksi belgelenemediği için davacının iddia ettiği üzere yapılan iadenin sermaye piyasasındaki genel uygulamada olduğu gibi hesabında mutabık olmayan müşteri ile «sulh» olmak amacıyla fazladan alınmış komisyonların iadesi ile müşteri memnuniyetini en kısa yoldan sağlanmak amacıyla yapılan bir işlem olarak nitelendirilebileceği, hesap bakiyesinde mutabık olmayan davacının şikayeti incelenerek Denizbank Teftiş Kurulu Başkanlığının 28.09.2011 başlangıç ve 03.11.2011 bitiş tarihli soruşturma raporu hazırlandığı, şikayetin incelenme aşamasında henüz inceleme sonuçlanmadan davacıya komisyon iadesi adı altında 150.000,00 USD ödeme yapılarak mutabık olmasının sağlandığı ve aynı gün 07.10.2011 tarihinde alınan ibralar sonrasında soruşturma raporunun tamamlandığı, soruşturma sırasında olayın çözüme kavuşması ve soruşturma raporunun sonuç etkilerinin azaltılarak olası hukuki süreçlerden kaçınma amaçlı hareket edildiğinin anlaşıldığı, davalı bankanın ödediği komisyon iadesini de sonradan ilgili çalışanından tahsil ettiği, davalı bankanın bizzat kendisinin yaptırdığı inceleme neticesinde oluşturduğu soruşturma raporu ile tespit ettiği 618 adet imzasız işlem ile davacının zarara uğratıldığı, 07.10.2011 tarihinden sonra ortaya çıkan ses kayıtları ile de işlemlerin müşteri onayı olmadan yapılmış olduğunun, yanlış ve eksik bilgilendirmeler bulunduğunun ortaya çıktığı ve «ibraname» günü davacıya ödenen komisyon iadesinin zararlardan «mahsup» edilmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 492.843,01 TL'nin 07.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar veri …
… hesaplarının bulunduğunu, bu hesaplarından başta opsiyon ve vadeli işlemler olmak üzere muhtelif türev işlemleri gerçekleştirdiğini, davalı bankanın, çalışanı ...'ı «müşteri temsilcisi» ve türev işlemler yetkilisi olarak atadığını, müvekkilinin, davalı banka çalışanından gün içinde telefonla hesap bakiyesi konusunda bilgi alıp risk değerlendirmesi yaparak vadeli işlemler yaptığını, müvekkilinin, piyasada türev işlemleri sebebiyle muhtelif kişilerin zarara uğratıldığını öğrenmesi üzerine 27.09.2011 tarihinde vadesinin dolduğunu bildiği ....hesabından USD cinsinden mevduatının 2.000.000,00 USD'lik kısmını başka bir bankada bulunan hesabına transfer etmek istediğini, bu taransferin gerçekleşmediğini, banka personelinin buna ilişkin cevabıyla ikna olmayan müvekkilinin, banka müdürü ve çalışanı ... ile toplantı yapıp hesaplarını kontrol ettiğini, yapılan kontrol sonrasında kendisine bildirilen tutarlarla banka kayıtları arasında ciddi fark olduğunun belirlediğini, müvekkilinin «şikayeti» üzerine banka müfettişlerince inceleme yapıldığını, banka yönetiminin baskı ve telkinleri sonucunda kendisinden imzalanması istenilen belgelerin müvekkilince imzaladığını, karşılığında hesabına 150.000,00 USD aktarıldığını, tüm bu olaylar sonrasında müvekkilinin, davalı banka çalışanının yanlış yönlendirme ve bilgilendirmeleri nedeniyle gerçekte yapmayacağı bir takım işlemleri yaptığını, banka çalışanının müvekkilinin talimatları dışında türev işlemleri yaparak kendisini zarara uğrattığını, gönderilen hesap ekstrelerinde eksik bilgiler verildiğini, bir kısım işlemlerde sözleşmede belirlenen oranların üzerinde «komisyon» alındığını, banka personelinin yapılan işlemler nedeniyle çifte kayıt tuttuğunu tespit ettiğini, zarar miktarının ilgili belgelerin tarafına verilmemesi nedeniyle müvekkilince belirlenemediğini ileri sürerek «belirsiz alacak davası» olarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulup 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 17.01.2019 tarihli dilekçesi ile talebini 493.966,00 TL olar …
Her ne kadar Mahkemece, davacıdan 07.10.2011 tarihinde alınan «ibranameler» sonrasında davacıya ödenen «komisyon» iadesinin zararlardan «mahsup» edilmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya «ibraz» edilen ibranameler, komisyon iadesi belgesi ve diğer deliller ile Dairemiz bozma ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının «şikayeti» üzerine tarafların bir araya gelerek karşılıklı «mutabakata» varmak suretiyle örneği dosyaya sunulan 07.10.2011 tarihli ibranameleri davacının imzaladığı ve davacının hesabına aynı tarihte 150.000,00 USD komisyon iadesi adı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3456 E. , 2021/2210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 13.02.2019 tarih ve 2014/292-2019/128 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı bankanın 4.... Şubesi'nde 480236/351 (TL), 480236/367 (EURO), 480236/354 (USD) nolu hesaplarının bulunduğunu, bu hesaplarından başta opsiyon ve vadeli işlemler olmak üzere muhtelif türev işlemleri gerçekleştirdiğini, davalı bankanın, çalışanı ...'ı müşteri temsilcisi ve türev işlemler yetkilisi olarak atadığını, müvekkilinin, davalı banka çalışanından gün içinde telefonla hesap bakiyesi konusunda bilgi alıp risk değerlendirmesi yaparak vadeli işlemler yaptığını, müvekkilinin, piyasada türev işlemleri sebebiyle muhtelif kişilerin zarara uğratıldığını öğrenmesi üzerine 27.9.2011 tarihinde vadesinin dolduğunu bildiği 3700000 USD cinsinden mevduatının 2000000 USD'lik kısmını başka bir bankada bulunan hesabına transfer etmek istediğini, bu taransferin gerçekleşmediğini, banka personelinin buna ilişkin cevabıyla ikna olmayan müvekkilinin, banka müdürü ve çalışanı ...
ile toplantı yapıp hesaplarını kontrol ettiğini, yapılan kontrol sonrasında kendisine bildirilen tutarlarla banka kayıtları arasında ciddi farkın olduğunu belirlediğini, müvekkilinin şikayeti üzerine banka müfettişlerince inceleme yapıldığını, banka yönetiminin baskı ve telkinleri sonucunda kendisinden imzalanması istenilen belgelerin müvekkilince imzaladığını, karşılığında hesabına 150000 USD tutarında paranın aktarıldığını, tüm bu olaylar sonrasında müvekkilinin, davalı banka çalışanının yanlış yönlendirme ve bilgilendirmeleri nedeniyle gerçekte yapmayacağı bir takım işlemleri yaptığını, banka çalışanının müvekkilinin talimatları dışında türev işlemleri yaparak kendisini zarara uğrattığını, gönderilen hesap ekstrelerinde eksik bilgiler verildiğini, bir kısım işlemlerde sözleşmede belirlenen oranların üzerinden komisyon alındığını, banka personelinin yapılan işlemler nedeniyle çifte kayıt tuttuğunu tespit ettiğini, zarar miktarının ilgili belgelerin tarafına verilmemesi nedeniyle müvekkilince belirlenemediğini ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulup 10000.00 TL'nin temerrüt türihinden itibaren işleyecek bir yıl vadeli mevduat hesaplarına ödenen en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.01.2019 tarihli dilekçesi ile talebini 493.966,00 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacıya yapılan işlemlere ilişkin hesap ekstrelerinin posta ve mail yoluyla bildirildiğini, davacının bu bildirimlere süresi dahilinde itirazda bulunmadığını, davacının başvurusu üzerine banka nezdinde hesap hareketlerinin incelenerek karşılıklı mutabakata varılmak suretiyle ibraneme imzalandığını, bu tarih öncesinde de banka ve davacı arasında karşılıklı ibranamelerin yapıldığını, ibraname sonrasında davacının banka nezdinde işlem yapmayı sürdürdüğünü, davacının bankanın kendisine baskı yaptığına dair iddialarının davacının ticari kariyeri ve bilgisi göz önüne alındığında yersiz olduğunu, yapılan tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, uyulan bozma ilamı sonrasında yaplan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı bankanın talimat dışı gerçekleştirilen işlemler sebebiyle davacının zararına neden olduğu, dolayısıyla ibraname düzenlenirken bu hususların açıkça belirtilmemiş olması sebebiyle ibranamenin davacıyı da bağlamayacağı, ancak davacının uhdesinde oluşan toplam zarardan ibraname sırasında davalı banka tarafından ödenen zarar miktarının da düşülmesi gerektiği, bu kapsamda davacının 117.457,00 USD zarara uğradığı, davacı tarafça 493.966,00 TL için ıslah dilekçesi verildiği, davacının haksız komisyon tutarına ilişkin taleplerinde haklı olmadığı, davacının opsiyon teyit formları bulunmadan yapılan işlemler ve bankanın teminat eksikliği gerekçesi ile talimatsız yapılan işlemlerden doğan zararlar sebebiyle talep hakkının olduğu, bu miktardan taraflar arasındaki makbuz hükmünde sayılan ibraname ile davalı banka tarafından davacıya ödenen 150.000,00 USD'nin düşülmesi gerektiği, aksi halde bu hususun davacı uhdesinde sebepsiz zenginleşme oluşturacağı gerekçesiyle davacının bakiye zararı olan 117.457,00 USD'nin dava tarihindeki kur miktarı olan 1.8427'den TL’ye çevrildiğinde davacının 216.438,00 TL zarara uğradığı, davacının davasının bu miktar yönünden kısmen kabulüne fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının dava dilekçesinde önceki tarihlere ilişkin nedenlere dayalı olarak da dava açtığına dair bir açıklık bulunmamasına ve davanın ...’ın fazla komisyon almak maksadıyla yaptığı usulsüz işlemlere dayalı olmasına, bu nedenle mahkemece 01.01.2010 tarihinden önceki işlemleri inceleme talebinin reddi kararında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, forex ve opsiyon işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacı hesabında talimat dışı işlemler yapıldığı, yanlış yönlendirildiği ve haksız komisyon kesintileri yapıldığı iddiasına dayalı olarak her üç işlem yönünden zarara uğradığını belirterek talepte bulunmuş, mahkemece opsiyon teyit formları olmaksızın davacı hesabında yapılan işlemler ile teminat eksikliği nedeniyle davacı talimatı olmaksızın yapılan işlemler sonucu davacının zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar bilirkişilerce 07.10.2011 tarihli mutabakattan bahsedilerek davalı yanca yapılan 150.000 ABD ödeme davacı toplam zarar miktarından düşülmüş ise de, anılan mutabakat metnine dosya arasında rastlanılamamıştır. Davacı, iş bu ödemenin fazla alınan komisyon iadesi nedeniyle yapıldığını aşamalarda iddia ettiğine göre ispat külfeti davalı bankaya düşmek kaydıyla bu ödemenin ne için yapıldığı tam olarak belirlenerek davacının uğramış olduğu zarardan mahsup edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine,
09.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663586100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz