6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çağrı usulsüzlüğü yokluğa değil, TTK 445 iptaline yol açar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5969 E. 2021/3722 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Çağrısız yapılan ve tüm ortakların hazır bulunmadığı (TTK 416 şartı gerçekleşmeyen) genel kurulda alınan kararlar yoklukla maluldür. Buna karşılık toplantı çağrılı yapılmışsa, çağrıdaki usulsüzlük kararların yokluğuna değil, ancak TTK 445'te sayılan hallerin ispatı suretiyle iptaline yol açar. Önceki genel kurul kararlarının yokluğunun sonraki çağrılı bir genel kurula etkisi, alınan kararlar, hissedarlar ve oy oranları gibi somut veriler incelenmeden varsayılamaz. Özel denetçi atanması için öncelikle genel kuruldan talep edilmiş olması gerekir.

Ele alınan sorunlar

Çağrısız yapılan genel kurul kararlarının yokluğu → kabul

Gerekçe: Dava konusu genel kurulların çağrısız yapıldığı, davacıların katılmadıkları ya da haberdar edilmedikleri; TTK 416'daki tüm ortakların toplantıda hazır bulunması şartı gerçekleşmediğinden alınan kararların yoklukla malul olduğu. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

2008 tarihli toplantının çağrılı olduğu iddiası ve yokluk-iptal ayrımı → kabul

İddia: 2008 toplantısı çağrılı yapılmış, davacılara davetiye çıkarılmıştır.

Gerekçe: Davalı, 2008'de yapılan toplantının çağrılı olduğunu, davacılara davetiye çıkarıldığını PTT belgeleriyle ileri sürmüştür. 2008'de iki toplantı yapıldığından hangisi için davetiye çıkarıldığı, hangisinin çağrılı olduğu belirlenmelidir; şayet genel kurul çağrılı yapılmışsa çağrıdaki usulsüzlük yokluğa sebebiyet vermez, ancak TTK 445'te gösterilen halleri ispatlamak suretiyle iptal davasına konu edilebilir. Bu husus incelenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Önceki yokluğun sonraki çağrılı genel kurula etkisi → kabul

Gerekçe: 05.01.2015 tarihli çağrılı genel kurulun, önceki genel kurullarda alınan kararların yoklukla malul olması nedeniyle toplantıya katılan hissedarların gerçek hisse durumunu yansıtmayacağı gerekçesiyle yok sayılabilmesi için; önceki genel kurullarda ne gibi işlemler yapıldığı, hangi kararların alındığı, hissedarların ve katılanların kimliği, oy oranları ve yokluğuna karar verilen önceki genel kurulların bu çağrılı genel kurulda alınan kararları ne suretle etkilediği somut verilere dayalı olarak incelenmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Özel denetçi atanması talebi → ret

Gerekçe: Davacıların önceden bilgi alma hakkını kullanmadıkları ve öncelikle genel kuruldan özel denetçi atanmasını talep etmedikleri gerekçesiyle özel denetçi atanması talebinin reddi. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Genel kurul çağrısındaki usulsüzlüğün yokluk ile iptal (TTK 445) arasındaki ayrımı ve önceki yokluğun sonraki çağrılı genel kurula etkisinin somut incelemesini gerektirmesi yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yokluk (butlan) çağrısız genel kurul genel kurul çağrısında usulsüzlük TTK 416 hazır bulunma şartı genel kurul kararının iptali (TTK 445) özel denetçi eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 416TTK 445TTK 438

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5969 E.  ,  2021/3722 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gönen (Balıkesir) Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 06.07.2017 tarih ve 2015/180 E.- 2017/537 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.06.2020 tarih ve 2017/2258 E. - 2020/690 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacıların, davalı şirket hissedarı muris ...'in ölümü sonrasında şirket yönetim kurulunun 11.09.2007 tarih 14 sayılı kararı ile miras payları oranında hisselerin adlarına tescil edildiğini, davalı şirkete gönderilen ihtraname ile 2004 yılından itibaren finansal tablo ve eklerinin, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ile tüm bilanço örneklerinin incelenmesi ve kar paylarının davacılara ödenmesi istenmişse de davalı şirket tarafından verilen cevabı ihtarnamede kar payının dağıtılmadığı, şirket sermayesinin 5.000,00 TL'den 50.000,00 TL'ye çıkarılmasından doğan davacı borçlarının ödenmediğinden yasal işlem başlatılacağı bildirildiğini, oysa ki davacıların 2008 tarihinden 2015 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarına hiçbir zaman çağırılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediği için alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek 2008 yılından itibaren alınan tüm genel kurul yararlarının kanun, şirket ana sözleşmesi ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle iptaline ve/veya yoklukla malul olduğunun tespitine, TTK 438.

madde gereğince 2008-2014 yılı hesap faaliyetlerinin denetimi amacıyla özel denetçi atanmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, 2004 yılından 2012 yılı sonuna kadar olan 40.867,42 TL’nin şirketin daha karlı çalışması için ortaklara dağıtılmayıp şirket bünyesinde bırakıldığını ve devamında da sermayeye eklendiğini, limited şirketlerde olağan genel kurulun hesap dönemi dışındaki üç ay içerisinde çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın toplanabileceğini, iptal davası bakımından aranan 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, özel denetçi talebine dair kanunda öngörülen usule uyulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 2007 yılından sonra yapılan tüm genel kurulların çağrısız olarak gerçekleştirildiği, davacıların katılmadıkları ya da haberdar edilmediklerinin kabulü gerektiği, TTK 416. maddesindeki tüm ortakların toplantıda hazır bulunması şartı gerçekleşmediği, davacıların önceden bilgi alma hakkını kullanmadıkları, öncelikle genel kuruldan özel denetçi atanmasını talep etmedikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 08/10/2008 tarih ve 16 nolu, 18/12/2008 tarih ve 17 nolu, 26/11/2013 tarih ve 19 nolu, 10/07/2014 tarih ve 20 nolu, 08/10/2014 tarih ve 21 nolu, 15/10/2014 tarih ve 22 nolu, 10/12/2014 tarih ve 23 nolu, 12/12/2014 tarih ve 24 nolu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, 05/01/2015 tarihinde çağrılı olarak yapılan 2013 yılına ilişkin kararların da yoklukla malul olduklarının tespitine, özel denetçi atanması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 2008-2014 yıları arasında yapılan genel kurul toplantılarının çağrılı yapıldığına dair bir açıklama toplantı tutanaklarında bulunmadığı, 2015 tarihli toplantı çağrılı yapılmış ise de yokluğunun tespitine karar verilen diğer genel kurul toplantılarında hisse devrine dair kararlar alındığı için bu toplantıya katılanların hissedarlıkları gerçek hissedar durumunu yansıtılmayacağı için bu toplantıda alınan kararların da yokluğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- İlk Derece Mahkemesince 05.01.2015 tarihinde yapılan 2013 yılına ilişkin genel kurul dışındaki davaya konu diğer genel kurulların çağrısız yapıldığı, ancak tüm ortakların genel kurula katılmadığı gerekçesiyle alınan kararların yokluğunun tespitine karar verilmişse de davalı vekili 2008 yılında yapılan toplantının çağrılı olduğunu beyanla, davacılara davetiye çıkarıldığını bildirerek buna ilişkin olarak bir kısım PTT belgesi ibraz etmiştir. Ancak 2008 yılında iki toplantı yapılmış olup, mahkemece bu toplantılardan hangisi için davetiye çıkarıldığı, hangisinin çağrılı olduğu belirlenerek şayet genel kurul çağrılı yapılmış ise bu durumda çağrıdaki usulsüzlüğün yokluğa sebebiyet vermeyip, ancak TTK'nın 445.

maddesinde gösterilen halleri ispatlamak suretiyle iptal davasına konu edilebileceği hususu dikkate alınarak inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.

3- Ayrıca, ilk derece mahkemesince 05.01.2015 tarihinde yapılan genel kurulun ise önceki genel kurullarda alınan kararların yoklukla malul olduğundan toplantıya katılan hissedarların gerçek hisse durumunu yansıtmayacağı gerekçesiyle bu genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde olduğuna karar verilmişse de, ilk derece mahkemesince önceki genel kurullarda ne gibi işlemler yapıldığı, ne gibi kararlar alındığı hissedarların ve toplantıya katılanların kimler olduğu, oy oranları ve yokluğuna karar verilen önceki genel kurulların 05.01.2015 tarihinde yapılan çağrılı genel kurulda alınan kararları ne suretle etkilediğinin incelenerek somut verilere dayalı hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663236200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.