6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Davanın reddi | Tazminat | Menfi tespit | Senedin iptali | Tazminat | Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4902 E. 2021/2727 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi şekil şartı ihdas nedeni talil resmi şekil şekil şartı lehdar menfi tespit davası tespit davası infaz ispat yükü tbk 99 bono vade protokol geçersizlik menfi tespit

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 74 · TTK — TTK 520

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davaların davalısının menfi tespit davalarına konu olan bonolar nedeniyle alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiği, davalı ile birlikte davacı şirket ve ortaklarının da taraf olarak yer aldığı 15.01.2012 tarihli "şirket hissesi alım satım protokolünün” yapıldığı, bu protokolün 6762 sayılı mülga TTK’nın 520. maddesinde öngörülen resmi şekil şartına uyulmadan yapıldığından geçersiz olduğu, davacı şirket ve ortaklarının İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2012/17373 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 15.01.2012 tanzim ve 15.08.2012 vade tarihli, 600.000.- TL bedelli bono bedeli oranında davalıya borçlu olduğu, diğer taraftan, davalının, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6 esas sayılı dosyası ile takibe konu ettiği 15.01.2012 tanzim ve 15.12.2012 vade tarihli, 200.000.- TL bedelli bonoya ilişkin herhangi bir delil sunmadığından anılan bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı, birleşen dosyada icra takibinde paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir kararı verildiği, fakat icra takibine devam edilmeyip bu kararın infazının alacaklıya zarar vermediği bu sebeple tazminat taleplerinin reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın ve asıl davanın davalısının tazminat isteminin reddine; birleşen dava yönünden davanın kabulüne, davacının icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu bononun iptaline ve davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar asıl dava ve birleşen davanın davacısı vekili ve asıl dava ve birleşen davanın davalısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyizi yönünden, dava asıl ve birleşen davalarda davacının, bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Asıl davada, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili, davaya konu 600.000.- TL tutarlı bonoya ilişkin sözleşme hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen, mahkemece TBK’nın 74. maddesi hükmü gereğince, ceza mahkemelerinin maddî fiilin sübutuna ilişkin vermiş olduğu mahkûmiyet kararları hukuk hâkimini bağlayacağından söz konusu soruşturmanın akibeti sorulup beklenilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2-Asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava konusu 200.000.- TL tutarlı bonoda ihdas nedeni olarak nakden ibaresi yer almış, lehdar davalı da vermiş olduğu borca karşılık senedin düzenlendiği savunmasında bulunmuştur. Mahkemece davalının talilde bulunmadığı gözetilerek ispat yükünün birleşen davanın davacısında olduğu kabul edilip varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

3-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit | Menfi tespit | Senedin iptali | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4939 E. 2023/6984 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/4902 E.  ,  2021/2727 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2013 tarih ve 2012/257 E. - 2013/254 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, dava dışı ...’nun davacı şirketin 23.01.2008 -14.03.2012 tarihleri arasında yetkili müdürü olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2012/17373 esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak bononun incelenmesinden bononun malen kaydı içerdiğinin ancak davacı ile davalı arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığını, davalı ve dava dışı ...’nun işbirliği yaparak ve geçmiş tarihli bono düzenleyerek davacıyı borçlandırmaya çalıştığını ileri sürerek, icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı vekili, bononun tanzim tarihinden sonra düzenlemiş bir bono olmadığını, davalı ile davacı şirket ve tüm ortakları arasında şirketin % 85 hissesini satımı konusunda 15.01.2012 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden davalı tarafından ödemeler yapıldığını, ancak şirketin kamu ve şahsi borçlarının tasfiyesi sonrasında hisse devri gerçekleştirileceğini, takip konusu bononun hisse bedeli olarak davalının ödediği meblağ karşılığında düzenlendiğini, ancak kötü niyetli şirket ve ortakları bu devri gerçekleştirmediği gibi şirket hisselerini bir başkasına devrederek davalıyı dolandırdıklarını belirterek, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen (İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/126 Esas) davada davacı vekili, dava dışı ...’nun davacı şirketin 23.01.2008 -14.03.2012 tarihleri arasında yetkili müdürü olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6 esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı ve dava dışı ...’nun işbirliği yaparak geçmiş tarihli bono düzenleyerek davacıyı borçlandırmaya çalıştığını, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/17091 soruşturma numaralı dosyası üzerinden devam ettiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir mal ya da para alışverişi söz konusu olmadığını ileri sürerek, icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili 21.10.2013 tarihli dilekçesinde, davalıya birleşen davaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını, bu nedenle herhangi bir savunma yapılamadığını delil ikame edilemediğini, birleşen dava dosyasındaki bononun davacının elden aldığı borç para karşılığı düzenlediğini, davacının borçlu olmadığını ispatlamasının gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davaların davalısının menfi tespit davalarına konu olan bonolar nedeniyle alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiği, davalı ile birlikte davacı şirket ve ortaklarının da taraf olarak yer aldığı 15.01.2012 tarihli "şirket hissesi alım satım protokolünün” yapıldığı, bu protokolün 6762 sayılı mülga TTK’nın 520. maddesinde öngörülen resmi şekil şartına uyulmadan yapıldığından geçersiz olduğu, davacı şirket ve ortaklarının İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün 2012/17373 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 15.01.2012 tanzim ve 15.08.2012 vade tarihli, 600.000.- TL bedelli bono bedeli oranında davalıya borçlu olduğu, diğer taraftan, davalının, İstanbul 11.

İcra Müdürlüğü'nün 2013/6 esas sayılı dosyası ile takibe konu ettiği 15.01.2012 tanzim ve 15.12.2012 vade tarihli, 200.000.- TL bedelli bonoya ilişkin herhangi bir delil sunmadığından anılan bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı, birleşen dosyada icra takibinde paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir kararı verildiği, fakat icra takibine devam edilmeyip bu kararın infazının alacaklıya zarar vermediği bu sebeple tazminat taleplerinin reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davanın ve asıl davanın davalısının tazminat isteminin reddine; birleşen dava yönünden davanın kabulüne, davacının icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu bononun iptaline ve davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar asıl dava ve birleşen davanın davacısı vekili ve asıl dava ve birleşen davanın davalısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyizi yönünden, dava asıl ve birleşen davalarda davacının, bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Asıl davada, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili, davaya konu 600.000.- TL tutarlı bonoya ilişkin sözleşme hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen, mahkemece TBK’nın 74. maddesi hükmü gereğince, ceza mahkemelerinin maddî fiilin sübutuna ilişkin vermiş olduğu mahkûmiyet kararları hukuk hâkimini bağlayacağından söz konusu soruşturmanın akibeti sorulup beklenilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2-Asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava konusu 200.000.- TL tutarlı bonoda ihdas nedeni olarak nakden ibaresi yer almış, lehdar davalı da vermiş olduğu borca karşılık senedin düzenlendiği savunmasında bulunmuştur. Mahkemece davalının talilde bulunmadığı gözetilerek ispat yükünün birleşen davanın davacısında olduğu kabul edilip varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

3-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın asıl ve birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava yönünden asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın asıl ve birleşen davanın davalısı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 22.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659739500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.