İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4958 E. 2021/2548 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aval↗ imzaya itiraz↗ infazda tereddüt↗ kefalet sözleşmesi↗ itirazın iptali davası↗ ilamsız icra takibi↗ depo kararı↗ müteselsil kefil↗ basiretli tacir↗ kambiyo senedi↗ infaz↗ kefalet↗ tbk 99↗ iptal davası↗ bono↗ kefil↗ protokol↗ geçersizlik↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların protokol altındaki imzaya itiraz etmedikleri ve protokolün geçersizliğini ispat edemedikleri, kendilerini yüksek meblağlı bir borç altına sokacak bir sözleşmeyi imzalamadan önce basiretli bir tacir gibi hareke etmeleri gerektiği, protokolün geçerli olduğu ve davalı ...'ın müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının deposundaki kumaşların sözleşmeye konu özel üretim kumaşlar olduğunu ispat edemediğine dair davalılar vekilinin istinaf isteğinin davacıya ait depoda tekstil mühendisi bilirkişi ile yapılan tespit sonrasında 23 farklı tipte 910 top ve 106.590,70 m uzunluğunda bulunan kumaş toplarının üst kısmında ve naylon kaplamanın alt kısmında müşteri isminin yazılı olduğu ve davalı şirket adının yazılı olduğu, davalıların imza inkarında bulunmadığı, taraflar arasındaki protokolün geçerli olduğu davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteğinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda teslim edilecek kumaşlara ilişkin açıklama içermediğinden infazda tereddüte neden olabileceği, kefalet sözleşmesindeki kefalet miktarı, tarihi ve türü davalı kefil ... eli ürünü olmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu bu hususlardaki davalı istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... Kumaş San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davası olup, davaya konu icra takibinde hem 23.05.2016 tarihli protokole hem de bonoya dayanılmıştır. Mahkemenin protokol başlıklı sözleşmedeki kefaletin TBK'daki hükümler çerçevesinde yapılmamış olmasına yönelik değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de kambiyo senedi ve aval hükümleri açısından davalı ...'ın hukuki durumu değerlendirilmemiştir. Hükmün bu yönden eksik inceleme ile verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7798 E. 2023/2115 K.
Ortak:aval · imzaya itiraz · infazda tereddüt · kefalet sözleşmesi · depo kararı · müteselsil kefil · kambiyo senedi · infaz
İncelediğiniz kararda… amına göre, davacının deposundaki kumaşların sözleşmeye konu özel üretim kumaşlar olduğunu ispat edemediğine dair davalılar vekilinin istinaf isteğinin davacıya ait «depoda» tekstil mühendisi bilirkişi ile yapılan tespit sonrasında 23 farklı tipte 910 top ve 106.590,70 m uzunluğunda bulunan kumaş toplarının üst kısmında ve naylon kaplamanın alt kısmında müşteri isminin yazılı olduğu ve davalı şirket adının yazılı olduğu, davalıların imza inkarında bulunmadığı, taraflar arasındaki «protokolün» geçerli olduğu davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteğinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda «teslim» edilecek kumaşlara ilişkin açıklama içermediğinden «infazda tereddüte» neden olabileceği, «kefalet sözleşmesindeki» kefalet miktarı, tarihi ve türü davalı «kefil» ... eli ürünü olmadığından kefalet sözleşmesinin «geçersiz» olduğu bu hususlardaki davalı istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ...
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların «protokol» altındaki «imzaya itiraz» etmedikleri ve protokolün «geçersizliğini» ispat edemedikleri, kendilerini yüksek meblağlı bir borç altına sokacak bir sözleşmeyi imzalamadan önce basiretli bir «tacir» gibi hareke etmeleri gerektiği, protokolün geçerli olduğu ve davalı ...'ın «müteselsil kefil» olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve %20 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Mahkemenin «protokol» başlıklı sözleşmedeki «kefaletin» TBK'daki hükümler çerçevesinde yapılmamış olmasına yönelik değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de «kambiyo senedi» ve «aval» hükümleri açısından davalı ...'ın hukuki durumu değerlendirilmemiştir.
Benzer bu kararda… kararıyla; davacının deposundaki kumaşların sözleşmeye konu özel üretim kumaşlar olduğunu ispat edemediğine dair davalılar vekilinin istinaf isteğinin davacıya ait «depoda» tekstil mühendisi bilirkişi ile yapılan tespit sonrasında 23 farklı tipte 910 top ve 106.590,70 metre uzunluğunda bulunan kumaş toplarının üst kısmında ve naylon kaplamanın alt kısmında müşteri ismi olarak davalı şirket adının yazılı olduğu, davalıların «imzayı inkar» etmediği, taraflar arasındaki «protokolün» geçerli olduğu, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteğinin yerinde görülmediği, «teslim» edilecek kumaşlara ilişkin açıklama içermediğinden kararın «infazda tereddüte» sebebiyet verebileceği, «kefalet sözleşmesindeki» kefalet miktarının, tarihinin, türünün davalı «kefil» ... eli ürünü olmadığından kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle bu hususlardaki davalı istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi k …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarih, 2017/36 E. ve 2018/928 K. sayılı kararıyla; davalıların «protokol» altındaki «imzaya itiraz» etmedikleri, protokolün «geçersizliğini» ispatlayamadıkları, kendilerini yüksek meblağlı bir borç altına sokacak bir sözleşmeyi imzalamadan önce basiretli bir «tacir» gibi hareket etmeleri gerektiği, protokolün geçerli olduğu, davalı ...'ın «müteselsil kefil» olarak sorumluluğun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, davacı alacağı tahsil ettiğinde «masraflar» davalı ...
2.Dairemizin 17.03.2021 tarih, 2020/4958 E. ve 2021/2548 K. sayılı kararıyla «kefaletin» 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılmamış olmasına yönelik değerlendirmede isabetsizlik görülmemişse de «kambiyo senedi» ve «aval» hükümleri açısından davalı ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağımsız borç ikrarı · kambiyo senetlerine mahsus takip · bono/kambiyo senedi · kayıtsız şartsız borç ikrarı · karşı edim · tevdi mahalli tayini · yetkiye itiraz · illetten mücerretlik
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dayanak «bononun kambiyo senedi vasfı» taşımadığını, «kefil» bakımından «aval» hükümlerinin uygulanamayacağını, mahkemece bononun incelenmediğini, ön yüzünde iki farklı yerde «teminat» ibaresinin yazıldığını, arka yüzünde ise atıf yapılan temel ilişkiye dair tanzim edilmiş sözleşme bilgisine yer verildiğini, anılan sözleşme ile «illiyet bağının» kurulduğunu, hangi sözleşmenin teminatını teşkil edeceğinin açıkça gösterildiğini, sözleşmenin de davaya dayanak yapıldığını, takibin kambiyo senetlerine mahsus değil «ilamsız takip» suretinde yapıldığını, senedin «kambiyo vasfını» taşıması için «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içermesi gerektiğini, bir temel ilişkiye bağlanması halinde «illetten mücerret» bono niteliği taşımayacağını, böylece aval hükümlerinden yararlanamayacağını, uygulanması gereken 6098 sayılı Kanun’un 583 üncü maddesindeki koşulları taşımadığını, kumaşların davacı uhdesinde tutulduğunu, müvekkilinin «temerrüde» düşürülmediğini, «teslim» için «tevdi mahalli tayin» edilmediğini, bilirkişi tarafından sözleşmeye konu malların «kesin» bir şekilde belirlenmediğini, kendi edimini «ifa» etmeyen «karşı edimi» isteyemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alacağını tahsil amacıyla önce «ihtiyati haciz» kararı aldığını, ardından borçlular hakkında ilamsız icra yoluyla senet ve «protokole» dayalı «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla takip başlattığını, «para alacağı» için müvekkilinin ikametgâhı olan Denizli’de icra takibi yapılabileceğinden ayrıca senet ve protokolde Denizli Mahkemelerinin yetkisi kabul edildiğinden davalıların «yetkiye itirazlarının» hukuka aykırılık taşıdığını, davalıların protokolü ve borçlarını kabul ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe ve davaya dayanak senedin 23.05.2016 tarihli «protokolün» «teminatı» olarak verildiğini, protokolün ise her iki müvekkili açısından «geçersiz» olduğunu, böylece teminat niteliğindeki senedin de geçerliliğinden söz edilemeyeceğini, nitekim davacının da «kambiyo senetlerine mahsus takip» yapmadığını, «sözleşmenin serbest» iradeyle kurulmadığını, satışa konu malların müvekkiline «teslim» edilmediğini, teminat adı altında davacıda kaldığını, bu süreçte kumaşların satış özelliğini ve piyasasını kaybettiğini, davacının kendi edimini «ifa» etmediğini, «ihtiyati haciz» kararının «infazı» esnasında kendi şirketindeki kendi mallarını haczettiğini, kendi çalışanına «yediemin» olarak teslim ettiğini, haciz zaptında hacze konu ürünlerin borçlunun teslim almadığı mallar olduğunu söyleyip ürünlerin halen kendi elinde olduğunu tescil ettiğini, kaldı bu emtianın müvekkiline teslimi gereken ürünler olmadığını, davacının 22.12.2016 tarihinde haksız «ihtiyati tedbir» kararı aldıktan sonra 23.12.2016 tarihinde alelacele bir «fatura» düzenlediğini, bu faturadaki malların da müvekkiline teslimi kararlaştırılan mallar olmadığını, müvekkilinin «faturaya itiraz» ettiğini, davacının 462.500,00 USD üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığı halde ihtiyati hacze ve takibe itirazdan sonra gönderdiği yazıda 116.000,00 USD’nin ödenmesini istediğini, bu yazının davacının haksız kazanç amaçladığını gösterdiğini, yine ihtiyati haciz talebinden iki gün önceki yazışmalarda davacının muhasebecisinin 5.051,54 USD alacaklı olduğunu belirttiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının artık müvekkilinin sözleşmeden cayması sebebiyle sadece zararının tazminini isteyebileceğini, «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki şartları taşımadığından geçerli kabul edilemeyeceğini, eş rızasının da alınmadığını, asıl sözleşme ve «bononun» geçersizliği sebebiyle kefaletin de müvekkili yönünden hüküm ifade etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın «kefaleti» hukuken «geçersiz» ise de, davalının aynı anda «bonoda» «avalist» olduğu, bononun arkasındaki temel ilişkiden «bağımsız borç ikrarı» içerdiği, davalının bonodaki «imzaya itiraz» etmediği, bonodan avalist sıfatıyla sorumlu olduğundan davalılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne, davalıların takibe itirazlarının iptaliyle takibin 462.500,00 USD «asıl alacak», 400,00 TL «ihtiyati haciz» vekâlet ücreti ve 82,35 TL ihtiyati haciz «masrafı» olmak üzere takibin devamına, 462.500,00 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7798 E. 2023/2115 K.
Ortak:aval · imzaya itiraz · infazda tereddüt · kefalet sözleşmesi · depo kararı · müteselsil kefil · kambiyo senedi · infaz
İncelediğiniz kararda… amına göre, davacının deposundaki kumaşların sözleşmeye konu özel üretim kumaşlar olduğunu ispat edemediğine dair davalılar vekilinin istinaf isteğinin davacıya ait «depoda» tekstil mühendisi bilirkişi ile yapılan tespit sonrasında 23 farklı tipte 910 top ve 106.590,70 m uzunluğunda bulunan kumaş toplarının üst kısmında ve naylon kaplamanın alt kısmında müşteri isminin yazılı olduğu ve davalı şirket adının yazılı olduğu, davalıların imza inkarında bulunmadığı, taraflar arasındaki «protokolün» geçerli olduğu davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteğinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda «teslim» edilecek kumaşlara ilişkin açıklama içermediğinden «infazda tereddüte» neden olabileceği, «kefalet sözleşmesindeki» kefalet miktarı, tarihi ve türü davalı «kefil» ... eli ürünü olmadığından kefalet sözleşmesinin «geçersiz» olduğu bu hususlardaki davalı istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ...
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların «protokol» altındaki «imzaya itiraz» etmedikleri ve protokolün «geçersizliğini» ispat edemedikleri, kendilerini yüksek meblağlı bir borç altına sokacak bir sözleşmeyi imzalamadan önce basiretli bir «tacir» gibi hareke etmeleri gerektiği, protokolün geçerli olduğu ve davalı ...'ın «müteselsil kefil» olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve %20 «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Mahkemenin «protokol» başlıklı sözleşmedeki «kefaletin» TBK'daki hükümler çerçevesinde yapılmamış olmasına yönelik değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de «kambiyo senedi» ve «aval» hükümleri açısından davalı ...'ın hukuki durumu değerlendirilmemiştir.
Benzer bu kararda… kararıyla; davacının deposundaki kumaşların sözleşmeye konu özel üretim kumaşlar olduğunu ispat edemediğine dair davalılar vekilinin istinaf isteğinin davacıya ait «depoda» tekstil mühendisi bilirkişi ile yapılan tespit sonrasında 23 farklı tipte 910 top ve 106.590,70 metre uzunluğunda bulunan kumaş toplarının üst kısmında ve naylon kaplamanın alt kısmında müşteri ismi olarak davalı şirket adının yazılı olduğu, davalıların «imzayı inkar» etmediği, taraflar arasındaki «protokolün» geçerli olduğu, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteğinin yerinde görülmediği, «teslim» edilecek kumaşlara ilişkin açıklama içermediğinden kararın «infazda tereddüte» sebebiyet verebileceği, «kefalet sözleşmesindeki» kefalet miktarının, tarihinin, türünün davalı «kefil» ... eli ürünü olmadığından kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle bu hususlardaki davalı istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi k …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarih, 2017/36 E. ve 2018/928 K. sayılı kararıyla; davalıların «protokol» altındaki «imzaya itiraz» etmedikleri, protokolün «geçersizliğini» ispatlayamadıkları, kendilerini yüksek meblağlı bir borç altına sokacak bir sözleşmeyi imzalamadan önce basiretli bir «tacir» gibi hareket etmeleri gerektiği, protokolün geçerli olduğu, davalı ...'ın «müteselsil kefil» olarak sorumluluğun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, davacı alacağı tahsil ettiğinde «masraflar» davalı ...
2.Dairemizin 17.03.2021 tarih, 2020/4958 E. ve 2021/2548 K. sayılı kararıyla «kefaletin» 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılmamış olmasına yönelik değerlendirmede isabetsizlik görülmemişse de «kambiyo senedi» ve «aval» hükümleri açısından davalı ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağımsız borç ikrarı · kambiyo senetlerine mahsus takip · bono/kambiyo senedi · kayıtsız şartsız borç ikrarı · karşı edim · tevdi mahalli tayini · yetkiye itiraz · illetten mücerretlik
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dayanak «bononun kambiyo senedi vasfı» taşımadığını, «kefil» bakımından «aval» hükümlerinin uygulanamayacağını, mahkemece bononun incelenmediğini, ön yüzünde iki farklı yerde «teminat» ibaresinin yazıldığını, arka yüzünde ise atıf yapılan temel ilişkiye dair tanzim edilmiş sözleşme bilgisine yer verildiğini, anılan sözleşme ile «illiyet bağının» kurulduğunu, hangi sözleşmenin teminatını teşkil edeceğinin açıkça gösterildiğini, sözleşmenin de davaya dayanak yapıldığını, takibin kambiyo senetlerine mahsus değil «ilamsız takip» suretinde yapıldığını, senedin «kambiyo vasfını» taşıması için «kayıtsız şartsız borç ikrarını» içermesi gerektiğini, bir temel ilişkiye bağlanması halinde «illetten mücerret» bono niteliği taşımayacağını, böylece aval hükümlerinden yararlanamayacağını, uygulanması gereken 6098 sayılı Kanun’un 583 üncü maddesindeki koşulları taşımadığını, kumaşların davacı uhdesinde tutulduğunu, müvekkilinin «temerrüde» düşürülmediğini, «teslim» için «tevdi mahalli tayin» edilmediğini, bilirkişi tarafından sözleşmeye konu malların «kesin» bir şekilde belirlenmediğini, kendi edimini «ifa» etmeyen «karşı edimi» isteyemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alacağını tahsil amacıyla önce «ihtiyati haciz» kararı aldığını, ardından borçlular hakkında ilamsız icra yoluyla senet ve «protokole» dayalı «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla takip başlattığını, «para alacağı» için müvekkilinin ikametgâhı olan Denizli’de icra takibi yapılabileceğinden ayrıca senet ve protokolde Denizli Mahkemelerinin yetkisi kabul edildiğinden davalıların «yetkiye itirazlarının» hukuka aykırılık taşıdığını, davalıların protokolü ve borçlarını kabul ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe ve davaya dayanak senedin 23.05.2016 tarihli «protokolün» «teminatı» olarak verildiğini, protokolün ise her iki müvekkili açısından «geçersiz» olduğunu, böylece teminat niteliğindeki senedin de geçerliliğinden söz edilemeyeceğini, nitekim davacının da «kambiyo senetlerine mahsus takip» yapmadığını, «sözleşmenin serbest» iradeyle kurulmadığını, satışa konu malların müvekkiline «teslim» edilmediğini, teminat adı altında davacıda kaldığını, bu süreçte kumaşların satış özelliğini ve piyasasını kaybettiğini, davacının kendi edimini «ifa» etmediğini, «ihtiyati haciz» kararının «infazı» esnasında kendi şirketindeki kendi mallarını haczettiğini, kendi çalışanına «yediemin» olarak teslim ettiğini, haciz zaptında hacze konu ürünlerin borçlunun teslim almadığı mallar olduğunu söyleyip ürünlerin halen kendi elinde olduğunu tescil ettiğini, kaldı bu emtianın müvekkiline teslimi gereken ürünler olmadığını, davacının 22.12.2016 tarihinde haksız «ihtiyati tedbir» kararı aldıktan sonra 23.12.2016 tarihinde alelacele bir «fatura» düzenlediğini, bu faturadaki malların da müvekkiline teslimi kararlaştırılan mallar olmadığını, müvekkilinin «faturaya itiraz» ettiğini, davacının 462.500,00 USD üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığı halde ihtiyati hacze ve takibe itirazdan sonra gönderdiği yazıda 116.000,00 USD’nin ödenmesini istediğini, bu yazının davacının haksız kazanç amaçladığını gösterdiğini, yine ihtiyati haciz talebinden iki gün önceki yazışmalarda davacının muhasebecisinin 5.051,54 USD alacaklı olduğunu belirttiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının artık müvekkilinin sözleşmeden cayması sebebiyle sadece zararının tazminini isteyebileceğini, «kefaletin» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki şartları taşımadığından geçerli kabul edilemeyeceğini, eş rızasının da alınmadığını, asıl sözleşme ve «bononun» geçersizliği sebebiyle kefaletin de müvekkili yönünden hüküm ifade etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın «kefaleti» hukuken «geçersiz» ise de, davalının aynı anda «bonoda» «avalist» olduğu, bononun arkasındaki temel ilişkiden «bağımsız borç ikrarı» içerdiği, davalının bonodaki «imzaya itiraz» etmediği, bonodan avalist sıfatıyla sorumlu olduğundan davalılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın kabulüne, davalıların takibe itirazlarının iptaliyle takibin 462.500,00 USD «asıl alacak», 400,00 TL «ihtiyati haciz» vekâlet ücreti ve 82,35 TL ihtiyati haciz «masrafı» olmak üzere takibin devamına, 462.500,00 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4958 E. , 2021/2548 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.06.2018 tarih ve 2017/36 E. - 2018/928 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.05.2019 tarih ve 2018/1856 E. - 2019/958 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalılardan Akdaş Kumaş Ltd. Şti. arasında imzalanan 23.05.2016 tarihli protokolün diğer davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, protokolde kararlaştırılan bedelin ödenmemesi üzerine bahsedilen protokole ve bu protokol nedeniyle verilen teminat senedine dayalı başlattığı icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında düzenlenen protokolün geçersiz olduğunu, taraf dengesinin sağlanmadığını, bu protokolün ayrılmaz bir parçası olan teminat senedinin de geçersiz olduğunu, kefalet limiti tarihi ve niteliği davalı kefil ...'ın kendi eli ile yazılı olmadığından kefaletin de geçersiz olduğunu davalı şirkete teslim edilmiş bir mal da bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların protokol altındaki imzaya itiraz etmedikleri ve protokolün geçersizliğini ispat edemedikleri, kendilerini yüksek meblağlı bir borç altına sokacak bir sözleşmeyi imzalamadan önce basiretli bir tacir gibi hareke etmeleri gerektiği, protokolün geçerli olduğu ve davalı ...'ın müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının deposundaki kumaşların sözleşmeye konu özel üretim kumaşlar olduğunu ispat edemediğine dair davalılar vekilinin istinaf isteğinin davacıya ait depoda tekstil mühendisi bilirkişi ile yapılan tespit sonrasında 23 farklı tipte 910 top ve 106.590,70 m uzunluğunda bulunan kumaş toplarının üst kısmında ve naylon kaplamanın alt kısmında müşteri isminin yazılı olduğu ve davalı şirket adının yazılı olduğu, davalıların imza inkarında bulunmadığı, taraflar arasındaki protokolün geçerli olduğu davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteğinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda teslim edilecek kumaşlara ilişkin açıklama içermediğinden infazda tereddüte neden olabileceği, kefalet sözleşmesindeki kefalet miktarı, tarihi ve türü davalı kefil ...
eli ürünü olmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu bu hususlardaki davalı istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... Kumaş San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davası olup, davaya konu icra takibinde hem 23.05.2016 tarihli protokole hem de bonoya dayanılmıştır. Mahkemenin protokol başlıklı sözleşmedeki kefaletin TBK'daki hükümler çerçevesinde yapılmamış olmasına yönelik değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de kambiyo senedi ve aval hükümleri açısından davalı ...'ın hukuki durumu değerlendirilmemiştir. Hükmün bu yönden eksik inceleme ile verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659564400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz