Ticari defter kayıtlarıyla ispat ve dekontla yapılan ödemenin mahsubu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4919 E. 2021/1632 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Cari hesap alacağının ispatında, tarafların defterleri çeliştiğinde karşı tarafın kendi defterindeki kayıt onun aleyhine delil oluşturur ve alacak o tutara kadar kanıtlanmış sayılır; bunu aşan fazlalık kesin delille kanıtlanmadıkça hüküm altına alınamaz. Defter kayıtlarından hesaplanabilen alacak likit sayılır ve itirazın haksızlığı halinde icra inkâr tazminatına hükmedilir. Borçlunun çalışanınca alacaklının hesabına dekontla para yatırıldığı sabit ise, bu ödemenin borçlunun başka bir borcuna ilişkin olduğunu ispat yükü alacaklıya düşer; alacaklı bunu ispatlayamazsa ödeme dava konusu alacaktan mahsup edilir.
Ele alınan sorunlar
Cari hesap alacağının ticari defter kayıtlarıyla ispatı ve ispatlanan tutarın sınırı → kısmi kabul
İddia: Davalı, davacıya borçlu olmadığını, aksine ilaç satımı karşılığı alacaklı bulunduğunu ve kira alacağının takip alacağı içinde istenemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: Usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterindeki kayıtlara aykırı olmaması veya o defterin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet ya da diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir; bu şartlara uygun defterlerde sahibi lehine ve aleyhine kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Buna karşılık açılış veya kapanış onayları bulunmasa ve kayıtlar birbirini doğrulamasa dahi ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil oluşturur. Bu nedenle karşı tarafın kendi defterinde görünen borç tutarı yönünden alacak kanıtlanmış sayılır; davacı kayıtlarındaki fazlalık kesin delillerle kanıtlanmadığından bu tutarı aşan kısım hüküm altına alınamaz. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Alacağın likit olması nedeniyle icra inkâr tazminatı → kabul
İddia: Davalı, borçlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Gerekçe: Tarafların ticari defter kayıtlarından hesaplanabilen alacak likit niteliktedir; likit alacağa yönelik itirazın haksızlığı sabit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Borçlu çalışanınca alacaklı hesabına dekontla yatırılan bedelin cari hesap alacağından mahsubu → kabul
İddia: Davalı, iki dekontla yapılan ödemelerin cari hesap borcuna mahsuben yapıldığını ve davacı alacağından düşülmesi gerektiğini temyiz sebebi yapmıştır.
Gerekçe: Dekont bedellerinin borçlunun çalışanınca alacaklının hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Ödemenin gerçekleştiği sabit olduğuna göre, bu ödemelerin borçlunun başka bir borcuna ait olduğunu ispat yükü, ödemeyi kendi alacağından düşmek istemeyen alacaklıdadır. Alacaklı bunu ispatlayamadığından, dekontlarla yapılan ödemelerin alacaktan mahsubu ile karar verilmesi gerekirken ödemenin kabul edilmemesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yargıtay, kendi muhakemesini kurarak borçlu çalışanınca alacaklı hesabına yatırılan dekont bedelinin mahsubunda ispat yükünün alacaklıda olduğunu belirlemiş ve bu nedenle bozmuştur; bozma sebebini oluşturan bu tespit bağlayıcı emsal değeri taşır. Onanan diğer bölüm yönünden emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki ticari defterlerin ispat gücüne ilişkin holding üzerinden doğar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap↗ itirazın iptali↗ ticari defterlerin delil niteliği↗ sahibi aleyhine delil↗ ispat yükü↗ mahsup↗ likit alacak↗ icra inkâr tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4919 E. , 2021/1632 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/12/2017 tarih ve 2014/1026 E. - 2017/1446 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/02/2019 tarih ve 2018/480 E. - 2019/253 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafça haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı icra takibine konu alacağın içinde 67.848,00 TL'lik kısmının kira alacağı olduğunu beyan etmesi üzerine bu kısım için tefrik kararı verilmiştir.
Davalı vekili, davacıya borçlu olmadıklarını, davacıya ilaç satım karşılığında alacaklı olduklarını ve davacının kira alacağını bu takip alacağı içinde isteyemeyeceğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatı istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu, takip ve davaya konu edilen kira bedeli hariç tutulduğunda taraflardan davacı kayıtlarına göre, davacının 382.512,53 TL, davalının kayıtlarına göre, davacının 279.389,35 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, tarafların ticari defter ve belgeleri arasındaki mutabakatsızlığı oluşturan davacı kayıtlarındaki fazlalığın dayanağının davacı tarafça kesin delillerle kanıtlanamadığı, ancak HMK'nın 222/3. maddesi gereğince; usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtlarına, bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerde sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacak olup, aynı maddenin 4.
fıkrasına göre ise, açılış veya kapanış onayları olmasa, içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamasa dahi ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olarak kabul edileceği hükmü uyarınca davalı kayıtlarında kira bedelinin mahsubundan sonra kalan borç tutarı olan 279.389,35 TL bakımından davacının alacaklı olduğunun kanıtlanmış sayılması gerektiği, bu tutarın üzerindeki kısmın kesin delillerle kanıtlanamadığı ve alacak likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların defterleri arasındaki mutabakatsızlık nedenlerinden 14 adet fatura bedelinden davacının feragat ettiği, 5 adet davalıya yapılan ödemelerde tahsilat yapanın davacı çalışanı olmasından dolayı hesaplamada nazara alınmadığı, davalı çalışanınca yapılan 13.03.2013 ve 01.04.2013 tarihli ödemelerin havale olarak yapıldığı ve cari hesap borcuna mahsuben yapıldığı anlaşılmayıp taraf defterlerindede kayıtlı olmadığından davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, davacının 127.000.- TL’lik ödemesinin kar payı olduğu iddiasının davalıca ispatlanamadığı, davalı kayıtlarına göre 279.389,35 TL olarak tesbit edilen borçtan davalının sorumlu olduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı ve davacı şirketin davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan borçtan daha fazla alacağını ispat edemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bendin kapsamı dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 13.03.2013 ve 01.04.2013 tarihli toplam 57.500.- TL’lik dekont ödemesinin davalı çalışanınca, davacı hesabına yatırıldığı anlaşıldığından davacının da bu ödemelerin davalının başka alacağına ait olduğunu ispatlayamadığından 13.03.2013 tarihli 22.500.- TL ve 01.04.2013 tarihli 35.000.- TL’lik toplam 57.500.- TL olan iki dekont bedelinin davacı alacağından mahsup edilerek karar verilmesi gerekirken ödemenin kabul edilmemesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın usul ve Yasa'ya uygun olduğunu ve onanması gerektiğini düşündüğümden saygıdeğer çoğunluğun bozma yönündeki kararına muhalifim.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657673300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz