6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari defter kayıtlarıyla ispat ve dekontla yapılan ödemenin mahsubu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4919 E. 2021/1632 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Cari hesap alacağının ispatında, tarafların defterleri çeliştiğinde karşı tarafın kendi defterindeki kayıt onun aleyhine delil oluşturur ve alacak o tutara kadar kanıtlanmış sayılır; bunu aşan fazlalık kesin delille kanıtlanmadıkça hüküm altına alınamaz. Defter kayıtlarından hesaplanabilen alacak likit sayılır ve itirazın haksızlığı halinde icra inkâr tazminatına hükmedilir. Borçlunun çalışanınca alacaklının hesabına dekontla para yatırıldığı sabit ise, bu ödemenin borçlunun başka bir borcuna ilişkin olduğunu ispat yükü alacaklıya düşer; alacaklı bunu ispatlayamazsa ödeme dava konusu alacaktan mahsup edilir.

Ele alınan sorunlar

Cari hesap alacağının ticari defter kayıtlarıyla ispatı ve ispatlanan tutarın sınırı → kısmi kabul

İddia: Davalı, davacıya borçlu olmadığını, aksine ilaç satımı karşılığı alacaklı bulunduğunu ve kira alacağının takip alacağı içinde istenemeyeceğini savunmuştur.

Gerekçe: Usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterindeki kayıtlara aykırı olmaması veya o defterin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet ya da diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir; bu şartlara uygun defterlerde sahibi lehine ve aleyhine kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Buna karşılık açılış veya kapanış onayları bulunmasa ve kayıtlar birbirini doğrulamasa dahi ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil oluşturur. Bu nedenle karşı tarafın kendi defterinde görünen borç tutarı yönünden alacak kanıtlanmış sayılır; davacı kayıtlarındaki fazlalık kesin delillerle kanıtlanmadığından bu tutarı aşan kısım hüküm altına alınamaz. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Alacağın likit olması nedeniyle icra inkâr tazminatı → kabul

İddia: Davalı, borçlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Tarafların ticari defter kayıtlarından hesaplanabilen alacak likit niteliktedir; likit alacağa yönelik itirazın haksızlığı sabit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Borçlu çalışanınca alacaklı hesabına dekontla yatırılan bedelin cari hesap alacağından mahsubu → kabul

İddia: Davalı, iki dekontla yapılan ödemelerin cari hesap borcuna mahsuben yapıldığını ve davacı alacağından düşülmesi gerektiğini temyiz sebebi yapmıştır.

Gerekçe: Dekont bedellerinin borçlunun çalışanınca alacaklının hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Ödemenin gerçekleştiği sabit olduğuna göre, bu ödemelerin borçlunun başka bir borcuna ait olduğunu ispat yükü, ödemeyi kendi alacağından düşmek istemeyen alacaklıdadır. Alacaklı bunu ispatlayamadığından, dekontlarla yapılan ödemelerin alacaktan mahsubu ile karar verilmesi gerekirken ödemenin kabul edilmemesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yargıtay, kendi muhakemesini kurarak borçlu çalışanınca alacaklı hesabına yatırılan dekont bedelinin mahsubunda ispat yükünün alacaklıda olduğunu belirlemiş ve bu nedenle bozmuştur; bozma sebebini oluşturan bu tespit bağlayıcı emsal değeri taşır. Onanan diğer bölüm yönünden emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki ticari defterlerin ispat gücüne ilişkin holding üzerinden doğar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap itirazın iptali ticari defterlerin delil niteliği sahibi aleyhine delil ispat yükü mahsup likit alacak icra inkâr tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 222/3HMK 222/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/4919 E.  ,  2021/1632 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/12/2017 tarih ve 2014/1026 E. - 2017/1446 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28/02/2019 tarih ve 2018/480 E. - 2019/253 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafça haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı icra takibine konu alacağın içinde 67.848,00 TL'lik kısmının kira alacağı olduğunu beyan etmesi üzerine bu kısım için tefrik kararı verilmiştir.

Davalı vekili, davacıya borçlu olmadıklarını, davacıya ilaç satım karşılığında alacaklı olduklarını ve davacının kira alacağını bu takip alacağı içinde isteyemeyeceğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatı istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu, takip ve davaya konu edilen kira bedeli hariç tutulduğunda taraflardan davacı kayıtlarına göre, davacının 382.512,53 TL, davalının kayıtlarına göre, davacının 279.389,35 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, tarafların ticari defter ve belgeleri arasındaki mutabakatsızlığı oluşturan davacı kayıtlarındaki fazlalığın dayanağının davacı tarafça kesin delillerle kanıtlanamadığı, ancak HMK'nın 222/3. maddesi gereğince; usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtlarına, bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerde sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacak olup, aynı maddenin 4.

fıkrasına göre ise, açılış veya kapanış onayları olmasa, içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamasa dahi ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olarak kabul edileceği hükmü uyarınca davalı kayıtlarında kira bedelinin mahsubundan sonra kalan borç tutarı olan 279.389,35 TL bakımından davacının alacaklı olduğunun kanıtlanmış sayılması gerektiği, bu tutarın üzerindeki kısmın kesin delillerle kanıtlanamadığı ve alacak likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların defterleri arasındaki mutabakatsızlık nedenlerinden 14 adet fatura bedelinden davacının feragat ettiği, 5 adet davalıya yapılan ödemelerde tahsilat yapanın davacı çalışanı olmasından dolayı hesaplamada nazara alınmadığı, davalı çalışanınca yapılan 13.03.2013 ve 01.04.2013 tarihli ödemelerin havale olarak yapıldığı ve cari hesap borcuna mahsuben yapıldığı anlaşılmayıp taraf defterlerindede kayıtlı olmadığından davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, davacının 127.000.- TL’lik ödemesinin kar payı olduğu iddiasının davalıca ispatlanamadığı, davalı kayıtlarına göre 279.389,35 TL olarak tesbit edilen borçtan davalının sorumlu olduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı ve davacı şirketin davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan borçtan daha fazla alacağını ispat edemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bendin kapsamı dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- 13.03.2013 ve 01.04.2013 tarihli toplam 57.500.- TL’lik dekont ödemesinin davalı çalışanınca, davacı hesabına yatırıldığı anlaşıldığından davacının da bu ödemelerin davalının başka alacağına ait olduğunu ispatlayamadığından 13.03.2013 tarihli 22.500.- TL ve 01.04.2013 tarihli 35.000.- TL’lik toplam 57.500.- TL olan iki dekont bedelinin davacı alacağından mahsup edilerek karar verilmesi gerekirken ödemenin kabul edilmemesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın usul ve Yasa'ya uygun olduğunu ve onanması gerektiğini düşündüğümden saygıdeğer çoğunluğun bozma yönündeki kararına muhalifim.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657673300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/480 E. 2019/253 K.

Ticari defter kayıtları çelişkisinde ispat yükü ve icra inkar tazminatı

Gerekçe özeti

Cari hesap alacağına ilişkin itirazın iptali davasında, taraf ticari defterleri arasında farklılık bulunması halinde, defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu tespit edilen tarafın kayıtları esas alınır; kayıt dışı ödeme iddiaları (havale, kar payı vb.) somut belge veya anlaşma ile ispatlanamadıkça borçtan tenzil edilmez. İşletmeyi vekaleten yöneten üçüncü kişinin yaptığı işlemler, vekalet veren tarafı bağlar; bu kişi hakkındaki ayrı bir ceza soruşturması, alacak davasının esasına doğrudan etkili değildir ve bekletici mesele yapılmasını gerektirmez. Havale, kural olarak bir borcun ödenmesi karinesini taşısa da, cari hesap borcuna karşılık yapıldığı defter kayıtlarıyla desteklenmeyen havale bedelleri borçtan düşülmez. Likit olduğu belirlenen alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi halinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir.

Emsal değeri

Kararda taraf ticari defterleri arasındaki çelişkinin çözümünde usulüne uygun tutulan defterin esas alınması, kayıt dışı ödeme iddialarının (havale, kar payı) ispat yükünün iddia eden tarafa ait olduğu ve vekaleten yürütülen işletmede üçüncü kişi işlemlerinin vekalet vereni bağladığı yönündeki değerlendirmeler benzer ticari alacak davalarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: ticari defter ve kayıtların ispat gücü itirazın iptali icra inkar tazminatı cari hesap alacağı vekaleten işletme yönetimi havale ispat yükü bekletici mesele

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/480

KARAR NO 2019/253

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/12/2017

NUMARASI 2014/1026 Esas 2017/1446 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/02/2019

Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ;davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye dayalı satışı yapılan teslim edilen ve faturalandırılan ilaçların bedellerinin ödenmediğini, ayrıca davalı ile 1/2 oranında malik oldukları taşınmazda kendi hissesinide davalıya kiraya vermesi nedeniyle kira alacağınında bulunduğunu, birlikte tüm borcun 452.810,48 -TL olduğunu, bu alacağın tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz edildiği, haksız itirazın iptali takibin devamı, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafından yapılan açıklamada dava konusu edilen 452.810,48- TL'nin 67.848- TL tutarının kira bedelinin faturalandırılmasından kaynaklandığını belirtmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ; ilaç bedellerinin tamamının zamanında ödendiğini, keza kira alacağının da ödendiğini, takipte kira borcunun belirtilmediğini, kaldı ki, bu alacak yönünden Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, rahatsızlığı nedeniyle eczane kayıtlarının davacı şirket yönetim kurulu üyesi ... isimli şahıs tarafından tutulduğu kötü yönetim yaptığı, eczanenin bir kısım gelirlerinin davacıya aktarıldığını, haksız davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece davacının toplam alacağı içerinde yer alan 67.848 -TL tutarlı kira alacağına ilişkin talebi 29.01.2015 tarihli celsede bu davadan tefrikine karar verilerek davaya kalan kısım üzerinden devam edilmiştir. Dosya kapsamında iddia ve itirazlar doğrultusunda yapılan değerlendirme ve alınan raporlar sonucunda takipte talep edilen tutarın 384.962,48- TL olduğu, davalı kayıtlarında 279.389,35 TL borç kaydının yer aldığı, defterlerde ihtilaflı olan 7.548,27 TL alacaktan feragat edildiğinden itirazın kısmen iptali ile 279.389,35 TL üzerinden takibin devamına ve alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen kısım üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili ; davanın tümüyle kabulünün gerektiğini, bilirkişi tarafından sunulan raporlar ile belirlendiği üzere davacı ticari defterlerinin usulüne uygun olup, davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tesbit edildiğini, ihtilafın 2010 yılına ait kayıtlardan kaynaklandığını, davalının yargılama aşamasında savunmasını değiştirerek yapılmadığı iddia edilen ödemenin bu kez kâr payı olarak yapıldığı iddiasını ileri sürdüğünü,savunmasını genişletmesini kabul etmediklerini,davalı kayıtlarında olmayan ancak ödendiği belirtilen 22.500- TL ve 35.000- TL tutarlı 2 ödemenin kabul edilemeyeceğini ,davalı ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığından sahibi aleyhine delil teşkil ettiği, davalı kayıtları esas alınarak hatalı verilen kararın kaldırılması ve alacağın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili ;

davacı şirketin yönetimi kurulu üyesi ... İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/609 esas sayılı dosyası ile kendilerine karşı işlediği hizmet nedeniyle görevini kötüye kullanma suçundan yargılandığını, 860.606,05-TL'nin davacıya aktarıldığının tesbit edildiğini, sigortalı çalışanı ... tarafından 13.03.2013 tarihinde 22.500- TL, 01.04.2013 tarihinde 35.000- TL'nin bu borç ilişkisine istinaden yatırıldığı borçtan tenzil edilmesi gerektiği, 14 adet faturanın toplam 7.548,27 TL'sinin dayanağı ispat edilemediği için bu miktardan davacının feragat ettiğini, alacağın likit olmadığı inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ihtilaflı 2010 yılına ait 34 kalem borçtan 15 kalem kaydının dayanaklarının sunulamadığını, bu nedenle ceza mahkemesi kararını beklenmesine, kararın kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir..

GEREKÇE

Davalı her ne kadar dava dışı... hakkındaki ceza davasının beklenmesini talep etmiş ise de, davalı tarafından bu kişiye rahatsızlığı döneminde işlerin yürütülmesi için vekalet verildiğinin iddia olunduğu; davadışı şahsın güveni kötüye kullandığı, davalı aleyhine menfaat temin ettiği hususlarının saptanması halinde davalının bu şahsa karşı dava açaraktazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Ceza davasındaki soruşturmanın davacı alacak iddiası ile doğrudan ilgisi yoktur.Davalının eczacı ,davacı şirketin de ecza deposu sahibi olduğu ve ekonomik darlığa düştüğü iddia olunan davalı ile davacı arasında bir gayrımenkul satışı ilişkisi de bulunduğu ve satılan taşınmazın yine kira ilişkisine dayalı olarak davalının kullanımında bırakıldığı taraflar arasında ihtilafsız olup,bu kısma ilişkin alacak talepleri bu davadan tefrik edilerek ayrı bir esasta görülmesine karar verilmiş olup,dava dosyasında ki ihtilaf ilaç alım satımı ve karşılığı yapılan davalı ödemelerinden ve davacı ödemelerinden kaynaklandığı ;

davalı bir kısım kayıtların davadışı şahıs tarafından davalı ticari defterlerine gerçeğe aykırı olarak kaydedildiği iddiasında ise de;dükkanın işletmesini vekaleten yürüten davadışı şahsın bu kişinin yaptığı işlemler davalıyı bağlayacağından davalının bu savunmaları yerinde görülmemiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, davacı ve davalının 2010 yılı dışındaki kayıtlarının kanuna uygun tutulduğu tesbit edilmiştir.Davacı kayıtlarına göre davacının ticari defter ve kayıtlarında 382.512,53- TL alacaklı olduğu; davalı kayıtlarına göre ise davalının davacıya 279.389,35 -TL borçlu olduğu, bu saptamaya göre yine davacının 21.09.2017 tarihli celsede ... davacı çalışanı olduğu beyan edilerek 14 adette toplam 7.548,27 TL fatura alacağından feragat edildiği ,...

davacı çalışanı olduğu belirlenmekle davalıya yapılan ödemelerden tahsilat yapanın ... olduğu cari hesap farklılığı oluşturan kalemlerden biri olan ve bilirkişi raporunda yapılan ihtimali hesaplamalarda belirtildiği üzere 35.775-TL ödemenin de dikkate alınmaması gerekmektedir.Davacı vekili istinaf sebebi olarak ... tarafından ... hesabından davacı şirkete 13.03.2013 tarihinde 22.500- TL, 01.04.2013 tarihinde 35.000- TL olmak üzere toplam 57.000-TL ödemenin de borcundan düşülmesini talep etmekte ise de ;bu iki ödemenin davalı çalışanı tarafından davacı şirkete havale edildiği sabit ise de ,bu ödemelerin davalının cari hesap borcu için yapıldığına dair bir delil olmayıp ;davacının ve davalının ticari defterlerinde de ödeme olarak kayıtlı olmadığı anlaşılmakla,havale kural olarak bir borcun ödenmesi sayılacağından davalının cari hesap borcuna karşılık yapıldığı anlaşılamayan ödemenin borçtan düşürülmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Yine davacı tarafından davalıya gönderilen 25.8.2010 tarihli 127.000-TL ödemenin müvekkili tarafından davacıya satılan ilaçların faturalarına yansımayan kar payına ilişkin olduğu ,müvekkili ile davacı arasında varılan mutabakat gereği kendisine kdv dahil geliş fiyatından davacıya fatura ettiği ,davalı tarafından faturalarına kar eklenmeden kendisine verilen ilaçlar için müvekkiline kdv dahil fatura tutarı üzerinden kar payı ödeneceğini müvekkilin ticari defter kayıtlarında bulunmayan 127.000-TL tutarındaki bu ödemenin borçtan tenzili gerektiği iddiasında ise de ne savunmalarında ne de istinaf başvurusunda karsız sattığı ilaçlara ait somut bir belge,bir anlaşma ibraz edememiştir.Ticari defter ve kayıtlarında ise bu ödemeye karşılık ayrıca kar payı alacağı kaydedilmemiştir.Ayrıca ticari hayatın gereklerine ve hayatın olağan akışına aykırı olan bu iddia ile kar payına karşılık ödeme yapıldığının kabulü mümkün olmamıştır.Olağan davranışa aykırı olan ,ayrıca kar payının ne şekilde muhasebeleştirileceği de belirsiz olup ,davalı vekilinin bu iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılmakla , alacaktan düşülmesi gerektiği iddiası kabul edilmemiştir.Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, icra takibinin 452.810,48 TL üzerinden açıldığı, bu miktardan 67.848 TL kira alacağına ilişkin davanın tefrik edildiği, 384.962,48 TL'nin kaldığı,7.548,27- TL tutarlı alacağa ilişkin davadan feragat edildiği ,her ne kadar davacı kayıtlarında 382.512,53- TL alacak kayıtlı ise de mutabakatsızlığı oluşturan ödeme kayıtlarının dayanaklarının sunulmadığı ve ...

tarafından tahsilat yapılan 35.775-TL ödeme kaydının davacı yararına dikkate alınmaması gerektiği ; davalı kayıtlarında ise 279.389,35 -TL olarak tesbit edilen borçtan davalının sorumlu olduğu,alacağın likit bulunduğu icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir. Davacı şirketin davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan borçtan daha fazla alacağını ispat edemediği anlaşılmaktadır.Buna göre itirazın davalı kayıtlarında mevcut alacak miktarı için iptali fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Kabul edilen kısımdan dolayı davalı vekilinin hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde olmadığı gibi davacının da fazlaya ilişkin alacak iddiasını ticari defter ve kayıtlarının dayanağı sunulamamakla ispatlayamadığının kabulü gerekmektedir.Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükme karşı ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmemiş,davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalıdan alınması gereken 19.085,08- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.771,27- TL harcın mahsubu ile bakiye 14.313,81- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

28/02/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.