6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3793 E. 2021/3180 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
demuraj bedeli ödeme taahhüdü itirazın kaldırılması demuraj borç ikrarı konşimento kesin delil hile bedelsizlik ikrar satım sözleşmesi ticari defter taahhütname taşıyan menfi tespit kusur teminat hmk 353(1)b-2 teslim kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TBK · HMK — HMK 353 · İİK — İİK 68

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davacı tarafından davalı tarafa verilen ve davacının imzasını taşıyan, 14.06.2012 tarihli senette davacının davalıya 52.370,00 USD borçlu olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafça, davacı asilin bahse konu senedi imza ederken hata ve hile ile iradesinin fesata uğratıldığı iddia olunmuş ise de, bu durumun davacı tarafından ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafında davalıya gönderilen 10.000,00 USD'nin de teminat olarak gönderildiği hususunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu 14.06.2012 tarihli senet nedeniyle davalı şirket tarafından, davacı aleyhine açlan itirazın kaldırılması davasında, İİK'nın 68. maddesi kapsamında borç ikrarını içeren belge olduğu gerekçesiyle, Gaziantep 1. Hukuk Mahkemesi'nin 2014/130 E. 2014/189 K. sayılı kararı ile itirazın kaldırılmasına ilişkin kararın, Yargıtay 12. Hukuk Daire'nin 06.11.2014 tarih ve 2014/19905-26372 E.-K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş olmasına, davacının 10.000,00 USD'nin teminat olarak verildiğini kesin deliller ile ispatlayamamış olmasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı ihracatçı firma ile dava dışı firmalar arasında yapılan satım sözleşmelerine aracılık eden davacının, ilk satım sözleşmesi gereği dava dışı SG Internatıonal Group isimli alıcı firma tarafından ödenmesi gereken peşinatı bu firma yerine davalıya ödemesi sebebiyle 10.000 USD'nin iadesi ve davalı tarafından davacı aleyhine 14.06.2012 tarihli belgeye dayanılarak başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı ihracatçı firma ile dava dışı SG Internatıonal Group isimli alıcı firma arasında 25 Mayıs 2012 tarihinde yapılan sözleşmede davacının firması olan Saaz Internatıonal consultant&Tradıng aracı sıfatıyla yer almakta olup, sözleşmenin ''Finansal Sorumluluklar'' başlıklı kısmında, dava dışı firma tarafından sözleşmenin imzalanmasından sonra peşin olarak toplam tutarın %20'sine denk gelen 11.664,00 USD'nin ödeneceği kararlaştırılmıştır. 25.05.2012 tarihli swıft dekontu ile 10.000,00 Euro davacı tarafından davalı şirketin hesabına gönderilmiş ve gönderilen bu tutar, davalı şirket tarafından kendi ticari defterlerine dava dışı SG Internatıonal Group tarafından yapılan bir ödeme olarak kaydedilmiştir. Nitekim davalı taraf, 20.01.2016 tarihli dilekçesinde de, sözleşme gereği yapılan bu ödemenin satış bedeline mahsuben davacı tarafından yatırıldığını kabul etmiştir. Ancak dava dışı SG Internatıonal Group firmasından kaynaklı sebeplerle sözleşme ilişkisi devam etmemiş, sözleşme gereği mal teslimi ve karşılığında bedel tahsili yapılmamıştır. Dolayısıyla bu sözleşme uyarınca davacı tarafından ödenen 10.000 Euro'nun davacıya iadesi gerekirken, teminat olarak verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle talebin reddi doğru olmamıştır.

Yine davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibinde 20.06.2012 tarihli sözleşme ve 14.06.2012 tarihli belgeye dayanılmıştır. 20.06.2012 tarihli sözleşmede davalının ihracatçı, dava dışı El Sahel Sons CO.'nun alıcı, davacının firması olan Saaz Internatıonal Consultant&Tradıng'nın ise aracı sıfatıyla yer aldığı görülmektedir. Davacı taraf, bu sözleşme gereğince dava dışı alıcı firmaya teslim edilecek malların, davalının kusuru sebebiyle teslim edilemediğini, malların davalıya iade ve teslim edildiğini, hatta davalının bu malları çok daha yüksek bir fiyata başka kişilere sattığını iddia etmekte ve malların davalıya geri gönderildiğine ilişkin 22.11.2012 tarih ve 558528052 numaralı konşimentoyu delil olarak dayanmaktadır. 14.06.2012 tarihli belgede davacının 55719545 nolu konşimento ile satın ve teslim almış olduğu malların bakiye bedeli olan 52.370,00 USD ve oluşacak demuraj bedelini ödeme taahhüdü altına girdiği yazılı olup, davacı tarafça bu malların 558528052 numaralı konşimento ile davalıya iade edildiği, dolayısıyla davacının mal bedelinden kaynaklı bir alacağının kalmadığı, senedin bedelsiz kaldığı savunması karşısında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davacının menfi tespit talebi yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3038 E. 2011/6609 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/3793 E.  ,  2021/3180 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.10.2017 tarih ve 2015/864 E- 2017/985 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.03.2019 tarih ve 2018/419 E- 2019/360 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirket ile dava dışı SG İNTERNATİONAL GROUP arasında yapılan buğday kepeği satış sözleşmesinde "Aracı firma" olarak görev yaptığını, sözleşmede kararlaştırılan, 10.000,00 USD teminatın müvekkilince davalı şirket hesabına swift belgesi ile 25.05.2012 tarihinde ödediğini, dava dışı şirketin sözleşmeden dönmesi üzerine, bu defa malın bir başka şirket olan EL SAHEL SONS CO şirketine satılması için müvekkilinin aracılık yaptığını, ancak bu şirkete de satışın gerçekleştirilemediğini, satışa konu malların davalıya iade edildiğini, bunun üzerine davalının, müvekkilinin Türkçeyi, Türk hukukunu ve Türkiye'deki ticari teamülleri bilmemesinden istifade ve tehdit ile, müvekkilinden icra takibine konu olan senedi aldığını belirterek, Gaziantep 7.

İcra Müdürlüğü'nün 2013/29 takip sayılı icra dosyasında yapılan takipte müvekkilinin davalıya 94.438,55 TL borcu olmadığının tespitine, asıl alacağın % 20' si üzerinden kötüniyet tazminatına, davalıya ödenen 10.000,00 USD karşılığı 21.250,00 TL'nin 29.04.2014 tarihli TCMB kuru üzerinden ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının takip dayanağı borcu 14.06.2012 tarihli yazılı belge ile kabul ettiğini, bu nedenle iddialarını, HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğini, 14.06.2012 tarihli belgeyi hata, hile, tehdit, korku ile imzalamak zorunda kaldığı iddiasını 6098 sayılı Yasa'nın 39. maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürmediğini, davacının 10.000,00 USD'yi teminat olarak gönderdiğini yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini bildirerek davanın reddine, % 20 kötüniyet tazminatına tarar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacı tarafından davalı tarafa verilen ve davacının imzasını taşıyan, 14.06.2012 tarihli senette davacının davalıya 52.370,00 USD borçlu olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafça, davacı asilin bahse konu senedi imza ederken hata ve hile ile iradesinin fesata uğratıldığı iddia olunmuş ise de, bu durumun davacı tarafından ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafında davalıya gönderilen 10.000,00 USD'nin de teminat olarak gönderildiği hususunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu 14.06.2012 tarihli senet nedeniyle davalı şirket tarafından, davacı aleyhine açlan itirazın kaldırılması davasında, İİK'nın 68. maddesi kapsamında borç ikrarını içeren belge olduğu gerekçesiyle, Gaziantep 1. Hukuk Mahkemesi'nin 2014/130 E. 2014/189 K. sayılı kararı ile itirazın kaldırılmasına ilişkin kararın, Yargıtay 12. Hukuk Daire'nin 06.11.2014 tarih ve 2014/19905-26372 E.-K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş olmasına, davacının 10.000,00 USD'nin teminat olarak verildiğini kesin deliller ile ispatlayamamış olmasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı ihracatçı firma ile dava dışı firmalar arasında yapılan satım sözleşmelerine aracılık eden davacının, ilk satım sözleşmesi gereği dava dışı SG Internatıonal Group isimli alıcı firma tarafından ödenmesi gereken peşinatı bu firma yerine davalıya ödemesi sebebiyle 10.000 USD'nin iadesi ve davalı tarafından davacı aleyhine 14.06.2012 tarihli belgeye dayanılarak başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı ihracatçı firma ile dava dışı SG Internatıonal Group isimli alıcı firma arasında 25 Mayıs 2012 tarihinde yapılan sözleşmede davacının firması olan Saaz Internatıonal consultant&Tradıng aracı sıfatıyla yer almakta olup, sözleşmenin ''Finansal Sorumluluklar'' başlıklı kısmında, dava dışı firma tarafından sözleşmenin imzalanmasından sonra peşin olarak toplam tutarın %20'sine denk gelen 11.664,00 USD'nin ödeneceği kararlaştırılmıştır.

25. 05.2012 tarihli swıft dekontu ile 10.000,00 Euro davacı tarafından davalı şirketin hesabına gönderilmiş ve gönderilen bu tutar, davalı şirket tarafından kendi ticari defterlerine dava dışı SG Internatıonal Group tarafından yapılan bir ödeme olarak kaydedilmiştir. Nitekim davalı taraf, 20.01.2016 tarihli dilekçesinde de, sözleşme gereği yapılan bu ödemenin satış bedeline mahsuben davacı tarafından yatırıldığını kabul etmiştir. Ancak dava dışı SG Internatıonal Group firmasından kaynaklı sebeplerle sözleşme ilişkisi devam etmemiş, sözleşme gereği mal teslimi ve karşılığında bedel tahsili yapılmamıştır. Dolayısıyla bu sözleşme uyarınca davacı tarafından ödenen 10.000 Euro'nun davacıya iadesi gerekirken, teminat olarak verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle talebin reddi doğru olmamıştır.

Yine davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibinde 20.06.2012 tarihli sözleşme ve 14.06.2012 tarihli belgeye dayanılmıştır.

20. 06.2012 tarihli sözleşmede davalının ihracatçı, dava dışı El Sahel Sons CO.'nun alıcı, davacının firması olan Saaz Internatıonal Consultant&Tradıng'nın ise aracı sıfatıyla yer aldığı görülmektedir. Davacı taraf, bu sözleşme gereğince dava dışı alıcı firmaya teslim edilecek malların, davalının kusuru sebebiyle teslim edilemediğini, malların davalıya iade ve teslim edildiğini, hatta davalının bu malları çok daha yüksek bir fiyata başka kişilere sattığını iddia etmekte ve malların davalıya geri gönderildiğine ilişkin 22.11.2012 tarih ve 558528052 numaralı konşimentoyu delil olarak dayanmaktadır.

14. 06.2012 tarihli belgede davacının 55719545 nolu konşimento ile satın ve teslim almış olduğu malların bakiye bedeli olan 52.370,00 USD ve oluşacak demuraj bedelini ödeme taahhüdü altına girdiği yazılı olup, davacı tarafça bu malların 558528052 numaralı konşimento ile davalıya iade edildiği, dolayısıyla davacının mal bedelinden kaynaklı bir alacağının kalmadığı, senedin bedelsiz kaldığı savunması karşısında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davacının menfi tespit talebi yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657651600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.