6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Süre uzatım yazısını lehtara iade eden bankanın teminat mektubundan sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5317 E. 2021/3560 K. · · İlk derece: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Banka teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde değildir; süre uzatım yazısı mektubun eki olup ancak onunla birlikte hüküm ifade ettiğinden, tek başına hüküm ifade etmeyen uzatım yazısı aslının bankada bulunması garantiyi sona erdirmez. Uzatım yazısını muhatap yerine lehtara teslim eden ve lehtardan yazıyı geri alırken teminat mektubu aslının iadesini istemeyen, muhatabın riskin sona erdiğine muvafakatini almayan banka kusurludur ve teminat bedelinden sorumludur; aslını elinde bulunduran muhatabın aslından ayırt edilemeyen renkli fotokopiyi kabul etmesi müterafik kusur sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Süre uzatım yazısı aslını lehtardan iade alıp muhataptan muvafakat almayan bankanın teminat mektubu bedelinden sorumlu olup olmadığı → kabul

İddia: Davalı banka, süre uzatım yazısı aslı iade edildikten sonra teminat mektubunun süresinin geçtiğini ve hükümsüz hâle geldiğini, muhatabın yalnızca renkli fotokopi ile tazmin talebinde bulunduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Banka teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde değildir. Süre uzatım yazısı teminat mektubunun eki niteliğinde olup ancak teminat mektubu ile birlikte hüküm ifade eder; tek başına hüküm ifade etmeyecek olan uzatım yazısı aslının bankanın elinde bulunması garantiyi sona erdirmez. Bankanın, davaya konu teminat mektubunun eki niteliğindeki süre uzatım yazısını düzenledikten sonra muhatap yerine lehtara teslim etmesi kusur teşkil eder; süre uzatım yazısı aslını lehtardan geri alan bankanın, lehtardan teminat mektubu aslının da iadesini istemesi ve riskin sona erdiği yönünde muhatabın muvafakatini alması gerekirken bunları yapmaması da kusurdur. Teminat mektubunun süresinin uzatıldığı zaten bankanın kabulündedir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Muhatabın, aslından ayırt edilemeyen renkli fotokopiyi kabul etmesinin müterafik kusur teşkil edip etmediği → ret

İddia: Davalı banka, muhatabın ancak yasal faiz talep edebileceğini ve tazmin talebinin haklı olarak reddedildiğini, muhatabın renkli fotokopi ile başvurduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Teminat mektubu aslını kendisinde bulunduran muhatabın, lehtar tarafından verilen ve ilk bakışta aslından ayırt edilemeyecek nitelikteki süre uzatım yazısı renkli fotokopisini kabul etmesi, onun yönünden müterafik kusur teşkil etmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Süre uzatım yazısını muhatap yerine lehtara iade eden ve gerekli önlemleri almayan bankanın teminat mektubundan sorumlu tutulması, uzatım yazısının bankada bulunmasının garantiyi sona erdirmemesi ve muhatabın renkli fotokopiyi kabulünün müterafik kusur sayılmaması yönündeki kabul, oyçokluğuyla Yargıtay'ca onanmıştır; karşı oy yalnızca hükmedilecek harcın maktu mu nisbi mi olacağına ilişkindir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
banka teminat mektubu süre uzatım yazısı eki niteliğinde belge müterafik kusur bankanın özen yükümlülüğü kıymetli evrak

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5317 E.  ,  2021/3560 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.06.2018 tarih ve 2017/619 E- 2018/753 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.05.2020 tarih ve 2018/2003 E- 2020/534 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı... Ltd. Şti. ile müvekkili arasındaki bayilik sözleşmesi gereği verilmesi gereken teminatın karşılığı olarak davalı banka tarafından düzenlenen 24.12.2015 tarihli 23.12.2016 tarihine kadar süreli 1.000.000.-TL bedelli teminat mektubunun müvekkiline verildiğini, daha sonra davalı bankanın 16.12.2016 tarihli yazısı ile söz konusu teminat mektubunun süresinin 23.12.2017 tarihine kadar uzatıldığını, teminat mektubunun aslı ile süre uzatım yazısı 28.04.2017 tarihinde davalı bankaya sunularak tazmin talebinde bulunulduğunda ise davalı bankanın tazmin taleplerini reddettiğini, daha sonra öğrenildiği üzere lehdar...’ın müvekkiline süre uzatım yazısı aslını değil aslından ayırt edilemeyecek derecede benzer renkli bir fotokopisini sunduğunu, aslını ise bir süre sonra bankaya iade ettiğini, davalı bankanın tazmin taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, süre uzatım yazısının ancak teminat mektubu aslı ile birlikte hüküm ifade edeceğini, süre uzatım yazısı aslının bankada olmasının garantiyi sona erdirmeyeceğini ileri sürerek teminat mektup bedeli 1.000.000.-TL’nin 28.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, süre uzatım yazısı düzenlendikten sonra aslının müvekkiline iade edildiğini, bu yazı olmadan teminat mektubunun süresinin geçmiş olduğundan hükümsüz hale geldiğini ve 06.03.2017 tarihinde çıkışının yapıldığını, davalının ise 28.04.2017 tarihinde süre uzatım yazısının renkli fotokopisi ile talepte bulunduğunu, haklı olarak tazmin talebinin reddedildiğini, müvekkilince davacıya süre uzatımına ilişkin sözlü teyit verilmesinin söz konusu olmadığını, teminat mektubunun iadesi ile tazmin yükümlülüğünün sona ereceğini, davacının ancak yasal faiz talebinde bulunabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı... Ltd. Şti. arasında bulunan ticari ilişki sebebiyle dava dışı şirketin davalı banka tarafından düzenlenen 24.12.2015 tarihli U2015122400621 sayılı teminat mektubunu davacı şirkete verdiği, söz konusu teminat mektubunun geçerlilik süresinin 23/12/2016 tarihi olduğu, ancak davalı banka tarafından 16.12.2016 tarih 150 sayılı süre uzatım yazısı ile 23.12.2017 tarihine kadar uzatıldığı, davacı tarafça teminat mektubu aslının ve süre uzatım yazısı aslının davacı şirket tarafından bankaya 28.04.2017 tarihinde ibraz edildiği, ancak davalı banka tarafından aynı tarihli cevabi yazıda süre uzatım yazısı aslının daha önce lehdar tarafından kendilerine iade edildiğinin belirtildiği, bu nedenle davacının tazmin talebinin yerine getirilemeyeceğinin belirtildiği, ancak söz konusu teminat mektubu uzatım yazısı aslının tazmin talebinden önce lehtar Özpam şirketi tarafından iade edildiğine ilişkin herhangi bir iade tutanağı yada teslim tutanağının mahkemeye ibraz edilmediği, sadece davalı bankanın bu şekilde beyan dilekçesi sunduğu, ancak davacı tarafından ibraz edilen teminat mektubunun orijinal nüshası olduğu konusunda her iki taraf arasında da bir uyuşmazlığın bulunmadığı, teminat mektubu uzatım yazısı aslının bankaya iade edildiği varsayılsa dahi basiretli bir tacir olan ve güven kurumu niteliğinde olan bankanın lehdardan geri aldığı süre uzatım yazısına ilişkin bir belge düzenlemesi gerektiği, ayrıca teminat mektubu aslının verildiği davacı şirkete de iade edilen uzatım yazısına muvafakatlerinin bulunup bulunmadığı ya da teminat mektubu aslının iadesi hususunda başvuru yapılması gerektiği, teminat mektubu aslı kendisine sunulmadan ya da bunun hükümsüzlüğüne veya geçersizliğine ya da kaybolduğuna ilişkin bir mahkeme kararı olmaksızın risk çıkışı yapan davalı bankanın sorumlu olduğu, davacı tarafça avans faizi talep edilmiş ise de teminat mektubundaki hüküm uyarınca ancak yasal faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000.000.-TL teminat mektubu bedelinin 28.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; banka teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde olmayıp, somut olayda davalı bankanın davaya konu teminat mektubunun eki niteliğindeki süre uzatım yazısını düzenledikten sonra davacı muhatap yerine lehdara teslim etmesi banka yönünden kusur teşkil etmekte olup, ayrıca banka teminat mektubunun süresinin uzatılmış olduğu davalı bankanın da kabulünde olduğu, süre uzatım yazısı teminat mektubunun eki niteliğinde olup ancak teminat mektubu ile birlikte hüküm ifade edeceğinin anlaşıldığı, tek başına hüküm ifade etmeyecek olan süre uzatım yazısı aslının bankanın elinde olması garantiyi sona erdirmeyeceğinin anlaşıldığı, süre uzatım yazısı aslını dava dışı lehdardan iade alan davalı bankanın, lehdardan teminat mektubu aslının da iadesini istemesi ve teminat mektubuna ilişkin riskin sona erdiği yönünde davacı muhatabın muvafakatini alması gerekmekte olup, davalı bankanın bu yükümlülüklerini de yerine getirmeyerek kusurlu davrandığı, öte yandan teminat mektubu aslını kendisinde bulunduran davacı muhatabın, lehdar tarafından verilen ve ilk bakışta aslından ayırt edilemeyecek nitelikte olan süre uzatım yazısı renkli fotokopisini kabul etmesinin onun yönünden müterafik kusur teşkil etmeyeceği (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 30.11.2015 tarihli 2015/10116 E., 2015/ 12679 K. sayılı ve 28.11.2011 tarihli 2009/14190 E., 2011/15962 K. sayılı emsal kararları), gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 51.232,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657494700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2003 E. 2020/534 K.

Teminat mektubu süre uzatım yazısının lehdara iadesi banka kusurudur

Gerekçe özeti

Banka teminat mektuplarına ek olarak düzenlenen süre uzatım yazısı, tek başına hüküm ifade etmez ve ancak teminat mektubu ile birlikte hukuki sonuç doğurur; bu nedenle süre uzatım yazısı aslının bankaya iade edilmiş olması, teminat mektubunun geçerliliğini ve garanti sorumluluğunu sona erdirmez. Süre uzatım yazısını düzenleyen bankanın bunu muhatap yerine lehdara teslim etmesi, ayrıca lehdardan yazıyı iade alırken teminat mektubu aslının da iadesini istememesi ve muhatabın riskin sona erdiğine dair muvafakatini almaması banka yönünden kusur oluşturur ve tazmin talebinin reddini haklı kılmaz.

Emsal değeri

Kararın teminat mektubuna ek olarak düzenlenen süre uzatım yazısının bağımsız hüküm ifade etmediği, ancak teminat mektubu ile birlikte etkili olduğu ve bu yazının lehdara teslim edilmesinin banka yönünden kusur oluşturduğu yönündeki tespiti, benzer banka teminat mektubu uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: banka teminat mektubu garanti sözleşmesi üçüncü kişinin fiilini üstlenme def'i likit delil ilk talepte ödeme kaydı müterafik kusur süre uzatım yazısı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2003

KARAR NO 2020/534

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/06/2018

NUMARASI 2017/619 2018/753

DAVA

Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/05/2020

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, dava dışı .... Ltd. Şti. ile müvekkili arasındaki bayilik sözleşmesi gereği verilmesi gereken teminatın karşılığı olarak davalı banka tarafından düzenlenen 24.12.2015 tarihli 23.12.2016 tarihine kadar süreli 1.000.000-TL bedelli teminat mektubunun müvekkiline verildiğini, daha sonra davalı bankanın 16.12.2016 tarihli yazısı ile söz konusu teminat mektubunun süresinin 23.12.2017 tarihine kadar uzatıldığını, teminat mektubunun aslı ile süre uzatım yazısı 28.04.2017 tarihinde davalı bankaya sunularak tazmin talebinde bulunulduğunda ise davalı bankanın tazmin taleplerini reddettiğini, daha sonra öğrenildiği üzere lehdar ...’ın müvekkiline süre uzatım yazısı aslını değil aslından ayırt edilemeyecek derecede benzer renkli bir fotokopisini sunduğunu, aslını ise bir süre sonra bankaya iade ettiğini, davalı bankanın tazmin taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, bankanın teminat mektubu aslını müvekkiline teslim etmesi gerekirken lehdara teslim ettiğini, süresi bir yıl uzatılmasına rağmen sadece uzatım yazısı ile işlem yapılarak mektup aslının iadesinin bankaca istenmediğini, aslı olanın ilk düzenlenen teminat mektubu olduğunu ve süre uzatma yazısının teminat mektubu yerine geçmeyeceğini, süre uzatım yazısının ancak teminat mektubu aslı ile birlikte hüküm ifade edeceğini, süre uzatım yazısı aslının bankada olmasının garantiyi sona erdirmeyeceğini ileri sürerek mektup bedeli 1.000.000-TL’nin 28.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, süre uzatım yazısı düzenlendikten sonra aslının müvekkiline iade edildiğini, bu yazı olmadan teminat mektubunun süresinin geçmiş olduğundan hükümsüz hale geldiğini ve 06.03.2017 tarihinde çıkışının yapıldığını, davalının ise 28.04.2017 tarihinde süre uzatım yazısının renkli fotokopisi ile talepte bulunduğunu, haklı olarak tazmin talebinin reddedildiğini, müvekkilince davacıya süre uzatımına ilişkin sözlü teyit verilmesinin söz konusu olmadığını, teminat mektubunun iadesi ile tazmin yükümlülüğünün sona ereceğini, ayrıca davacının ancak yasal faiz talebinde bulunabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı ile dava dışı .... Ltd. Şti arasında bulunan ticari ilişki sebebiyle dava dışı şirketin davalı banka tarafından düzenlenen 24/12/2015 tarihli U2015122400621 sayılı teminat mektubunu davacı şirkete verdiği, söz konusu teminat mektubunun geçerlilik süresinin 23/12/2016 tarihi olduğu, ancak davalı banka tarafından 16/12/2016 tarih 150 sayılı süre uzatım yazısı ile 23/12/2017 tarihine kadar uzatıldığı, davacı tarafça teminat mektubu aslının ve süre uzatım yazısı aslının davacı şirket tarafından bankaya 28/04/2017 tarihinde ibraz edildiği, ancak davalı banka tarafından aynı tarihli cevabi yazıda süre uzatım yazısı aslının daha önce lehdar tarafından kendilerine iade edildiğinin belirtildiği, bu nedenle davacının tazmin talebinin yerine getirilemeyeceğinin belirtildiği, ancak söz konusu teminat mektubu uzatım yazısı aslının tazmin talebinden önce lehtar ....

Tic. Ve San. Ltd. Şti tarafından iade edildiğine ilişkin herhangi bir iade tutanağı yada teslim tutanağının mahkemeye ibraz edilmediği, sadece davalı bankanın bu şekilde beyan dilekçesi sunduğu, ancak davacı tarafından ibraz edilen teminat mektubu aslının asıl olduğu konusunda her iki taraf arasında da bir uyuşmazlığın bulunmadığı, bir an için davalı iddiası gibi teminat mektubu uzatım yazısı aslının bankaya iade edildiği varsayılsa dahi basiretli bir tacir olan ve güven kurumu niteliğinde olan bankanın lehdardan geri aldığı süre uzatım yazısına ilişkin bir belge düzenlemesi gerektiği, ayrıca teminat mektubu aslının verildiği davacı şirkete de iade edilen uzatım yazısına muvafakatlerinin bulunup bulunmadığı yada teminat mektubu aslının iadesi hususunda başvuru yapılması gerektiği, teminat mektubu aslı kendisine sunulmadan yada bunun hükümsüzlüğüne veya geçersizliğine yada kaybolduğuna ilişkin bir mahkeme kararı olmaksızın risk çıkışı yapan davalı bankanın sorumlu olduğu,bununla birlikte davacı tarafça avans faizi talep edilmiş ise de teminat mektubundaki hüküm uyarınca ancak yasal faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000.000- TL teminat mektubu bedelinin 28/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Mahkemenin tüm kusuru sanki sadece müvekkili banka tacirmiş gibi müvekkiline yüklemesinin kabul edilemeyeceğini, davacının lehdarın kendilerine süre uzatım yazısının renkli fotokopisini verdiğini, bunun sonradan ferkedildiğini iddia ettiğini, ancak basiretli tacir olan davacının aslını fotokopisinden ayırt etmesi gerektiğini, davacı tarafçe lahdra hakkında suç duyurusunda bulunulmamış olmasının da anlaşılamadığını,2-Müvekkilince davacıya süre uzatıma ilişkin sözlü teyit verilmesinin söz konusu olmadığını, ayrıca teminat mektubu aslı iade edilmese bile mektubun vadesi dolmuşsa sistem çıkışının yapılacağını, zira kendiliğinden hükümsüz hale geleceğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, muhatabı olunan banka teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, muhatabı olduğu süreli teminat mektubunun süresinin banka tarafından uzatıldığını, ancak uzatılan süre içinde yapılan tazmin talebinin haksız olarak reddedildiğini ileri sürmüş, davalı banka ise davacının tazmin talebinden önce süre uzatım yazısı aslının lehdar tarafından bankaya iade edildiğini, teminat mektubunun ise süresinin dolmuş olması nedeniyle hükümsüz hale geldiğini ve çıkışının yapıldığını, tazmin talebinin haksız olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hukukumuzda banka teminat mektupları konusunda açık bir düzenleme bulunmamakta, 6098 sayılı TBK’nun 128.

maddesinde düzenlenen Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme kapsamında bir tür Garanti Sözleşmesi olarak değerlendirilmektedir. Garanti veren banka, muhatabın ödeme talebi halinde ancak kendisine ait olan def’ileri ileri sürebilir(teminat mektubunun zamanaşımına uğraması, sahte olması gibi) veya teminatın ödenmemesi hususunda mahkemece verilen bir tedbir kararının bulunması halinde ödemekten kaçınabilir. Bu durumların söz olmaması halinde ise, banka ancak ödeme talebinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğuna dair elinde likit delil bulunması halinde ödeme talebini reddedebilir. Likit delil ile kastedilen ise, bankanın yorumunu eklemeden ödeme talebinin dürüstlük kuralına aykırılığını ortaya koyan delildir.

Banka ödeme talebini aldığında durumu derhal lehdara bildirmelidir ki, lehdar talebin haksızlığına ilişkin kendi elindeki likit delilleri bankaya ibraz edebilsin. “İlk talepte ödeme” kaydını havi teminat mektuplarında ise risk banka üzerinde değil lehdar üzerinde olduğundan ödeme talebi halinde esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın ödeme yapılması gerekir. Somut olaya döndüğümüzde dosya kapsamında mevcut deliller incelendiğinde, dava konusu olup 24.12.2015 tarihinde düzenlendiği anlaşılan ve 23.12.2016 tarihine kadar geçerli olan banka teminat mektubunda, lehdar ile muhatap arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, yazılı tutarın ilk yazılı talep üzerine derhal ve gecikmeksizin davacıya nakden ve tamamen , talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait yasal faiziyle birlikte ödeneceğinin taahhüt edildiği, lehdarın talebi üzerine davalı bankanın 16.12.2016 tarihli yazısı ile teminat mektubu süresinin 23.12.2017 tarihine kadar uzatıldığı, davacının 28.04.2017 tarihinde tazmin talebinde bulunduğu, ancak davalı bankanın süre uzatım yazısı aslının iade edilmiş olması nedeniyle süresi dolan teminat mektubunun hükümsüz hale geldiğinden bahisle tazmin talebini reddettiği görülmüştür.

Banka teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde olmayıp, somut olayda davalı bankanın davaya konu teminat mektubunun eki niteliğindeki süre uzatım yazısını düzenledikten sonra davacı muhatap yerine lehdara teslim etmesi banka yönünden kusur teşkil etmektedir. Ayrıca banka teminat mektubunun süresinin uzatılmış olduğu davalı bankanın da kabulünde olup bu anlamda bir sahtelik iddiası söz konusu değildir. Süre uzatım yazısı teminat mektubunun eki niteliğinde olup ancak teminat mektubu ile birlikte hüküm ifade eder. Dolayısıyla tek başına hüküm ifade etmeyecek olan süre uzatım yazısı aslının bankanın elinde olması garantiyi sona erdirmez. Süre uzatım yazısı aslını dava dışı lehdardan iade alan davalı bankanın, lehdardan teminat mektubu aslının da iadesini istemesi ve teminat mektubuna ilişkin riskin sona erdiği yönünde davacı muhatabın muvafakatini alması gerekmekte olup, davalı bankanın bu yükümlülüklerini de yerine getirmeyerek kusurlu davrandığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan teminat mektubu aslını kendisinde bulunduran davacı muhatabın, lehdar tarafından verilen ve ilk bakışta aslından ayırt edilemeyecek nitelikte olan süre uzatım yazısı renkli fotokopisini kabul etmesinin onun yönünden müterafik kusur teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 30.11.2015 tarihli 2015/10116 E., 2015/ 12679 K. sayılı ve 28.11.2011 tarihli 2009/14190 E., 2011/15962 K. sayılı emsal kararları).O halde ilk derece mahkemesince davanın kabulü yönünde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 68.310-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 17.078-TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafça hükümden sonra yapılan 56,35-TL giderin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

28/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.