İpoteğin kaldırılması | İpotek iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4917 E. 2021/2020 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üst sınır (limit) ipoteği↗ ipotek akit tablosu↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ depo kararı↗ ipotek↗ görevsizlik kararı↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ vekalet ücreti↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacı tarafça davalı bankaya başvurularak ipoteğin kaldırılması için davalı banka şubesine 163.015,00 TL yatırılmasına rağmen ipoteğin kaldırılmadığının iddia edildiği, davalı banka tarafından davacıya verilmiş yazılı taahhüdün bulunmadığı, alınan rapora göre davalının kredi alacağından doğan 151.990,48 TL riskin kaldığı, dava konusu ipoteğin, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak nakdi ve gayri nakdi kredilerini teminat altına aldığı ve ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın dava dışı şirketten kredi alacağının devam ettiği, davacının ipotek limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava dışı şirket borcunun ödenmesi için davalıya başvurmadığı, buna göre ilk derece mahkemesince davacı tarafa bakiye bedelin depo edilmesi için süre verilmemesinin yerinde olduğu, davacının vekalet ücreti yönünden yaptığı istinaf isteminin yerinde olduğu ve istemin bu yönden kabulünün gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararındaki vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından ipotekle temin edilen kredi borcuna karşılık 163.015,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş ancak borcun tamamının 315.255,48 TL olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu ipotek üst sınır ipoteği (azami meblağ ipoteği) olduğundan, asıl alacak, faiz, icra takip gideri ve taraflarca kararlaştırılan diğer ferilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Dava konusu ipotek akit tablosunda, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olmak üzere gayrimenkulün, teferruatı ile birlikte 300.000,00 TL’ye kadar davalıya ipotek edildiği, üst sınır ipotek sorumluluğunun miktarla sınırlı olduğu hususu dikkate alınmaksızın, davalının ipotekli taşınmazdan talep edebileceği toplam alacak miktarının 315.255,48 TL olduğunun belirtilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tarafından, mahkemece belirlenen borç miktarının yatırılmasının talep edilmesi halinde, kalan borç bedelinin depo edilmesine karar verilmesi gerektiğinden, bakiye borcun yatırılması halinde ipoteğin fekkine karar verileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1434 E. 2017/3845 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · ipotek · teminat
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacı tarafça davalı bankaya başvurularak «ipoteğin kaldırılması» için davalı banka şubesine 163.015,00 TL yatırılmasına rağmen ipoteğin kaldırılmadığının iddia edildiği, davalı banka tarafından davacıya verilmiş yazılı «taahhüdün» bulunmadığı, alınan rapora göre davalının kredi alacağından doğan 151.990,48 TL riskin kaldığı, dava konusu ipoteğin, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak nakdi ve gayri nakdi kredilerini «teminat» altına aldığı ve «ipoteğin fekki» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dava konusu «ipotek akit tablosunda», doğmuş ve doğacak tüm borçların «teminatı» olmak üzere gayrimenkulün, teferruatı ile birlikte 300.000,00 TL’ye kadar davalıya ipotek edildiği, üst sınır ipotek sorumluluğunun miktarla sınırlı olduğu hususu dikkate alınmaksızın, davalının ipotekli taşınmazdan talep edebileceği toplam alacak miktarının 315.255,48 TL olduğunun belirtilmesi doğru görülmemiştir.
… ece mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın dava dışı şirketten kredi alacağının devam ettiği, davacının «ipotek» limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava dışı şirket borcunun ödenmesi için davalıya başvurmadığı, buna göre ilk derece mahkemesince davacı tarafa bakiye bedelin «depo» edilmesi için süre verilmemesinin yerinde olduğu, davacının «vekalet ücreti» yönünden yaptığı istinaf isteminin yerinde olduğu ve istemin bu yönden kabulünün gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesinin «görevsizlik» kararındaki vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, «ipoteğin fekki» ile buna bağlı olarak manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmeyi davacının da müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında üçüncü şahıs kredi «lehtarına» kullandırılan kredilerden, kredili «mevduat hesabı» ve gayri nakdi «çek» kredisi borçlarının henüz ödenmediği, dava dışı üçüncü şahıs kredi lehtarı olan ...'ın kredi borçları tamamen ödeninceye kadar «kefalet sözleşmesi» kapsamında davacının sorumluluğunun devam edeceği, davacının dava dışı üçüncü şahıs ...'ın «genel kredi sözleşmesinden» doğacak olan borçlarına ilişkin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin daha eski tarihli olmak ile birlikte daha yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde de bu genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesine açıkça atıf yapılmadığı, bu sözleşmeden doğacak kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan ''belirlilik prensibine'' açıkça aykırılık oluşturacağı, bu bağlamda davacının «rehin sözleşmesi» yapılırken göz önüne aldığı borcun sona ermesiyle ipoteğin fekki şartlarının da gerçekleştiği, davalının eyleminde davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
2- Dava, «ipotek» ile «teminat» altına alınan alacağın ödendiği iddiasıyla «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde «genel kredi sözleşmesi» ve buna bağlı olarak «kefalet sözleşmesine» açıkça atıf yapılmadığı, bu nedenle kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan Belirlilik İlkesine aykırı olduğu gerekçesiyle «ipoteğin fekkine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin sözleşmesi · aval · kişilik haklarına saldırı · kefalet sözleşmesi · kişilik hakları · ciranta · lehtar · mevduat hesabı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, «ipoteğin fekki» ile buna bağlı olarak manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmeyi davacının da müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında üçüncü şahıs kredi «lehtarına» kullandırılan kredilerden, kredili «mevduat hesabı» ve gayri nakdi «çek» kredisi borçlarının henüz ödenmediği, dava dışı üçüncü şahıs kredi lehtarı olan ...'ın kredi borçları tamamen ödeninceye kadar «kefalet sözleşmesi» kapsamında davacının sorumluluğunun devam edeceği, davacının dava dışı üçüncü şahıs ...'ın «genel kredi sözleşmesinden» doğacak olan borçlarına ilişkin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin daha eski tarihli olmak ile birlikte daha yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde de bu genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesine açıkça atıf yapılmadığı, bu sözleşmeden doğacak kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan ''belirlilik prensibine'' açıkça aykırılık oluşturacağı, bu bağlamda davacının «rehin sözleşmesi» yapılırken göz önüne aldığı borcun sona ermesiyle ipoteğin fekki şartlarının da gerçekleştiği, davalının eyleminde davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
İpotek akit tablosu «ciranta», «aval», «kefil» ... gibi her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçların «teminat» altına alınması için tesis edilmiş olup, «ipotek» borçlusu davacının davalı bankaya karşı «kefaletten» dolayı doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına aldığının kabulü ile mahkemece davacının kefalet borcunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «ipoteğin fekkine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde «genel kredi sözleşmesi» ve buna bağlı olarak «kefalet sözleşmesine» açıkça atıf yapılmadığı, bu nedenle kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan Belirlilik İlkesine aykırı olduğu gerekçesiyle «ipoteğin fekkine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4917 E. , 2021/2020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.01.2018 tarih ve 2017/163 E- 2018/20 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/683 E- 2019/176 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının satın aldığı taşınmaz üzerinde dava dışı şirketin kredi borcunu teminat altına almak için davalı banka lehine ipotek bulunduğunu, davacının ipoteğin terkini için davalı bankanın şubesine başvurduğunu, banka personeli tarafından ipoteğin kaldırılması için gerekli miktarın davacıya söylendiğini bu miktarın davalı banka şubesine yatırıldığını ancak ipoteğin terkin edilmediğini, davalıya ipoteğin terkini istemine ilişkin ihtarname tebliğine rağmen ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek, taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu ipoteğin dava dışı şirketin davalı banka yönünden doğmuş ve doğacak borçlarının 300.000.- TL’ye kadarını teminat altına aldığını, dava dışı şirket borcunun fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 339.495,52 TL olduğunu, bu borcun tamamının ödenmediği gibi iddiaya konu edildiği şekilde bankaya başvuru olmadığını, davalı banka tarafından davacıya verilmiş ipoteğin kaldırılacağına dair taahhüdün de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacı tarafça davalı bankaya başvurularak ipoteğin kaldırılması için davalı banka şubesine 163.015,00 TL yatırılmasına rağmen ipoteğin kaldırılmadığının iddia edildiği, davalı banka tarafından davacıya verilmiş yazılı taahhüdün bulunmadığı, alınan rapora göre davalının kredi alacağından doğan 151.990,48 TL riskin kaldığı, dava konusu ipoteğin, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak nakdi ve gayri nakdi kredilerini teminat altına aldığı ve ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalı bankanın dava dışı şirketten kredi alacağının devam ettiği, davacının ipotek limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava dışı şirket borcunun ödenmesi için davalıya başvurmadığı, buna göre ilk derece mahkemesince davacı tarafa bakiye bedelin depo edilmesi için süre verilmemesinin yerinde olduğu, davacının vekalet ücreti yönünden yaptığı istinaf isteminin yerinde olduğu ve istemin bu yönden kabulünün gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararındaki vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından ipotekle temin edilen kredi borcuna karşılık 163.015,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş ancak borcun tamamının 315.255,48 TL olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu ipotek üst sınır ipoteği (azami meblağ ipoteği) olduğundan, asıl alacak, faiz, icra takip gideri ve taraflarca kararlaştırılan diğer ferilerden oluşan toplam borç miktarının bu limiti aşması mümkün değildir. Dava konusu ipotek akit tablosunda, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olmak üzere gayrimenkulün, teferruatı ile birlikte 300.000,00 TL’ye kadar davalıya ipotek edildiği, üst sınır ipotek sorumluluğunun miktarla sınırlı olduğu hususu dikkate alınmaksızın, davalının ipotekli taşınmazdan talep edebileceği toplam alacak miktarının 315.255,48 TL olduğunun belirtilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca davacı tarafından, mahkemece belirlenen borç miktarının yatırılmasının talep edilmesi halinde, kalan borç bedelinin depo edilmesine karar verilmesi gerektiğinden, bakiye borcun yatırılması halinde ipoteğin fekkine karar verileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/656565300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz