6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cevap dilekçesindeki borç ikrarının üstlenme ve kesin delil niteliği

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5004 E. 2021/3189 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Borçlu şirketin yetkilisinin, başka bir davaya sunduğu cevap dilekçesinde şirketin borcunu kabul edip birlikte üstlendiğini beyan etmesi TBK 195 uyarınca iç üstlenme, alacaklının zımni rızasıyla TBK 196 uyarınca dış üstlenme sözleşmesi doğurur; bu beyan alacak davasında borç ikrarı ve kesin delil teşkil eder. Ayrıca kambiyo ilişkisine dayalı menfi tespit kararı, farklı hukuki sebebe (cari hesap) dayanan alacak davasının esasını etkilemez.

Ele alınan sorunlar

Tasarrufun iptali davasına sunulan cevap dilekçesindeki beyanın borcun üstlenilmesi ve borç ikrarı niteliği taşıyıp taşımadığı → kabul

İddia: Davalı, cevap dilekçesindeki beyanının kambiyo takibiyle ilgili olduğunu, taraflar arasında başkaca borç-alacak ilişkisi bulunmadığını, o beyanın bu davada delil olarak kullanılamayacağını savunmuştur.

Gerekçe: Davalı, yetkilisi olduğu dava dışı şirketin 85.000,00 USD borcu olduğunu tasarrufun iptali davasına verdiği cevap dilekçesinde kabul etmiş ve bu borcu şirketle birlikte üstlenmiştir. Borcu üstlenen davalının aynı zamanda borçlu şirketin yetkilisi olduğu gözetildiğinde, bu beyan TBK 195. maddesi uyarınca iç üstlenme sözleşmesi niteliğindedir; davacının bu üstlenmeye zımnen rıza göstermesiyle TBK 196. maddesi uyarınca dış üstlenme sözleşmesi de mevcut sayılır. Davalının cevap dilekçesindeki beyanı borcun ikrarı mahiyetinde olup işbu davada kesin delil teşkil eder. Davalı ödeme savunmasında bulunmadığından ticari defterlerin incelenmesine gerek yoktur; bu nedenle davanın kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Menfi tespit davasındaki kambiyo (ciro) nedeniyle borçlu olmama kararının işbu alacak davasının esasına etkisi → ret

İddia: Davalı, aynı alacağa ilişkin menfi tespit davasının derdest olduğunu ileri sürerek derdestlik itirazında bulunmuş ve o davada borçlu olmadığının sabit olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: İşbu alacak davası, verilen çeklere dayalı olarak değil, davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirketle olan cari hesaba dayalı olarak açılmıştır. Bu nedenle, davalının ciranta olarak göründüğü çeklerden kambiyo hukukundan kaynaklanan sebeplerle borçlu olmadığının menfi tespit davasında tespit edilmiş olmasının işbu davanın esasına etkisi bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Borçlu şirket yetkilisinin cevap dilekçesindeki borç kabulünün TBK 195-196 kapsamında üstlenme ve kesin delil sayılması ve kambiyo esaslı menfi tespit kararının farklı sebebe dayanan alacak davasına etki etmemesi yönündeki kabul, oyçokluğuyla Yargıtay'ca onanmıştır; karşı oy, cevap dilekçesinin üstlenme iradesi ve alacaklının kabulü bakımından yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun iç üstlenilmesi borcun dış üstlenilmesi borç ikrarı kesin delil cari hesap menfi tespit derdestlik

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 195TBK 196

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5004 E.  ,  2021/3189 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.02.2018 tarih ve 2016/205 E. - 2018/121 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.06.2019 tarih ve 2018/1333 E. - 2019/893 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının imal ettiği tekstil ürünlerini davalının %99 hissedarı olduğu dava dışı Özmelek Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne sattığını, davalının karşılığında gerek şirketi gerekse kardeşi ... adına olan çekleri keşide ederek verdiğini, Yapı Kredi Bankası...Şubesine ait 30.11.2013 tarihli 86.500,00 TL bedelli ve 31.12.2013 tarihli 86.500,00 TL bedelli keşidecisi Özmelek Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti ve kefili davalı olan çeklerin bedellerinin ödenmemesi üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3919 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1288 E. sayılı dosyası üzerinden bu çeklere ilişkin olarak menfi tespit davası açtığını ve mahkemece hatalı ciro silsilesi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, davalının muvazaalı işlemler ve mal kaçırma kastıyla adına kayıtlı taşınmazı yakın akrabasına satmasından dolayı ise Küçükçekmece 5.

Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/145 E. sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açılmış olup halen derdest olduğunu, davalının iş bu davaya sunduğu 01.05.2014 tarihli cevap dilekçesinde 85.000,00 USD borçlu olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, davalının davacıya gerçek borcunun ise 664.954,38 TL olduğunu, zira davalının verdiği ve bedeli ödenmeyip icra takibine konu edilen farklı çekler olduğu gibi davalının isteği üzerine kardeşi ... adına kesilip bedeli ödenmeyen ve icra takibine konu edilen faturalar da olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 85.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının beyanına göre bu davanın konusu olan alacak ile tasarrufun iptali davasının dayanağı icra takibine konu alacağın aynı olduğunu, davalının da söz konusu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle menfi tespit davası açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, dolayısıyla derdestlik itirazında bulunduklarını, öte yandan davacı tarafça da belirtildiği üzere davacı ile davalının ortağı ve yetkilisi olduğu Özmelek Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. ve davalının kardeşi ... arasında ticari ilişki olduğunu, yine davacı beyanına göre yukarıda sözü edilen icra takibine konu çeklerde davalının kefil olduğunu, ancak çeke kefaletin ciro ile değil aval ile olacağını ve ayrıca kefalet için eş rızası gerektiğini, dolayısıyla bu iddianın da haksız olduğunu, davacının bu çekleri Özmelek Tekstil Ltd.

Şti.’nden aldığını ve ciro ederek davalıya verdiğini, aynı çekleri ciro yoluyla tekrar aldığını ve bankaya ibraz ettiğinde karşılığı olmadığı için arkalarını yazdırdığını, bu takip sonuçsuz kalınca tasarrufun iptali davası açtığını, işte davacının davasını dayandırdığı beyanın, davalının tasarrufun iptali davasına sunduğu ve davalının kendisini borçlu zannederek hakkında şeklen kesinleşen takibe yönelik bir beyan olduğunu, oysa bu takibe konu borçtan dolayı sorumlu olmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğunu, tasarrufun iptali davasındaki beyanın bu davada delil olarak kullanılamayacağını, zira taraflar arasında başkaca bir borç alacak ilişkisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, davalı tarafın bu çekten kaynaklı menfi tespit davası açtığı ve davaya konu çeklerin keşidecisi Özmelek firması, lehtarı işbu dava davacısı olup, davacı cirosundan sonra iş bu dava davalısına ve sonra tekrar davacıya geriye ciro ile ciro edildiği ve çekin karşılıksız çıktığı, geriye cirodan sonra kendisinin sorumlu olduğu kişilere karşı müracaat borçlusu olarak başvurmasının mümkün olmadığı, zira alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının birleştiği, nitekim menfi tespit davasının kabul edildiği ve kararın kesinleştiği, dolayısıyla icra dosyasında borçlu görünen davalının borçlu olmadığı mahkeme kararı ile kesinleştiğinden bu hususta başkaca bir yargılamaya gerek duyulmadığı, mesnedi beyanın ayrıca ve açıkça müstakil bir borç ikrarı içermediği ve ayrı bir dava konusu oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, işbu alacak davasının, davacının alacağına karşılık verilen çeklere dayalı olarak değil, davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirketle olan cari hesabına dayalı olarak açılmış bir alacak davası olduğu, davalının da taraf olduğu icra takibine ilişkin olarak açılan tasarrufun iptali davasında davalının sunduğu cevap dilekçesine işbu davada delil olarak dayanıldığı, dolayısıyla davalı tarafından açılan menfi tespit davasında, kambiyo hukukundan kaynaklanan nedenlerle davalının ciranta olarak göründüğü çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olmasının, iş bu davanın esasına bir etkisinin bulunmadığı, iş bu davada uyuşmazlığın davacının, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu Özmelek Tekstil Ltd.

Şti. ile olan ticari ilişkisi nedeniyle cari hesap alacağı olup olmadığı ve davalının bu borçtan sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı, davacı tarafın beyanlarından ve dosya kapsamından, ticari ilişkinin doğrudan davalı ile değil yetkilisi olduğu şirketle kurulduğu, ancak faturaların Rusya’da işleri takip eden davalının kardeşi ... adına düzenlendiği anlaşılmakta ise de, davalının tasarrufun iptali dava dosyasına sunduğu cevap dilekçesindeki beyanları ile yetkilisi olduğu şirketin 85.000,00 USD borcu olduğunu kabul ettiği ve bu borcu şirket ile birlikte üstlendiğinin anlaşıldığı, borcu üstlenen davalının aynı zamanda borçlu şirket yetkilisi olduğu, cevap dilekçesindeki beyanının TBK’nın 195.

maddesi uyarınca bir iç üstlenme sözleşmesi niteliğinde bulunduğu gibi, davacının bu üstlenmeye zımnen rıza gösterdiği dolayısıyla TBK’nın 196. maddesi uyarınca dış üstlenilme sözleşmesinin de mevcut olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalının cevap dilekçesindeki beyanının borcun ikrarı mahiyetinde olup, işbu davada kesin delil teşkil edeceği, davalının ödeme savunmasında bulunmadığına göre, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek görülmediği, o halde ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının 85.000,00 USD alacak talebinde haklı olduğunun tespiti ile davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 85.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmek suretiyle ve İstanbul 5.

İcra Müdürlüğü’nün 2014/3919 esas sayılı, İstanbul 34. İcra Müdürlüğü’nün 2014/14161 esas sayılı ve Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/5751 esas, 2014/5752 esas ve 2014/5753 esas sayılı icra takipleri ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 12.907,51 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 01.04.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı Kadir İkizler Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. tarafından alacaklı sıfatıyla;

1-İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün 14161 takip sayılı dosyası ile 22.05.2014 tarihinde borçlu Öz Melek....Ltd. Şti. aleyhine 30.01.2014 keşide tarihli çeke dayanılarak,

2-Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5752 takip sayılı dosyası ile 22.05.2014 tarihinde borçlu Mustafa Karaman aleyhine 30.03.2014 tarihli çeke dayanılarak,

3-Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5751 takip sayılı dosyası ile 22.05.2014 tarihinde borçlu Öz Melek Ltd. Şti. aleyhine 30.11.2013 keşide tarihli çeke dayanılarak,

Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5753 takip sayılı dosyasında 22.05.2014 tarihinde borçlu ... aleyhine 26.11.2013 ve 27.11.2013 tarihli iki adet faturaya dayanılarak,

Yine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3919 takip sayılı dosyasında 14.02.2014 tarihinde 30.11.2013 ve 30.12.2013 tarihli çeklere dayanılarak borçlular Öz Melek Ltd. Şti. ve ... aleyhine icra takibi başlatılmıştır.

Bilahare, davacı şirket tarafından 04.04.2014 tarihinde borçlular Öz Melek Ltd. Şti. ve ... hakkında iki adet çeke dayanılarak İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3919 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takip kapsamında gayrimenkullerin haczinin istendiği, ancak ...'ın gayrimenkulünü akrabasına satarak müvekkilini zarara uğrattığı, iddiasıyla 2014/3919 takip sayılı icra dosyasına icrai haciz konulmasına karar verilmesi de talep edilerek tasarrufun iptali davası açılmıştır.

Bu kez 20.10.2014 tarihinde ... tarafından İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3919 takip sayılı dosyasıyla ilgili olarak takip konusu çeklerle lehtarın çekleri ...'a ciro ettiği, ...'ın da tekrar iade cirosu ile çekleri lehtara iade ettiği, dolayısıyla davacının davalıya borcunun kalmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine tasarrufun iptali davasının da reddine karar verilmiştir.

Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

İşbu davanın konusunu teşkil eden ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin borcun üstlenilmesi olarak kabul ettiği davalı beyanı, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3919 takip sayılı dosyasındaki alacağın alınabilmesini sağlamak amacıyla açılan tasarrufun iptali davasına davalı ... tarafından verilen cevap dilekçesidir.

Borcun dış üstlenilmesi TBK. 196 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre borcun üstlenilmesi, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılan bir sözleşme ile olur. Bunun için de borcun, borcu üstlenene geçmesi için alacaklı ve borcu üstlenenin birbirine uygun, karşılıklı irade beyanları bulunmalıdır. Tarafların iradelerinin yorumlanmasında, borcun üstlenildiği hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olması gerekir. Olayın koşullarına göre üstlenme iradesi başka türlü anlaşılmamalıdır. Somut olayda davalı, asıl borçlu olan dava dışı şirketin %99 hissesine sahip ortağı ve yetkilisi olması dolayısıyla, taraflar arasında yapılan ticari ilişkiden bahsetmek suretiyle hakkında da İstanbul 5.

İcra Müdürlüğü'nün 2014/3919 takip sayılı dosyasıyla başlatılan takip sebebiyle bir beyanda bulunmuş ve davaya cevap dilekçesi sunmuştur. Cevap dilekçesinin içeriği ve tasarrufun iptali davasının dayanağının da anılan icra dosyası borcu olduğu dikkate alındığında dava dışı şirket ve ... aleyhine yapılan takiplerdeki ve bu takipteki tüm borcu üstlendiği anlamında açık ya da örtülü bir borcu üstlenme iradesi bulunmamaktadır. Zira öncelikle cevap dilekçesinin içeriğine göre TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı da birlikte değerlendirilerek gerçek iradenin ortaya konulması gerekir. Belirtildiği gibi, anılanın şirketin ortağı ve yetkilisi olması sebebiyle beyanın içeriği şirket borcuna yönelik olarak değerlendirilmelidir.

Nitekim dava devam ederken davalı icra takibine konu çeklerden dolayı borçlu olmadığına dair menfi tespit davasını da açmıştır. Kaldı ki menfi tespit davasına verilen cevapta, davalı şirket, ...'ın kendisinin borçlu olduğunu kabul ve ikrar ettiğini belirtip, dava dışı şirket borçlarının üstlenildiğine dair bir kabulü de yoktur. Dolayısıyla cevap dilekçesi içeriği itibarıyla borcu üstlenme olarak kabul edilemeyecektir.

Cevap dilekçesi içeriği bir an için borcun üstlenilmesi olarak kabul edilse dahi, yukarıda belirttiğimiz gibi bu sadece tasarrufun iptali davasına konu teşkil eden icra takip dosyasındaki borca yönelik bir irade beyanı olduğu gibi alacaklının borcun üstlenilmesi önerisine yönelik kabulü de bulunmamaktadır.

Zira bu durumda dahi borcu üstlenme iradesinin yanında alacaklının da açık veya örtülü kabul iradesi gerekir. Bir an için alacaklının dava açması örtülü kabul olarak değerlendirilse dahi TBK m. 197 uyarınca borcu üstlenenin süre tayin etmemesi halinde, TMK m 2 uyarınca aradaki süre nazara alındığında önerinin reddi olarak da yorumlanmalıdır. Nitekim tasarrufun iptali davasında verilen 01.05.2014 tarihli cevap dilekçesi sonrasında işbu alacak davası, diğer menfi tespit davasının alacaklı aleyhine sonuçlanması ve kesinleşmesinden sonra 22.10.2015 tarihinde açılmış olup arada uzunca bir süre geçtiği gibi alacaklı hala davalının borcu ikrar ettiğini belirtmek suretiyle bu davayı açmıştır. Dolayısıyla borcun üstlenilmesi hususunda öneri bulunmadığı gibi üstlenmeyi kabul de söz konusu değildir.

Diğer taraftan yukarıda belirtildiği gibi cevap dilekçesinin içeriği karşısında bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde hangi borçların tam olarak üstlenildiği, üstlenilen borçların içerisine davacının dava dilekçesinin içerisinde belirttiği tüm takip dosyalarına konu alacakların girip girmediği hususunda bir değerlendirmede bulunmamakta ayrıca davalının tasarrufun iptali davasına verdiği cevap dilekçesinde "85.000 USD" borç ifade edilirken, "yaklaşık" ifadesinin kullanılmış olması karşısında bölge adliye mahkemesinin hiçbir araştırma yapmadan alacağın "85.000 USD" olarak belirlenmesi de doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına muhalifim.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/652591900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1333 E. 2019/893 K.

Tasarrufun iptali davasındaki borç ikrarı beyanının başka davada kesin delil sayılması

Gerekçe özeti

Bir kişinin, başka bir dava dosyasına (örneğin tasarrufun iptali davasına) sunduğu cevap dilekçesindeki açık borç ikrarı beyanı, o beyanın verildiği davanın konusundan bağımsız olarak, borç ilişkisinin ileri sürüldüğü başka bir alacak davasında kesin delil teşkil eder. Şirket yetkilisinin, yetkilisi olduğu şirketin borcunu bu şekilde üstlendiğine ilişkin beyanı, TBK 195 uyarınca iç üstlenme sözleşmesi, alacaklının bu üstlenmeye zımni rızası ise TBK 196 uyarınca dış üstlenme sözleşmesi niteliğindedir ve borç bu kişiden de talep edilebilir. Çeklere ilişkin açılan ve kambiyo hukuku nedenleriyle (ciro silsilesi, sıfatların birleşmesi) sonuçlanan menfi tespit davasının kabulü, cari hesap ilişkisine dayalı ayrı bir alacak davasının esasını etkilemez.

Emsal değeri

Başka bir dava dosyasına sunulan cevap dilekçesindeki borç ikrarı beyanının farklı bir alacak davasında kesin delil olarak kabul edilmesi ve şirket yetkilisinin bu beyanla şirket borcunu TBK 195/196 çerçevesinde üstlenmiş sayılması yönünden emsal niteliği taşımaktadır; BAM kararı olarak bağlayıcı değil ikna edici emsal değeri taşır.

Kavramlar: cari hesap alacağı borç ikrarı kesin delil iç üstlenme sözleşmesi (TBK 195) dış üstlenme sözleşmesi (TBK 196) menfi tespit davası ciro silsilesi tasarrufun iptali davası kambiyo senedi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1333

KARAR NO 2019/893

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/02/2018

NUMARASI 2016/205 E.- 2018/121 K.

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/06/2019

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin imal ettiği tekstil ürünlerini davalının %99 hissedarı olduğu dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne sattığını, davalının karşılığında gerek şirketi gerekse kardeşi... adına olan çekleri keşide ederek verdiğini, .... Bankası Laleli Şubesine ait 30.11.2013 tarihli 86.500-TL bedelli ve 31.12.2013 tarihli 86.500-TL bedelli keşidecisi ... San. Ve Tic. Ltd. Şti ve kefili davalı olan çeklerin bedellerinin ödenmemesi üzerine İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1288 E. sayılı dosyası üzerinden bu çeklere ilişkin olarak menfi tespit davası açtığını ve mahkemece hatalı ciro silsilesi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, davalının muvazaalı işlemler ve mal kaçırma kastıyla adına kayıtlı taşınmazı yakın akrabasına satmasından dolayı ise Küçükçekmece 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/145 E.

sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açılmış olup halen derdest olduğunu, davalının iş bu davaya sunduğu 01.05.2014 tarihli cevap dilekçesinde 85.000-USD borçlu olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, davalının müvekkiline gerçek borcunun ise 664.954,38-TL olduğunu, zira davalının verdiği ve bedeli ödenmeyip icra takibine konu edilen farklı çekler olduğu gibi davalının isteği üzerine kardeşi ... adına kesilip bedeli ödenmeyen ve icra takibine konu edilen faturalar da olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 85.000-USD’nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının beyanına göre bu davanın konusu olan alacak ile tasarrufun iptali davasının dayanağı icra takibine konu alacağın aynı olduğunu, müvekkilinin de söz konusu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle menfi tespit davası açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, dolayısıyla derdestlik itirazında bulunduklarını, öte yandan davacı tarafça da belirtildiği üzere davacı ile müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu ...San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve müvekkilinin kardeşi ... arasında ticari ilişki olduğunu, yine davacı beyanına göre yukarıda sözü edilen icra takibine konu çeklerde müvekkilinin kefil olduğunu, ancak çeke kefaletin ciro ile değil aval ile olacağını ve ayrıca kefalet için eş rızası gerektiğini, dolayısıyla bu iddianın da haksız olduğunu, davacının bu çekleri ...

Ltd. Şti.’nden aldığını ve ciro ederek müvekkiline verdiğini, aynı çekleri ciro yoluyla tekrar aldığını ve bankaya ibraz ettiğinde karşılığı olmadığı için arkalarını yazdırdığını, bu takip sonuçsuz kalınca tasarrufun iptali davası açtığını, işte davacının davasını dayandırdığı beyanın, müvekkilinin tasarrufun iptali davasına sunduğu ve kendisinin de borçlu zannederek hakkında şeklen kesinleşen takibe yönelik bir beyan olduğunu, oysa bu takibe konu borçtan dolayı sorumlu olmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğunu, tasarrufun iptali davasındaki beyanın bu davada delil olarak kullanılamayacağını, zira taraflar arasında başkaca bir borç alacak ilişkisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın bu çekten kaynaklı menfi tespit davası açtığı ve davaya konu çeklerin keşidecisi ...firması, lehtarı iş bu dava davacısı olup, davacı cirosundan iş bu dava davalısına ve sonra tekrar davacıya geriye ciro ile ciro edildiği ve çekin karşılıksız çıktığı, geriye cirodan sonra kendisinin sorumlu olduğu kişilere karşı müracaat borçlusu olarak başvurması mümkün olmadığı, zira alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının birleştiği, nitekim menfi tespit davasının kabul edildiği ve kararın kesinleştiği, dolayısıyla icra dosyasında borçlu görünen davalının borçlu olmadığı mahkeme kararı ile kesinleştiğinden bu hususta başkaca bir yargılamaya gerek duyulmadığı, mesnedi beyanın ayrıca ve açıkça müstakil bir borç ikrarı içermediği ve ayrı bir dava konusu oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında davanın reddedilme nedenine ilişkin makul bir açıklama yapılmadığını, müvekkilinin imal ettiği ürünleri davalının %99 hissedarı olduğu ... Ltd. Şti.’ne sattığını, karşılığında davalının gerek şirketi gerekse kardeşi adına olan çekleri keşide ederek müvekkiline verdiğini, İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takibine konu çeklerin de bu çeklerden olduğunu, davalının bu çeklerde ayrıca kefil olduğunu, bu icra takibine yönelik olarak açılan tasarrufun iptali davasında ise davalının müvekkiline borçlu olduğunu ikrar ettiğini, söz konusu beyanın bu davada kesin delil niteliğinde olduğunu, ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, davalı tarafça açılan menfi tespit davasının ise kıymetli evrak hukukundan kaynaklanan bir nedenle kabul edildiğini, işin esasına girilmediğini, iş bu davada taraflar arasında ticari ilişkinin araştırılmadığını, tarafların ve ....

Şirketinin ticari defterlerinin taleplerine rağmen incelenmediğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ...Ltd. Şti.’ne mal sattığını, buna karşılık keşidecisi ... Ltd. Şti ve davalının kardeşi ... olan çeklerin verildiğini, iki adet çekte davalının aynı zamanda kefil olduğunu, davalının talebi üzerine faturaların ...adına düzenlendiğini, ancak çeklerin tahsil edilememesi nedeniyle icra takipleri başlatıldığını, davalının kefil olduğu 2 adet çeke dayalı olarak ... Ltd. Şti. ve davalı hakkında başlatılan icra takiplerinde muvazaalı satış yapılması üzerine davalı hakkında Tasarrufun İptali davası açıldığını ve davalının o dava dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde kendisine 85.000-USD borçlu olduğunu kabul ve ikrar ettiğini ileri sürerek ikrar edilen bu alacağın tahsilini istemiş, davalı ise davacı ile ticari ilişkisi olmadığı gibi kendisinin çeklerde kefil olmasının söz konusu olmadığını, yalnızca sözü edilen iki adet çekin davacı tarafından kendisine ciro edildikten sonra tekrar davacıya ciro edildiğini, ayrıca bu çeklere ilişkin olarak açılan menfi tespit davasının kabul edildiğini, tasarrufun iptali dava dosyasına sunulan beyanın ise söz konusu icra takibine ilişkin olarak ve şirketin borcu kastedilerek verildiğini savunmuştur.

Dosya kapsamı incelendiğinde, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu belirtilen dava dışı ... Ltd. Şti. ve davalının kardeşi olduğu belirtilen dava dışı ... tarafından keşide edilen bir kısım çeklerin davacı lehine düzenlendiği, ayrıca davacı tarafın mal satışına ilişkin olarak .... adına faturalar düzenlendiği, borcun ödenmemesi üzerine gerek çeklere gerekse faturalara dayalı olarak ayrı ayrı icra takipleri başlatıldığı görülmüştür. Diğer çeklerde ve icra takiplerinde davalı taraf olmamakla birlikte, İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, ... ve ... nolu 86.500- ‘er TL bedelli keşidecisi ...Ltd. Şti., lehdarı davacı olan , davacı tarafından iş bu dava davalısına ciro edildiği, ardından yine davacıya geriye ciro edildiği ve karşılıksız işlemi gördüğü belirtilen 2 adet çeke dayalı olarak ...

Ltd. Şti. ve davalı hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/145 Esas sayılı dosyası incelendiğinde ise, davacısı iş bu dava davacısı, davalıları iş bu dava davalısı ile ...olan, İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte yapıldığı ileri sürülen muvazaalı satışın iptalini konu alan bir dava olduğu, davanın reddine karar verildiği görülmüştür.İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1288 E., 2015/561 K. sayılı 30.06.2015 tarihli kararında ise , ....E. sayılı icra takibine konu çeklerde lehdar davalı şirketten(yan iş bu dava davacısından) sonra davacı(yani iş bu dava davalısı) cirosu olduğu, daha sonra tekrar geriye davalıya ciro edildiği ve çeklerin karşılıksız çıktığı, çeklerin geriye ciro alınarak başkalarına ciro edilmesi mümkün ise de davalının kendisinin sorumlu olduğu kişilere karşı müracaat borçlusu olarak başvurmasının mümkün olmadığı,borçlu ve alacaklı sıfatları birleştiğinden davalının davacıya karşı bu çeklere dayalı takip başlatmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar temyiz incelemesinden geçip onanarak kesinleşmiştir.Davacı tarafça iş bu davaya dayanak yapılan ve Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/145 Esas sayılı dosyasında iş bu dava davalısı tarafından sunulan 01.05.2014 tarihli cevap dilekçesi incelendiğinde, davalının beyanının“..Ben ve benim şirketim davacı ile 5-6 seneden beri tekstil alışverişi yaparız.

Ben ve şirketim davacı şirketten yaklaşık bir buçuk milyon dolarlık kadife bornozluk havlu ve tekstil ürünleri aldık. Bu ürünleri Rusya’da işleyerek sattık ve aldıklarımızın hemen hemen hepsinin parasını ödedik. Yalnız Rusya’daki ekonomik kriz nedeniyle işleyerek sattığımız bazı malların parasını henüz alamadık ve işleyemediğimiz bir kısım mallar da Rusya’da işyerimizde hazır duruyor. Bu nedenle davacı tarafa yaklaşık 85.000-USD borcum var. Ben bu borcu inkar etmiyorum. Sattığımız malların parasını aldığımda ödeyeceğim. Ayrıca işlenmeyen mallar işlenip paraya çevrildiğinde davacıya ödeyeceğim. Davacıyla yapılan ticari ilişki sonucu yaklaşık 1.415.000-USD ödenmiştir. Ben ve şirketim bu borcu ödeyeceğiz.

Fakat davacı sabırsız ve ödeme için bize zaman tanımadığından hem icraya başvurmuş hem de bu davayı açmıştır. Bu nedenle davacı haksızdır....” şeklinde olduğu görülmüştür. İş bu alacak davası, davacının alacağına karşılık verilen çeklere dayalı olarak değil, davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirketle olan cari hesabına dayalı olarak açılmış bir alacak davasıdır. Ancak davalının da taraf olduğu icra takibine ilişkin olarak açılan tasarrufun iptali davasında davalının sunduğu cevap dilekçesindeki yukarıda açıklanan beyanına iş bu davada delil olarak dayanılmıştır. Dolayısıyla davalı tarafından açılan menfi tespit davasında, kambiyo hukukundan kaynaklanan nedenlerle davalının ciranta olarak göründüğü çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olmasının, iş bu davanın esasına bir etkisi bulunmamaktadır.

İş bu davada uyuşmazlık davacının, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu ....Ltd. Şti. ile olan ticari ilişkisi nedeniyle cari hesap alacağı olup olmadığı ve davalının bu borçtan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı tarafın beyanlarından ve dosya kapsamından ticari ilişkinin doğrudan davalı ile değil yetkilisi olduğu şirketle kurulduğu ancak davacının talebi üzerine faturaların Rusya’da işleri takip eden kardeşi .... adına düzenlendiği anlaşılmakta ise de, davalının tasarrufun iptali dava dosyasına sunduğu yukarıda sözü edilen cevap dilekçesindeki beyanları ile yetkilisi olduğu şirketin 85.000-USD borcu olduğunu kabul ettiği ve bu borcu şirket ile birlikte üstlendiği anlaşılmaktadır.

Zira borcu üstlenen davalı aynı zamanda borçlu şirket yetkilisi de olduğundan bu beyanı TBK 195. m. uyarınca bir iç üstlenme sözleşmesi niteliğinde olduğu gibi, davacının da bu üstlenmeye zımnen rıza gösterdiği dolayısıyla TBK 196. m. uyarınca dış üstlenilme sözleşmesinin de mevcut olduğu kabul edilmelidir. Davalının bu beyanı borcun ikrarı mahiyetinde olup, iş bu davada kesin delil teşkil eder. Davalı ödeme savunmasında da bulunmadığına göre, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir. O halde ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının 85.000-USD alacak talebinde haklı olduğunun tespiti ile davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)b-2 m.

uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne, ancak avans faizi talebi haklı olmadığından 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca faize hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2018 Tarihli 2016/205 Esas 2018/121 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜ ile;

85. 000-USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında faiz işletilmek suretiyle ve İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı, İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı ve Küçükçekmece ....İcra Müdürlüğü’nün .... Esas-.... Esas ve.... Esas sayılı icra takipleri ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,”İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 17.210,02- TL nispi harçtan 4.302,51- TL peşin nisbi harcın mahsubu ile bakiye 12.907,51- TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen toplam 4.302,51- TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davacı tarafından ödenen 33,50-TL ilk masraf ve 177- TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 210,50-yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 21.066,40- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Kararın kesinleşmesi ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına,Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan toplam 62-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.